dopaminendorfin
ilgi çekici tanımları olan bir yazar.
başarılar.
başarılar.
devamını gör...
sevilen filmlerin sevilen replikleri
+lütfen ateş etmeyin, ben polonyalıyım.
-peki neden o lanet alman paltosunu giyiyorsun?
+üşüyorum.
piyanist.
-peki neden o lanet alman paltosunu giyiyorsun?
+üşüyorum.
piyanist.
devamını gör...
#teravihyasağınıkaldırın
kaldırın da ölmüş ebenizle karşılaşın.
devamını gör...
aynası iştir kişinin lafa bakılmaz
devamını gör...
kuş hatıraları
ibrahim sadri’nin adam gibi albümünden ve dün hayata gözlerini yuman( allah rahmet eylesin)değerli tiyatro sanatçımız rasim öztekin’in ölmeden yirmi dk önce arkadaşına gönderdiği son şiir.
“benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı.
kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.
kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir hayat bilgisi fotoğrafı gibiydik.
yerli malı kullanan
yurdunun üç tarafı denizlerle çevrili
kuru incir üzüm fındık
tütün çay narenciye kavun-karpuz yetiştiren
kuru üzüm inciri satan
karşılığında
çamaşır makinesi radyo ve otomobil alan
bir toprağın fertleri...
biraz yoksul biraz mütevekkil
biraz mahcup biraz kırılgan
biraz naif ama hep umutlu...
özlerdik.
memleketteki halamızı
ince doğranmış bir dilim pastırmayı
yurttan sesler korosunu
akşam komşuluklarını
radyo tiyatrolarını
sabah ezanını
kalaycıyı bozacıyı
münir nurettin şarkılarını
orhan boran yarışmalarını
kandil gecelerini
duvarlarımızın sarmaşıklarını
bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
okul önü kozhelvalarını
akşam oturmalarını
ve hayatı...
top oynardık
ip atlar kedi kovalar
taşlarla birbirimizin başını yarar
mahalle savaşları çıkarır
gece olunca da tutar babalamızın elinden
yazlık sinemaya gider
sadri alışık vahi öz
belgin doruk cüneyt arkın seyreder
olimpos gazozlar içer
güler eğlenir bağırır çağırır
dönerken yıldızları sayardık.
sıkı çocuklardık.
hepimizin birer yıldızı vardı
onlara isim takardık
onlar da bize isim takardı
pus ve dumandan önce bu şehrin
geceleri gözkırpan ve isimler takılan yıldızları vardı.
benim yıldızıma mehlika adını vermiştik
biz kimseden yana değildik.
kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri
olmazdı.
bir değirmendeydik
öğütülen
öğütülürken türküler söyleyen
buğday başaklarına benziyorduk.
ben
çorbalardan tarhanayı
yemeklerden kurufasulyayı
sigaralardan harmanı
belki bunun için çok sevdim.
yollar bozuk musluklar bozuk
ziller bozuk paralar bozuk
ama adamlar sağlamdı.
bu şehrin yıldızları vardı.
saçlarına kurdelalar takan
çivitle yıkanmış beyaz çoraplarına
leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
gözleri önlerinde
yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
küçük çocukları vardı bu şehrin
bu şehrin yıldızları vardı.
ben fenerbahçeyi amcam vefayı tutardı.
konya tahıl ambarı mersin muz cennetiydi.
taksim\'den fatih\'e troleybus kalkar
şişhane\'de mutlak raydan çıkardı.
vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.
muammer karaca adına bir tiyatro binası yoktu
bizzat kendisi vardı.
başımız ağrırdı komşumuz vardı
gönlümüz daralırdı komşumuz vardı
çorbamızı umutlarımızı
memleket kadar kalbimizi paylaştığımız komşularımız
vardı.
geceleri bekçimiz
gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta makarnaya alışmış da olsa
sarman adında bir kedimiz
ceperimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
bir araya gelerek çektirebileceğimiz
bir aile fotağrafımız vardı.
bir sabah bütün iyi şeylerin
ayvansaray iskelesinden
hayal ülkesine doğru demir alan
bir şirket-i hayriyye vapuru gibi
aramızdan ayrıldığını gördük.
sonra ayvansaray\'ın suları çekildiğini yazdı
gazeteler
süheyla hanımın raci beyin
melahat mehveş ablanın
niko\'nun ercüment efendinin çekildiğini ise
yazmadılar nedense
ama yok ama yoklar.
ne harman sigarası kaldı geriye
ne olimpos gazozu
ne sadri alışık.
kalan bir tortuydu belki.
belki kırık bir rüya denizi
belki suya düşürdüğümüz suretimizin
cep aynamıza nüktedan bir yansımasıydı herşey.
herşey maltepe sigarasının
her arandığında
her bakkalda bulunabilmesi ile
büyüsünü kaybetmişti belki de.
belki de biz bir rüya mı görmüştük?
hadi hepsi yalandı.
hadi hepsi hayaldi.
hadi hepsini ben uydurmuştum
ama rüyalarımızın melekleri
ve sofralarımızın daim konukları kuşlar?
ya onlar?
onları siz de görmediniz mi?
sizin de sofranıza konup
rüyalarınıza uğramadılar mı?
onlar da mı yalandı?“
şiir kaynak
“benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı.
kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.
kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir hayat bilgisi fotoğrafı gibiydik.
yerli malı kullanan
yurdunun üç tarafı denizlerle çevrili
kuru incir üzüm fındık
tütün çay narenciye kavun-karpuz yetiştiren
kuru üzüm inciri satan
karşılığında
çamaşır makinesi radyo ve otomobil alan
bir toprağın fertleri...
biraz yoksul biraz mütevekkil
biraz mahcup biraz kırılgan
biraz naif ama hep umutlu...
özlerdik.
memleketteki halamızı
ince doğranmış bir dilim pastırmayı
yurttan sesler korosunu
akşam komşuluklarını
radyo tiyatrolarını
sabah ezanını
kalaycıyı bozacıyı
münir nurettin şarkılarını
orhan boran yarışmalarını
kandil gecelerini
duvarlarımızın sarmaşıklarını
bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
okul önü kozhelvalarını
akşam oturmalarını
ve hayatı...
top oynardık
ip atlar kedi kovalar
taşlarla birbirimizin başını yarar
mahalle savaşları çıkarır
gece olunca da tutar babalamızın elinden
yazlık sinemaya gider
sadri alışık vahi öz
belgin doruk cüneyt arkın seyreder
olimpos gazozlar içer
güler eğlenir bağırır çağırır
dönerken yıldızları sayardık.
sıkı çocuklardık.
hepimizin birer yıldızı vardı
onlara isim takardık
onlar da bize isim takardı
pus ve dumandan önce bu şehrin
geceleri gözkırpan ve isimler takılan yıldızları vardı.
benim yıldızıma mehlika adını vermiştik
biz kimseden yana değildik.
kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri
olmazdı.
bir değirmendeydik
öğütülen
öğütülürken türküler söyleyen
buğday başaklarına benziyorduk.
ben
çorbalardan tarhanayı
yemeklerden kurufasulyayı
sigaralardan harmanı
belki bunun için çok sevdim.
yollar bozuk musluklar bozuk
ziller bozuk paralar bozuk
ama adamlar sağlamdı.
bu şehrin yıldızları vardı.
saçlarına kurdelalar takan
çivitle yıkanmış beyaz çoraplarına
leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
gözleri önlerinde
yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
küçük çocukları vardı bu şehrin
bu şehrin yıldızları vardı.
ben fenerbahçeyi amcam vefayı tutardı.
konya tahıl ambarı mersin muz cennetiydi.
taksim\'den fatih\'e troleybus kalkar
şişhane\'de mutlak raydan çıkardı.
vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.
muammer karaca adına bir tiyatro binası yoktu
bizzat kendisi vardı.
başımız ağrırdı komşumuz vardı
gönlümüz daralırdı komşumuz vardı
çorbamızı umutlarımızı
memleket kadar kalbimizi paylaştığımız komşularımız
vardı.
geceleri bekçimiz
gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta makarnaya alışmış da olsa
sarman adında bir kedimiz
ceperimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
bir araya gelerek çektirebileceğimiz
bir aile fotağrafımız vardı.
bir sabah bütün iyi şeylerin
ayvansaray iskelesinden
hayal ülkesine doğru demir alan
bir şirket-i hayriyye vapuru gibi
aramızdan ayrıldığını gördük.
sonra ayvansaray\'ın suları çekildiğini yazdı
gazeteler
süheyla hanımın raci beyin
melahat mehveş ablanın
niko\'nun ercüment efendinin çekildiğini ise
yazmadılar nedense
ama yok ama yoklar.
ne harman sigarası kaldı geriye
ne olimpos gazozu
ne sadri alışık.
kalan bir tortuydu belki.
belki kırık bir rüya denizi
belki suya düşürdüğümüz suretimizin
cep aynamıza nüktedan bir yansımasıydı herşey.
herşey maltepe sigarasının
her arandığında
her bakkalda bulunabilmesi ile
büyüsünü kaybetmişti belki de.
belki de biz bir rüya mı görmüştük?
hadi hepsi yalandı.
hadi hepsi hayaldi.
hadi hepsini ben uydurmuştum
ama rüyalarımızın melekleri
ve sofralarımızın daim konukları kuşlar?
ya onlar?
onları siz de görmediniz mi?
sizin de sofranıza konup
rüyalarınıza uğramadılar mı?
onlar da mı yalandı?“
şiir kaynak
devamını gör...
ölmüş insanların açık kalan hesapları
belki de farkında olmadan ölmüş birinin hesabında dolaşmışızdır.
paylaştıklarını çok beğenip dmden yazmış da olabiliriz.
artık yok o kişi sadece izleri kalmış. böyle düşününce hüzünlü geliyor.
aniden ölürsek ve hesaplarımızı bilmeyen yakınlarımız olursa öylece duracak o hesap.
ölü yazarla dolu bir site.
(bkz: ölü yazarlar derneği)
paylaştıklarını çok beğenip dmden yazmış da olabiliriz.
artık yok o kişi sadece izleri kalmış. böyle düşününce hüzünlü geliyor.
aniden ölürsek ve hesaplarımızı bilmeyen yakınlarımız olursa öylece duracak o hesap.
ölü yazarla dolu bir site.
(bkz: ölü yazarlar derneği)
devamını gör...
jagten
yargısız infaz, toplumsal algı, sürü psikolojisi, şüphe, kendini aklama çabası, hepsi var bu filmin içinde.. bazı filmler vardır; izlerken düşündürür, bazı filmler vardır; izledikten sonra bile düşünürsünüz.. işte bu film ikincisinden.. kuzey avrupa 'nın güzide filmlerinden.
devamını gör...
yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler
meşgulüm/meşguldüm
içeriğinde meşguliyet belirten cümleler kurmasıdır.
çünkü meşguliyet şu anlama gelir: vaktimi sana değil başkasına, başka bir şeye ayırmayı tercih ediyorum. kimse, olağanüstü koşullar dışında, dünyayı kurtarmıyor.
eğer rutininiz olan görüşme tarzınızın dışına bu şekilde çıkıyorsa ve makul bir açıklama yerine bahaneler sunuyorsa; “güle güle sana elveda, herkes kendi yoluna.”
en nihayetinde birine verebileceğiniz en değerli şey zamanınızdır.
içeriğinde meşguliyet belirten cümleler kurmasıdır.
çünkü meşguliyet şu anlama gelir: vaktimi sana değil başkasına, başka bir şeye ayırmayı tercih ediyorum. kimse, olağanüstü koşullar dışında, dünyayı kurtarmıyor.
eğer rutininiz olan görüşme tarzınızın dışına bu şekilde çıkıyorsa ve makul bir açıklama yerine bahaneler sunuyorsa; “güle güle sana elveda, herkes kendi yoluna.”
en nihayetinde birine verebileceğiniz en değerli şey zamanınızdır.
devamını gör...
yevmen fe yevmen
osmanlıca bir zarftır.
devamını gör...
tehlikeli insanlar
hep canim cicimli konuşan insanlar.. fazla samimiyet.. ama içi boş bir samimiyet.. laf olsun diye söylenen sözler.. iste bu insanlar tehlikeli.. maskelerini cikarsalar ne irinler çıkar..
devamını gör...
oruç tutmadığı halde sahura kalkan ateist
tost perilerinin ziyaret ettiği kişi.
devamını gör...
insanın kendine yaptığı en büyük haksızlık
birkaç önerme arasında kaldım, başka neler varmış diyede karşılaştırmak isterim. benim karın ağrılarım şöyle;
a- kendi mutluluğunu başkalarına tercih etmek.
b- beklemek/ertelemek
c- başkaları "ne der" diye yaşamak
bence b şıkkı
a- kendi mutluluğunu başkalarına tercih etmek.
b- beklemek/ertelemek
c- başkaları "ne der" diye yaşamak
bence b şıkkı
devamını gör...
fakirlik belirten detaylar
bir hafta önce pişen yemeğin hala dolapta durması.
delik deşik olmuş ayakkabının yama yapılıp giyilmesi.
25 kuruş fark olsa da daha ucuzunun alınması.
tanzim satıştan iki kilo soğan alınca ''allah cumhurbaşkanımızdan razı olsun"denilmesi.
son yapılan giyim alışverişinin 12 yıl önce olması.
delik deşik olmuş ayakkabının yama yapılıp giyilmesi.
25 kuruş fark olsa da daha ucuzunun alınması.
tanzim satıştan iki kilo soğan alınca ''allah cumhurbaşkanımızdan razı olsun"denilmesi.
son yapılan giyim alışverişinin 12 yıl önce olması.
devamını gör...
orta dünyadaymış gibi yazmak
(bkz: minas tirith kuşatmasında evi yıkılan yazarlara yardım kampanyası)
(bkz: moria sınırında yakalanan kaçak mithril)
(bkz: barad-dûr ihalesindeki yolsuzluk iddiaları)
(bkz: kuyutormandaki örümcek sorunu)
(bkz: elf peksimetinin aslında berbat olduğu gerçeği)
(bkz: edorasda gümrük rezaleti)
(bkz: isengard sanayi ocaklarının greve gitmesi)
(bkz: minas tirith de ak ağaç altında piknik yapan rohanlı mülteciler)
(bkz: moria sınırında yakalanan kaçak mithril)
(bkz: barad-dûr ihalesindeki yolsuzluk iddiaları)
(bkz: kuyutormandaki örümcek sorunu)
(bkz: elf peksimetinin aslında berbat olduğu gerçeği)
(bkz: edorasda gümrük rezaleti)
(bkz: isengard sanayi ocaklarının greve gitmesi)
(bkz: minas tirith de ak ağaç altında piknik yapan rohanlı mülteciler)
devamını gör...
kendi saçını kesmek
pandeminin ilk zamanlarında benim de gerçekleştirdiğim eylem. yanlardan ve üstlerden kırıkları al, önler kalsın mentalitesiyle çıktığım bu yolda yanlışlıkla kafamın sol tarafını bildiğiniz oydum. akabinde “amaaaann vur sıfıra saç köklerin sağlıklı olsun” diye düşünüp sıfıra vurdum. hayatımın bir dönemini keltoş geçirdim ama allah’tan kimse çıplak gözle tanık olmadı. hem her şey sağlık içindi...
devamını gör...
geceye bir kezban sözü bırak
özgür bir deniz kızi değilim ama özgür deniz cellatın kıziyım. (ve arkasından gelen bass boosted remix müzik)
devamını gör...
eladar the dark
iki gözümün çiçeği, tekrar sözlüğe gelmiş bulunmakta. baktı çarmıha gerilecek korktu tabi..
elbette herkesten uzak bana yakın olarak hayatına devam etmişti, sözlük olmadığı zamanlarda. iyi ki geldin güzel ruhlum.
elbette herkesten uzak bana yakın olarak hayatına devam etmişti, sözlük olmadığı zamanlarda. iyi ki geldin güzel ruhlum.
devamını gör...
süper mavi kanlı ay tutulması
arada bir güzide medyamızın(!) "bilmem kaç yılda bir gerçekleşiyor" nidalarıyla insanları gökyüzüne bakmaya davet ettiği, ancak görsel olarak çok da farklı bir şey olmayan doğa olayı.
süper, mavi ve kanlı sıfatları nereden geliyor, kısaca anlatayım.
***
süper ay, ay'ın dünya'ya en yakın olduğu nokta ile ilgili bir terimdir. ay'ın yörüngesi eliptiktir. dünya'ya her zaman eşit mesafede dolanmaz. dünya'ya yakın olduğunda da, normalde gördüğümüzden daha büyük görürüz onu. yani bize "süper büyük" görünür.
***
mavi ay, bir mevsimde görülebilecek 4 dolunaydan 3.'sü ya da 1 ay içerisindeki 2. dolunaya verilen addır. yani sadece bir dolunaydır aslında. ay mavi görünmez.
eğer ay mavi görünüyorsa, yakında orman yangını ya da volkanik patlama gibi bir doğa olayı vardır ve atmosferdeki küller nedeniyle ay mavi görünüyordur. bu bambaşka bir konu.
***
kanlı ay, hemen hemen tüm ay tutulmalarında görülen kırmızı renkle ilgilidir. bir ay tutulması sırasında uzaydaki dizilim güneş - dünya - ay şeklindedir. yani dünya, güneş ile ay'ın arasına girer. güneş'ten gelen ışık, önce dünya atmosferinden geçer, sonra ay'ın üzerine düşer. atmosferin etkisi nedeniyle ay'a kadar ulaşan ışık, sadece kırmızı ışığa karşılık gelen uzun dalga boylu ışıktır. detayına girmiyorum.
***
sonuçta ay;
- yörüngesinde bulunduğu konum nedeniyle süper,
- dolunayın görüldüğü dönem nedeniyle mavi,
- doğal bir sonuçla kırmızı göründüğü için kanlı ay adını alır ve neticede göreceğiniz şey, yine normal bir tutulmadaki manzarayla hemen hemen aynıdır:
süper, mavi ve kanlı sıfatları nereden geliyor, kısaca anlatayım.
***
süper ay, ay'ın dünya'ya en yakın olduğu nokta ile ilgili bir terimdir. ay'ın yörüngesi eliptiktir. dünya'ya her zaman eşit mesafede dolanmaz. dünya'ya yakın olduğunda da, normalde gördüğümüzden daha büyük görürüz onu. yani bize "süper büyük" görünür.
***
mavi ay, bir mevsimde görülebilecek 4 dolunaydan 3.'sü ya da 1 ay içerisindeki 2. dolunaya verilen addır. yani sadece bir dolunaydır aslında. ay mavi görünmez.
eğer ay mavi görünüyorsa, yakında orman yangını ya da volkanik patlama gibi bir doğa olayı vardır ve atmosferdeki küller nedeniyle ay mavi görünüyordur. bu bambaşka bir konu.
***
kanlı ay, hemen hemen tüm ay tutulmalarında görülen kırmızı renkle ilgilidir. bir ay tutulması sırasında uzaydaki dizilim güneş - dünya - ay şeklindedir. yani dünya, güneş ile ay'ın arasına girer. güneş'ten gelen ışık, önce dünya atmosferinden geçer, sonra ay'ın üzerine düşer. atmosferin etkisi nedeniyle ay'a kadar ulaşan ışık, sadece kırmızı ışığa karşılık gelen uzun dalga boylu ışıktır. detayına girmiyorum.
***
sonuçta ay;
- yörüngesinde bulunduğu konum nedeniyle süper,
- dolunayın görüldüğü dönem nedeniyle mavi,
- doğal bir sonuçla kırmızı göründüğü için kanlı ay adını alır ve neticede göreceğiniz şey, yine normal bir tutulmadaki manzarayla hemen hemen aynıdır:
devamını gör...

