arkadaş ortamında herkesi organize eden kişi
iş bitiricidir.bunlar genelde 14 kişilik halı saha ekibini kafada 20 saniyede belirleyip 1 saat içinde sahada toplar.
devamını gör...
bir çocuk orucu var bir de çocuklunun orucu
tüm gün hem çocuklarıyla ilgilenen;hem onların gümbürtüsuyle beyni çalkalanan,hem de sürekli dağılan evde duzen ve temizlik sağlamaya çalışan 'çocuklunun orucu'
bazen bir insaat çalışanı kadar efor sarfeden,
çamaşır-bulaşık makinaları arasinda mekik dokurken bir yandan da orucsuz ya da cocuk oruclu evlatlarinin karnini doyurmaya calisan;iftar hazirlarken belki de degme restrantlarin seflerinden cok yorulan cocuklu annenin orucu..
bazen bir insaat çalışanı kadar efor sarfeden,
çamaşır-bulaşık makinaları arasinda mekik dokurken bir yandan da orucsuz ya da cocuk oruclu evlatlarinin karnini doyurmaya calisan;iftar hazirlarken belki de degme restrantlarin seflerinden cok yorulan cocuklu annenin orucu..
devamını gör...
kısa şiirler
durakta üç kişi
adam kadın ve çocuk
adamın elleri ceplerinde
kadın çocuğun elini tutmuş
adam hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü
kadın güzel
güzel anılar gibi güzel
çocuk güzel anılar gibi hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi güzel
(bkz: cemal süreya)
adam kadın ve çocuk
adamın elleri ceplerinde
kadın çocuğun elini tutmuş
adam hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü
kadın güzel
güzel anılar gibi güzel
çocuk güzel anılar gibi hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi güzel
(bkz: cemal süreya)
devamını gör...
kitaplardaki cümlelerin altını çizmek
önceden kitaplarımın köşesi kıvrılsa üzülüyordum. ama şimdi altını da çiziyorum. bilmediğim kelime varsa anlamını da yazıyorum. okuduğum her şeyden tam bir verim almak için uğraşıyorum. çünkü ileride o kitabı elime alınca okuduğum anı, altını çizerken hissettiğim duyguyu hatırlamak istiyorum.
sadece okuyup rafa kaldırdığım kitapları da seviyorum ama kitaba dair aklımda kalan pek bir şey olmuyor. bana hiçbir şey katmamış gibi geliyor.
sevgilime altını çizdiğim kitaplarımı vermiştim. o da okuyup çizdiğim satırlara kendi hislerini yazmıştı. birini tanımanın da en güzel yolu bence. tam altını çizeceksin ama o çizmiş. aynı duyguları hissederek okumak çok hoş değil mi?
kitaplarınızın altını çizmekten korkmayın. o çizikler sizin duygularınız, düşünceleriniz. yeterince monotonlaşan hayatta hislerimizi yaşayacağımız dünyaya ihtiyacımız var.
sadece okuyup rafa kaldırdığım kitapları da seviyorum ama kitaba dair aklımda kalan pek bir şey olmuyor. bana hiçbir şey katmamış gibi geliyor.
sevgilime altını çizdiğim kitaplarımı vermiştim. o da okuyup çizdiğim satırlara kendi hislerini yazmıştı. birini tanımanın da en güzel yolu bence. tam altını çizeceksin ama o çizmiş. aynı duyguları hissederek okumak çok hoş değil mi?
kitaplarınızın altını çizmekten korkmayın. o çizikler sizin duygularınız, düşünceleriniz. yeterince monotonlaşan hayatta hislerimizi yaşayacağımız dünyaya ihtiyacımız var.
devamını gör...
edebiyat öğretmeni
türk edebiyatını ve türk dilini öğreten kişilerdir. bazıları edebiyat sanatının, dilin inceliklerini öğretip; onları oldukça sevdirir.
aynı zamanda hayatıma yön veren iki kadının branşıdır. biri harika bir öğretmen olduğu için diğeri de çok kötü bir öğretici olduğu için. birinin yaptıklarını kendime örnek alırken bir diğerinin davranışlarına yaklaştığım anda pusulamın şaştığını anlarım. hemen yönümü değiştirme ihtiyacı duyarım.
yıllar yılı ne zaman ruhum biraz sıkılsa rüyalarıma girer kadın. tahtaya çıkartıp ezbere şiir okuturdu. şiirin ortasında durdurup başka bir konudan konuşur konuşur, birden "hadi devam et." derdi. o anda panik halinde içimizden şiiri tekrar edip dururduk çünkü bilirdik ki kaldığın yerden devam edemezsen bir günde duyulma ihtimali olan bütün hakaretleri edecektir. sonra ben o sandalyeye geçince hiç ezberden şiir okutmadım. çünkü çocuklarıma endişe etmeleri gerekenin şiiri ezberden okumak değil de hakkını vererek okumak olduğunu, öğretmeyi amaçladım.
aynı zamanda hayatıma yön veren iki kadının branşıdır. biri harika bir öğretmen olduğu için diğeri de çok kötü bir öğretici olduğu için. birinin yaptıklarını kendime örnek alırken bir diğerinin davranışlarına yaklaştığım anda pusulamın şaştığını anlarım. hemen yönümü değiştirme ihtiyacı duyarım.
yıllar yılı ne zaman ruhum biraz sıkılsa rüyalarıma girer kadın. tahtaya çıkartıp ezbere şiir okuturdu. şiirin ortasında durdurup başka bir konudan konuşur konuşur, birden "hadi devam et." derdi. o anda panik halinde içimizden şiiri tekrar edip dururduk çünkü bilirdik ki kaldığın yerden devam edemezsen bir günde duyulma ihtimali olan bütün hakaretleri edecektir. sonra ben o sandalyeye geçince hiç ezberden şiir okutmadım. çünkü çocuklarıma endişe etmeleri gerekenin şiiri ezberden okumak değil de hakkını vererek okumak olduğunu, öğretmeyi amaçladım.
devamını gör...
insanı mahcup eden şeyler
benim için övülmektir.
devamını gör...
günün şiiri
fay-murathan mungan
kaç kişiyim bu yalnızlığın ortasında
bir boğa, bir leopar
arena ve opera
iyot ve rüzgar
arsenik ve sözcükler arasında
yüzüm çalılıklarla kaplı
aralayan gözüpek avcılar
için parslar geziyor kuytularında
iyi yürekli bir canavar saklanıyor
yazdıklarımın ve yüzümün
satırlarında
kendim için büyük bir tehlikeyim artık
ilerliyorum
içimdeki yer çatlağı boyunca.
kaç kişiyim bu yalnızlığın ortasında
bir boğa, bir leopar
arena ve opera
iyot ve rüzgar
arsenik ve sözcükler arasında
yüzüm çalılıklarla kaplı
aralayan gözüpek avcılar
için parslar geziyor kuytularında
iyi yürekli bir canavar saklanıyor
yazdıklarımın ve yüzümün
satırlarında
kendim için büyük bir tehlikeyim artık
ilerliyorum
içimdeki yer çatlağı boyunca.
devamını gör...
sevilen türkünün en vurucu sözleri
"yâre tenha sözlerim var,
ben diyemem ele karşı."
ben diyemem ele karşı."
devamını gör...
günün sözü
kişi ödevini yapmadıkça suçu devlette arar. birkaç şey bulmakta gecikmez.
devlet ödevini yapmadıkça suçu halkda arar.birkaç kişi bulmakta gecikmez.
özdemir asaf
devlet ödevini yapmadıkça suçu halkda arar.birkaç kişi bulmakta gecikmez.
özdemir asaf
devamını gör...
evdekilere küsüp kızınca yapılanlar
çığlık atmak.
dolaşır durur aaaa diye çığırırım. babam at kızım dök içini derken annem sus kız komşular duyup bu kıza napıyorlar evde der.
tutarsız ebeveyn tutumu.
ben de işte bu sayede tutarlarsa tutarlıyım tutmazlarsa tutarsızım*
nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça!
dolaşır durur aaaa diye çığırırım. babam at kızım dök içini derken annem sus kız komşular duyup bu kıza napıyorlar evde der.
tutarsız ebeveyn tutumu.
ben de işte bu sayede tutarlarsa tutarlıyım tutmazlarsa tutarsızım*
nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça!
devamını gör...
kenan birkan
abi dediği adam tarafından hayatının darbesini yiyip sevdiği ona ihanet ediverince bunun intikamını almak için çıktığı yolda başka bir hain kadına aşık olup bedelini hayatıyla ödeyen haluk bilginer tarafından canlandırılan ezel karakteri.
devamını gör...
hobi sahibi olmak
mevcut ekonomik koşullarda ve öğrenci iseniz, imkansıza yakındır.
devamını gör...
erkek liderlerin kadın liderlere göre daha fazla olması
erkek egemen düzen yüzünden. seçme seçilme hakkı verileli 100 yıl olmadı.
yoksa angela merkel, kralice ya da jacinda ardern güçsüz müdür?
yoksa angela merkel, kralice ya da jacinda ardern güçsüz müdür?
devamını gör...
take me to church
hozier 'in şarkısı.benim için tam bir başyapıt.
devamını gör...
10 yaşındaki çocuğa tecavüz etmeye çalışırken yakalanan kişi
bu haber sabahtan beri önüme düşüyor. başlığı açacak cesareti kendimde bulamadım. günden güne kötüye gidiyoruz. ortak akıl yürütecek, suçluyu evrensel hukukun gereklerine göre yargılayacak mekanizmalar tamamen devre dışı bırakılmış. twitter'da kimin sesi gür çıkarsa adalet ondan taraf oluyor. (bkz: adalet bakanı'nın adaletsizliğe isyan etmesi)
hilafet isteyenler, pedofiller fütursuzca ortalıkta dolaşıyor. eğitim ortaçağ tedrisatı anlayışına indirgendikçe şiddet toplumun geneline yayılıyor.
tüm toplumun ortak noktada buluşması gereken normlar marjinallerin aptalca çıkışları yüzünden sönümleniyor. kısaca örneklemek gerekirse dünden itibaren (bkz: samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadın) olayını sosyal medyadan yakınen takip ediyorum. bir taraf bu olayı ülkücülere mal etmek için yoğun çaba harcarken, diğer taraf bu canavar hisli adamı aklamaya çabalıyor. halkın çok büyük bir kesimi bu şiddeti kınarken bu olay üzerinden siyaset yapılması, algı operasyonları çekilmesi türk halkına kurulan bir tuzaktır. biz böyle bir ülke değildik, halkımız bu kadar kutuplaşan bir halk değildi. geleceğimize dair kötümserim.
hilafet isteyenler, pedofiller fütursuzca ortalıkta dolaşıyor. eğitim ortaçağ tedrisatı anlayışına indirgendikçe şiddet toplumun geneline yayılıyor.
tüm toplumun ortak noktada buluşması gereken normlar marjinallerin aptalca çıkışları yüzünden sönümleniyor. kısaca örneklemek gerekirse dünden itibaren (bkz: samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadın) olayını sosyal medyadan yakınen takip ediyorum. bir taraf bu olayı ülkücülere mal etmek için yoğun çaba harcarken, diğer taraf bu canavar hisli adamı aklamaya çabalıyor. halkın çok büyük bir kesimi bu şiddeti kınarken bu olay üzerinden siyaset yapılması, algı operasyonları çekilmesi türk halkına kurulan bir tuzaktır. biz böyle bir ülke değildik, halkımız bu kadar kutuplaşan bir halk değildi. geleceğimize dair kötümserim.
devamını gör...
f12'den karmayı edit as html ile 500 yapıp rozet almaya çalışmak
hava almakla sonuçlanacak eylemdir. yemezler.
devamını gör...
türkiye'yi yaşanmaz kılan detaylar
adalete ve hukuka olan güvensizlik.
polisin salmış olduğu korku.
yani yarın iş yerinde veya kamusal bir alanda tacize uğrasam, yahut trafik cezamı ödediğim halde ikinci kere ödemek zorunda kalsam derdimi hiç kimseye anlatamayacağımı bilmek bana kendimi çok aciz ve mutsuz hissettiriyor.
diğerlerinin hepsi bir yana bana göre bir ülkeyi en yaşanmaz kılan şeyler bunlar. eminim kimse yalnızlıktan parklarda kar manzarası ya da kilise, köprü fotoğrafları paylaşmak için göç etmiyordur avrupa'ya ya da abd'ye...
polisin salmış olduğu korku.
yani yarın iş yerinde veya kamusal bir alanda tacize uğrasam, yahut trafik cezamı ödediğim halde ikinci kere ödemek zorunda kalsam derdimi hiç kimseye anlatamayacağımı bilmek bana kendimi çok aciz ve mutsuz hissettiriyor.
diğerlerinin hepsi bir yana bana göre bir ülkeyi en yaşanmaz kılan şeyler bunlar. eminim kimse yalnızlıktan parklarda kar manzarası ya da kilise, köprü fotoğrafları paylaşmak için göç etmiyordur avrupa'ya ya da abd'ye...
devamını gör...
we are marshall
2006 yılında vizyona giren basil ıwanyk yapımı film. gerçek bir olaydan uyarlanmistir.
yönetmenliğini joseph mcginty nichol , başrollerini matthew mcconaughey, matthew fox, anthony mackie, david strathairn, ıan mcshane üstlenmiş.
imbd puanı olarak 7.1 olarak gösterilse de bana göre kendi sekmenti filmler arasında daha yüksek bir puanı hakediyor.
türkiye'de zafer bizimdir olarak gösterime girmiştir.
amerika'nın marshall universitesi amerikan futbolu takımı koçları ve oyuncuları ile 1970 yılında bir uçak kazasında hayatlarını kaybeder. kaza universitenin ve şehrin psikolojisi üzerinde olumsuz etki yaratir. film kaza sonrasında yeni bir futbol takimi kurulması ve bunun etkilerini anlatmaktadır.
amerika'nın new york ya da philadelphia gibi bilinen şehirlerinin aksine daha az bilinen bir coğrafyasında çekilmesi,
amerikan milliyetçiliğinin ön planda olmaması, "oleyy ne güzel başardık, takım oyunu budur işte " diyerek topyekûn bir başarıdan ziyade başka türlü düşünenlerin de konuya dahil edilmesi filmi anlamlı kılan yönleridir.
kazanmak,zafer, rekabet gibi kavramların yerine aidiyet, kibir, ölümü kabulleniş tarzlarının farklılığı , fedakarlık gibi konuları seçmeyi tercih etmiş olmasi , dönem insanlarının giyimleri yaşam tarzlari inanışları gibi konuları da çok iyi betimlemesi ile dikkatimi cekmistir.
filmin sonunda oyuncularından maç spikerlerine, vefat eden oyuncuların ailelerine kadar her bir kahramanın hayatının nasıl devam ettiği hakkında bilgi vermesi filmin bir diğer güzel özelliğidir.
son olarak marshall takımı amerikan futbolu tarihinde önemli ilklere ve başarılara imza atarak verilen emeğin boşa gitmediğini göstermiştir.
yönetmenliğini joseph mcginty nichol , başrollerini matthew mcconaughey, matthew fox, anthony mackie, david strathairn, ıan mcshane üstlenmiş.
imbd puanı olarak 7.1 olarak gösterilse de bana göre kendi sekmenti filmler arasında daha yüksek bir puanı hakediyor.
türkiye'de zafer bizimdir olarak gösterime girmiştir.
amerika'nın marshall universitesi amerikan futbolu takımı koçları ve oyuncuları ile 1970 yılında bir uçak kazasında hayatlarını kaybeder. kaza universitenin ve şehrin psikolojisi üzerinde olumsuz etki yaratir. film kaza sonrasında yeni bir futbol takimi kurulması ve bunun etkilerini anlatmaktadır.
amerika'nın new york ya da philadelphia gibi bilinen şehirlerinin aksine daha az bilinen bir coğrafyasında çekilmesi,
amerikan milliyetçiliğinin ön planda olmaması, "oleyy ne güzel başardık, takım oyunu budur işte " diyerek topyekûn bir başarıdan ziyade başka türlü düşünenlerin de konuya dahil edilmesi filmi anlamlı kılan yönleridir.
kazanmak,zafer, rekabet gibi kavramların yerine aidiyet, kibir, ölümü kabulleniş tarzlarının farklılığı , fedakarlık gibi konuları seçmeyi tercih etmiş olmasi , dönem insanlarının giyimleri yaşam tarzlari inanışları gibi konuları da çok iyi betimlemesi ile dikkatimi cekmistir.
filmin sonunda oyuncularından maç spikerlerine, vefat eden oyuncuların ailelerine kadar her bir kahramanın hayatının nasıl devam ettiği hakkında bilgi vermesi filmin bir diğer güzel özelliğidir.
son olarak marshall takımı amerikan futbolu tarihinde önemli ilklere ve başarılara imza atarak verilen emeğin boşa gitmediğini göstermiştir.
devamını gör...
edebiyat dedikoduları
orhan kemal, 1960'lı yılların başında dostu fikret otyam'a yazdığı mektupta " çiğ köfte, beyti kebabı, adana kebabı ve domates salatasıyla kafa çekmenin, çekebilmenin zevki emin ol nobel'e namzet gösterilmekten çok daha fazla" demiş.
yazar, burada hayalini kurduğu nobel'in vereceği zevki kebaplar ve salata ile kıyaslamış.
yazar, burada hayalini kurduğu nobel'in vereceği zevki kebaplar ve salata ile kıyaslamış.
devamını gör...
