yûnus emre'ye "bildiğini bilme bilmediğini bil" diyen taptuk emre şeyh geldi aklıma.
devamını gör...

anamur ilçesidir. mersin'e tam 232 km dir. arabayla yaklaşık 4-5 saatte varırsınız. antalya'ya da bir o kadar uzaktır.

dip: 232 km nasıl 4-5 saat sürer diyenler mersin antalya yolunu görmemişlerdir.
devamını gör...

mesafeler sizin için gerçekten bir sorun olmayacaksa ilişkiye başlayın.
3 yıl uzak mesafe ilişkisi yaşayıp daha sonra " ben yapamıyorum yiaa" triplerine girmeyin.

sevgi, anlayış ve güven ister. o kişinin başka bir şehirde, ülkede yaşaması sizin ekstradan anlayışli olmanızı ve karşı tarafa güven duymanızı gerektirecektir. ama zaten uzak mesafe ilişkisine başlayınca bunları göze almış olmuyor musunuz?

uzak mesafe ilişkisi diger ilişkilere oranla daha zordur. önemli olan ise mesafeleri kapatacak, yolların önünü açacak şekilde ilişkiyi yaşamaktır.

ama siz yine de yakin mesafe ilişkisine bi bakın derim, en azından çok yazmıyor.
devamını gör...

bugün whatsapp 4 tane durum yapmış.
1) gizliliğinizi korumaya kararlıyız.
2) kişisel sohbetleriniz uçtan uca şifreli olduğu için whatsapp bunları okuyamaz ve dinleyemez.
3) whatsapp paylaştığınız konumu göremez.
4) whatsapp kişilerinizi facebook ile paylaşmaz.
aldatan sevgilinin özür dilemeye çalışırken yaptığı şirinlikler gibisin whatsapp kardeş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"iman iki kısımdır, yarısı sabır yarısı şükürdür." şükür minnettir, kadir kıymet bilmektir. sahip olamadıklarımız için ise sabretmektir. hz. muhammed bir sözünde şöyle buyurur; "kanaat, bitmek tükenmek bilmeyen bir hazinedir." bu bizler için takdir görülene rıza göstermektir. bu konuyu istediğiniz kadar açabilir, üzerinde düşünebilirsiniz.
devamını gör...

çok konuşmaları. sessizliğe alışkın biri için azap gibidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2008 tarihli ve ispanyol yapımı olan oldukça etkileyici bir drama filmidir. camino ise 'yol' anlamına gelmekte. senaristliğini ve yönetmenliğini javier fesser'in üstlendiği bu filmin başrolünde nerea camacho henüz 12 yaşındayken yer almış ve büyük beğeni toplamıştır,ayrıca bu rol genç oyuncumuzun ilk performansıdır. camacho'nun canlandırdığı camino karakteri, tedavisine bir türlü yanıt alınamamış bir kanser hastasıdır* ve bu sebeple ailesinin ve doktorların elinden gelen tek şey,kızı ölüme hazırlamaktır. film, baştan sona ağır bir dram çizgisinde ilerliyor ve böylece camino'nun,ailesinin ve tüm hastane çalışanlarının yaşadığı çaresizliği bize fazlasıyla hissettiriyor. bunun aslında yaşanmış bir hikaye olması da elbette bu hisleri pekiştiriyor.

camino'nun annesi ve babası kızlarının yanından bir an olsun ayrılmasa da her ikisinin de farklı manevi görüşleri olması sebebiyle aslında bakış açıları pek de aynı noktada buluşamıyor.babasının aksine sert mizaçlı ve koyu bir dindar olan katolik annesi, camino'nun da genellikle inançlı olmasına yol açmıştır* ve bu durum izleyicinin yüreğine bir nebze de olsa su serpiyor çünkü camino öleceğinin fazlasıyla bilincinde ve bunu, tanrı'ya (yani onların inancına göre hz.isa'ya) ulaşmak olarak görüyor. bir çocuğun,kendi ölümünün bilincinde olması hususuna ise hiç değinmeyeceğim,zira sözcüklerle anlatabileceğimizin fersah fersah ötesinde bir durumdur bu. sık sık flashback'ler ile camino'nun geçmişine gitmemiz ise,onun yaşayabileceği daha nice güzel günlerden mahrum kaldığı gerçeğine boğmakta izleyiciyi.

fakat tüm yaşanılanlar bundan ibaret değil maalesef. bu noktada şunu söylemeliyim ki filmdeki dramanın ölçüsü bir miktar aşırıya kaçmış. bizi camino'ya mı, annesine mi, ablasına mı ya da (daha da acısı) babasına mı üzüleceğimizi şaşırtacak hale getiren bir senaryo mevcut burada. ama birçok ödüle ve nispeten kaliteli bir kurguya sahip bir drama filmi izlemek istiyorsanız ve elbette ki bir süredir biriktirdiğiniz fazla miktarda gözyaşınız varsa bu filmi izlemenizi mutlaka tavsiye ederim*.
fragmanı;



filmde beni fazlasıyla etkileyen çok sahne var fakat en etkilendiğim sahne, camino'nun rahibe olan genç ablasının, onun ölmek üzere olduğu haberini aldıktan sonra biricik kızkardeşinin ölümüne şahit olmamak adına zaman harcamak için hastaneye otobüsle gitmeyi tercih etmesidir. sonsuz bir acıyı böyle basit bir şekilde hafifletebileceğini düşünmesi ise, yaşanılan çaresizliği iliklerime kadar hissettirdi bana gerçekten.


hemen her filmin final sahnesi en etkileyici sahnelerden biridir ya genellikle,işte bu filmde de final sahnesi en etkilendiğim ikinci sahnedir.

tüm hastane çalışanları, bütün doktorlar ve hemşireler camino'nun odasında toplanıp onun son anına tanık olmak istiyorlar.


filmin akılda kalıcılığı ve etkileyiciliğine vurgu yapmam gerekirse, bu noktada camino'yu üç yıl önce izlediğimi belirtmeliyim. gördüğünüz gibi oldukça sağlam kurguya sahip iyi bir drama filmi ve uzun zaman akıllardan çıkamıyor. bu da filmi izlemek isteyenlere uyarım olsun*.

gerçek hayat hikayesi için
devamını gör...

"turşu bidonu" gibi tıka basa dolu kongrelerin ardından çok şaşırtmayan bir durum. haritada görünen tüm sarı turuncu yerler kırmızıya döndü çoktan. aşı falan dediler, sırası gelen kronik hastalar randevu alıp gidiyor, gittiklerinde aşı yok gelmedi vs. gibi absürt cevaplarla karşılaşıyorlar.

tam kapanma olayı zaten hayal, hazinede para yok, damat hangi öküzün boynuzuna saklandı bir haber yok, naci ağbal türk lirasına %24 değer kazandırmıştı, kayıp 130 milyar dolar nerde lan acaba diye küçük bir araştırmaya girince "diktatör sultan tayyip han hazretleri" tarafından bir gece yarısı kararnamesi ile görevinden şutlandı.

erken seçim falan olur diye umutlanamıyoruz maalesef, zira iktidar partisi ile 70 yaşından sonra çanta taşıyan "iktidarsız" ortağı tüm ülkeyi "ışıklı yoyo" misali sallayıp duruyor. 2023 seçimlerine eğer "hilafet" yahut "saltanat" getirmeyi başaramazlarsa, ilk defa oy kullanacak olan "6 milyon" z kuşağı gencimiz, malum partinin kaba etine tekmeyi atıp, bizi bu dertten ebediyen kurtaracaktır diye düşünüyorum.

ha tabii o zamana kadar bu leş ülkeyi terk etme fırsatı yakalarsam 1 saniye bile durmam, ki zaten azıcık aklı olan kimse durmaz, artık 3. dünya ülkesi değiliz 6. dünya ülkesi falan sayılırız. şimdi kimse çıkıp bu başlık altında memleket güzellemesi, yok efendim tayyip sevicilik falan yapmasın bir zahmet, at gözlüğü ile bakmayı bırakıp biraz gerçekleri görmeye çalışın enayi tayfa, aynı gemideyiz farkındaysanız.
devamını gör...

yazılarıyla ufkumu genişleten kafa yazarlardan birisi kendisi.
severek takip ediyorum, kaleminize sağlık efenim.
devamını gör...

türk siyasetinde en çok hicvedilen liderlerden biridir.ama hiçbir zaman çıkıp bunu yapanlara karşı bir açıklamada veyahut tazminat davasında bulunmamıştır.https://twitter.com/tsumut71/status/1109388239876620288
devamını gör...

komiklikler şakalar..
devamını gör...

size güvenmiş bir insanı yarı yolda bırakmaktır.
çaresiz hisseder, terk edilmiş, kandırılmış.

beni kör kuyularda

güvenmemeyi, temkinli olmayı öğretirsiniz, yolların tek başına yürünmesi gerektiğini...
devamını gör...

şu sınav bir geçsin katılacağım ilkk kulüp olacaakkk.* satranç konusunda pek iyi değilim... yardımcı olursunuz artık diye düşünüyorum.*
devamını gör...

iyi insanlara tavsiye bırakma ihtiyacı duyduğum başlık.

sakın evden çıkma!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
her manada sıkıntı ağa yine de sen bilirsin.
devamını gör...

dene de haberlerde nasıl dayak yediğini izleyelim popcorn eşliğinde dediğim eylem. millet barut fıçısı gibi kızın tek feryadı ile dümdüz ederler simanı valla sonra estetikçi ararsın.
devamını gör...

linke tıklamak istemeyenler için:

“gazze’deki yaşlı bir adamın elinde şunlar yazıyordu”.
"suyuma el koy,
evimi yık,
işimi elimden al,
toprağımı çal,
babamı hapse at,
annemi öldür,
ülkemi bombala,
hepimizi aç bırak,
hepimizi aşağıla,
ama yine de ben suçlu olayım,
neden mi:
çünkü bir roketle karşılık verdim."
devamını gör...

dışı sizi, içi bizi yakar yazabiliriz.
devamını gör...

evet artık çöplerimizi dünya para verdiğimiz ama sızma, akma ihtimali dip kıvrımlarında gizli; kokulu, büzgülü, renk renk, desen desen envai çeşit poşetler vasıtası ile atıyoruz. yaşasın...
çok yakın bir zamanda (daha bu sabah) başıma geldiği için sanırım biraz sinirliyim "çöp poşeti" diye satın aldığım ürünün delik olabilmesine. yoksa delik poşetlerle çöp atılmasını tasvip etmiyoruz, hatta kınıyoruz!

küfür niyetine geçecek sözlere eklenebilir sanırım; içine çöp attığın poşet altından sızdırsın emi diye...*
hepimize çersiz, çöpsüz, mis kokulu günler olsun o zaman. *

çevre kirliliği, doğa katliamı bu ülkenin yaralarındandır maalesef, onu başka zaman yazarız elbet...

** düzeltme
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim