çöpünü elinde taşıyabilmek
babamdan öğrendiğim davranış biçimi. eğer yakında çöp atacak bir kutu yoksa kıyıya köşeye bırakmak yerine ne yapıyoruz? bir çöp kutusu bulana kadar elimizde taşıyoruz. çok basit bir şey. *
devamını gör...
bayramı buruk geçen yazarlar
ayakkabılarım başucumda sabahı sabah edemezdim. uyanır uyanır kıyafetlerimi kontrol eder üzerimde nasıl duracaklarını hayal ederdim.
hele ki bayram kahvaltıları? o masumiyet, o samimiyet elini uzatsan sanki tutacaksın gibi ama kilometrelerce ötede şimdi...
ben mi büyüdüm, çocukluğum mu öldü? bilemedim.
hsla içinde o duyguları yaşayanlara ,yaşayabilenlere iyi bayramlar! benim için bayram hasret, bayram hüzün, bayram yalnızlığın en koyu yaşandığı bir kuyu...
bir bayram sabahı 7-8 yaşlarındayım. demir kapıda bir ileri bir geri sallanırken düşüp merdivenlerde kafamı yarmıştım hugolu takımım kan reva içinde kalmıştı. yarım saat sonra elimde bir kaç çikolata duvar tepesinde kahkahalar atıyordum yanımda can bildiğimle.
kafamda o iz hala duruyor. aklımda keyfini süremediğim hugolu takımım. kalbimde elimi uzatsam tutacakken dokunamadığımın yarası...
hepsi geçiyor unutuluyorda kalp acısı bıçak bıçak batıyor her nefes aldığında insana. şimdi gel de kutlu mutlu geçir bu bayramı! bu kadar yitikle, bu kadar özlemle, bu kadar anıyla... şimdi gel de iyi dilekler de bulun, emojili temenniler dağıt etrafa...
sizin bayramınız yine kutlu, mutlu olsun... benimki kırık, dökük...
hele ki bayram kahvaltıları? o masumiyet, o samimiyet elini uzatsan sanki tutacaksın gibi ama kilometrelerce ötede şimdi...
ben mi büyüdüm, çocukluğum mu öldü? bilemedim.
hsla içinde o duyguları yaşayanlara ,yaşayabilenlere iyi bayramlar! benim için bayram hasret, bayram hüzün, bayram yalnızlığın en koyu yaşandığı bir kuyu...
bir bayram sabahı 7-8 yaşlarındayım. demir kapıda bir ileri bir geri sallanırken düşüp merdivenlerde kafamı yarmıştım hugolu takımım kan reva içinde kalmıştı. yarım saat sonra elimde bir kaç çikolata duvar tepesinde kahkahalar atıyordum yanımda can bildiğimle.
kafamda o iz hala duruyor. aklımda keyfini süremediğim hugolu takımım. kalbimde elimi uzatsam tutacakken dokunamadığımın yarası...
hepsi geçiyor unutuluyorda kalp acısı bıçak bıçak batıyor her nefes aldığında insana. şimdi gel de kutlu mutlu geçir bu bayramı! bu kadar yitikle, bu kadar özlemle, bu kadar anıyla... şimdi gel de iyi dilekler de bulun, emojili temenniler dağıt etrafa...
sizin bayramınız yine kutlu, mutlu olsun... benimki kırık, dökük...
devamını gör...
nst
(bkz: non stress test)
devamını gör...
birinden soğumak için nedenler
iki yüzlü olması.
devamını gör...
kevin de bruyne
manchester city takımında forma giyen 30 yaşındaki belçikalı oyuncudur.
şu an oynadığı bölgenin dünyadaki en iyisidir. inanılmaz yetenekli, inanılmaz oyun görüşü olan bir futbolcu. pas, şut, asist, gol, duran top hepsini çok iyi yapıyor. toplu oyunda, topsuz oyunda fark yaratıyor. böyle bir oyuncunuz varsa hem topu kazandığınızda hem topu karşıladığınızda başarılı oluyorsunuz.
onu anlatmak için guardiola öncesi ve sonrası olarak anlatmalıyız. kendisi guardiola ile çalıştıktan sonra başka bir seviyeye ulaştı.
kariyerine genk takımında başladı. 4 sezon oynadıktan sonra werder bremen takımına gitti. burada 1 sene kaldıktan sonra chelsea kariyeri başladı ve çok sürmeden wolfsburg’un yolunu tuttu. burada 3 sezon oynadıktan sonra kariyerinin en efsane günlerini yaşamak için manchester city takımına transfer oldu.
artık dünyanın en iyi orta saha oyuncularından birisi olmaya hazırdı.
ilk sezon yani 15/16 sezonunda 16 gol atıp 12 asist yaptı. 16/17 sezonunda 7 gol atıp 20 asist yaptı. 17/18 sezonunda 12 gol atıp 21 asist yaptı. 18/19 sezonu sakatlıklarla boğuştuğu bir sezon oldu ve sadece 6 gol atıp 10 asist yaptı.* 19/20 sezonunda 16 gol atıp 22 asist yaptı. 20/21 sezonunda ise 10 gol atıp 18 asist yaptı.
bir futbolcunun teknik direktör ile beraber ne kadar dönüşebildiğinin kanıtıdır kevin de bruyne. premier ligin aktif en iyi orta sahası bence.
ister istemez tarihte oynayan efsane orta sahalarla kıyaslanıyor. ben geçmişte oynanan futbolu daha çok sevdiğim için kıyas yapmayacağım. de bruyne modern futbolun yarattığı bir makina. sadece futbol oynamıyor adamın işi matematik.
seviyoruz, severek izliyoruz.
şu an oynadığı bölgenin dünyadaki en iyisidir. inanılmaz yetenekli, inanılmaz oyun görüşü olan bir futbolcu. pas, şut, asist, gol, duran top hepsini çok iyi yapıyor. toplu oyunda, topsuz oyunda fark yaratıyor. böyle bir oyuncunuz varsa hem topu kazandığınızda hem topu karşıladığınızda başarılı oluyorsunuz.
onu anlatmak için guardiola öncesi ve sonrası olarak anlatmalıyız. kendisi guardiola ile çalıştıktan sonra başka bir seviyeye ulaştı.
kariyerine genk takımında başladı. 4 sezon oynadıktan sonra werder bremen takımına gitti. burada 1 sene kaldıktan sonra chelsea kariyeri başladı ve çok sürmeden wolfsburg’un yolunu tuttu. burada 3 sezon oynadıktan sonra kariyerinin en efsane günlerini yaşamak için manchester city takımına transfer oldu.
artık dünyanın en iyi orta saha oyuncularından birisi olmaya hazırdı.
ilk sezon yani 15/16 sezonunda 16 gol atıp 12 asist yaptı. 16/17 sezonunda 7 gol atıp 20 asist yaptı. 17/18 sezonunda 12 gol atıp 21 asist yaptı. 18/19 sezonu sakatlıklarla boğuştuğu bir sezon oldu ve sadece 6 gol atıp 10 asist yaptı.* 19/20 sezonunda 16 gol atıp 22 asist yaptı. 20/21 sezonunda ise 10 gol atıp 18 asist yaptı.
bir futbolcunun teknik direktör ile beraber ne kadar dönüşebildiğinin kanıtıdır kevin de bruyne. premier ligin aktif en iyi orta sahası bence.
ister istemez tarihte oynayan efsane orta sahalarla kıyaslanıyor. ben geçmişte oynanan futbolu daha çok sevdiğim için kıyas yapmayacağım. de bruyne modern futbolun yarattığı bir makina. sadece futbol oynamıyor adamın işi matematik.
seviyoruz, severek izliyoruz.
devamını gör...
memur terörü
hala devam eden ve muhtemelen kafka romanlarına dönecek kadar devam edecek olan önlenmesi pek mümkün görünmeyen terördür.
bu yazıyı yazan kişinin bir devlet memuru olduğunu aklınızda bulundurmanızı isterim. memuriyette insanların boğuşmak zorunda kaldığı bürokratik işlemler öyle hallere geldi ki delirmemek elde değil. bir de bunun üstüne yaptığı işi sevmeyen ve üstüne üstlük o işte hiçbir kabiliyeti de olmayan insanlar memur olunca iş tam bir çingene düğününe dönüyor.
iletişim becerisi düşük, kendine güveni eksik insanlar da bu güruha eklenince hizmet etmek için değil işi yokuşa koşmak, hükmetmek için bir yerler oturan insanlar ortaya çıkıyor ve bu yüzden de terör kaçınılmaz oluyor.
bazen ise çocukluğunu yaşayamamış insanlarla karşılaşıp terörün bambaşka bir halini deneyimlenebiliyor insan. yıllar önce çok uzak bir şehrin en büyük ilçesinde öğretmenlik yaparken başıma böyle bir olay geldi ve asla unutmam o an hissettiklerimi.
ptt’de sıra beklerken ve o sıra bir türlü ilerlemezken, muhtemelen yıllardır orda çalışmaktan olan memur ilk günkü heyecanla hiçbir şey beceremezken birden içeri iki adam girdi ve bizim beklemekte olduğumuz vezneye bir para sayma makinesi taktılar ve o andan itibaren memur bankosunun olduğu yer disney parka dönüştü.
biz işlemlerimiz yapılsın diye beklerken her yerden akın akın gelen memurlar ellerindeki paraları az çok demeden makinede saymaya başladı. işin tuhaf yanı parayı makineden tırrrıt diye geçiren kimse paranın tutarını önemsemiyordu. herkesin derdi makineyi bir kez olsun kullanmaktı. veznelerinde duran ve kendilerine ait olmayan paraları saydırmak onlarda bir dönüşüme neden oluyordu sanki.
bu işlem belki aylarca sürdü. sırada bekleyen bizler ara ara temiz hava almak için dışarı çıktık, lokantacılar ptt içine yemek servisleri yaptı, büyük dostluklar başladı sırada. ta ki makine önemini kaybedip kanıksanana kadar.
bir işi halletmek yerine bu işi ne kadar çok erteleyebilirse o kadar kar sayan memurlar olduğu sürece terör bitmez.
bu yazıyı yazan kişinin bir devlet memuru olduğunu aklınızda bulundurmanızı isterim. memuriyette insanların boğuşmak zorunda kaldığı bürokratik işlemler öyle hallere geldi ki delirmemek elde değil. bir de bunun üstüne yaptığı işi sevmeyen ve üstüne üstlük o işte hiçbir kabiliyeti de olmayan insanlar memur olunca iş tam bir çingene düğününe dönüyor.
iletişim becerisi düşük, kendine güveni eksik insanlar da bu güruha eklenince hizmet etmek için değil işi yokuşa koşmak, hükmetmek için bir yerler oturan insanlar ortaya çıkıyor ve bu yüzden de terör kaçınılmaz oluyor.
bazen ise çocukluğunu yaşayamamış insanlarla karşılaşıp terörün bambaşka bir halini deneyimlenebiliyor insan. yıllar önce çok uzak bir şehrin en büyük ilçesinde öğretmenlik yaparken başıma böyle bir olay geldi ve asla unutmam o an hissettiklerimi.
ptt’de sıra beklerken ve o sıra bir türlü ilerlemezken, muhtemelen yıllardır orda çalışmaktan olan memur ilk günkü heyecanla hiçbir şey beceremezken birden içeri iki adam girdi ve bizim beklemekte olduğumuz vezneye bir para sayma makinesi taktılar ve o andan itibaren memur bankosunun olduğu yer disney parka dönüştü.
biz işlemlerimiz yapılsın diye beklerken her yerden akın akın gelen memurlar ellerindeki paraları az çok demeden makinede saymaya başladı. işin tuhaf yanı parayı makineden tırrrıt diye geçiren kimse paranın tutarını önemsemiyordu. herkesin derdi makineyi bir kez olsun kullanmaktı. veznelerinde duran ve kendilerine ait olmayan paraları saydırmak onlarda bir dönüşüme neden oluyordu sanki.
bu işlem belki aylarca sürdü. sırada bekleyen bizler ara ara temiz hava almak için dışarı çıktık, lokantacılar ptt içine yemek servisleri yaptı, büyük dostluklar başladı sırada. ta ki makine önemini kaybedip kanıksanana kadar.
bir işi halletmek yerine bu işi ne kadar çok erteleyebilirse o kadar kar sayan memurlar olduğu sürece terör bitmez.
devamını gör...
kafa kafaya radyo yayını
gün geçmiyor ki sevdiğim bir yazar yayın yapmasın! sesinin zippodan çıkan çın sesi kadar cool olduğunu düşündüğüm yazarımızın ve dostunun gerçekleştirdiği programı sabırsızlıkla bekliyorum. uzun zaman sonra radyoda canlı program takip etmeye başladım, emeği geçen herkesin eline sağlık.(bkz: swh)
devamını gör...
nickaltı yalakalığı
sözlüğe ilk geldiğimde yazarların nickaltını okuduğumda aa ne kadar çok sevilen bir yazar hiç kötü yorum yok diyordum. artık kimseye güvenemiyorum malum aramızda bazıları eleştiri gelince mesaj atıp sildiriyormuş. ne kadar da safmışım. cık cık cık...
devamını gör...
visual studio
intellij idea'ya ya göre ya da rider'a göre daha kötü olduğunu düşündüğüm büyük projelerde açılması bile sıkıntı yaşatan bir ide.
hala 64 bit desteği olmayan bir ide niye böyle olduğunun sorusuna yanıt olarak performans için olduğu söyleniyor. çünkü pointerların 32 bit yerine 64 bit olmasından kaynaklı cache miss oranının artması ve işlemcinin daha büyük boyutu işlemesinden kaynaklanan performans sıkıntısını öne sürmekteler. ama bana çok mantıklı gelmiyor. gerçekten 32 bit olduğu için 2gb limiti var olmakta ve bu büyük bir sıkıntı. bunun savunması da şu şekilde: gerekli processler ayrı olarak 64 bit çalışıyor bu bir limite neden olmuyor olarak söyleniyor. ama bu geçerli olmayabileceğini düşünüyorum. çünkü büyük projelerde gerçekte çok yavaşlıyor. ayrıca proje büyüse bile uygun ram olsa bile ram kullanımını arttıramıyor.
bunun tradeoff'un karlı olduğunu söylebilmenin tek bir yolu var. iki sürümünü çıkartıp benchmark yapmak. diğer her şekilde yanılzca spekülasyon yapmaktan pek ileri gitmiyor gibi.
büyük ihtimalle aşırı derece windows apilerine bağlı bir ide. çünkü microsoft'un aşikar şekilde diğer ortamlara özellikle mac os'a ide geliştirme isteği var. bunun için mono develop yeniden visual studio for mac olarak markalanarak dağıtılıyor. visual studio'yu mac'e taşımak yerine 2 farklı ide'yi geliştirme maliyetine katlanılıyor.
hala 64 bit desteği olmayan bir ide niye böyle olduğunun sorusuna yanıt olarak performans için olduğu söyleniyor. çünkü pointerların 32 bit yerine 64 bit olmasından kaynaklı cache miss oranının artması ve işlemcinin daha büyük boyutu işlemesinden kaynaklanan performans sıkıntısını öne sürmekteler. ama bana çok mantıklı gelmiyor. gerçekten 32 bit olduğu için 2gb limiti var olmakta ve bu büyük bir sıkıntı. bunun savunması da şu şekilde: gerekli processler ayrı olarak 64 bit çalışıyor bu bir limite neden olmuyor olarak söyleniyor. ama bu geçerli olmayabileceğini düşünüyorum. çünkü büyük projelerde gerçekte çok yavaşlıyor. ayrıca proje büyüse bile uygun ram olsa bile ram kullanımını arttıramıyor.
bunun tradeoff'un karlı olduğunu söylebilmenin tek bir yolu var. iki sürümünü çıkartıp benchmark yapmak. diğer her şekilde yanılzca spekülasyon yapmaktan pek ileri gitmiyor gibi.
büyük ihtimalle aşırı derece windows apilerine bağlı bir ide. çünkü microsoft'un aşikar şekilde diğer ortamlara özellikle mac os'a ide geliştirme isteği var. bunun için mono develop yeniden visual studio for mac olarak markalanarak dağıtılıyor. visual studio'yu mac'e taşımak yerine 2 farklı ide'yi geliştirme maliyetine katlanılıyor.
devamını gör...
methemoglobinemi
hemoglobin içerisindeki +2 demir iyonunun +3 değerlikli hale gelmesiyle oluşan klinik tablodur.
bu hemoglobinin oksijene ilgisi daha yüksek olduğu için dokuların oksijenlenmesi bozulur.
neden olarak sitokrom b5 redüktaz enzim eksikliği benzokain,lidokain gibi lokal anestezik ilaçlar,sülfonamid türevi ilaçlar örnek verilebilir.
hastalarda anemi ve hipoksemi olmadığı halde vücut uçlarında morarma ile karakterize psödosiyanoz görülür.
tanıda pulse oksimetre ile arteriyel kan gazı ölçümündenki uyumsuz oksijen basıncı tanıya yaklaştırır.
spektrofotometre tanı için kullanılan araçtır.
tedavisinde metilen mavisi ve askorbik asit (c vitamini) verilmektedir.
bu hemoglobinin oksijene ilgisi daha yüksek olduğu için dokuların oksijenlenmesi bozulur.
neden olarak sitokrom b5 redüktaz enzim eksikliği benzokain,lidokain gibi lokal anestezik ilaçlar,sülfonamid türevi ilaçlar örnek verilebilir.
hastalarda anemi ve hipoksemi olmadığı halde vücut uçlarında morarma ile karakterize psödosiyanoz görülür.
tanıda pulse oksimetre ile arteriyel kan gazı ölçümündenki uyumsuz oksijen basıncı tanıya yaklaştırır.
spektrofotometre tanı için kullanılan araçtır.
tedavisinde metilen mavisi ve askorbik asit (c vitamini) verilmektedir.
devamını gör...
biraz ara verelim deyip başka birine gitmek
rachel'ın ara vermek istemesiyle; ross un en az beş sezon "we were on a break! " demesine neden olan hadise.
devamını gör...
siz lgbt gençliği değilsiniz
beyefendinin ülkede saldırmadığı üç beş dernek kaldı herhalde hızına yetişmek namümkün. o dernekleri sıralayacak olursak:
kanarya severler derneği
muhabbet kuşu severler derneği. aklıma başka gelmiyor gelen varsa yazsın.
kanarya severler derneği
muhabbet kuşu severler derneği. aklıma başka gelmiyor gelen varsa yazsın.
devamını gör...
bir kadının sözlük yazarı olma nedeni
"bu karanlık, puslu ve yeraltının hakim olduğu vadilerde" erkeklerin ne işi var acaba diye düşündürmüş sorunsaldır. kafes dövüşü yahut horoz dövüşü mü yapılıyor, hayırdır? tüm erkekler bu karanlık ve puslu yeraltı dünyasına aşırı meraklı yani bir yönüyle hepsi suça ha bulaştı ha bulaşacak ve bundan da zevk alan tipler mi demek isteniyor? buna itirazı olacak pek çok erkek olacaktır diye umuyorum. gariptir, niyet aksi olsa da erkeklere bir takım isnatlarda bulunulan bir başlık olmuş.
devamını gör...
uzun yolculukta dinlenecek şarkılar
(bkz: dark tranquillity)
devamını gör...
bobin
elektronik ve dikişte kullanılan iki terimdir.
birinde, iletken bir tel varken diğerinde, kumaşın yahut dikiş makinesinin türüne göre, pamuklu, sentetik, keten, viskoz, ipek vs. ipler tercih edilir ve dikiş makinesinin üst haznesine yerleştirilip kumaşa uygulanır.
birinde, iletken bir tel varken diğerinde, kumaşın yahut dikiş makinesinin türüne göre, pamuklu, sentetik, keten, viskoz, ipek vs. ipler tercih edilir ve dikiş makinesinin üst haznesine yerleştirilip kumaşa uygulanır.
devamını gör...
salep
hava da kış dolayısıyla sahlep havası. bu sıcak içecek, uzun süre tok tutma özelliğine sahip.
devamını gör...



