neyi çok söylüyorsan o yanın eksiktir, kusurludur.
devamını gör...

entry nick uyumu ile yerimi aldığım başlık.
devamını gör...

sanıyorum ki zihnin ve bedenin en error şekilde kendini ifade etme biçimi.

huzurla ve anında uykuya daldıracak olan o azami yorgunluk düzeyini geçtikten sonra geri dönüşü olmayan bir alıklığa ve uyanıklığa maruz kalınıyor. sonrası sabah balkonda kuşlara ekmek vermeden uyuyamamaktır.
devamını gör...

ana nesneden ayrıldığı takdirde fonksiyon kaybına neden olan , bütünleyici parça anlamına gelmektedir. mütemmim sözcüğünün kökeni arapça olup bütünleyen manasına gelmektedir.cüz sözcüğünün de kökeni arapça olup bütünün küçük parçası, birim, ünite anlamlarına gelmektedir. mütemmim cüze örnek vermek gerekirse ; evin çatısı, gözlüğün camı diyebiliriz.
devamını gör...

kitab'ın en can alıcı cümleleri:

-hepimiz susalım,sözlerin işe yaramadığı anlar var.
-biz zaten kördük.gördüğü halde göremeyen körler.
-hepimizin içinde adını koyamadıgımız birşey var işte biz oyuz.


bu kitap okunmalı hemde tekrar tekrar..
devamını gör...

zor bir günün sonunda içinde biriktirdiklerinin boğazında oluşturduğu yumruyla, cenin pozisyonunda usul usul akmaya başlayan ve durdurulamayan gözyaşlarının yastığı ıslatması ve uyumaya çalışmak. zordur hem de çok zor.
devamını gör...

eforlu olarak bisiklet sürerken* ağız açık,
dil beş karış dışarda da olsa kimsenin farkedememesi nedeni ile karizmayı kurtarmak ayrıca ağza böcek kaçma riskinin olmaması ile daha güvenli sürüş keyfi yaşatması.
devamını gör...

hayal kırıklığı.
devamını gör...

izmir gaziemir'de bulunan, bir rivayete göre balkanların en büyük outlet merkezi. arka bahçesinde kral mezarı bulunmuştur. kış döneminde tıklım tıklım dolu olur. gormediyseniz hiç bir şey kaçırmayacağınız bir yerdir.
devamını gör...

mitosfer vişne'ye laf etmiş
modlarla çekirdek çıtlatıp, kiraz yemiş
bilmez ki buralar yazarlarla şenlenmiş
atışmayı herkes oyun zannetmiş.
devamını gör...

göçmen kuşlara dair karalamam.

sonbahar, göç mevsimidir. ilkbaharda, akın akın yavrulamaya gelen kuşlar, sonbaharda yavrularını önlerine katıp sıcak yerlere giderler. uçabilecek olgunluğa erişmiş genç kuşların, dünya ile tanışma mevsimidir sonbahar.

koca cüsseli kuşlar gibi, minik cüsseli kuşlar da göçer.

göç, doğanın kendisini nasıl koordine ettiğini gösterir insanlara. ekip ruhu, dayanıklılık, anı yaşamaktır. yaradılışa tabi olup, anı yaşamaktır. bir kuş gibi aç uyanıp, yemek arayıp bulup, yıllardır oluşan döngüye uymaktır.

kuşların adaptasyonu, insana ilham verebilecek bir adaptasyondur. kuşların yaşamayacağı yer yok gibidir. camiler ile özdeşleşen güvercinin, beton köprülerde yuva kurması buna en güzel örnektir. güvercinler içinde, göçmen olanı da vardır ve adı gök güvercinidir.

en küçük göçmen kuş, sinek kuşudur. sadece üç buçuk gram olan sinek kuşu, saatte kırk sekiz kilometre hızla uçabilir. dokuz yüz altmış beş kilometre uzağa kadar, göç edebilir.

şu sıralar, tepemizde ahenk içinde uçan kuş sürülerini görebileceğimiz zamanlar.

el kadar olan, kuyruğu ile ayırt edilen kırlangıçlar da, göçmen kuşlardandır. havada uçarken beslenirler. uçan böcekleri yerler. yaz akşam üstleri, camilerde, ezan vaktinde coşan kırlangıçların yuvasına görmeyen yoktur. yaşamlarını bizler ile aynı hizada kurarlar. ağzı açık, yemek bekleyen kırlangıç yavruları camilerin, alçak binaların çatı kenarlarından ses eder annelerine.

göç kelimesini çağrıştıran, göç kelimesine simge olmuş leylekleri en sona bıraktım. her baharda gelen hacı leylekleri.

her ilkbaharda, bursa'da ulubat gölü’nde, adem amca'nın kayığına konan, adını bir köye veren yaren leylek ve diğer leylekler...
göçmen kuşlar, her insanın tanıklık edeceği birer mucizedir.

her ilkbaharda yavrulamak için kuzeye gelip, her sonbaharda kışı geçirmek için güneye gitmek. doğanın kendini kurtaran döngüsü ve bu döngünün, insanların gözüne gönlüne keyif verecek ihtişamı. bakınca fark edilebilen, görülünce tadına varılabilen bir şölen.

havalar daha da soğumadan, bakabildiğimiz kadar gökyüzüne bakalım. muhakkak bir kuş sürüsüne denk geliriz, sabırla bakalım. göğe bakarak, binlerce kilometre uzağa gidecek olan kuşları yolculayalım. onları yolcularken, imam gazali’nin önemsediği, on faydadan da nasipleniriz belki.

imam gazali'nin bahsettiği, göğe bakmanın on faydasını yazmak isterim. göçmen kuşlar, vesile olsun bize.

göğe bakmak; vesveseleri azaltır, hüzün ve kederi azaltır, korku ve vehmi giderir, allah'ı hatırlatır, kalpte allah’ın büyüklüğünü yayar, kötü düşünceleri giderir, karamsarlık hastalığına iyi gelir, aşıkları teselli eder, sevenleri birbirine alıştırıp yakınlaştırır ve duaların kıblesidir.

bir de cahit zarifoğlu’nun “gökyüzüne bakmayanların, kalbi daha çabuk kirlenir.” sözünü eklemek isterim.

gökyüzü ağlamalara da iyi gelir. gökyüzüne yönelen gözlerden, yaşlar düşemez. gözyaşları, önce insanın içine akar, sonra daha da akamaz. insanın hüznü kendi içine akar ve aka aka biter.
göçmen kuşları, hayatımızdan göçmesi gerekenlerin adına da uğurlayalım. bakarsın göçerler de geri dönemezler, geri dönerler de bizi bulamazlar.

her gidiş bir sondur, bazen bir anın sonudur, bazen her şeyin sonudur.

gidişlerimiz göçmen kuşlar gibi sıcak yerlere varsın. gönüllerimiz göçmen kuşlar gibi kanat açsın, umutlarımıza varsın. benliğimiz göçmen kuşlar gibi olsun, hiç yılmasın yaşama adapte olmaktan.

bu yazımı göçmen kuşlara adamak istedim. bir başka yazımda da göçmek istemeyen kuşları yazarım. onların gözünden bakarım sokaklara. o zamana kadar göçmen kuşları yolculayalım mı?
devamını gör...

t: şili hükümeti'nin yaptığı illegal olayı anlatan başlık.

ülkelerin şekerlerle alıp veremediği ne acaba? biri pudra şekeri çeker, biri doğum kontrol hapı niyetine şeker verir. ne üstünmüş şu meret yahu, her bir şeyciğe oluyor.

kesin yanlışlıkla anlaştık şeker fabrikasıyla, falan derler. *
devamını gör...

rohee miran. hihi.

yok lakin, benim olmasın. anasından ayıramam kuzuyu. ama keşke kuzenim olsa! keşke kankam!

çok seviyorum ya. çok. sevilmez mi bu çok!?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimseye hayır diyemiyorum ve bu beni çok üzüyor.
mesela bugün bir sürü işim vardı ama kendi de çok rahat yapabileceği özel işi için beni arıyor iş arkadaşım ya da herhangi birisi ve ben hayır diyemiyorum. yardım istemiş birini geri çevirecekmişim gibi kötü hissediyor, hayır diyemiyor ve bu sefer fazladan yük alıyorum üzerime. ama ben kendim yapabileceğim her işi kendim yapıyorum, yapamadıklarımı da yapmaya çalışıyorum.

herkes bana her şeyi çok rahat söylüyor kırar mıyım, canını yakar mıyım vs demeden.
ben de canımı sıkan, moralimi bozan, üzen, kıran kimseye bunu diyemiyorum. kırılmaktan, anlaşılamamaktan, kırıldığımı belli etmemeye çalışacağım diye çabalamaktan yoruldum.

kendimi değil hep başkalarını teselli ettim, ediyorum. insan kendi omzuna dokunup "geçecek bunların hepsi" diyemiyor çünkü...

ben böyle olmak, hassas olmak, detaylı düşünmek istemiyorum artık (ama elimden de başkası gelmiyor).
yani söylenen söz ne anlama geliyorsa onu anlamak istiyorum artık sadece; acaba öyle mi demek istedi, böyle mi demek istedi, acaba beni yanlış mı anladı diye düşünmek istemiyorum. kendimi açıklamak istemiyorum, ben de herkesin anladığı kadar olmak istiyorum.

insanların siz onlara değer verdikçe sizi değersizleştirmesinden bezdim.
sadri alışık'ın ofsayt osman'ı gibi "bu da mı gol değil hakim bey ?" demek istiyor insan bazen...

ne olur ben sizin hayatınızda nasıl özenli davranmaya çalışıyorsam siz de öyle yapsanız, ne olur zaten zorla açtırdığım çiçeklerimi tarumar etmeseniz?

ne olur?
devamını gör...

insanın bütün acınası halleri ve duygularıyla donatılmış bir karakterdir. bir gün uyandığında kendini böceğe dönüşmüş bulur fakat onu en çok zorlayan böceğe dönüşmesinden öte, çevresinin acımasız ve vicdansız karakterlerle kuşatılmış olmasıdır.
franz kafka, dönüşüm kitabında duygu geçişlerini mükemmel işlemiş, gregor samsa sayesinde bir böcekle empati kurmamızı sağlamıştır.
devamını gör...

bir eksileme butonu bile yok ya. daha da ne diyem ben.
devamını gör...

hayır neden arkadaş? kaç yaşıma geldim. valla çözemiyorum. tamam ben de az biraz yarım akıllıyım ama ne bileyim insan merak eder karşımdaki insan nedir ne değildir diye soru sorar falan. ne oluyor kendinden sürekli bahsedince karşıdaki kişi bir anda aşık mı oluyor? bi susun ya ben konuşacağım.
devamını gör...

bina kapısının önüne konan ayakkabısıdır. dünyanın en acıklı kısa filmidir.
devamını gör...

iki kelime yazıp kendini bestsellerli yazar zannedenlerin mekânı. olur da iyi birşeyler yapmak, yazdıklarınızı paylaşmak için yolunuz düşerse çok duramayıp kaçtığınız uygulamadır kendisi. malum ülkede yazar olmak, yazdıklarınızı kitap haline getirebilmek, birilerine okutmaya çalışmak zor iş. o zaman imdadınıza wattpad yetişiyor. hem de ne yetişme.

imla kurallarından, hikaye işlemenin inceliklerinden, betimlemelerden, etkileyici cümleler kurmaktan habersiz birçok ergen yazar(!) ile dolu. kesinlikle eleştiriyi, eleştirilmeyi kabul etmiyorlar. olur da wattpad'da veya başka bir mecrada uygulama kullanıcılarını, kitabını bastırmayı başarmışları eleştirirseniz vay halinize. savaş baltaları çekiliyor, william wallace gibi savaş boyaları sürülerek ''freedom'' naaraları ile üzerinize hücum ediliyor.

uygulamayı kullanan herkes kendini ahmet ümit, garange, king,doyle, poe ve diğer ustalar ile bir tutmak gibi bir gafletin içindeler. çok okunan, oylanan, yorumlanan yazılara bakıyorsunuz içerikleri ya çok saçma, ya günümüz türk dizilerinin kopyası. hikayeler, romanlar sadece yazmak için yazılmaz. hatta okumak için de okunmaz. bir ana fikri, anlatmak istedikleri, eleştirileri, yol gösterici yanları olmak zorundadır. okuyucu okuduğundan birşeyler öğrenmelidir. gel bunu anlat bu uygulamayı kullananlara.

itiraf edeyim ben de denedim. hatta okuyucu gruplarına girmek gibi bir hataya bile düştüm. eleştirdiğim için eleştirildim, yol göstermek, uyarmak istediğim, hataları belirttiğim için hakaretler işittim. bazı hikayeleri okurken resmen gözlerim kanadı. bazılarını okuyamadım bile.

okuyan bir toplum değiliz. eğitim sistemimiz ne yazık ki bizi okumaya teşvik etmiyor, nasıl yazılacağını ise hiç öğretmiyor.

fakat ne yazık ki bu uygulamadan çıkan kitaplar kitapçılarda en ön sıralarda yer alıyor, en çok okunanlar arasına giriyor.
devamını gör...

kızım son yıllara kadar çok anneciydi.

o zamanlar 5 yaşlarında, anaokulundan aldım eve getirdim bir cuma günü. annesi henüz eve gelmemiş. hafta sonu karlı bir yere gidip eğlenelim falan diye konuşuyoruz. işte baba diyor karın içine çukur açarım sen fark etmeden basar düşersin. kahkahalar atıyoruz.

ben de evet kızım annene de çukur açarız o da düşer deyip gülüyorum. aniden suratı asıldı, hatta sinirlendi ve kelimesi kelimesine şunları söyledi:

ben anneme asla tuzak kurmam, onun yollarını açarım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim