dünya ticaret merkezi
abd'de 11 eylül 2001 tarihinde gerçekleşen terör saldırısının düzenlendiği ikiz kulelerin bulunduğu kompleksin adıdır.
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
elleri dert görmesin allah klavyelerine zeval vermesin temennisinde bulunduğum yazarlardır.
teşekkürler.
teşekkürler.
devamını gör...
evladını kendisiyle tartışabilecek konumda görmeyen baba
oo daddy issues, alırım bi’ dal.
babamı gömdüm ben. daha doğrusu onlar gömdü ben gömemedim önce. herkes başka türlü yaşıyormuş yasını, acısını. bunu anlayamadım, algılayamadım başlarda. özlemedim ben daha babamı diye geçti kafamdan, bundan daha uzun seyahatlere çıkıyordu daha kaç gün oldu ki diye düşündüm. ağladılar, özlediler, dövündüler ben durdum öyle. acı, sızı hatta öfke vardı ama özlem, yok. keder, hayır. depresyon, standart dışı. kimseye tutarlılık yemini etmedim. 32 yaşımda duydum bu lafı ilk olarak. çok etkilendim. evet, etmedim. hiçbiriniz de etmediniz. hislerinizle savaşmayın. ve çelişkilerinizle de.
sonra zaman geçti, onlar normalleşti ben dağıldım. hatta hala da dağınığım. daha uzun süren seyahatleri yok bundan. özlemenin güzel bir yanı yok ölüyü. gelmeyecek eli kolu dolu bir yerlerden bir daha. “bıktım valla bu işten bi’ daha gitmeyeceğim bir yere, gerekirse basarım istifayı” diye sızlanıp daha üç ay dolmadan yine düşemeyecek yollara. gitmeyi seviyorsun işte havan kime? sanki biz bilmiyoruz. ama ölmeyi sen de istemedin. daha erkendi. daha mezar yerini bile almamıştın. “sizi bunlarla uğraştırdığım için özür dilerim kızım.” önemli değil baba. bırak da bir şeyleri kızların halletsin.
babam üç kız çocuk büyüttü. belki annemden daha çok ayakları yere basan, ne istediğini bilen, kimseye eyvallahı olmayan kadınlar olmasını isteyerek büyüttü çocuklarını. başardı da. ama ceremesini de en çok kendi çekti. biz böyle kadınlar olacakmışız ama onun da sözünden çıkmayacakmışız. nasıl olacak o tam olarak anlatsana bir? hayır anlamıyorum ki, bana haksız yere ceza verdiğin bir gün, ben tek ayak üstünde yüzüm duvara dönük durup cezam bitince de inadımdan ayağımı yere indirmedim diye benimle gururlanan, “aferin, haklı olduğunu düşünüyorsan kimseye, babana bile ezdirme kendini” deyip duygulanan adamsın sen, yetişkinliğimde seninle tartışmalarımda bana cevap verme nasıl diyebiliyorsun yani? ben mi büyüttüm beni böyle? sorarlar adama. sordum da zamanında. ah deli çağlar... “valla benden memnun değilsen aynaya bak baba, kırıp dizini oturacak, vur kafasına al ekmeğini biri değilsem sorumlusu sensin.” sanki adam yaşadığı kadar daha yaşayacak gerizekalı... bırak çelişkileriyle baş başa onu, he de geç. mutlu mesut yaşasın. ama yok, olmaz. illa söylenecek. illa adam o sorgulamaya sokulacak.
sal baba. boş ver. kimseye tutarlılık yemini etmedin.
babamı gömdüm ben. daha doğrusu onlar gömdü ben gömemedim önce. herkes başka türlü yaşıyormuş yasını, acısını. bunu anlayamadım, algılayamadım başlarda. özlemedim ben daha babamı diye geçti kafamdan, bundan daha uzun seyahatlere çıkıyordu daha kaç gün oldu ki diye düşündüm. ağladılar, özlediler, dövündüler ben durdum öyle. acı, sızı hatta öfke vardı ama özlem, yok. keder, hayır. depresyon, standart dışı. kimseye tutarlılık yemini etmedim. 32 yaşımda duydum bu lafı ilk olarak. çok etkilendim. evet, etmedim. hiçbiriniz de etmediniz. hislerinizle savaşmayın. ve çelişkilerinizle de.
sonra zaman geçti, onlar normalleşti ben dağıldım. hatta hala da dağınığım. daha uzun süren seyahatleri yok bundan. özlemenin güzel bir yanı yok ölüyü. gelmeyecek eli kolu dolu bir yerlerden bir daha. “bıktım valla bu işten bi’ daha gitmeyeceğim bir yere, gerekirse basarım istifayı” diye sızlanıp daha üç ay dolmadan yine düşemeyecek yollara. gitmeyi seviyorsun işte havan kime? sanki biz bilmiyoruz. ama ölmeyi sen de istemedin. daha erkendi. daha mezar yerini bile almamıştın. “sizi bunlarla uğraştırdığım için özür dilerim kızım.” önemli değil baba. bırak da bir şeyleri kızların halletsin.
babam üç kız çocuk büyüttü. belki annemden daha çok ayakları yere basan, ne istediğini bilen, kimseye eyvallahı olmayan kadınlar olmasını isteyerek büyüttü çocuklarını. başardı da. ama ceremesini de en çok kendi çekti. biz böyle kadınlar olacakmışız ama onun da sözünden çıkmayacakmışız. nasıl olacak o tam olarak anlatsana bir? hayır anlamıyorum ki, bana haksız yere ceza verdiğin bir gün, ben tek ayak üstünde yüzüm duvara dönük durup cezam bitince de inadımdan ayağımı yere indirmedim diye benimle gururlanan, “aferin, haklı olduğunu düşünüyorsan kimseye, babana bile ezdirme kendini” deyip duygulanan adamsın sen, yetişkinliğimde seninle tartışmalarımda bana cevap verme nasıl diyebiliyorsun yani? ben mi büyüttüm beni böyle? sorarlar adama. sordum da zamanında. ah deli çağlar... “valla benden memnun değilsen aynaya bak baba, kırıp dizini oturacak, vur kafasına al ekmeğini biri değilsem sorumlusu sensin.” sanki adam yaşadığı kadar daha yaşayacak gerizekalı... bırak çelişkileriyle baş başa onu, he de geç. mutlu mesut yaşasın. ama yok, olmaz. illa söylenecek. illa adam o sorgulamaya sokulacak.
sal baba. boş ver. kimseye tutarlılık yemini etmedin.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
kafa sözlükte dj olmak kadın yazarların ilgisini çekiyor mu sayın dj sorusunu lütfen sorun.
ayrıca orada olacağım güzel bir yayın olacağa benziyor.
saygılar.
ayrıca orada olacağım güzel bir yayın olacağa benziyor.
saygılar.
devamını gör...
rütbe madalya puan peşinde koşan yazar
benimdir bu. * ay rütbeme de çok az kaldı çok heyecanlı.
devamını gör...
celebrant sorularınızı yanıtlıyor
sana niye soru soralım peki?
sözlük güzel de sanki çok kasıyorsunuz be çocuklar ha?
sözlük güzel de sanki çok kasıyorsunuz be çocuklar ha?
devamını gör...
akrabasız bayram
en temizidir. saçma sapan sorulardan kurtulduk. telefonum da uçak modunda.
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
türk lirası.
devamını gör...
hedef
hedefler, hayallere ulaşma ihtiyacından kaynaklanır. doğduğumuz andan itibaren kendimize hedefler belirleriz ve bunları başarmak için elimizden geleni yaparız. kendimiz için geleceği kurgularken kendimize nasıl hedefler koymuş ve onlara ne kadar ulaşmışsak , başarımızı ona göre değerlendiririz . kurgulanmadan planlanmadan elde edilenlere başarı demek mümkün değildir. en önemlisi hedef olmadan elde edilenler, mutluluk hissetmemizi engeller. çünkü;
mutlu hissedebilmek için , kendimizin, yaptıklarımızın farkında olabilmemiz gerekir.
richard bach'ın "martı" isimli bir hikaye kitabı vardır. hikayenin başkahramanı jonathan levingston isimli martı, büyük düşünüyordu . yıllar boyunca uçtukları sahilde nüfusları çoğalmıştı. daracık deniz kenarında yeterince balık kalmamıştı.
jonathan, gökyüzünün yükseklerinde uçan diğer kuşlara baktı. onlar gibi yükselmeli ve başka dünyaları keşfetmeliydi. genç arkadaşlarına bu büyük hedefini anlattı. jonathan'ı heyecanlandıran bu hedef, arkadaşları tarafından alaya alındı. arkadaşları , "atalarımız hep burada yaşadı. buradan daha iyi bir yer bulamayız . hem atalarımıza ihanet mi edeceğiz ? " dediler. jonathan'ın çabaları sonuçsuz kaldı.
biliyordu ; uzaklarda, yükseklerde, ötelerde heyecan dolu bir dünya vardı.
sonunda yalnız kalsa da bu maceraya atılma cesaretini gösterdi.
uçtu, yükseldikçe yükseldi. sıra dışı zenginliklerle dolu denizler keşfetti. "arkadaşlarım, içinde yaşadıkları hapishaneden kurtulabileceklerini görselerdi ! buradaki müthiş zenginlikleri öğrenebilselerdi " diye düşündü. oysa akrabalarına göre jonathan ; ihanet etmişti.
halbuki jonathan ihanet edip kaybetmedi . jonathan verdiği dersle ve hayallerine ulaşma noktasındaki gayretiyle hep hatırlanacak.
ve unutmayınız ki "salonda suladığınız çiçek nasıl yeşerirse kalbinizde tekrarladığınız hedef de öyle güçlenir."
mutlu hissedebilmek için , kendimizin, yaptıklarımızın farkında olabilmemiz gerekir.
richard bach'ın "martı" isimli bir hikaye kitabı vardır. hikayenin başkahramanı jonathan levingston isimli martı, büyük düşünüyordu . yıllar boyunca uçtukları sahilde nüfusları çoğalmıştı. daracık deniz kenarında yeterince balık kalmamıştı.
jonathan, gökyüzünün yükseklerinde uçan diğer kuşlara baktı. onlar gibi yükselmeli ve başka dünyaları keşfetmeliydi. genç arkadaşlarına bu büyük hedefini anlattı. jonathan'ı heyecanlandıran bu hedef, arkadaşları tarafından alaya alındı. arkadaşları , "atalarımız hep burada yaşadı. buradan daha iyi bir yer bulamayız . hem atalarımıza ihanet mi edeceğiz ? " dediler. jonathan'ın çabaları sonuçsuz kaldı.
biliyordu ; uzaklarda, yükseklerde, ötelerde heyecan dolu bir dünya vardı.
sonunda yalnız kalsa da bu maceraya atılma cesaretini gösterdi.
uçtu, yükseldikçe yükseldi. sıra dışı zenginliklerle dolu denizler keşfetti. "arkadaşlarım, içinde yaşadıkları hapishaneden kurtulabileceklerini görselerdi ! buradaki müthiş zenginlikleri öğrenebilselerdi " diye düşündü. oysa akrabalarına göre jonathan ; ihanet etmişti.
halbuki jonathan ihanet edip kaybetmedi . jonathan verdiği dersle ve hayallerine ulaşma noktasındaki gayretiyle hep hatırlanacak.
ve unutmayınız ki "salonda suladığınız çiçek nasıl yeşerirse kalbinizde tekrarladığınız hedef de öyle güçlenir."
devamını gör...
sözlüğün en büyük vurgunu
tarafımdan yapılmış olan vurgundur. tam 4000 karma kastım.neyse ki iko erken uyandı da 4000 karmamı sildi.* siz siz olun fazla kurcalamayın.*
devamını gör...
david lynch
yazılmamış olmasına şaşırdığım imgelerin deli yönetmeni. kült film denilince ilk akla gelenlerden
hem ressam, hem müzisyen olan bu yönetmen anlaşılacağı üzere yetenek kumkuması, on parmağında on marifet bir insandır. filmlerinde kullandığı enteresan yaratıklar rüya alemine bir yolculuğa işaret eder. ilk uzun metraj filmi 1977 yılında çektiği eraserhead' dir. mulholland drive ve lost highway en bilindik, en önemli filmleridir. bilinçaltına feci yatırım yaptığı filmlerini çözümlemeye çalışmak bazen kaybolmuşluk hissi yaratır; zaten kendi de bir süre sonra ne anlatacağını unutup filme devam ettiğini itiraf etmiştir. özetle filmleri izlenesi ama müzisyen kimliğinin de yabana atılmaması gereken sanatçıdır.
hem ressam, hem müzisyen olan bu yönetmen anlaşılacağı üzere yetenek kumkuması, on parmağında on marifet bir insandır. filmlerinde kullandığı enteresan yaratıklar rüya alemine bir yolculuğa işaret eder. ilk uzun metraj filmi 1977 yılında çektiği eraserhead' dir. mulholland drive ve lost highway en bilindik, en önemli filmleridir. bilinçaltına feci yatırım yaptığı filmlerini çözümlemeye çalışmak bazen kaybolmuşluk hissi yaratır; zaten kendi de bir süre sonra ne anlatacağını unutup filme devam ettiğini itiraf etmiştir. özetle filmleri izlenesi ama müzisyen kimliğinin de yabana atılmaması gereken sanatçıdır.
devamını gör...
26 ocak 2021 istanbul'un iki ilçesinde ikamet sınırlaması
istanbul’da yabancı yoğunluğunun en fazla olduğu ilçelerden esenyurt ve fatih’te yabancılara yeni ikametgah verilmeyecek. yasağın öğrencileri kapsamadığı belirtildi
tabi öğrencileri kapsamaması çok ironik. emlak sektörünün asıl parayı öğrenciden kaldırması ile alakalı. pandemi girince araya aç köpeğe döndü hepsi.
devamını gör...
geceye bir paradoks bırak
"beni beğeneni ben, ben beğenmem; benim beğendiğim ise beni beğenmez."
- ismail yk paradoksu
- ismail yk paradoksu
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
dünya klasiklerini türkler yazsaydı alacakları isimler
anna karenina /kara nine ayşe . insan ne ile yaşar? /insan asgari ücretle nasıl yaşar?
bir delinin hatıra defteri / bakırköy hatıralarım. vadideki zambak / derede açan gül.
bir delinin hatıra defteri / bakırköy hatıralarım. vadideki zambak / derede açan gül.
devamını gör...
celebrant sorularınızı yanıtlıyor
sözlük yazarları genelde kendilerini mahlaslarının arkasına gizlemeyi yeğlerken blogunuz, instagram ve twitter adreslerinize erişilebilmesi ve son olarak youtube röportajı ile ifşa olmak, bundan sonra celebrant değil bahadır öztop olarak anılmak sizi rahatsız etmiyor mu?
bu kadar tanınır olmak sözlüğe yapacağınız katkının eksilmesine neden oluyor mu ya da olacağını öngörüyor musunuz?
bu kadar tanınır olmak sözlüğe yapacağınız katkının eksilmesine neden oluyor mu ya da olacağını öngörüyor musunuz?
devamını gör...
hangi yılda olduğunu bilmemek
geçen gün başıma gelmiş hede.
"ulan biz 2020'de degilmiydik" diye düşünmeme sebep oldu.
"ulan biz 2020'de degilmiydik" diye düşünmeme sebep oldu.
devamını gör...
inanmak
inanmak fıtrattan gelir. *güce tapmak ayrı şeydir, inanmak ayrı şeydir.
eğer inanmak; kişinin noksanlık veya zayıflığından kaynaklanıyor olsa idi, kendinden güçlü olan herkese veya herşey inanma ihtiyacı hasıl olurdu.
oysa inanmak öyle bir şeydir ki; bazen çok güçlü şeylere karşı direnç göstermeyi göze almaktır. bazen de çok zayıf olan düşünceleri benimsemektir.
eğer inanmak; kişinin noksanlık veya zayıflığından kaynaklanıyor olsa idi, kendinden güçlü olan herkese veya herşey inanma ihtiyacı hasıl olurdu.
oysa inanmak öyle bir şeydir ki; bazen çok güçlü şeylere karşı direnç göstermeyi göze almaktır. bazen de çok zayıf olan düşünceleri benimsemektir.
devamını gör...
40 yaşında emekli olan nesil
annem de öğretmenlikten emekli olduğunda 43 yaşındaydı. ne güzel bir jenerasyon. biz ölmeden görebilecek miyiz acaba sorarım size eyyy kafacılar.
devamını gör...
