- bana afife'nin kocasını göster!
- o.
- bu mu?
- hayır, öteki.
- öyleyse bu?
- hayır, onun yanındaki.
- afife, senin kocan kim?
- vallahi annem bilir.
- yasemin, sen söyle...
- neyi?
- afife'nin kocasını...
- birincisini mi, ikincisini mi?
- bu kızın kaç kocası vaaar?!
- üç.
- o ne demek?
- ilk kocası, ikinci kocası, üçüncü kocası...
- sen sus ramazan!
- benim adım şaban.
- öyle ya, ramazan sendin.
- benim adım da bayram.
- şu halde şaban sensin?
- hayır ben ramazan'ım.
- yeteeer! çıldırtacaksınız beni!

(bkz: süt kardeşler)
devamını gör...

gülten akın (1933 -2015) şairliğe doğa, aşk, ayrılık ve özlem konularında şiirler yazarak başladı.
daha sonraki şiirlerinde ise toplumsal sorunları öne çıkardı.
birçok şiiri sezen aksu'nun 1993 tarihli albümüne adını veren deli kızın türküsü’nde dinlediğimiz gibi bestelendi.
metin altıok şiir ödülü’nü de alan gülten akın “kadınlar iyi şiir yazamaz tezini” de çürütmüştür.

“ah, kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya” demiştin ama kafa sözlük’te ince şeyler anlatan güzel insanlar var. keşke sen de aramızda olsaydın da görseydin.



ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
bakıp kapatıyorlar
geceye giriyor türküler ve ince şeyler
memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
fındıklarımızı basıyor
neyleriz kararan tomurcukları
çocuklarımıza yalvarıyoruz: aç durun biraz
tecimenlere yalvarıyoruz:
bir "hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
bir banka az çiziniz bir yalvarma
bizden size ve sizden dışardakilere
karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
evet efendim
çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
yazların motorlu çingeneleri
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
toprağa tutku, kendinden dolayı
kulaklarımızı tıkıyoruz: para para para
kulaklarımızı açıyoruz: kavga kavga kavga
sorar belki biri: kavga ama neden kavga
komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
-bilmiyoruz neden kavga.
sonra kasabanın cezaevinde
silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
günlerimiz iterek genişletiyoruz
yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye
durup ince şeyleri anlatmaya
kimselerin vakti olmasa da
okulların kadın öğretmencikleri
tatil günlerini çoğaltsalar da
kutsal nemiz varsa onun adına
gözlerimiz için bağlar dokusalar da
birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
açmaya ilkyaz çiçekleri
bir gün birileri öte geçelerden
ıslık çalar yanıt veririz.
devamını gör...

deneme yayınında su gibi akan geçişlerle epey keyiflendirmişti, yayın sırasında kemerlerinizi bağlayın.* uçuşa hazırlanın a dostlar!
devamını gör...

uçuşan sözlerle şarkıma başlarım ben..

m.ö.637-557 yılları arasında yaşayan sappho, antik yunan kadın şair. günümüze kadar ulaşan dizelerinin bir kısmı tahrip edilmiş bir kilisede tesadüfen bulunmuş, bir kısmı ise 1951 yılında bir papirüs yaprağında bulunmuştur.

antik batı'nın en önemli kadın şairi olarak kabul edilir. yazdığı şiirler melos (şiirsel şarkı) akımı içinde kabul edilir. içten, özgür ve açık bir dille yazmıştır şiirlerini.


hakkında bilinen diğer bir gerçeklik te şiir okulu kurduğudur. bu okuldaki öğrencilerin tümünü kızlar oluşturur. şiirlerinde de isimlerine rastlanır: anaktoria, gyrinna, attis... bu okulda şiirin dışında dans ve müzik de öğretiliyordu. sappho hakkında ki eşcinsellik dedikodularının kaynağını bu okul oluşturur.



din ve sanat derslerinin yanında sappho, burada okuduğu şiirlerle genç kızların sanatsal eğitimine de katkıda bulunuyordu.



sappho'nun kırklı yaşlarında kendisinden çok daha genç bir erkeğe aşık olduğu ve bu aşk nedeniyle kendisini levkades uçurumundan aşağı atarak intihar ettiği anlatılır.

evli ve bir kız çocuk sahibi olmasına rağmen kadınlara duyduğu ilgi cinsellikten ibaret değildi şiirlerinden okuduğum kadarıyla. duygusal bir yoğunlukla ve hiç çekinmeden yazmış kalbinin şarkılarını sappho. ve şarkıları yüzyılları aşıp hala şiiri duyanların kulaklarına fısıldamakta.

denizcilerdir, diyor, yeryüzünde
göze en güzel görünen şey; bense
kişi kimi seviyorsa, diyorum odur
en güzel.


bugün de aynı değil mi? gönül kimi severse o'dur güzel olan.
devamını gör...

batı cephesinde ilk kurşunu atan kişidir.
devamını gör...

yaygın bilinenin aksine budizm bir din değildir. bir felsefe veyahut inanış biçimi olarak adlandırılması daha doğru olur. vikipedi'de bir dindir diye tanımlanmış olsa da(aynı şekilde yüzeysel bakışla google'da) bir prens olarak doğan siddhartha'nın yaşam öyküsünün sonucunda, kendisinin vardığı kanıya, hayat felsefesine yönelik yaratılmış, düşünsel olarak evrimleştirmiş olduğu sistemdir. doktrinsel kaynaklarda din olmadığı vurgulanmaktadır aynı zamanda.

ilgili olarak: (bkz: panteizm)
devamını gör...

banyo bir ömür süürreeeer, duş almak biiiirr dakikaaa.
devamını gör...

özellikle halk ezgileri, - hemen hemen her milletin -gerçekten vazgeçilemiyorlar.
devamını gör...

nasıl sevilmek istediğini, gerçekten sevilmeden bilemezmiş insan. gerçekten sevildiğinizde de, böyle sevilebildiğini hayal dahi edemediğini farkedermiş. o sebeple hayatın sizlere en güzelini getirmesini dilerim.
devamını gör...

derin oyunları ifşa eden başlık.
niye çaylaklarım bana yazmıyor diye merak etmişimdir hep...
gelsin çaylaklar!
devamını gör...

vallahi ben 5 kg doğmuşum ve o toraman halim çocukluk, ergenlik, gençlik, ileri gençlik dönemleri boyunca devam etti. evlenmeden önce biraz zayıfladım (aşk), evlendim en fazla 120 kg oldum. sonra ilerleyen yıllar da tansiyon hastalığı baş gösterince, tamamen yeme alışkanlığını değiştirerek biraz spor yaparak 35 kg verdim. yaklaşık iki senedir sabit tutmaya çalıştığım kilom 85 kg . boyum:183
yemeği içmeği seven insanlar için kilo vermenin ne kadar zor olduğunu iyi bilirim.
devamını gör...

en büyük fransız yazarlardan kabul edilir. romantizm akımının önde gelen isimlerinden olup edebi ünü şiirlerinden romanlarından ve tiyatro oyunlarından gelir.

boynuma değen çeliğin soğukluğunu hissedince ürpererek sarsıldım ve boğazımdan boğuk bir feryat çıktı. adamın eli titremeye başladı. “affedersiniz bayım! canınızı mı acıttım?” dedi. doğrusu bu cellatlar da pek hoş adamlar.
-bir idam mahkumunun son günü
devamını gör...

bu kadar çocuğu nasıl doyurabilmiş merakıma engel olamıyorum.
devamını gör...

aşı olmayanları gaz odasında yakmalıyız kesin çözüm olarak.
devamını gör...

kötü bir harekettir.
nitelikli tanımlara artı oy verilmelidir bence.
eğer güzel bir tanım varsa ortada veya sizin hoşunuza gidiyorsa yapıştır artıyı geç.
ama nokta yok tanım yok cümle yok bir şey yok o zaman üzgünüm canım diyip artılama.
devamını gör...

biraz kibirli gelebilir kulağa ama bazen arkadaş hatırına kahveye kağıt oynamaya gidince insanın aklından ulan benim burada ne işim var cümlesi geçiyor.

orijinal tanım: (bkz: odadaki en zeki insansan yanlış odadasın demektir)
devamını gör...

reginamills'in güzel sesiyle şahane başlamış yayındır, aman kimseler hastalanmasın, mobil halde dinlemedeyiz.* aykut, kırkyama ve thedansözkiller'a iyi yayınlar dileyelim de nazar değmesin.*
devamını gör...

derin nefes almak, ortamdan uzaklaşmak.
devamını gör...

kücük insan tanımına bak; daha de, da'yı ayıramadık düzgün. entelektüel'e mi kaldı bu iş? sov yapmayın ya.
devamını gör...

asıl çıkış amacı bebekler olan, yurt odalarının vazgeçilmezi, abartınca aşırı kilo aldıran besin. özellikle sütle tüketimi tercih edilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim