google'dan kendini aratmak
kişide tuhaf hisler uyandıran komik bir eylemdir. benzer isimlerin başarısı ile karşılaşıyorsanız insanda bir parça burukluk yaratabilir.
devamını gör...
bağlanmayacaksın
en sevdiğim sözlerini aşağıya bıraktığım, herkes dahil benim de yazarının can yücel olduğunu bildiğim ama ona ait olmadığının söylendiği şiir.
“bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. demeyeceksin işte. yaşarsın çünkü. öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın. “
“bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. demeyeceksin işte. yaşarsın çünkü. öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın. “
devamını gör...
ayçiçek yağının 0,5 lt'lik ambalajda satılmaya başlandığı yeni türkiye
#490983
videoyu izlediğimden beri boğazımda bir düğüm... ne hallere düştük böyle. benim boğazımdaki düğüm büyüyor ve boğuyor artık beni.
hala bir şeyler alabildiğim, yiyebildiğim için utanıyorum. dün uğradığım büyük bir markette, kasiyer, bir haftadır bir kişinin bile diş macunu almadığını söyledi.
ülke olarak bir yol ayrımına geliyoruz sanki, ve artık ne olacaksa olsun, kopacaksa kopsun kıyamet diyorum.
videoyu izlediğimden beri boğazımda bir düğüm... ne hallere düştük böyle. benim boğazımdaki düğüm büyüyor ve boğuyor artık beni.
hala bir şeyler alabildiğim, yiyebildiğim için utanıyorum. dün uğradığım büyük bir markette, kasiyer, bir haftadır bir kişinin bile diş macunu almadığını söyledi.
ülke olarak bir yol ayrımına geliyoruz sanki, ve artık ne olacaksa olsun, kopacaksa kopsun kıyamet diyorum.
devamını gör...
ailesiyle yaşayanların yapamayacakları şeyler
depresyona girmek. tam kendini o ruh haline kaptırıp köşene çekilirsin bir ses yükselir "kalk çay koy"
devamını gör...
osmanlı'da halkın yüzde 90'ı cahildi
e ilber hocam biz bir gecede cahil kaldık sanıyorduk. o da mı yalan yani.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sevgili yazarlar.
sağlıklı günler görün.
istanbul da hava, cuma neşesini emecek kıvamda.
sağlıklı günler görün.
istanbul da hava, cuma neşesini emecek kıvamda.
devamını gör...
küçük kara balık
yaşamın, uğruna savaşılacak bir yol olduğunu hangi kitap anlatıyor deseler, ilk sırada söyleyeceğim kitaptır. 'ama nasıl olur? o bir çocuk kitabı' demesi muhtemeldir bu cevabı duyan kişilerin. halbuki, toplumları çocuklar oluşturur. bir değeri eğer bir çocuğa öğretirsen, o çocuk dünyayı değiştirir. ama bir yetişkine öğretir isen, o unutmayı tercih eder. konfor alanını terketmek çok zordur çünkü. aynı küçük kara balığın komşu teyzeleri gibi. samed behrengi'nin kısacık ömründe yazdığı değerli kitaplardan sadece biridir. okunmalı ve okutulmalıdır.
devamını gör...
01 var dahası yok
adanalı olduğunu tahmin ettiğim ama üstte yazdığı üzere adanalı olmadığını öğrenerek dumura uğradığım yazar arkadaşımızdır.
tanımları kaliteli ve öğreticidir.
sağolsun artılarını da hiç esirgemez.
eline, emeğine, kalemine sağlık.
tanımları kaliteli ve öğreticidir.
sağolsun artılarını da hiç esirgemez.
eline, emeğine, kalemine sağlık.
devamını gör...
9 haziran 2021 biraya zam gelmesi
dünyada metil alkol denen maddeyi kimya dersinden önce öğretebilen tek ülkeyiz.
devamını gör...
danilo zanna
türkçe konuşamayan birinin türkiye'de bir hayat kurabilmesi oldukça ilginç bir çalışma konusudur. işin daha da garip yanı bu adamın türkçesi her geçen yıl daha da bozuluyor.
devamını gör...
eti gramla meyve sebzeyi taneyle alın diyen milletvekili
ben bu tavsiyeyi normalde emine hanim dan beklerdim.sayin vekilim onu da aşmış.
şaka bir yana bir kilo yerine yarım kilo et de yiyebiliriz. bunda bir sorun yok. sorun haramzadelerin tıka basa doyup sonra da utanmadan bize akıl vermesi.
terbiyesiz herif..
şaka bir yana bir kilo yerine yarım kilo et de yiyebiliriz. bunda bir sorun yok. sorun haramzadelerin tıka basa doyup sonra da utanmadan bize akıl vermesi.
terbiyesiz herif..
devamını gör...
paranın cinleri
bir murathan mungan kitabıdır.
paranın cinleri bir yazarın kendini açıklama ihtiyacının dışavurumu olan bir kitap. murathan mungan nedense bunu yapma ihtiyacını çok hisseden bir yazar.diğer deneme kitalarında da aynı sıkıntılarını okurlarıyla paylaşmıştı mungan. geçmişiyle sürekli bir hesaplaşma halinde. hatıralarını ona acı veren olaylar olarak anlatıyor her daim. bu kitapta da aynı şeyleri görmek mümkün. kitap sürükleyici, okudukça daha fazla okuma isteği doluyor insanın içinde. okuduğunuz murathan mungan kitaplaındaki bazı bölümlerin neden yazıldığını, bu böülmlere hangi anıların ilham verdiğini ya da kaynak olduğunu anlatmış yazar. dağınık yatak isimli senaryosunu yazdığı filmde müjde ar’ın canlandırdığı benli meryem karakterinin söylediği mehtaplı gecelerde hep seni andım şarkısının hayatındaki yerini ve o filmde aldığı küçük rolü anlatmış.
kırk oda kitabındaki kendini göstermekten kaçınan, ama keşfedilmek istenen kahramanın neden öyle olduğunu anlatmış bir başka yazıda da. hayran olunan bir yazarın ayak izlerini takip etmek için mükemmel bir kitap. ayrıca babası ile olan ilişkisi üzerine de uzun uzun konuşmuş yazar. içini dökmüş anlaşılacağını umarak, okurlar tarafından. annesini, annesi olmayanı, sevgililerini, onlarla yaşadıklarını ve yaşayamadıklarını anlatmış. bazı bölümlerde sanki murathan mungan’ın evine gitmişsiniz de o da size aile albümündeki bazı fotoğrafların öyküsünü anlatıyormuş duygusun hissediyorsunuz. ne kadar iyi anlattığıysa sanırım şüpheye yar bırakmayacak kadar açıktır. beni en çok etkileyen bölüm babasına ait bir fotoğrafta beyazbir kağıt olarak göründüğüdür. murathan mungan’ın yol haritası o fotoğrafta çizilmiştir belki de. ve mardin… içinde taşıdıkça yabancılaştığı şehir. çocukluğunun geçtiği, hatta geçip kaybolguğu şehir. nasıl yazacağını bilmediği, belki yazmaya cesaret edemediği şehir. okurken murathan mungan’ın anılarıyla göreceğiniz şehir. mardin murathan mungan’a ait bir şehirdir artık benim için. prag ne kadar kafka’ya aitse o kadar hem de. okuduğunuz yazarları tanımadığınız da anlattıklarını tam olarak anlamanız pek mümkün olmayacaktır. paranın cinleri bir yazarı tanımak için başlangıç olabilecek bir yapıt. ben bu yazıyı o şarkının bir bölümüyle bitirmeyi uygun buldum:
mehtaplı gecelerde hep seni andım
ah ah hep seni andım
belki gelirsin diye boş yere yandım
ah ah boş yere yandım
belki gelirsin diye boş yere yandım
ah ah boş yere yandım
yeter artık çektiğim bu kadar çile
ah ah bu kadar çile
belki gelirsin diye boş yere yandım
ah ah boş yere yandım
paranın cinleri bir yazarın kendini açıklama ihtiyacının dışavurumu olan bir kitap. murathan mungan nedense bunu yapma ihtiyacını çok hisseden bir yazar.diğer deneme kitalarında da aynı sıkıntılarını okurlarıyla paylaşmıştı mungan. geçmişiyle sürekli bir hesaplaşma halinde. hatıralarını ona acı veren olaylar olarak anlatıyor her daim. bu kitapta da aynı şeyleri görmek mümkün. kitap sürükleyici, okudukça daha fazla okuma isteği doluyor insanın içinde. okuduğunuz murathan mungan kitaplaındaki bazı bölümlerin neden yazıldığını, bu böülmlere hangi anıların ilham verdiğini ya da kaynak olduğunu anlatmış yazar. dağınık yatak isimli senaryosunu yazdığı filmde müjde ar’ın canlandırdığı benli meryem karakterinin söylediği mehtaplı gecelerde hep seni andım şarkısının hayatındaki yerini ve o filmde aldığı küçük rolü anlatmış.
kırk oda kitabındaki kendini göstermekten kaçınan, ama keşfedilmek istenen kahramanın neden öyle olduğunu anlatmış bir başka yazıda da. hayran olunan bir yazarın ayak izlerini takip etmek için mükemmel bir kitap. ayrıca babası ile olan ilişkisi üzerine de uzun uzun konuşmuş yazar. içini dökmüş anlaşılacağını umarak, okurlar tarafından. annesini, annesi olmayanı, sevgililerini, onlarla yaşadıklarını ve yaşayamadıklarını anlatmış. bazı bölümlerde sanki murathan mungan’ın evine gitmişsiniz de o da size aile albümündeki bazı fotoğrafların öyküsünü anlatıyormuş duygusun hissediyorsunuz. ne kadar iyi anlattığıysa sanırım şüpheye yar bırakmayacak kadar açıktır. beni en çok etkileyen bölüm babasına ait bir fotoğrafta beyazbir kağıt olarak göründüğüdür. murathan mungan’ın yol haritası o fotoğrafta çizilmiştir belki de. ve mardin… içinde taşıdıkça yabancılaştığı şehir. çocukluğunun geçtiği, hatta geçip kaybolguğu şehir. nasıl yazacağını bilmediği, belki yazmaya cesaret edemediği şehir. okurken murathan mungan’ın anılarıyla göreceğiniz şehir. mardin murathan mungan’a ait bir şehirdir artık benim için. prag ne kadar kafka’ya aitse o kadar hem de. okuduğunuz yazarları tanımadığınız da anlattıklarını tam olarak anlamanız pek mümkün olmayacaktır. paranın cinleri bir yazarı tanımak için başlangıç olabilecek bir yapıt. ben bu yazıyı o şarkının bir bölümüyle bitirmeyi uygun buldum:
mehtaplı gecelerde hep seni andım
ah ah hep seni andım
belki gelirsin diye boş yere yandım
ah ah boş yere yandım
belki gelirsin diye boş yere yandım
ah ah boş yere yandım
yeter artık çektiğim bu kadar çile
ah ah bu kadar çile
belki gelirsin diye boş yere yandım
ah ah boş yere yandım
devamını gör...
şubat 2022 sözlük yenilikleri ve iş ilanları duyurusu
özelden yazdığım zaman terslendiğim için madem ben de bu başlık altına yazayım. sözlük mağazasından sorumlu moderator gorevlendirilmesini öneriyorum. her seferinde şu rozeti düzeltir misiniz? kalitesi kötü, yeni rozet ekler misiniz? yeni mahlas rengi özelliği mümkün mü gibi sorularla kapı kapı dolaşmak istemiyorum. umarım bu sefer bir babayiğit çıkar da dikkate alır söylediklerimi.
devamını gör...
normal sözlük vs ekşi sözlük
ekşi'de kimse birbirini tanımıyor. burası küçük olduğundan herkes birbirini üç aşağı beş yukarı tanıyor.
(bkz: biz bir aileyiz)*
(bkz: biz bir aileyiz)*
devamını gör...
kafası olmayan tavuk mike
mucize mike olarak da bilinen genç bir horoz idi.
tabi kafasız yaşamanın getirdiği tehlikelerden kaçamadı ve kafası kesildikten 18 ay sonra öldü.
gerek sözlük temasını anımsatması gerekse ilginç hikayesi, bu kadarla geçiştirmeme engel oluyor.
bir gün çiftçi olsen'in kayınvalidesi yemek için ziyarete gelir. bu yüzden de bir tavuk kesmek ister.
kayınvalidesi kızarmış tavuk boynunu sevdiği için keserken boynunu ziyan etmemeye çalışır.
baltasını vurduğunda azıcık ıskalar ve mike ölmez. hatta dediğine göre bunun farkına bile varmaz.
kafasız bir biçimde yeri gagalamaya, normal davranışlarını yapmaya devam eder.
olsen bu duruma şaşırır ve mike'ı kendi haline bırakır.
ertesi sabah uyanıp ahıra gittiğinde, kafasını kanatlarının altına sokmaya çalışarak uyumuş bir şekilde bulur.
hala sağdır.

olsen tavuktan ümidini kesmez ve nasıl besleyeceğini bulur.
açıkta kalan yemek borusundan şırınga yardımıyla besin ve su ihtiyacını karşılar.
mike tüm bunlardan neredeyse hiç etkilendiği için,
olsen ile yollara çıkıp tanınmaya ve bundan para kazanmaya başlar.
ilanlarda intaka başvurarak mike'ı dile bile getirirler:
çiftçinin, "bugün öğle yemeği için bu tavuğu yiyeceğiz" dediğini duydum.
"hiçbir şey olamayacak, kendimi pişirilirken göremiyorum", diye düşündüm.
ama o baltasını alıp kafamı kopardı. sonra da ölmem için beni yere attı.
yerde bir süre yattım. sonra kalkıp, uzaklaştım!
karısına, "bugün hayatımdaki en garip şey yaşandı" dedi ve devam etti,
"onu tavaya atamam ölmekten o kadar nefret ediyor ki bir sebebi olmalı,
bu kadar çok yaşamayı sevdiğine göre ona her şansı tanımalıyız."
yemek borumdan mısır verdiler, içecek verdiler ve beni sıcak tuttular.
olabildiğince iyi ve mutluyum.
milletin görmesi için etrafta duruyorum.
kafam olmamasına rağmen ölmemden daha iyidir!
çeşitli dergilere, şovlara dahil olur ve o kadar yoğundur ki, kendi menajeri bile vardır artık.
1945 civarında aylık 4-5 bin dolara kadar kazanıyordu ki günümüz için 50 bin dolar demek, iyi para. *
bu kazanç, birçok insanın tavuklarını kesip böyle bir tavuğa sahip olma denemelerine neden olur ama hiç biri başarılı olamaz.
bu sırada mike 1 kg'dan 3.5 kg'a kadar çıkmıştır.
ama mike bunca şöhret ve para içindeyken,
bir hotel odasında kafasız olmanın bedelini ödemek üzere olduğunu bilmiyordur.
olsen ile odasında takılırken, mike'ın yediği mısır parçaları boğulmasına neden oldu.
olsen, soluk borusunu temizlemek için kullandığı şırıngayı yanına almayı unuttuğu için,
mike boğularak öldü.
günümüzde de halen anılıyor ve adına festival düzenleniyor.

www.miketheheadlesschicken....
sitesinden daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.
tabi kafasız yaşamanın getirdiği tehlikelerden kaçamadı ve kafası kesildikten 18 ay sonra öldü.
gerek sözlük temasını anımsatması gerekse ilginç hikayesi, bu kadarla geçiştirmeme engel oluyor.
bir gün çiftçi olsen'in kayınvalidesi yemek için ziyarete gelir. bu yüzden de bir tavuk kesmek ister.
kayınvalidesi kızarmış tavuk boynunu sevdiği için keserken boynunu ziyan etmemeye çalışır.
baltasını vurduğunda azıcık ıskalar ve mike ölmez. hatta dediğine göre bunun farkına bile varmaz.
kafasız bir biçimde yeri gagalamaya, normal davranışlarını yapmaya devam eder.
olsen bu duruma şaşırır ve mike'ı kendi haline bırakır.
ertesi sabah uyanıp ahıra gittiğinde, kafasını kanatlarının altına sokmaya çalışarak uyumuş bir şekilde bulur.
hala sağdır.

olsen tavuktan ümidini kesmez ve nasıl besleyeceğini bulur.
açıkta kalan yemek borusundan şırınga yardımıyla besin ve su ihtiyacını karşılar.
mike tüm bunlardan neredeyse hiç etkilendiği için,
olsen ile yollara çıkıp tanınmaya ve bundan para kazanmaya başlar.
ilanlarda intaka başvurarak mike'ı dile bile getirirler:
çiftçinin, "bugün öğle yemeği için bu tavuğu yiyeceğiz" dediğini duydum.
"hiçbir şey olamayacak, kendimi pişirilirken göremiyorum", diye düşündüm.
ama o baltasını alıp kafamı kopardı. sonra da ölmem için beni yere attı.
yerde bir süre yattım. sonra kalkıp, uzaklaştım!
karısına, "bugün hayatımdaki en garip şey yaşandı" dedi ve devam etti,
"onu tavaya atamam ölmekten o kadar nefret ediyor ki bir sebebi olmalı,
bu kadar çok yaşamayı sevdiğine göre ona her şansı tanımalıyız."
yemek borumdan mısır verdiler, içecek verdiler ve beni sıcak tuttular.
olabildiğince iyi ve mutluyum.
milletin görmesi için etrafta duruyorum.
kafam olmamasına rağmen ölmemden daha iyidir!
çeşitli dergilere, şovlara dahil olur ve o kadar yoğundur ki, kendi menajeri bile vardır artık.
1945 civarında aylık 4-5 bin dolara kadar kazanıyordu ki günümüz için 50 bin dolar demek, iyi para. *
bu kazanç, birçok insanın tavuklarını kesip böyle bir tavuğa sahip olma denemelerine neden olur ama hiç biri başarılı olamaz.
bu sırada mike 1 kg'dan 3.5 kg'a kadar çıkmıştır.
ama mike bunca şöhret ve para içindeyken,
bir hotel odasında kafasız olmanın bedelini ödemek üzere olduğunu bilmiyordur.
olsen ile odasında takılırken, mike'ın yediği mısır parçaları boğulmasına neden oldu.
olsen, soluk borusunu temizlemek için kullandığı şırıngayı yanına almayı unuttuğu için,
mike boğularak öldü.
günümüzde de halen anılıyor ve adına festival düzenleniyor.

www.miketheheadlesschicken....
sitesinden daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
sinir bozuculuk bakımından ergen kız kardeş vs 10 yaşında erkek kardeş
kesinlikle ergen kız kardeş değil. az önce ufak çaplı sinir krizi geçirmeme neden oldu. ve ayrıca ikisinden de var evde..
devamını gör...
sedat peker’in yeğeni olmak
soyadımız aynı değil, sedat peker benim dayımdır.
devamını gör...
quasimodo
victor hugo 'nun 19.yüzyılda yayınlanan notre dame'ın kamburu romanındaki baş karakterin adı.
devamını gör...
wicked game
devamını gör...
haruki murakami
gazze- israil çatışması zamanları yani 2009'da israilde düzenlenen jerusalem prize'a (kudüs ödülleri) davet ediliyor yazarımız. çevresi tarafından ''eğer gidersen eleştirilerin odağı olursun, gitme'' önerilerine daha doğrusu uyarılarına maruz kalıyor fakat o gitmeyi seçiyor. ödül konuşması sırasında ise yumurta-duvar metaforunu israillilerin gözlerinin içine baka baka kullanıyor, mükemmel bir konuşma yapıyor.
--- alıntı ---
yüksek taş bir duvar ile o duvara çarpıp kırılan bir yumurta varsa, ben her zaman yumurtadan yanayım. evet, duvar ne kadar doğru, yumurta ne kadar yanlış olursa olsun ben yumurtanın yanındayım. çünkü her birimiz bir yumurtayız. her birimiz kırılgan kabuğumuzun içinde nadide birer ruhuz... ve hepimizin karşısında bir duvar var. bu duvarın adı sistemdir. duvarın bizi koruduğunu zannederiz ama o bazen kendi bildiğini okur ve bizi öldürmeye, bize başkalarını öldürtmeye başlar, soğuk, etkin ve sistematik biçimde. duvar çok yüksek, çok güçlü ve çok soğuk. bir gün barışa kavuşacağımızı umuyorsak, bu zafer nadide ruhlarımızın birlikteliğiyle elde edeceğimiz sıcaklık sayesinde mümkün olacak. duvarın, yani sistemin, ruhu yok. onun bizi kullanmasına, bildiğini okumasına izin vermemeliyiz. bizi sistem meydana getirmedi: onu biz meydana getirdik. işte size söyleyeceklerim bu kadar.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
yüksek taş bir duvar ile o duvara çarpıp kırılan bir yumurta varsa, ben her zaman yumurtadan yanayım. evet, duvar ne kadar doğru, yumurta ne kadar yanlış olursa olsun ben yumurtanın yanındayım. çünkü her birimiz bir yumurtayız. her birimiz kırılgan kabuğumuzun içinde nadide birer ruhuz... ve hepimizin karşısında bir duvar var. bu duvarın adı sistemdir. duvarın bizi koruduğunu zannederiz ama o bazen kendi bildiğini okur ve bizi öldürmeye, bize başkalarını öldürtmeye başlar, soğuk, etkin ve sistematik biçimde. duvar çok yüksek, çok güçlü ve çok soğuk. bir gün barışa kavuşacağımızı umuyorsak, bu zafer nadide ruhlarımızın birlikteliğiyle elde edeceğimiz sıcaklık sayesinde mümkün olacak. duvarın, yani sistemin, ruhu yok. onun bizi kullanmasına, bildiğini okumasına izin vermemeliyiz. bizi sistem meydana getirmedi: onu biz meydana getirdik. işte size söyleyeceklerim bu kadar.
--- alıntı ---
devamını gör...