balık,köfte,kızartma gibi kokan ve ocağı batıran yiyecekleri balkonda yapmamı sağlayan nesne.
pikniklerde bunu taşıyan hep aynı kişidir istisnasız.ucuz ve taşınması kolay olduğundan vazgeçilmezdir.
devamını gör...

"hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir."

"rüşvetçi, politikacıları, düzenbazları, hırsızları ve hainleri seçen halk, kurban değil suç ortağıdır."

"belki de insan sevilmekten çok, anlaşılmayı istiyordu."

birçok sözünde gerçekleri ve doğruları söylemiş ingiliz romancı, gazeteci ve eleştirmendir. hayvan çiftliği ve 1984 en meşhur eserleridir. hayvan çiftliği siyasi bir taşlamadır aslında. 1984 ise ingiliz edeyatının ilk ve en ünlü anti-ütopik edebi eserlerindendir. kesinlikle okunması gereken bir yazardır. ben de buraya onun en sevdiğim sözlerinden birkaçını koymak istedim.
devamını gör...

bir ethan coen ve joel coen filmi.

sabaha karşı üzerime battaniyemi çekerek bir bardak ayran içerek izlediğim * film.

bana yorgunluğun tanımını yap deseler llewyn'in hayatını ve yolda oluşunu anlatırdım. bir spoiler vermek istemiyorum fakat filmde senaryo o kadar düz bir şekilde yazılmış ki, sözümona kompleks yazılan bildungsroman hikayelerdeki yan öyküleri atlayarak izleyiciyi anlatımda hiç yormadan güzel ve akıcı bir anlatım sunmuş.

buradan sonrası tam spoiler olmasa da izlemediyseniz pek bakmanızı tavsiye etmem.


durum filmi olduğu için llewyn isimli işleri bir türlü düzgün gitmeyen, amiyane tabirle 'cünup' diyebileceğimiz bir pub müzisyenin hayatının bir haftalık bölümünü görüyoruz. bu sürede kendisi emeğinin karşılığını alamadığı plak şirketiyle yollarını ayırıp farklı arayışlara yöneliyor. beş parasız olduğu için otosop çekip onun bunun evinde kalıyor, kanepelerde uyuyor falan. bir ara gerçek kesit episodelarındaki "bana iş verin! iş istiyorum iş!" diyen elemen gibi bir noktada delireceğini düşünmüştüm ancak bu kadar başarısızlığa rağmen asla pes etmedi. hep yoruldu. filmin sonun kadar bir şeyler başaracağını düşündüm ama hiçbir baltaya sap olamadı llewyn. bu sebeple sinemada gördüğümüz nadir gerçekçi karakterlerden birisi diyebilirim.


hikaye anlatımı dediğim gibi başarılı. normalde coen biraderler'in filmleri 'giriş - gelişme - sonuç' doğrultusunda ilerler ve bazen yan öykülerle birlikte anlatım zenginleşir. ana hikayeyi yan hikayelerdeki karakterlerin arasında geçen ufak tefek muhabbetlerle öğreniriz. bu filmde direkt bir yerden başlamıyor, bilakis hayatın ortasından bir kesit sunuyor bize. öncesi sonrası yok yani. bu da oldukça realist bir anlatım vermiş filme.

renk tonajları ve color grading filme çok uygun bir ambiyans vermiş. renk paletinde kırmızı tonu göremedim, soğuk mavi bir coloring yapmışlar bu da sahnelerin soluk olmasına neden olmuş. çok da güzel olmuş. llewyn'in hayatında renge yer yok. filmde güneşli hava da yok mesela, sanat yönetmeni bu detaya da fazlasıyla dikkat etmiş.

dekorlar, kostümler vs. de oldukça şahane. filmi izlerken hepimiz 60'ların pesimist sokak havasını koklamışızdır herhalde. apartmanın içindeki dar koridorlar, dinlenme tesisindeki tuvaletler, depo sahneleri vs. tamamıyla dönemin havasına uygun olarak setleşmiş bakın bunu yapmak gerçekten zordur ve yüksek koordinasyon gerektirir.

kamera açıları oldukça güzel. takip kamerasını yolda oldukları sahnede çok iyi kullanmışlar. coen biraderler'in sinematografisi olduğu bir km uzaktan belli oluyor yani. övgülerin çoğunu da llewyn'in john goodman'ın arabasına otostop çekip yolda olduğu sahnelerden almış. arada birbirleriyle ettiği absürt muhabbetler, arabanın içerisinde üşüyen ve yorulan bir çift göz, hikayeye aksiyon içerisindeki hüznü ağza bir parmak bal çalar gibi yapmış. o arabanın içinde ben üşüdüm mesela.

son olarak kedinin metaforik bir obje olduğunu fark etmişsinizdir. kahramanımızın komşusuna musakka yemeye gittiği sahnede yemekten sonra yoğun ısrarlar neticesinde gitarını bir iki tıngırdattığı ve bir şeyler çalmaya zorlandığı anda çıldırması ve kedinin aslında başka kedi olduğunun anlaşılması filmin kırılış sahnesi. o kedi ilk kaçtığı anda bizim karakterin yüzü gülmedi mesela... garibanın yüzü gülür mü oldu resmen..

onun haricinde böyle chill bir film. müzikleri de oldukça güzel, insanı dinginleştirici akustik bir havası var. soğuk bir havada battaniyenin altına girip çok kafa yormadan dingin bir film durum filmi izleyeyim diyorsanız mükemmel bir film. fazla olay, hareket ve kafa karıştırıcı unsur yok. tam bir yol filmi.

bu arada unutmadan: çift prezervatif kullanın.
devamını gör...

kadın erkek eşitliğini savunmanın ergenlikle alakası yoktur. her insanın yapması gereken şeydir zaten. allah aşkına birazcık bilgilenin.
devamını gör...

isteyeceğim o kadar çok şey var ki..hangisini yazsam bilemedim..
devamını gör...

atatürk'ün çin'de ilk yayınlanan biyografisidir. 30'larda çin'de yazılan bu biyografiyi giray fidan çevirmiştir. kitabı okurken çin'den birinin buradaki çoğu yazardan daha iyi tahlil yaptığını görüyor ve şaşırıyorsunuz. ayrıca bizim okullarımızda anlatılmayan küçük detaylara da değinilmiş. bir solukta rahatlıkla bitirilebilecek bir kitaptır. kitabın isminin kaimo'er olmasının sebebi çince'nin azizliğidir. çince'de yabancı kelimeler olduğu gibi telaffuz edilmez. yeni bir telaffuz icat edilir. o sebeple atatürk'ün bir adı çin'de 凯末尔(kemal) şeklindedir. kitap, atatürk'ün doğumundan yazıldığı tarihe kadar hayatını üstünkörü de olsa ele alıyor. uzun zamandır dikkatimi çekmemiş veyahut gözden kaçırdığım bir şeyi de bir çinlinin kitabından öğrenmiş oldum. bu bilgiyi hemen sizinle paylaşayım türkiye'deki ilk atatürk heykeli, sarayburnu'na yapılan heykeldir. 1926 senesinde avusturyalı heykeltraş heinrich krippel'e yaptırılmıştır. heykel, anadolu yakasına doğru bakmaktadır. 1930'larda çin'de yaşayan bir insanın türkiye'de yapılan ilk atatürk heykelinden haberdar olması hayatı ilginç kılan detaylardan biri. belki de biz artık modern çağda eski insanları çok hafife alıyoruz. sayın çinli yazar beni bu konuda epey şaşırttı diyebilirim.
devamını gör...

"bunu da linçlemezsiniz be!" dediğim başlık.
dışardan parayla satın alıp getirirse elit, evde kendi yapıp getirirse varoş mu oluyor?

ekleme: kupamı ne yaptınız, kupamı verin!

ek2: kupa gelmiş, sağ olun. ^^
devamını gör...

gönlün var mı bende sarmaşık?
yol mu karmaşık, her neyse
alıştık belki, aşk bu sırnaşık
öldür dersin ölmez de.
(bkz: mabel matiz)
devamını gör...

kaçmak istediğin ama kaçmak isterken bile esiri olduğun sorunlardır. senden bağımsızsa ve elinden hiçbir şey gelmiyorsa bile seni ister istemez etkiler. sen kendi hayatına devam etmeye çalışsan da arka planda hep var olmaya devam eder, huzur vermez. aile insanın evidir, çok güzel bir gün geçirsen bile günün sonunda ev diye geldiğin yerde seni sorunlar bekliyorsa bazı şeylerin gerçekten bir önemi kalmaz.
devamını gör...

büyük şair yunus emre'nin âli duygularını kağıda aktardığı şiiridir.

ben yürürüm yane yane

aşk boyadı beni kane

ne âkilem ne divâne

gel gör beni aşk neyledi

gâh eserim yeller gibi

gâh tozarım yollar gibi

gâh akarım seller gibi

gel gör beni aşk neyledi

akarsulayın çağlarım

dertli ciğerim dağlarım

şeyhim anuban ağlarım

gel gör beni aşk neyledi

ya elim al kaldır beni

ya vaslına erdir beni

çok ağlattın güldür beni

gel gör beni aşk neyledi

ben yürürüm ilden ile

şeyh anarım dilden dile

gurbette hâlim kim bile

gel gör beni aşk neyledi

mecnun oluban yürürüm

o yarı düşte görürüm

uyanıp melûl olurum

gel gör beni aşk neyledi

miskin yunus biçâreyim

baştan ayağa yâreyim

dost ilinden âvâreyim

gel gör beni aşk neyledi
devamını gör...

yıldız tilbe'nin tilbe'si ve deli:
uygur metinlerden itibaren "tilwe" olarak geçmektedir. hatta erzurum ağzında tilbe, tilve şekilleri hâlâ mevcutmuş. anlamı aynı, pek bir değişikliğe uğramamış. kaşgarlı abimiz "telü oğuzcadır" demiş, tilwe'yi belirttikten sonra. dede korkut'ta da "delü" şeklindedir. bkz. delü dumrul
devamını gör...

dağdaki ayı'nın saldırısıyla son bulur. doğa kanunları vahşidir cezanın en âlâsını verir.
devamını gör...

severek takip ettiğim ve hak ettiği değeri görmediğini düşündüğüm biricik yazar. tanımlarının ne kadar nitelikli olduğunu bilmesem gelip de ikinci kez nickaltı girmeyi düşünmezdim zaten. evet efenim, gelip de bir yazarın nickaltına ikinci kez tanım girmem bir ilk. neyse, konudan sapmayalım.

bir ara mod'du kendisi fakat iyi bir yazar kesinlikle yazmalı, modluk zaman alabilir çünkü. bilgi birikiminden falan diğer yazar arkadaşlarımız bahsetmiş zaten, ben tekrar ne kadar derin düşüncede ve kişilikte biri olduğundan bahsetmek istiyorum. her zaman kendimin fazlasıyla düşünceli ve derin duygulara sahip olduğumu düşünürdüm, taa ki chopinist yazarımızla ufak bir tartışma sonrası tanışana kadar*. birazzcık çok bilmiş havası var ama alışıyorsunuz. lütfen tanımlarını okuyun efenim, yeni şeyler öğrenmenin dışında, piyanist farklı bakış açısı ile duygularını harmanlayıp yazdığı için daha bir keyif duyuyor insan okurken.
devamını gör...

değersiz insanların kendilerini değerlendirme çabasının sırıtması durumu.

gösteriş meraklıları.
devamını gör...

hukuk temalı filmleri izlerken keyif alıyorum. izlediğim ve tavsiye edeceğim filmleri aşağıya yazıyorum. izledikçe ek yapacağım.
12 kızgın adam (12 angry men)
beni suçlu bulun
bir cinayetin anatomisi
birkaç iyi adam
bülbülü öldürmek
dava
hüküm
jüri
şeytanın avukatı
suikast
sanık
the rainmaker
...and justice for all
nuremberg mahkemesi
öldürmek üzerine kısa bir film
devamını gör...

gök cisimleri hakkında bilgi edinmek, gökyüzünde o anki yerlerini görmek için:
- skeye
- sky map
- star walk 2
- star chart

uluslararası uzay istasyonu'nun geçişini izlemek isteyenler için:
- iss detector
devamını gör...

mısır mitolojisinde ölülerin kalbiyle beslenen suaygırı, timsah ve aslanın melezi olan bir canavardır.
eski mısırlılara göre ölümden sonra ruh, ağızdan bir kuş şeklinde çıkardı. diriler ve ölüler ülkesi arasındaki korku ülkesini geçince, büyük yargıcın karşısına getirilirdi. düzenlenen törende ölenin kalbi tartılırdı. bu tören sırasında yeraltı tanrısı anubis elinde bir terazi tutardı. ölünün kalbi bu terazinin kefelerinden birine konurdu. öteki kefede ise adaleti ve doğruluğu ölçebilecek bir tüy bulunurdu. eğer ölü adil ve dürüst bir yaşam sürmüş ise kefeler dengelenir ve ruh sonsuz huzura ererdi. eğer kalp tartıda eksik gelirse, yemesi için ammit adlı canavara verilirdi.

ammit, ölünün kalbiyle beslenir ve ruh sonsuz azaba çarptırılarak duat'ta (araf'ta) kalmaya mahkum edilirdi.
devamını gör...

allah için doğa fotoğrafı atmayın artık be.

ağaç görmekten içimiz şişti.

tema vakfında bu kadar ağaç kalmadı hafız. sütyen paylaşsa keşke kızlar sadece.

çöl oldu site çöl. ayıptır.
devamını gör...

güven... tamamıyla yok olmasından korkuyorum.
devamını gör...

güney amerika’daki amazon bölgesinde yetişen bir sarmaşıktır.
bölgedeki yerli topluluklar tarafından yüzyıllardır şifa amaçlı kullanılmıştır.
bu bitkiyle hazırlanan bir karışımın özel bir seremoni eşliğinde içilmesi, kullanan kişiyi aslında zehirliyor ama kontrollü kullanılan bu zehir, içsel bir yolculuğu tetikliyor ve bir tür aydınlanma yaşıyorlar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim