sahte haberlerin sahte anılara neden olma ihtimali
aklıma confirmation bias'ı getiren haber.
confirmation bias'a göre kişi kendi inanç ve varsayımlarını destekleyen bilgileri kayırır ve öne çıkarmak için çabalar. hatta bu duruma self verification yani kendi kendine doğrulama/ kendini doğrulama eşlik eder.
haberdeki olay biraz daha farklı olsa da mantık aynı. kendi düşüncelerinin doğruluğunu göstermek için yalan haberleri kayırıp, bir de buna sahte anılar tayin etmişler. hatta ediyoruz. bu duruma etki eden birçok sosyal psikoloji terimi olduğunu düşünüyorum. hatta şimdi kafadan 5-10 tane sayarım lakin araştırma ve kaynak taraması yapmadan doğru olmaz*.
confirmation bias'a göre kişi kendi inanç ve varsayımlarını destekleyen bilgileri kayırır ve öne çıkarmak için çabalar. hatta bu duruma self verification yani kendi kendine doğrulama/ kendini doğrulama eşlik eder.
haberdeki olay biraz daha farklı olsa da mantık aynı. kendi düşüncelerinin doğruluğunu göstermek için yalan haberleri kayırıp, bir de buna sahte anılar tayin etmişler. hatta ediyoruz. bu duruma etki eden birçok sosyal psikoloji terimi olduğunu düşünüyorum. hatta şimdi kafadan 5-10 tane sayarım lakin araştırma ve kaynak taraması yapmadan doğru olmaz*.
devamını gör...
babaya peder diye hitap etmek
babuş diyeni duydu bu kulaklar. peder gayet iyi diye düşünüyorum.
devamını gör...
genç kızın cesedine tecavüz eden teknik servis çalışanı
ingiltere’de yaşanan ilginç şerefsizliktir. hayatını kaybettiği hastanede morga kaldırılan genç kızın cesedine nekrofili olan teknik servis çalışanı tam 3 kere tecavüz etmiş. bu nasıl sapıklıktır aklım almıyor ulan pes ya! durumu duyan annesi çılgına dönmüş tabi doğal olarak.
ingiltere'de yaşayan azra kemal isimli kız, hayatını kaybettiği hastanenin morguna kaldırıldı. ancak genç kızın cansız bedeni, hastanenin morgunda teknik servis çalışanı david fuller'in tecavüzüne uğradı. olayın ortaya çıkmasının ardından kızının tecavüze uğradığı haberini alan nevres kemal, bıçakla gittiği karakolda "onu kalbinden bıçaklayacağım” diyerek fuller’e saldırmaya çalıştı.
kaynak; www.sondakika.com/amp/haber...
ingiltere'de yaşayan azra kemal isimli kız, hayatını kaybettiği hastanenin morguna kaldırıldı. ancak genç kızın cansız bedeni, hastanenin morgunda teknik servis çalışanı david fuller'in tecavüzüne uğradı. olayın ortaya çıkmasının ardından kızının tecavüze uğradığı haberini alan nevres kemal, bıçakla gittiği karakolda "onu kalbinden bıçaklayacağım” diyerek fuller’e saldırmaya çalıştı.
kaynak; www.sondakika.com/amp/haber...
devamını gör...
para karşılığı tez yazdırırken dolandırılmak
ülkemin yeni dolandırıcılık yöntemlerinden birisi. iki taraf da kendince dolandırıcı aslında...
her açıdan emek hırsızlığına alıştık zaten bu ülkede, ki kendi emeğiyle bir yerlere gelmek isteyenlere çelme takmaya devam ediyoruz.
insanlar ne kadar ünvan meraklısı oldular? parayla tez yazdırmak nedir? bir yerlere gelebilmek için kendin olman artık işe yaramıyor. illa yalan, illa riyakarlık, sahtekarlık yapmak gerekiyor. bu yüzden de insanlar o ünvanların içini boşaltmak için elinden geleni yapıyor. sosyal medyada örneklerini her gün görüyoruz, daha da artacak sayenizde.
bu parayı veren insan, hocalara da sallıyordur belki. online eğitimde hoca böyle konuştu, şöyle hitap etti vb. diye... sen daha emeğin karşılığı nedir bilememişsin, şimdiden içini boşaltmaya başlamışsın kavramların. sonra bir gün bir şekilde sen de hoca olduğunda senden de aynı davranışlar görürürüz korkarım. çünkü o hitap tarzına kızdığın hoca da senin gibi bir kafayla hocalık yapıyor.
boş insanlar ünvanları çok sever. sırf yüksek lisans yapmış olmak için bu tür yöntemlere başvurulması her geçen gün (olamayan) bilimin içinin boşaltıldığını tekrar tekrar görmemize neden oluyor. bunu yapan bir kimseden de ileride bilim yapmasını ya da öğrendiği bilgileri mesleğinde uygulamaya koymasını da beklemeyelim.
her açıdan emek hırsızlığına alıştık zaten bu ülkede, ki kendi emeğiyle bir yerlere gelmek isteyenlere çelme takmaya devam ediyoruz.
insanlar ne kadar ünvan meraklısı oldular? parayla tez yazdırmak nedir? bir yerlere gelebilmek için kendin olman artık işe yaramıyor. illa yalan, illa riyakarlık, sahtekarlık yapmak gerekiyor. bu yüzden de insanlar o ünvanların içini boşaltmak için elinden geleni yapıyor. sosyal medyada örneklerini her gün görüyoruz, daha da artacak sayenizde.
bu parayı veren insan, hocalara da sallıyordur belki. online eğitimde hoca böyle konuştu, şöyle hitap etti vb. diye... sen daha emeğin karşılığı nedir bilememişsin, şimdiden içini boşaltmaya başlamışsın kavramların. sonra bir gün bir şekilde sen de hoca olduğunda senden de aynı davranışlar görürürüz korkarım. çünkü o hitap tarzına kızdığın hoca da senin gibi bir kafayla hocalık yapıyor.
boş insanlar ünvanları çok sever. sırf yüksek lisans yapmış olmak için bu tür yöntemlere başvurulması her geçen gün (olamayan) bilimin içinin boşaltıldığını tekrar tekrar görmemize neden oluyor. bunu yapan bir kimseden de ileride bilim yapmasını ya da öğrendiği bilgileri mesleğinde uygulamaya koymasını da beklemeyelim.
devamını gör...
mustafa kemal'in ne işi var burada diyen şey
anadilinde mesaj yazmayı dâhi başaramayan canlının utanç verici beyanıdır. yetiştirdiği çocuklara üzüldüm.
devamını gör...
kadın yazarların daha aktif olması
bir eril kişilik olarak beni son derece rahatsız eden durum ortamdaki östrojen kokusundan burnumun direkleri sızladı.
devamını gör...
şu an konuşulan konudan bir cümle
bu defa can sıkıntısından bir başlık da ben açmak istedim.
bulunduğunuz ortamda devam eden sohbette ya da yanınızdan geçen insanlardan duyduğunuz belki de açık kalan ve işlemediğiniz tv den bir cümleyi yazacağınız başlık.
ilk örnek benden gelsin; peder bey anlatıyor.
- ulan 25 yıl sen oturdun biz sesimizi çıkarmadık, şurada ölümüme kaç yıl kaldı? bırak biraz da ben oturayım !!!
bulunduğunuz ortamda devam eden sohbette ya da yanınızdan geçen insanlardan duyduğunuz belki de açık kalan ve işlemediğiniz tv den bir cümleyi yazacağınız başlık.
ilk örnek benden gelsin; peder bey anlatıyor.
- ulan 25 yıl sen oturdun biz sesimizi çıkarmadık, şurada ölümüme kaç yıl kaldı? bırak biraz da ben oturayım !!!
devamını gör...
rutkay aziz
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevmediğiniz yazarlar
insanları etiketleyip sınıflandıran, yaftalayıp yakıştıran her türlü başlığa sahip yazarlar diyerek bahsi arttırıyorum
(bkz: başlık sahibi)
(bkz: başlık sahibi)
devamını gör...
eski günlükleri okumak
3. sınıfta günlüğüme şunları yazmışım:
" bugün kar çok yağdı öyle bir düştüm kii.. artık herkesten nefret ediyorum."
hayata bak.
" bugün kar çok yağdı öyle bir düştüm kii.. artık herkesten nefret ediyorum."
hayata bak.
devamını gör...
indistinct chatter (yazar)
uzun zamandır okuyup takip ettiğim değerli yazar... her ne kadar ilk tanımı kendisi yazmış olsa da, sayılmaz bence. kendisini anlatan ilk yazar olduğum için mutluyum. müzik paylaşımlarındaki kalitenin yanında (bkz: kadın bas gitaristler) gündeme dair yorumlarını da severek okuyorum. yeni film önerilerini bekliyorum *.
devamını gör...
eurovision
insanlarımız tarafından aşırı ciddiye alınan eğlence yarışması. bakın eğlence yarışması diyorum, bizimkiler her olayda olduğu hemen aşırı hırs yapıyor, rekabete giriyor. bakın ingiltere'ye, sıfır çekiyolar yıllardır. geçen de sıfır aldılar ama gayet de eğlendiler, eğlendik.
bide bizde küçüklükten beri ebeveynler çocukları “biz farklı dindeniz, bizi sevmiyolar, her olayda karşı tarafta olurlar, bize oy vermezler" gibisinden saçma sapan cümleler ile yetiştirdiğinden ülkedeki herkes kompleksli bireylere dönüştü. bu yüzden de en ufak şeyleri bile ciddiye alıp sinirleniyoruz, kişileştiriyoruz.
ha bide komşu ülkelere oy veriliyor bizde haksızlık yapılıyor diyenler için, arkadaşlar bu yarışmada komşuların birbirlerine puan verdiği sistem yıllar önce kaldırıldı. komşu puanlarından zarar eden sadece biz değildik ki biz de azerbaycan'dan puan alıyorduk ve azerbaycan'a puan veriyorduk. biz de o zamanki sisteme uyum sağlamıştık yani.
birde az önce eurovisionda iki performansımızı izledim, aşırı üzdü ya. şu geldiğimiz hale bak. o zamanki eğlenceye, enerjiye bak; birde şimdikine. bu ülkenin insanlarına eğlenceyi bile çok gördüler.
ülkece siyasal islam lanetinden kurtulursak eğer katılacağız, öyle umuyorum.
hem bakın, onlar da bizi çağırıyor.. :")
twitter.com/eschoney1/statu... .
bide bizde küçüklükten beri ebeveynler çocukları “biz farklı dindeniz, bizi sevmiyolar, her olayda karşı tarafta olurlar, bize oy vermezler" gibisinden saçma sapan cümleler ile yetiştirdiğinden ülkedeki herkes kompleksli bireylere dönüştü. bu yüzden de en ufak şeyleri bile ciddiye alıp sinirleniyoruz, kişileştiriyoruz.
ha bide komşu ülkelere oy veriliyor bizde haksızlık yapılıyor diyenler için, arkadaşlar bu yarışmada komşuların birbirlerine puan verdiği sistem yıllar önce kaldırıldı. komşu puanlarından zarar eden sadece biz değildik ki biz de azerbaycan'dan puan alıyorduk ve azerbaycan'a puan veriyorduk. biz de o zamanki sisteme uyum sağlamıştık yani.
birde az önce eurovisionda iki performansımızı izledim, aşırı üzdü ya. şu geldiğimiz hale bak. o zamanki eğlenceye, enerjiye bak; birde şimdikine. bu ülkenin insanlarına eğlenceyi bile çok gördüler.
ülkece siyasal islam lanetinden kurtulursak eğer katılacağız, öyle umuyorum.
hem bakın, onlar da bizi çağırıyor.. :")
twitter.com/eschoney1/statu... .
devamını gör...
psg (yazar)
an itibariyle aramızdan sonsuzluğa uğurlanmış yazar.
devamını gör...
uçurulan ve uzaklaşan yazarların entrylerini okumak
arada yaşadığım durum.
okuyup beğeniyorum e haliyle profillerine girmek istiyorum bi bakıyorum italikle yazılmış o malum yazılar..
mezar taşlarına bakıyormuş hissiyatı veriyor..
olur da bir gün uçurulursak/gidersek bu da burada dursun, mezar taşımızı kendimiz dikmiş olalım. *
okuyup beğeniyorum e haliyle profillerine girmek istiyorum bi bakıyorum italikle yazılmış o malum yazılar..
mezar taşlarına bakıyormuş hissiyatı veriyor..
olur da bir gün uçurulursak/gidersek bu da burada dursun, mezar taşımızı kendimiz dikmiş olalım. *
devamını gör...
veda edememek
her ne kadar zor seven ve sevdiği zaman sıkı sıkı sarılan bir insan olsamda yediğim psikolojik şamarlardan sonra değer görmediğimi ya da suistimal edildiğimi anladığım an gul gule diyip gitmeyi bilirim.
bazı ilişkiler sonsuzluğa yol alır ama her ilişki bunu haketmez.
t: insanı yıpratan ve bir an önce vazgeçilmesi gereken alışkanlık.
bazı ilişkiler sonsuzluğa yol alır ama her ilişki bunu haketmez.
t: insanı yıpratan ve bir an önce vazgeçilmesi gereken alışkanlık.
devamını gör...
milena'ya mektuplar
önce şunu söyleyerek başlamalıyım ki kafka benim azizim. ona olan hayranlığımı yeteneksiz yazarlığım anlatmaya yetmez. kafka’nın yazdığı herhangi bir sözcüğü okurken bile içim titriyor. her ölüm yıldönümünde içimde bir hüzünle geçiririm o günü. sanki yaz günü değilmiş gibi. kafka’nın okumadığım tek bir kitabı kaldı. okumayacağım o kitabı çünkü eğer okursam kafka’nın okumadığım hiçbir kitabı kalmayacak ve sanki gerçekten ölmüş olacak benim için. belki bir gün, iyice yaşlanınca, hafızam kaybolmaya başladığında çok sevdiğim birinden o kitabı bana okumasını isteyeceğim. eğer kabul ederse...
ama...
sanal alemde - burası da dahil- kafka’nın milenaya yazdığı mektuplar üzerinden yapılan tartışmalar gereksiz ve sulu güzellemelere dönmüş durumda. ne kadar masum bir aşkmış! birbirine bu kadar uzak kalan iki insan nasıl böyle safça sevebilirmiş birbirini. gerçekten bu sulu göz romantizmin ne anlamı var allah aşkına. o iş kesinlikle öyle değil ama siz bilirsiniz.
çünkü...
kafka ile milena tanıştığında milena evli kafka nişanlı idi. birbirlerine aşık olduklarında da bu durum ayniyle devam etmekte idi. kafka milenaya mektup yazarken aynı zamanda onu da aldatmakta idi, tabii yine mektup aracılığıyla. ve evet safdil romantikler onlar sadece mektuplaştı, hiç öpüşmedi, sevişmedi. güldürmeyin beni. onlar normal iki aşıktı ve hepsini yaptılar. ilahi bir aşk değildi o sandığınız gibi.
dolayısıyla bu mektupları sevabıyla günahıyla birbirine aşık iki insanın mektupları olarak okuyun.
ama...
sanal alemde - burası da dahil- kafka’nın milenaya yazdığı mektuplar üzerinden yapılan tartışmalar gereksiz ve sulu güzellemelere dönmüş durumda. ne kadar masum bir aşkmış! birbirine bu kadar uzak kalan iki insan nasıl böyle safça sevebilirmiş birbirini. gerçekten bu sulu göz romantizmin ne anlamı var allah aşkına. o iş kesinlikle öyle değil ama siz bilirsiniz.
çünkü...
kafka ile milena tanıştığında milena evli kafka nişanlı idi. birbirlerine aşık olduklarında da bu durum ayniyle devam etmekte idi. kafka milenaya mektup yazarken aynı zamanda onu da aldatmakta idi, tabii yine mektup aracılığıyla. ve evet safdil romantikler onlar sadece mektuplaştı, hiç öpüşmedi, sevişmedi. güldürmeyin beni. onlar normal iki aşıktı ve hepsini yaptılar. ilahi bir aşk değildi o sandığınız gibi.
dolayısıyla bu mektupları sevabıyla günahıyla birbirine aşık iki insanın mektupları olarak okuyun.
devamını gör...
allah'ın hiç nasıl gidiyor var mı bir sıkıntın diye sormaması
şu yaşıma geldim yaratıcı sıfatıyla bir kez bile halimi hatırımı sormadi. bir eksiğim gedigim, ihtiyacım var mı merak etmedi. oğlum niye bütün gün sözlükte sürtüyon, çık dolaş, biraz hava al demedi. aynı babam. teessüf ediyorum kendisine. kırgınım.
devamını gör...

/origin-imgresizer.eurosport.com/2011/08/23/751810-21082951-2560-1440.jpg)
