kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu akşam 21 sularında bizzat kendim olarak break beat parçalardan oluşan filan bir playlist ile yer alacağım yayındır. parçaların çoğunluğunu kült eserler oluşturmakta. umuyorum birlikte güzel bir çarşamba gecesi yaşar, haftayı yarılamanın yorgunluğunu atarız. bir sonraki haftaya kadar beklenti yaratabilme umudu ile. herc babaya sevgi ve saygı ile.

sözlük radyosuna buradan, instagram'ına buradan, twitter'ına ise buradan erişebilmeniz mümkün. vakti, saati gelince görüşmek dileği ile.
devamını gör...

önceki başlıkta hiç bir listeye giremediğinden şikayetçi olan sayın rahatsız ‘ı bu listeye alabilirim sanırım.

paylaşımlarını gülümseyerek okuduğumdan dolayı, bu ünvanı ona veriyorum*.
devamını gör...

değmez hiç kimse için.
devamını gör...

denizin damarları
ruhuna giden bir yol
imgelerim kadar yakın
düşüncelerin kadar
ruhuma giden bir yol
incitanemi aradığım
bir uyku kadar tatlı
hiç uyanamadığım
nefesin gibi
ruhuma üflediğin
her an
yanımda hissettiğim
sihirli sözcüklerin
içimi ısıtan
imgelerimi tüketen
susuşlarım olan
şiirimin her zerresi...
devamını gör...

şimdilerde çok güzel sergilere ev sahipliği yapan müze. süresiz sergilerinin içinde zaten çok değerli eserler var, onlardan bahsetmeyeceğim.
bu aralar son iki kat tamamen bizans'a ayrılmış vaziyette. ''istanbul’dan bizans’a: yeniden keşfin yolları, 1800–1955'' sergisiyle osmanlı döneminde bizans'ın tekrar keşfedilmesi ve istanbul'daki bizans mirasının tekrar araştırılmaya başlanmasıyla ilgili çeşitli eser, animasyon ve belgeler sergileniyor. daha fazla bilgi

bir üst katta ise ''istanbul’da bu ne bizantinizm!: popüler kültürde bizans'' adlı sergide popüler kültürde bizans'ın yeri anlatılmış. oyunlar, filmler, müziklerden resimlere kadar bizans kültürünün etkilediği her türlü yapımdan bir koleksiyon oluşturulmuş. daha ayrıntılı bilgi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu sergiye özellikle bayıldım. bizans dünyasını günümüzün tarzlarıyla birleştiren, konstantinopolis'i cyberpunk havasına büründüren çeşitli tabloları, çizgi romanları, filmlerden sahneleri, bizans'la ilgili yapılmış türk filmlerini ve hatta bizans'ın modaya etkisini anlatan kıyafetleri görebileceğiniz, çok ayrıntılı düşünülmüş bir sergi olmuş. ayrıca neon ışıkların hakim olduğu bir kat burası, eski dünyayı günümüze uyarlarken tabi ki neon ışıklar kullanılacaktı. bayıldım. keşke kalıcı sergi olsa diyeceğim ama elektrik faturası çok gelir.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bahsettiğim iki sergi de 6 mart'a kadar açık. ayrıca müze çarşamba günü öğrencilere, cuma günü saat 18-22 arası herkese ücretsiz. biraz sıra bekleyebilirsiniz, müzeye girmek için sıra beklemek güzel.
görsel kaynak: ben.
devamını gör...

taze, demli, şekersiz, büyük ince kenarlı bir fincanda tercihimdir. eve çaykur, tiryaki. dışarıda ne çıkarsa bahtımıza.
devamını gör...

(bkz: sümüklü peçete)
devamını gör...

new jersey yöresine ait bir türküde geçen söz.
devamını gör...

çok üzgün, çok öfkeli, çok umutsuzum. bir kız çocuğu annesi olarak tarifsiz kederler ve endişeler içindeyim. bir kadın olarak korkuyorum. bir vatandaş olarak bu kadar değersiz olmanın kalp kırıklığını yaşıyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yönetmen steven spielberg barda otururken yanına oturan çinli' nin yüzüne tokatı yapıştırmış. tokatı yiyen çinli, spielberg*e niye tokat attığını sorunca spielberg :
pearl harbor'u siz bombaladınız demiş.
çinli de pearl harbor'u kendilerinin değil, japonlar'ın bombaladığını söyleyince spielberg :
ha japon, ha çinli, ha vietnamlı, ne fark eder, hepsi aynı değil mi? demiş

bir müddet sonra bu kez de çinli, spielberg'in yüzüne tokatı patlatmış. bu sefer tokatı yiyen spielberg, sebebini sorunca çinli de :
titanik'i sen batırdın demiş.
spielberg de, titanik'i kendisinin değil, aysberg'in batırdığını söyleyince bu sefer de çinli şöyle demiş:
ha aysberg, ha carlsberg, ha spielberg, ne fark eder, hepsi aynı değil mi?
devamını gör...

kazım koyuncu'nun 2004 yılında çıkardığı 2. ve ne yazık ki son kasedi olan hayde de yer alan trabzonspor sevgisi için trabzonspor marşı diye yaptığı şarkı.
maçların olmazsa olmaz şarkısı.
devamını gör...

karma puan çılgınlığı ve sözlük yönetiminin ekonomi yaklaşımı üzerine bir inceleme

geçtiğimiz günlerde yapılan ''kafa store'' indirim günleri hepinizin dikkatini çekmiştir. sözlük yazarlarını acımasızca ve fütursuzca başlık altlarında çalıştıran, girdikleri tanımlardan nemalanan sözlük yönetimi, bu emeğin karşısında yazarlarına asgari ücretin bile altında bir karma puan ödemesi yapıyor. oysa pazar çok pahalı. bir çok sözlük yazarı, indirime rağmen temel ihtiyaç malzemelerini temin edemiyor. sözlükte bir çok yazar ''millet aç aç!'' nidaları atarken, yoldaş ve ekibi yaşanan ekonomik krizi görmezden geliyor.
bu konu ile ilgili yaptığı açıklamalar ise yazarların yaşadığı ekonomik dar boğazı umursamadığını gözler önüne seriyor. açıklamayı kaçıran değerli sözlük yazarları için aynen buraya aktarıyoruz.

''bana kimse bu sözlük içerisinde insanlar karma puana muhtaç dedirtemezsiniz. değiller. abartılı işler bunlar. muhaliflerin hakkımızdaki karalama kampanyalarından yalnızca birisi. bakın ben yine de yüce gönüllülüğümü gösterdim. iko'ya talimatı verdim. çöz şu sıkıntıları dedim. fiyatları indir. rozet lobisine, kişisel ileti lobisine geçit verme dedim. o da sağ olsun halletti. şu anda sözlükte karma puan sıkıntısı çeken, istediğini alamayan yazar yok. hatta bazıları üç rozet aldı. bunları biliyoruz. kulağımıza geliyor. ekonomik durum kötü olsa bunu yapabilirler mi ? yapamazlar. herkesin bir eli yağda bir eli balda, oturdukları yerden bize nasıl kara çalacaklarını düşünüyorlar. tek bir yazar dahi yatağa karma puansız girmedi/girmiyor.''

bu açıklamalardan sonra pek çok sözlük yazarı ile görüştük. kime dokunsak bin ah işittik. karma puan kredisi çekip ödeyemeyen, başlıklarına ve tanımlarına haciz gelen yazarlar olduğu gibi. 3-5 karma puan için mendil açıp dilenmeye başlayan yazarlar olduğunu da üzülerek gördük. hele bir yazarın başlık altında, ''indirim bitmeden bana borç verin borç'' diyerek kendini yakma girişiminde bulunması halen gözlerimizin önünde.

bazı yazarlar bu mevzuda acıyı bal eylerken, vur patlasın çal oynasın tarzında ''karma puan harcaması'' yapan yazarlarda var. peki bu yazarlar içinde bulunduğumuz ekonomik krizde nasıl oluyor da bu kadar rahat harcama yapabiliyorlar ? bu önemli sorunun cevabına da yine derin araştırmalarımız sonucunda ulaştık.

sözlük ekonomisinden sorumlu kaynağımızın söyledikleri şu şekilde;

''bazı başlıklarda ihaleye çıkıyoruz. tutacak başlıklar için yaptığımız bir uygulama bu. tabi ihaleyi elin adamına verecek değiliz. bize yakın olana veriyoruz. bunda yadırganacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. bu başlıkları alanların karma puanının fazla olması gayet doğal. bunda kızacak kıskanacak bir şey yok. bize yakın olanların rahat etmesini sağlamamız lazım. bu bir gönül işi. bizim tarafımızda duracak gönüllere/gönüllülere ihtiyacımız var. bu en doğal hakkımızdır diye düşünüyoruz. hem onca şey yaptık. bilmem kaç şeritli kategori bölümü açtık. gece modu yapıldı. profillere onlarca özellik ekledik. hepsini bir kenara bırakın, radyo açtık radyo! bunlar hep bu arkadaşların sayesinde oluyor. bırakında karma puanları sizden çok olsun!''

evet değerli okurlar bu konuda bizim söyleyeceğimiz hiç bir şey kalmadı. ateş düştüğü yeri yakıyor. en doğru değerlendirmeyi sizin yapacağınızı biliyor ve bu konu ile ilgili tüm muhasebeyi vicdanlarınızda yapacağınıza sonuna kadar inanıyoruz.

sözlük yönetiminin yeni düşman algısı ve oglalalakota'nın bu algı oyunları içerisindeki yeri!

değerli sözlük müdavimleri, önceki bültenimizde sözlükte yaşanan kalkışma kıvılcımlarını ve yönetimin bu kıvılcımlara nasıl karşılık verdiğini yazmıştık. özellikle ''jön kafacılar'' teşkilatına yönelik yapılan baskınlar ve mellisho üzerinde yaratılan algı sonrasında yönetim bu işten kârlı çıkmış gözüküyor. sizlerde taktir edersiniz ki, mellisho'nun mesaj kutusunda bulunan şiirsel metinden sonra, kendisinin tutumunda bir nebze yumuşama görüldü. sanki kurda, kuzu postu giydirilmiş gibi bir durum söz konusu. içinde yanan devrim ateşi bir şekilde söndürülmüş ve hizaya çekilmiş gibi görünüyor. durumla ilgili kendisinden bilgi almak istediğimizde, evi temizleteceğim röportaj verecek vaktim yok diyerek, röportaj talebimizi geri çevirmesi de, kuşkularımızı arttıran önemli bir etken oldu.

tüm bu kuşkular ışığında kulağımıza gelen yeni bir olayı sizlerle paylaşmak istiyoruz. ''jön kafacılar'' kalkışması sonrasında, yönetim korku dağlarının zirvesinde dolaşmaya başladı. her şeyden nem kapar hale geldiler. ve tamda bu sebepten mütevellit oglalalakota adlı yazar hedef tahtasına oturtuldu. peki nedir bu olayın aslı astarı? yönetimdeki kaynaklarımızdan aldığımız bilgileri kelimesi kelimesine sizlerle paylaşıyoruz.

''yoldaş, oglalalakota'nın paylaşımlarından ciddi anlamda rahatsız. alttan alta sözlük yönetimini hedefe oturttuğunu düşünüyor. yazarın sürekli kızılderili katliamlarını gündeme getirmesi, baskıcı yönetimlerle ve insan hakları ihlalleri ile ilgili yaptığı paylaşımların, sözlük yönetimine yönelik alttan alta bir eleştiri olduğunu düşünüyor. bu sebeple de yazarın tüm hareketleri izlemeye alındı.

ayrıca yazarın sürekli hayalet dansından bahsediyor olması da bizim açımızdan bir kalkışma alâmeti olarak nitelenmekte. durup durup bu konuyu açmanın hikmeti harbiyesi nedir ? bilgisini vermişsin halen neyin peşindesin? diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

bunların dışında büyük bir sorun daha yaşıyoruz. bazı yazarlar kendisinin paylaşımları yüzünden bize duman yoluyla ulaşmaya çalışıyor. mesaj kutusu kullanmayı bıraktılar ve bu durum moderasyon açısından büyük bir sıkıntı oluşturmaya başladı. duman altında kaldık resmen. boğuluyoruz!

böyle giderse kendisi için sözlükte bir rezervasyon alanı oluşturacağız. bu iş başka türlü çözüme ulaşacak gibi gözükmüyor.''


evet değerli okurlar. sözlük yönetimi ayakta kalabilmek ve iktidarını devam ettirebilmek adına sürekli yeni düşmanlar yaratmak suretiyle, sözlüğü baskı ve korku ile yönetmeye devam ediyor. beyaz şeytana karşı şef oglalalakota'nın sonuna kadar yanında olduğumuzu bilmenizi isteriz. tek derdi insanlarla barış çubuğu tüttürmek olan bu güzel adama yapılan zulmü kabul etmiyoruz ve yüksek sesle haykırıyoruz; ''oglala lakota'yı rahat bırakın!''

kimsesizlerinkimiraikkonen pistlere veda mı ediyor ?

sözlüğün pek çok alanında hız düşürmeden sürüş yeteneklerini sergileyen değerli pilotu kimsesizlerinkimiraikkonen ile ilgili kulağımıza bazı söylentiler geldi. özellikle şiir başlıklarında harika bir iş çıkarmakta olan kimi'nin son günlerde gözlerinde bazı problemler oluştuğu ve bu yüzden sıkça pilotaj hatası yaptığından bahsediliyor. kendisine bu mevzu ile ilgili yönelttiğimiz sorulara pistlerdeki gururumuz kimi şöyle yanıt verdi;

kimi hakkında çıkarılan iddialarla ilgili yarışseverlere ne söylemek istersin ?

''aslında kafa sözlük sezonu benim için harika başlamıştı. sıralama turlarında çok iyi iş çıkardığımı düşünüyorum. damalı bayrağı her görüşümde içimde kelebekler uçuşuyor. fakat son zamanlarda formumda bir düşüş olduğunun bende farkındayım. bunun en büyük sebebi sözlükte açılan şiir başlıklarında, şiirlerin boşluk bırakılmadan paylaşılması. hepsini okuyacağım derken gözlerimi bozdum. her dizeyi okuyabilmek için tabiri caizse tampon tampona mücadele veriyorum. tam şiiri okudum, anladım derken de, gözlerimde bir bulanıklaşma oluşuyor ve şiir pistinden çıkıyorum.''

peki bu durum kalıcı mı ?

''kalıcı olduğunu zannetmiyorum. bu sıkıntıyı gece yarısı yaptığım test sürüşlerinde daha sık yaşıyorum. ama kendimi toparlayacağıma inanıyorum. beni sevenler ve beni takip edenlerden ricam şu; şiir paylaşırken lütfen arada boşluk bırakınız. gerçekten görüş alanımı kaybediyor ve sürüş hakimiyetimi yitiriyorum. ayrton senna'nın başına gelenlerin benim başıma gelmesinden de açıkçası çekiniyorum. hep birlikte şampanya patlatmak varken beni dört kolluya bindirmek niyetinde olan arkadaşları da sizin aracılığınız ile esefle kınıyorum.''

açık, mert, korkusuz kafa sözlük haber ajansını okudunuz. keyifli sözlükler dileriz.
devamını gör...

arap sevicilerin yerli ve millilikten bahsetmeleri tam bir hezeyan.
devamını gör...

iradenin ve intikamın tam olarak tanımını yapan film serisi.4.ü bekliyoruz..
devamını gör...

evet kesinlikle okuyup oy vermeyen çok yazar olduğunu düşünüyorum,

bu tip yazarlar hem okuyor, hem beğeniyor, birde içinde bir şeye takılıyor, çünkü bu karakterler böyle, yemeyip içmeyip mesaj yazacak kadar ilgileniyor aslında yazdıklarınızla, sonra da diyorki mesela, yazıda bi açık yakalamış kendince, onu söylüyor, "ay o kadar öyle şeylermi yaşadınız" ya da "orda onu yapamadınızmı ahahahah, ehe ühe... "

ben oraya bütün olarak bir hikaye yazıyorum, adam bana parmağıyla düştüğüm yeri gösterip gülüyor, ben sanki bilmiyorum ne yazdığımı, ama o anlatmak istediğimi değilde, güya benim üzüleceğim, belki utanacağım kısımdan konuşmak istiyor... çünkü oralardan beslenen insanlar bunlar...
bence hayatta kendine yer edinememiş, kendi eksikliklerini, başkalarının güya eksikliklerinin yaygarasını yaparak bastıran, egosunu tatmin eden insanlar,
bu şekilde kendini önemli hisseden insanlar...

beğeni yapmıyor ama, mesaj yazmaya üşenmiyor, iyi niyetle okumuyorlar çünkü, ben yine de kendisini anlamak için soruyorum, "beğeni yapmamışsınız, beğenmediğiniz bir tanım için, neden bana mesaj yazıyorsunuz? beğenmediyseniz, neden üzerine düşünüyorsunuz? yorum yapıyorsunuz? öyleyse de eyvallah, neye katılmıyorsunuz filan diye soruyorum...
aldığım cevap şu;
ben herkese, her tanıma beğeni yapmıyorum, zor beğeniyorum...

okuyup, gülüp eğlenip, öğrenip, beğeni yapmıyorsun, yapılan şey tam olarak budur, aslında ayıptır da, bu da o yazarın karakteriyle alakalıdır, kibirdir bu, yapacak bir şey yok, çünkü maalesef bunlardan çok var...

benim önerim, watsup daki durum gibi, diğer uygulamalardaki hikayeler gibi, profile yada tanımlara girenler, bir şekilde teknik olarak mümkünmü onu bilmiyorum ama, ziyaretçi trafiği açık açık görülsün, sayfada kalma süresi filan, sayı olarak görülsün, bence yazarları çok motive edecektir,

okuyorlarsa görünsünler... öyle hem okuyup, hemde günahını vermeyenlerin, mecburen yazısını okuduğu yazara katkısı olsun...

yoldaşcım bunu bir düşünün derim nacizane, çünkü ben gerçekten iyi bir yazıyı sadece 20 kişinin, yada 50 kişinin okuduğuna ve beğendiğine inanmıyorum,

birde beğeni yapanların durumu var,
ben birkaç kez yaşadım, her ne kadar yazdıklarını seri olarak okuyup beğensemde, kendisini tanıyamadığım için, sanırım 3 kişinin filan nickaltı için yazdığı yazıyı "sadece beğeni yapmamdan" bahsettiği için silmelerini rica ettim,

ben seri beğeni aldığım zaman, telefondan kaçıyorum, mahcup oluyorum, tabiiki çok memnun oluyorum, ne biliyim o kişiyi gördüğümü belli etmek istemiyorum, rahat rahat okusun diye, daha sonra bende iadeyi ziyaret yapıp, onun yazdıklarını okuyorum, ve gerçekten beğenmezsem beğeni yapmıyorum yazdıklarına, ve "okuduğu için" teşekkür ettiğim bir mesaj yazıyorum, kendisi ile ilgili bir fikrim oluşursa da, nickaltı na yazıyorum, bu iş böyle olmalı,

profilinize girip yazdıklarınızı okuyan kişiyi, koşa koşa nickaltı na yazıp, anons etmek nedir, bu benim bütün tanımlarımı okudu, üst üste beğendi diye ilan edince ne oluyor, he çok beğendi seni, söyledin herkese, ne oldu, başın göğemi erdi, yazacak başka bir şeyin yok demekki...

maalesef bu yazarlar, hemen şaşırıyorlar, arkadaşım, hiçmi kimse yüzüne bakmadı senin, hiçmi takdir edilmedin hayatında, mesajları da bir tuhaf oluyor, sanki ben okuduğum için değilde, onun dikkatini çekmek için yaptım filan sanıyorlar, böyle bir üstüne alınmak yok yani, o zaman insan düşünüyor, bu yazıları yazan akıl, bu akıl olamaz diye, insanı düşündürüyorsunuz yani...

yoldaş bu nicaltı na da bi sınır bişey gerekiyor kesinlikle...
daha önce de önermiştim, takip ettiklerimiz, takip edenler, yada ne biliyim okuyorlarsa, burdan yazarlara söyliyim, yazarı anlayanlar, nickaltı yazsın,
bence bu da etkiliyor beğeni yapmayı,

birde bütün bunlarla ilgili sözlüğün girişinemi asarsınız, kabul ediyorum kısmınamı eklersiniz, başlığınımı sabitlersiniz artık bilemiyorum,
sanırım bu okumak, beğenmek, sözlük neydi, nasıl kullanılır gibi konuları, bi tabela şeklinde bir yerlere asmak lazım,

çünkü bir başlığa giriyorum, 150 tanımdan 35 tanesi farklı tanımlar, diğerleri hep aynı, bakıyorumki benim yazacağım yazılmış, uslu uslu çıkıyorum, evet ben de "eksik kalıyım" diyorum, çünkü birinin bana yada tabelaya yazıp duvara asması gerekmiyor...

"lütfen önce, beğendiğiniz başlıktaki birbirinden farklı kafaların yazdığı, birbirinden değerli yazarların, orjinal yorumlarını okuyunuz, çünkü 85 defa yazılmış bir tanımı 86. kez yazan kişi olabilirsiniz :)"

bu da okumayı azaltıyor, dolayısıyla okumadan yazanlar, başlıkların, bir sürü birbirinin aynı tanımla dolmasına sebep oluyor,

benim ilk yazarlığım olmasına rağmen, kişisel olarak sözlüğü böyle kullanıyorum, ama bazılarının, hem sözlük, hem genel ahlak kurallarını, girişte, akışta, bir yerlerde görmeye, öğrenmeye ihtiyacı var, maalesef.

edit : sadece kendi rekorumu değil, sözlükteki en uzun tanım rekorunu da kırdım galiba :)
devamını gör...

kuzey amerika'da, bugünkü north dakota eyaletinde yaşayan, siouan dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
tarihi kanıt olmasada, eski insanların anlattıkları hikayelerde geçen yerleri tahmin ederek, eskiden büyük göller bölgesinde yaşadıkları düşünülüyor.
eskiden nüfusları çok ve güçlü bir kabileyken, beyazlarla ilişkiye girdikleri dönemden sonra, onlardan mikrop kapmış ve nüfuslarının çoğu hastalıktan ölmüştür. güçsüz düştükten sonra, hidatsa ve arikara'larla olan ittifakları güçlenmiş ve düşmanları olan lakota sioux ve diğer düşman kabilelere karşı birlikte direnmişlerdir.
a.b.d ordusu yada beyaz yerleşimcilerle herhangi bir savaşları olmadı.
bugün hâla north dakota'da bulunan bir rezervasyonda yaşamaktadırlar.
devamını gör...

yeni rütbesi hayırlı olsun.

abi bi emrin olursa buradayız! * *
devamını gör...

teori olmaktan çıkmamış, çıkması da gerekmeyen bilimsel çalışmadır. bilimsel teori, gerçekliği kanıtlanmış olguların mekanizmasını açıklayan ifadeler bütünüdür. yaratılışçıların kullanmayı tercih ettiği bilimsel olmayan anlamıyla karıştırılmamalıdır. bu yönüyle evrim kanıtlanabilirlik aşamasını çoktan geçmiş, teori olarak adlandırılması da bu gerçekliği düzenli bir biçimde açıklama ihtiyacından doğmuştur. yani evrim kanıtlansaydı teori olmazdı filan demek, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaktan başka bir şey değildir.
devamını gör...

fişne fişne suyu ukdesidir.

hepimizin kalite anlayışı farklı. bir gün seçilenler sana uyar, diğer gün bana. görecelilik, zevk, renk meselesine göre değişkenlik gösterir efendim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim