normal sözlük yazarlarının şiirleri
belki hala buradasın
belki de çoktan gittin
sorular konuşuyor yine
istemediğim cevaplar veriyorum
bir kez daha
kalbimden geçenleri düşlüyorum
değişmiyor
gecenin yüksek kahkahaları eşliğinde
sabahı yavaş yavaş demliyorum
karanlığın perdesini aralayıp
kaçıp gitmek istiyorum
yetmiyor
hiçbir şey yetmiyor
ya da çok fazla
her şey çok fazla geliyor
kabullenmiyor
uçlarda yürüyorum
son bulacak fevkalade veya
alelade bir yer bir gök bir alev
çabucak silecek ve dahi öze dönecek
zaman yontulacak ve töze dönecek
saniyelerin bir anlamı olmayacak
kayıp giden yıldızlar parlayacak
ve ben kahroluyorum.
belki de çoktan gittin
sorular konuşuyor yine
istemediğim cevaplar veriyorum
bir kez daha
kalbimden geçenleri düşlüyorum
değişmiyor
gecenin yüksek kahkahaları eşliğinde
sabahı yavaş yavaş demliyorum
karanlığın perdesini aralayıp
kaçıp gitmek istiyorum
yetmiyor
hiçbir şey yetmiyor
ya da çok fazla
her şey çok fazla geliyor
kabullenmiyor
uçlarda yürüyorum
son bulacak fevkalade veya
alelade bir yer bir gök bir alev
çabucak silecek ve dahi öze dönecek
zaman yontulacak ve töze dönecek
saniyelerin bir anlamı olmayacak
kayıp giden yıldızlar parlayacak
ve ben kahroluyorum.
devamını gör...
koca adam olup hala yapılan şeyler
her şeye gülebilmek. ciddi olamamak.
devamını gör...
mehmet akif ersoy
istanbul'da doğmuş olan şair, fatih merkez rüştiyesi'nde öğrenim görmüş, baytar ( veterinerlik) mektebini de bitirmiştir. çeşitli okullarda türkçe ve edebiyat dersleri vermiştir. sırat-ı müstakim dergisinin de başyazarlığını yapmıştır. darülfünun'da osmanlı edebiyatı dersleri vermiştir. birinci mecliste milletvekilliği görevinde bulunmuş, uzun bir zaman boyunca da mısır'da bulunmuş, buranın üniversitesinde de türkçe ve edebiyat dersleri vermiştir.
milli edebiyat dönemi bağımsız şairlerinden olup, türk ulusunun bağımsızlığının sembolü olan istiklal marşı'nı yazmıştır. şiirlerinde de içinde bulunduğu halkın siyasal ve toplumsal konularını ele almış, toplumun yaşam tarz ve değerlerine değinmiştir. kurtuluş savaşı zamanlarında anadolu'yu gezerek şiir, yazı, konuşma ve vaaazlarıyla milli mücadele hareketine desteğini belirtmiştir. şiirlerinde aruzu kullanmış, zaman zaman da şiiri düz yazı gibi yazmıştır. şairin bilindik şiirleri arasında mahalle kahvesi, kocakarı ile ömer, cenk şarkısı, bülbül isimli şiirleri yer almıştır. şairin sağ iken yazdığı fatih kürsüsünde, süleymaniye kürsüsünde, hakkın sesleri, hatıralar, asım, gölgeler isimli şiir kitapları da, şairin ölümünden sonra bir araya getirilerek safahat ismi altında tek bir kitapta toplanmıştır.
milli edebiyat dönemi bağımsız şairlerinden olup, türk ulusunun bağımsızlığının sembolü olan istiklal marşı'nı yazmıştır. şiirlerinde de içinde bulunduğu halkın siyasal ve toplumsal konularını ele almış, toplumun yaşam tarz ve değerlerine değinmiştir. kurtuluş savaşı zamanlarında anadolu'yu gezerek şiir, yazı, konuşma ve vaaazlarıyla milli mücadele hareketine desteğini belirtmiştir. şiirlerinde aruzu kullanmış, zaman zaman da şiiri düz yazı gibi yazmıştır. şairin bilindik şiirleri arasında mahalle kahvesi, kocakarı ile ömer, cenk şarkısı, bülbül isimli şiirleri yer almıştır. şairin sağ iken yazdığı fatih kürsüsünde, süleymaniye kürsüsünde, hakkın sesleri, hatıralar, asım, gölgeler isimli şiir kitapları da, şairin ölümünden sonra bir araya getirilerek safahat ismi altında tek bir kitapta toplanmıştır.
devamını gör...
4000 karakterlik yazıyı yanlışlıkla silmek
sözlükte bir kere başıma gelmiş olay. asıl kopuş ondan sonra başladı zaten. cinsel sapkınlıklar ile ilgili bir yazı yazıyordum. ama bayağı uğraşmışım ha. araştırdım falan. aptal gibi burada yazdım. insan word'de falan yazar da sonra buraya kopyala yapıştır yapar. ama yook. aptallık bedava. aha! sen tüm yazı git. önce bir şok, sonra kalp çarpıntısı ve titreme... dedim yeter aga. sal gitsin. sonra da işte günaydın sözlük başlığına yazmaya başladık... işte serüvenim.
devamını gör...
en sevilen ressam ve eseri
caravaggio- goliath
eser ve hikayesi
eser ve hikayesi
devamını gör...
cahil filozof
yaşlı bir adamın kendini ikna etme çabası ve sanrıları. bazı ilkel toplumlarda dahi görülebilen benzer ahlak kuralları çerçevesinde hareket etme durumunu iç dinamiklere değil de dışarıdan gelen bir itici güce bağlayan voltaire açık ara sayfalar boyunca durmaksızın saçmalıyor. bir noktaya kadar kendimce mantık çerçevesinde değerlendirmeye çalışsam bile bu hususta kal geldi artık. pek çok sanatkârın, yazarın ve filozofun geç dönem eserleri şüphesiz şaheser niteliğindedir zira bunca yılın yetkinliği ve birikimi ama haklı ama haksız kendi ekollerinin güçlü örneklerini vermelerini sağlar -elbette bu bir genelleme ve aksinin görüldüğü durumların da epey yaygın olduğunu kabul etmem gerekir- meyve artık ham değil, olgunlaşmıştır. gel gelelim voltaire eser boyunca huysuz yaşlı bir adam gibi kolayca çürütülebilecek düşüncelerine yalnızca kendi kendini inandırmaya çalışıyor gibi görünüyor. en anlamsız eylemlerimize ve fikirlerimize bile onlar üzerine yeterince düşünürsek kendimizce makul sebepler bulabileceğimiz gerçeğine ve hatta tuzağına, bu kadar yetkin bir filozofun kapılması talihsizlik mi yoksa bu durum olağan mı bilemiyorum.
tarafsızca baktığım zaman; filozof ve toplum ilişkisi hakkındaki görüşlerini kısmi bir gerçeklik ve gözlem ürünü olarak kabul edebilirim ki bu düşüncemde etkin rol oynayan şey; feuerbach üzerine tezler'de marx'ın üzerinde durduğu: filozofların dünyayı çeşitli biçimlerde yorumladığı ama esas meselenin onu değiştirmek olduğu düşüncesine yakın bir görüşte duruyor olmam. voltaire'nin kendine has iğnelemelerinin ve tespitlerinin yer yer güldürdüğünü de inkar edemem fakat hepsi bu.
tarafsızca baktığım zaman; filozof ve toplum ilişkisi hakkındaki görüşlerini kısmi bir gerçeklik ve gözlem ürünü olarak kabul edebilirim ki bu düşüncemde etkin rol oynayan şey; feuerbach üzerine tezler'de marx'ın üzerinde durduğu: filozofların dünyayı çeşitli biçimlerde yorumladığı ama esas meselenin onu değiştirmek olduğu düşüncesine yakın bir görüşte duruyor olmam. voltaire'nin kendine has iğnelemelerinin ve tespitlerinin yer yer güldürdüğünü de inkar edemem fakat hepsi bu.
devamını gör...
gestalt terapi
alman psikanalistlerinden fritz perls * tarafından 1940’larda geliştirilmiş bir psikanalitik teknik. sıcak sandalye tekniği de deniliyor.
kişi, sıcak sandalye adı verilen bir sandalyeye oturtularak topluluk önünde konuşması sağlanır. böylelikle toplumun tehlikeli bulduğu bastırılması gerektiği düşünülen hislerini topluluk önünde açığa çıkarmış olur. bu şekilde kişinin kendisinden dahi sakladığı duyguların farkına varması sağlanır. kişi o duyguları tanıyıp o duygulara hakim olabilme cesareti ya da yetisi kazanır.
amaç şudur: kişinin kim olduğunun, nasıl davrandığının ne hissettiğinin bir önemi yoktur. kişi ne hissederse hissetsin o şeye sahip olduğunu bilmeli, o şeyin başkaları tarafından bastırılmasına müsaade etmemeli, kontrol edilmesi gerekiyorsa da kendisi kontrol etmeli. yani böylelikle kişiye bir özerklik alanı tanınmış olur.
fritz perls hastasına gestalt terapi uygularken
kişi, sıcak sandalye adı verilen bir sandalyeye oturtularak topluluk önünde konuşması sağlanır. böylelikle toplumun tehlikeli bulduğu bastırılması gerektiği düşünülen hislerini topluluk önünde açığa çıkarmış olur. bu şekilde kişinin kendisinden dahi sakladığı duyguların farkına varması sağlanır. kişi o duyguları tanıyıp o duygulara hakim olabilme cesareti ya da yetisi kazanır.
amaç şudur: kişinin kim olduğunun, nasıl davrandığının ne hissettiğinin bir önemi yoktur. kişi ne hissederse hissetsin o şeye sahip olduğunu bilmeli, o şeyin başkaları tarafından bastırılmasına müsaade etmemeli, kontrol edilmesi gerekiyorsa da kendisi kontrol etmeli. yani böylelikle kişiye bir özerklik alanı tanınmış olur.
fritz perls hastasına gestalt terapi uygularken

devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
"seni seviyorum ama isterdim ki bu senin karnını doyursun, yaranı onarsın, üstünü örtsün, hiç olmadı bir cam pencere açsın, içine su serpsin, sırtını okşasın ve sen uyurken etrafa göz kulak olsun. oysa hiç bir şey yapmıyor. yani seviyorum, çok seviyorum ama bunun bu kadar oluşu beni kırıyor."
tam olarak böyle bir şey...
tam olarak böyle bir şey...
devamını gör...
türkiye'den defolup gitmek
#209671
zamanında yukarıdaki entryde de yazdığım üzere, her zaman okulumu bitirip nitelikli bir eleman olarak gitmeyi hayal etmiştim yurt dışına ancak bu gidişle bir gece ansızın şişme bir botla izmir sahillerinden yunan adalarına doğru açılacakmışım gibi geliyor.
gidişat onu gösteriyor.
ve şuan bu endişeyi taşıyan tek insan olmadığımı çok iyi biliyorum. an itibariyle ülkedeki durumu bir nebze de olsa doğru bir şekilde gözlemleyebilen herkes bu gidişatın sonunda nereye varacağını kestirebiliyor az çok.
ülkedeki çürüme ve yozlaşma yetmiyormuş gibi bir de dünyanın en boktan ülkelerinin içerisindeki çürükleri bok varmış gibi ülkemizde topluyoruz.
artık bana insanlık, kardeşlik, merhamet diyenlerin ağzına kürekle vurmak istiyorum.
kendi ülkemizdeki işsizlere, yoksullara, öğrencilere, kadınlara gelince tık yok ama elin medeniyet görmemiş orta doğulusu söz konusu olunca inlir mizlim insinlir bik bik.
mazlum diyebileceğimiz insanlar götü biraz rahat görünce ortalığın a.... koyan insanlar değildir bir kere, bunu bir anlamak lazım.
neyse sözlük ben çok doldum gerçekten. yalnız o değil de, gençliğe hitabeyi okuyorum aklıma geldikçe tekrar tekrar ve sevgili atatürk'ün ileri görüşlülükten öte geleceği görme yeteneği olduğuna inanmaya başladım artık. bir ülkenin geleceği ancak bu kadar iyi tarif edilebilir çünkü. adam olabilir demekten ziyade resmen, bunlar olacak hazırlıklı olun demiş bu ülkenin gençliğine.
her neyse. şu ülkenin sınırlarından geri dönmemek üzere çıktığım gün ikinci bir hayata başlamış gibi olacağım sanırım.
ister sığınmacı olarak olsun ister göçmen olarak, bugünler için biriktirdiğim az miktardaki parayı, pasaportumu ve sırt çantamı alıp defolup gideceğim gök tanrının izniyle.
tanım: ülkeyi yaşanmaz hale getirenlerin bile hayallerini süsleyen düşünce.
(adamlara kendi ülkelerini batırmak yetmiyor, ufukta batıracak yeni gemiler arıyorlar. swh)
zamanında yukarıdaki entryde de yazdığım üzere, her zaman okulumu bitirip nitelikli bir eleman olarak gitmeyi hayal etmiştim yurt dışına ancak bu gidişle bir gece ansızın şişme bir botla izmir sahillerinden yunan adalarına doğru açılacakmışım gibi geliyor.
gidişat onu gösteriyor.
ve şuan bu endişeyi taşıyan tek insan olmadığımı çok iyi biliyorum. an itibariyle ülkedeki durumu bir nebze de olsa doğru bir şekilde gözlemleyebilen herkes bu gidişatın sonunda nereye varacağını kestirebiliyor az çok.
ülkedeki çürüme ve yozlaşma yetmiyormuş gibi bir de dünyanın en boktan ülkelerinin içerisindeki çürükleri bok varmış gibi ülkemizde topluyoruz.
artık bana insanlık, kardeşlik, merhamet diyenlerin ağzına kürekle vurmak istiyorum.
kendi ülkemizdeki işsizlere, yoksullara, öğrencilere, kadınlara gelince tık yok ama elin medeniyet görmemiş orta doğulusu söz konusu olunca inlir mizlim insinlir bik bik.
mazlum diyebileceğimiz insanlar götü biraz rahat görünce ortalığın a.... koyan insanlar değildir bir kere, bunu bir anlamak lazım.
neyse sözlük ben çok doldum gerçekten. yalnız o değil de, gençliğe hitabeyi okuyorum aklıma geldikçe tekrar tekrar ve sevgili atatürk'ün ileri görüşlülükten öte geleceği görme yeteneği olduğuna inanmaya başladım artık. bir ülkenin geleceği ancak bu kadar iyi tarif edilebilir çünkü. adam olabilir demekten ziyade resmen, bunlar olacak hazırlıklı olun demiş bu ülkenin gençliğine.
her neyse. şu ülkenin sınırlarından geri dönmemek üzere çıktığım gün ikinci bir hayata başlamış gibi olacağım sanırım.
ister sığınmacı olarak olsun ister göçmen olarak, bugünler için biriktirdiğim az miktardaki parayı, pasaportumu ve sırt çantamı alıp defolup gideceğim gök tanrının izniyle.
tanım: ülkeyi yaşanmaz hale getirenlerin bile hayallerini süsleyen düşünce.
(adamlara kendi ülkelerini batırmak yetmiyor, ufukta batıracak yeni gemiler arıyorlar. swh)
devamını gör...
dün ormanci bugün rahatsız yarın kim sorusu
(bkz: hedef ben miyim tayfun)
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
açardın,
yalnızlığımda mavi yeşil,
açardın.
tavşan kanı,kınalı-berrak.
yenerdim acıları,kahpelikleri...
gitmek,
gözlerinde gitmek sürgüne.
yatmak,gözlerinde yatmak zindanı.
gözlerin hani?
yalnızlığımda mavi yeşil,
açardın.
tavşan kanı,kınalı-berrak.
yenerdim acıları,kahpelikleri...
gitmek,
gözlerinde gitmek sürgüne.
yatmak,gözlerinde yatmak zindanı.
gözlerin hani?
devamını gör...
muhabbet kuşu
birkaç yıl evvel arkadaşım lutino albino cinsinde dişi bir muhabbet kuşu almış. evine gittiğimde zavallının kafesini altı aydır temizlememiş, bir tünek bile almamış olduğunu gördüm. zavallıyı bit sarmış. tırnakları bileklerini kanatır olmuş. kavga kıyamet aldım veterinere götürüp tedavisi ve yeni kafesi falan derken yanına bir de eş aldım.
günlük dört saat salonda gezerler keyfi yerine gelince kendileri kafeslerine girerdi. ıki yıl boyunca bir kere bile sevemedim, çünkü çok korkardım. ben ona sevgimi iyi bakarak gösterdim.
bir akrabamın çocuğu kanser hastasıydı, çok seviyordu cikcik'i mutlu olsun diye ona verdim. şimdi orada çok mutlular. alışmışlar üstüne falan konuyorlar. özlesem de mutlular bu da bana yetiyor.



günlük dört saat salonda gezerler keyfi yerine gelince kendileri kafeslerine girerdi. ıki yıl boyunca bir kere bile sevemedim, çünkü çok korkardım. ben ona sevgimi iyi bakarak gösterdim.
bir akrabamın çocuğu kanser hastasıydı, çok seviyordu cikcik'i mutlu olsun diye ona verdim. şimdi orada çok mutlular. alışmışlar üstüne falan konuyorlar. özlesem de mutlular bu da bana yetiyor.




devamını gör...
ortostatik hipotansiyon
kişinin hızlı bir şekilde ayağa kalkmasıyla, aniden oluşan tansiyon düşmesi hâli. göz kararması ve baş dönmesi gibi belirtiler gösterir.
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
neron - roma'yı yaktığım gerçeği
devamını gör...
normal sözlük online sayısı
azdır. ama uludag'daki sayılara inanmıyorum orada sabit 250 online olmasına rağmen sol frame orada çok yavaş akarken burada sol frame müthiş hızda akıyor. umarım bir gün 500leri görürüz. evet.
devamını gör...
anasanat dalı
'anabilim dalı'nın güzel sanatlar fakülte ve enstitülerindeki karşılığıdır. ilk duyduğunda insan biraz şaşırıyor ama sonradan düşününce çok mantıklı olduğunu da anlıyor. sanatı ve bilimi birbirinden ayrı tutmak gereklidir çünkü.
devamını gör...