aydınlanma yaşadım. bedava ekstra bilgi.
devamını gör...

it was a big big world but we thought we were bigger.
devamını gör...

(bkz: adaptasyon)
(bkz: ambalaj)
(bkz: ambulans)
(bkz: amblem) vb.
devamını gör...

günü güzelleştirme ihtimali olan yayının müjdesi de verildi çok şükür*. o halde napıyoruz, 21'de radyoyu açıyoruz.
edit: yetişemedim, kaçırdım yine...*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkan az ötemde uyudu, türkan kedinin adı. artık bir ad koymam lazımdı, basmane ortasında "gel kızım, kızım nerdesin" dediğimde çok daha fazla tuhaf bakışlara maruz kaldım günden güne. kulaklıkta levent yüksel aşk mümkün müdür hâlâ diye soruyor, "lan git ötede sor levent" diyorum, o beni duymuyor, sen de duymuyorsun, sen eşit levent yüksel diye bişi yok ama yanlış anlama.

şarkı değişti, göksel kıskanıyorum diyor şimdi, ben kimi kıskanmam gerektiğini bile bilmiyorum, sahi ; sen kimdin? beni alıp içinde uyuduğu o güzelim masalın içinden uyandırarak çıkaran sen kimdin?
niye girdin hayatıma ve niye çıktın?
daha en çok sevdiğin kokuyu bile bilmiyorum, daha en çok sevdiğin çiçeği bile bilmiyorum?
doğum gününü biliyorum allahtan, bakışlarını biliyorum, sesini biliyorum, biliyorum..

neden böyle oldu onu bilmiyorum bak, bi de bundan sonra nasıl olacak onu bilmiyorum.

türkan uyandı, odama dönmem lazım, midem bombok, sen yok.
ne güzel ağustos bu böyle?
teşekkür ederim.
devamını gör...

halkın cahilliğinden faydalanıp sonuna kadar sömürürler. konuları şükür, fakirlik, sabır, ahiret, israf olmakla birlikte diyer dünyada mutlu oluncagını müslümanı degerlendirenin acı oldunu söyler. kendilerine gelirsek cogunlugu villada yaşar hizmetci bulundurur, türkiye için cok ucuk arabalara biner.
devamını gör...

"cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir."
mustafa kemal atatürk
devamını gör...

ulan eşcinselliğe güzelleme yapan insanlar nasıl olur da kuzenlerine aşık olan insanları eleştirmeye kalkar?
size ne? ne alakadar eder sizi?
devamını gör...

cocukken her seyin daha kolay, daha saf, daha mutlu, daha temiz oldugunu belirten soz kumesi.
belli bir olgunluga gelmis her kisinin cocukluguna ozlem duymasinin sebebi belki bu; belki de dunyayi kirleten, safligini koruyamayan insanoglu.

bu cumlenin gectigi sahane bir yeni türkü sarkisi vardir; melodisiyle sizi mutlu eder, sozleri de murathan mungan’a aittir.

dinlemek isteyene tik tik
devamını gör...

benimki de dahil diğer çocuklar ve anneleri ters ters baktığı için salıncak sıramı devretmek zorunda kaldığımda...
*
devamını gör...

ne alıngan, duyar kasmaya meraklı adamlarsınız yahu. tamam gel az da ben senin yazarın olayım.
işin şakası bir yana iyi niyetli olduğu için, başlığın alt metnine odaklanın. yüzeysel işlere takılmayın.
devamını gör...

her yerin renkli olduğu, capcanlı, hayvanların konuşabildiği bir dünya koyuyorlar önümüze. bazen de öyle espriler dönüyor ki sanki yetişkin izleyicilere ithafen. sadece çocuklar icin olduğunu asla düşünmüyorum. bir film izleyeceksem ve animasyonu varsa orijinalinden bile vazgeçebiliyorum. o tatlı dünya her zaman içine çekiyor insanı. madem bu kadar övdük birkaç da örnek vermeden olmaz.

köfte yağmuru
2009'da yapılmış 34 sayfalık bir çocuk kitabından uyarlamadır.

lilo & stitch
2002 çıkışlı bu filmde küçük bir kız ve minik uzaylısı maceralar yaşıyor.

wall-e
bayılırım kendisine. 2008'de andrew stanton‘un sıcacık filmidir.

ters yüz
yine çok bilindik ama sıkmayan bir tanesi bu da. 2015'te cıkmış neşe ve mutsuzluk gibi duyguları bizimle konuşturmustur.

alice harikalar diyarında
1951 yapımı amerikan animasyon ve müzikal macera filmidir. kitabına aşina olduğumuz bu eseri disney'in gözünden de izleyebiliyoruz.

notre dame'ın kamburu
fransız yazar victor hugo'nun ölümsüz eserini konu alır. 1996 yılında disney stüdyolarında hazırlanmış harika bir filmdir.
devamını gör...

sosyal bilimlerin alanına giren bir konu üzerinde uygulandığında sağlıksız sonuçlar verebilmekte olan yaklaşım biçimi.
devamını gör...

kazıklı maria'nın b*k gibi book reviews serisinde şu sıralar incelemekte olduğu kitap.
(bkz: kazıklımaria)
devamını gör...

meyvesi "özgürlük" olan bir ağaç;
kim bilir nasıl güzeldir tadı...
resimag.com/p1/c114f802b8c1.jpeg
devamını gör...

pek sevdiğim, en sevdiğim, çok sevdiğim, yerlere göklere sığdıramadığım metal grubu.
grup basçısı steve harris* tarafından 1975'de londra'da kuruldu.
öncelikle çoğu metal grubunda olduğu gibi iron maiden'da da kadro değişiklikleri oldu. paul di'anno'nun gruptan ayrılmasıyla bruce dickinson* tam 6 ay sonra gruba dahil oldu. bruce dickinson'da evrenden mezaş alan insanlardan olduğu için taa 1980'de samson'ın vokaliyken iron maiden'ı canlı izlemesiyle bir gün bu güzide gruba ses olacağını biliyordu. grubun o an deep purple'a benzediğini düşünmüştü. tabii bruce'un gruba girmesinde clive burr'le olan ahbaplığının da rolü vardı. öte yandan steve harris' te az antenli değildi hani. paul'un günün birinde grubu yarı yolda bırakacağını hissettiğinden bir gözü hep diğer vokallerdeydi.
neyse efenim, sözün özü kader ağlarını ördü ve bruce dickinson ait olduğu yere geldi.
brucecuğumuz ilk konserinde yepyeni şarkılarla hölölölö yapanları susturduysa da dianno şarkılarını söylerken seyirciyi tamamen kazanmayı başaramamıştı.
iron maiden ilk defa albüm kaydı için şarkı yazacak olduğunda bruce samson ile yaptığı anlaşmadan dolayı albüme şarkı yazamıyordu. ilk iki albüm - iron maiden ve the number of the beast - yıllar önce yazılmış şarkıları kapsıyordu. hızlıca şarkı yazması gereken gruba bruce'un altında imzası bulunmasa bile gerek söz gerek müzik konusunda ciddi katkıları oldu. buna bir örnek prisoner olabilir. adrian smitth bu albümde farkını ortaya koysa da kulaklarımıza tatlı tatlı bağıran parçalar steve'in kaleminden çıkanlar oldu ve klasikler arasındaki yerlerini aldılar. bu klasiklerden biri de grubun en sevdiğim parçası run to the hills elbette.
grup ilerleyen zamanlarda da edebiyat, sinema ve tarihten etkilenerek söz yazmaya devam etti.
the number of the beast her ne kadar sevildiyse bir o kadar muhafazakar kesim tarafından topa tutulduğu da oldu. şeytanın sayısını barındırdığı için muhafazakarlar tepkiliydi. steve bu tepkinin onların lehine grup için bedavadan pr olduğunu düşünüyordu.
hikayeleri kaba taslak bu şekilde. tabii ben sevdiğim kısımları ekledim. dileyenlere tamamını google amca anlatır.
bu beylerin kendilerine her anlamda çok iyi baktığını ve oldukça donanımlı olduklarını da söylemeden geçmeyeyim. sağlıklarına dikkat ediyorlar ve kendilerini sürekli geliştiriyorlar. özellikle dickinson'un on parmağında on marifet var.
yeni keşfettiyseniz dinleyecek bir dünya parçaları var. hatta bir tanesini buraya bırakıp kaçayım ben*.
devamını gör...

hiç ummadığınız bir anda, olmadık bir yerde intikamını alır.
devamını gör...

karanfil sokak; ankara'nın çankaya ilçesinde bulunan bir sokaktır. ünlü türk edebiyatçısı sabahattin ali'nin bir dönem yaşadığı sokağın ismidir de aynı zamanda. *
devamını gör...

sokakta top oynayan çocukları gördüğü zaman ne yapar bilemem, mahalle delikanlılığı işlerinden de pek anlamam. zengin biri ama. ve de çok anlayışlı.
gönlü zengin o kesin, ekonomik açıdan da zengin olduğunu düşünüyorum, ben de öyle bir izlenim aldım kendisinden.
ha bir de en önemlisi benim gibi saf değil, umarım ben de zamanla şu saf halimden kurtulurum. ve umarım o da hep mutlu olur. *
hangimiz garip değiliz ki? *
yaptığı her iyilik için de ona teşekkür edeyim buradan. * *
devamını gör...

taraftarı olduğum ve bundan gurur duyduğum takımdır.

takımların başarılarını, kupalarını, yıldızlarını konuşmak futbolla alakalı bir durum değildir. aynı zamanda bir gençlerbirliği sempatizanı olarak da söylüyorum bunu. başarılar gelip geçicidir. elbette önemlidir ama daha önemli bir şey var bir takımı sevmek için.

tribünde çocukluk aşkımsın şarkısını binlerce kişi ile birlikte söylemek her galibiyetten daha güzel. yeni sezon formalar çıkınca koşa koşa almaya gitmek çok güzel. sonra saçmasapan morlu pembeli formalar görmek, yine de satın almak da güzel.

göteborg maçında 23 korner atıp rakibin attığı tek kornerden gol yiyip kahrolmak, sonra da ranzada ağlaya ağlaya uyuyakalmak da güzel.

canımız ciğerimiz hababam sınıfını izlerken sevdiğim her karakterin fenerbahçe taraftarı olmasına içten içe sinirlenirken hababam sınıfı tatilde filminde gelen kızların galatasaraylı olmasıyla avunmak da güzel.

bir takımı tutmak onun size hissettirdiği duyguları ve önünüze serdiği dostluları sevmektir. gittiğim her deplasmanda karşılaştığım bülent timurlenk’le karşılıklı sigara içebilmiştim mesela rize deplasmanında. onu başka bir tanımda anlatırım nasıl olsa.

galatasaray, acı çekeceksek eğer bir nedeni olmasını sağlayan takımdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim