antik çağ'ın ilk sağlık merkezini kuran ve (bkz: parşömen) kağıdını icat eden krallıktır.

bergama kütüphanesi de bu krallık tarafından kurulmuştur.
devamını gör...

bu entry görünce cidden gülümseyerek vay be eski zamanlar dedim. arkadaşlar yıllar önce eski bir sevgilim freddie mercury hayranıydı. bir gün durduk yere "seni freddie 'den bile çok seviyorum demişti." kısa bir süre sonra mesaj atmayı bıraktı falan bir gün şey yazmış bana " sana yalan söyledim freddie mercury'i senden daha çok seviyorum, yapamadım" demişti. ayrılık sebebiymiş hahaha . (bende severim..)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yarın doğum günü olan yazar.
ve 'herkesten önce ben kutlayacağım lan banane' diyen sabırsız arkadaşı.
bir kaç sene unutmuşluklarımı telafi ettirmeye çalışıyor olabilirim. bak bu kadar da doğrucuyum.

beraber dometes yiyip güneşi batırdığımız zamanlar geldi aklıma.
tepeye çıkıp çekirdek çitlemelerimiz.
sonra o kadar fakir o kadar meteliksiz olduğumuz için kola alabiliyor muyuz lan acaba diye hesap yaparken bakkalcı amcanın alış veriş poşetimize* kola ve atıştırmalık doldurma sahneleri.
sınıfta imza kağıdını en son kim imzalayacaksa arkadaki beyaz ceketli çocuğa kağıdı o uzatacak savaşlarımız. sonra benim pislik yapıp ikimizinde imzasını atıp pis pis sırıtıp çocuğa kağıdı uzatmam. onunda tebessüm etmesi.
benim sırıtmayı sana bakıp ayyuka çıkartmam.
yahu o zaman da sinir bozucu bir tipmişim.
sizi süpürge hortumuyla dövmüş olmam konusuna sanırım burada girmeme lüzum yok.*
üni yılları dendiğinde akla ilk gelensin.
ev arkadaşım, can yoldaşım, cansın canımsın...
yanı başımda olmanı o kadar isterdim ki ama taa nerelerdesin. sahi nerelerdesin?
he pardon az önce mesaj attım balkondayım dedin. bir de bana dinlemem için şarkı attın.
benim bu hayattaki doğruluğundan emin olduğum nadir ilişkilerimdensin biliyorsun değil mi?
canım sıkıldığında ilk seni ararım, sevindiğimde ilk seni. gün içinde saatlerce ses kaydı atar kafanı şişiririm hiç işin yokmuş gibi sen de beni eylersin.
yahu gerçekten hiç işin yok mu?
pardon olmaz mı pek yoğun bir insan kendileri.
kank kank kank *
seni çok özledim. sabahlara kadar dedikodu yapmayı. senle tavanı seyretmeyi. herkes harıl harıl ders çalışırken bizim sınavın son dakikasına kadar uyumamızı.
odamızın manzarası ne güzeldi sahi.
oturur dışarı izlerdik.
keşke elimi uzattığımda sana değecek kadar yakın olsak yine.*
çok ihtiyacım var sana biliyor musun en çok sana.
iyi ki hayatımdasın.
iyi ki doğdun.
iyi ki benim kankım oldun.
seni çok seviyorum doğum günü çocuğu.
sen de beni hep sev lan. *
devamını gör...

thomas paine tarafından 1794 yılında kaleme alınmış ve dilimize akıl çağı olarak çevrilmiş eser. deizm'in kutsal kitabı demek yerinde olacaktır bu eser için çünkü paine deyim yerindeyse var olan tüm dinleri yerden yere vurmuş ve hepsini insan işi olmakla suçlamıştır. kutsal kitaplarda geçen vahşetin, müstehcen hikayelerin ve intikam yeminlerinin, yüce bir tanrı değil ancak bir şeytanın elinden çıkabileceğini savunmuş ve onların tanrı tarafından gönderildiğini reddetmiştir. herhangi bir dinin herhangi bir kilisesine bağlılık göstermeyeceğini çünkü ihtiyacı olan tek dinin aklı olduğunu savunmuştur. the age of reason yayımlandığı andan itibaren tartışmalı bir eser olarak anıldı, uzun yıllar sansüre uğradı ve paine'in 'ateist' olarak damgalanmasına sebep oldu.

--- alıntı ---

"the almighty lecturer, by displaying the principles of science in the structure of the universe, has invited man to study and to imitation. ıt is as if he has said to the inhabitants of this globe that we call ours, "ı have made an earth for man to dwell upon, and ı have rendered the starry heavens visible, to teach him science and the arts. he can now provide for his own comfort, and learn from my munificence to all to be kind to each other."

"as to the christian system of faith, it appears to me as a species of atheism — a sort of religious denial of god. ıt professes to believe in a man rather than in god. ıt is a compound made up chiefly of manism with but little deism, and is as near to atheism as twilight is to darkness. ıt introduces between man and his maker an opaque body, which it calls a redeemer, as the moon introduces her opaque self between the earth and the sun, and it produces by this means a religious, or an irreligious, eclipse of light. ıt has put the whole orbit of reason into shade."

--- alıntı ---
devamını gör...

iyi dediğiniz üç gün yaşamıyor arkadaşlar, nazar etmeyin.
devamını gör...

kemal sunal
devamını gör...

birbirinize dua edin. çünkü birbirinizin ağzıyla günah işlemezsiniz. -hz. muhammed (s.a.v)
devamını gör...

uyarı: spoiler barındırır.
gösteri peygamberi ingilizce adıyla the survivor. aşırı dindar bir tarikat olan creedish mezhebinin son müridinin yani tender branson'ın hayat hikayesini konu alır. kitap kahraman bakış açısıyla yazılmıştır. tender branson'ın ismi bile tarikatta rütbe belirtimidir. tender rütbesi evlenmeyecek tarikat için kilise topraklarının dışında hizmetçilik yaparak tarikata finansal kaynak sağlayacak erkek çocuklarına verilen addır. tender branson'ın kendisi gibi birkaç kardeşi de vardı aynı ada sahip. ikizi olmasına rağmen kendisinden 3 dakika 30 saniye önce doğduğundan tarikatın ilk erkek çocuğu saydığı adam adını verdiği yani adem dediği adam branson evlenecek çocuk yapıp yeni tender'lar ve sadece evlenip çocuk doğurmakla görevlendirilen kız çocukları biddyler ortaya çıkaracaktır. kitapta koşulsuz teslimiyetle bağlı olan adam bransonın kardeşi tender'ın saçını kesmesi ile başlar. dış dünyadan biraz bahseder ona. dış dünyadaki amerikan toplumunun nasıl günaha battığından yakınır. kitap aslında en başından alarak tender'ın hayatının belli kesitler halinde anlatması şeklinde ilerler. tender size bu anıları anlatırken boeing 2039 sayılı uçakta tek başına karakutuya konuşmaktadır. ara sıra anlatmaya ara verdiğinde kayıt kesilir. kitapta yeni bölüme geçersiniz. kitap ilerledikçe creedish müritleri ya intihar eder ya öldürülür. abisini göz ardı ettiğimizde tek creedish müridi kalan tender'ı ünlü bir menajerlik şirketi kapısını çalar. onu tam anlamıyla bir medya maymununa yani gösteri peygamberine dönüştürürler. tender kilisenin yasakladığı her türlü günahı lüksü şatafatı tadar. ama hala çocuksu bir özlem duyar kilise yaşadığı zamanlara gördüğü onca kötü muameleye iğdiş edilmesine rağmen. belki de o yüzden neo liberal bir mezhebin peygamberi olarak gözükmek ister. buradan sonra iyice spoilere giriyorum zaten başta biraz spoiler verdim ama çok mühim şeyler değiller.

ve sevgilisi olan fertility'den , adı fertility olmasına rağmen kısırdır, gelecekte olacak birkaç felaketi söylemesini ister. çünkü fertility doğa üstü bir şekilde olacakları bilir. çünkü bu peygambere mucize gereklidir gaipten haber vermesi şarttır. kitabı okudukça fark ediyorsunuz bu karakterin seks hakkında isteksizliği var kilisede doğum izletilip seksin sadece acıdan başka bir şey getirilmeyeceğine inanmalarından dolayı. kitabın sonuna doğru iyice buna odaklanıyor. geleceği gören fertility tender'ın müritlerin ölümünden sorumlu tutulacağını bildiğinden yanına adamı da alıp kurtarmaya gider. adam da uyanmıştır. kilisenin ne pis bir düzen kurduğunu fark edip bir gece yarısı ayin sırasında şerifi çağırıp kilisedeki bütün müritleri öldürür. bir ton kaçma kovalama sürecinden sonra fertility geride kalır iki kardeş kilise topraklarına döner. kilise toprakları çöplük olmuştur hem de müstehcen oyuncak dolu bir çöplük. burada adam kendisine vurmasını ister. tender başta reddetse de yapar. ama adam dur demez veyahut diyemez. adeta bir habil kabil olayı yaşanır. tender ardından en iyi bildiği işi yaptı ve öldü der. bundan sonra adam'ın ölmeden önce kardeşinin özgürleştirecek şeyi yani tender'ın fertility seks yapmasını ister. bunu yaparlar. ve garip bir şekilde kısır olan fertiliy hamile kalır. avustralya'ya gitmek ister çocuğunu rahat bir şekilde doğurmak için. tender kendisiyle gelir fertility uçağı kaçırmasını ister çünkü gördüğü geleceğe göre kurtulmasının yolu budur. tüm yolcuları indirir uçağı bir adaya indirip. ardından pilotu da uçağı kaldırdıktan sonra paraşütle beraber uçaktan gönderir. tek başına uçak düşerken kara kutuya hayat hikayesini kaydetmeye başlar. fertility ona eğer kafasını çalıştırırsa kurtulmanın bir yolunu bulacağını söyler bulup bulmadığı meçhul.

kitabın hikayesi dışında birkaç teknik bilgi daha ekleyeyim kitap yazarın 2. kitabıdır. 1999 yılında çıkmıştır. 2015 yılında türkçeye çevrilmiştir.
devamını gör...

erdem yoksunu insanimsi. bir zerre erdemi olan insan ben gaziyim. vücudumda 11 tane mermi var cumlesini duyduktan sonra kusura bakmayin ozur dilerim diyip kafasini one egip oradan uzaklasirdi.
devamını gör...

köşedeki cem karacayla birlikle, ne kadar güzel duruyor yazar profiliniz. tanımlarınız öyle özenli ki... özenmek gerekiyor okuyabilmek için. hep böyle kalın, umarım hep de mutlu kalırsınız. sonsuz ayçiçeği veriyorum, parlayın her daim.*
devamını gör...

sözlükte birkaç yazarda denk geldiğim durum. hadi profil resmine kendini koymanı bir nebze anlıyorum ama kapak fotoğrafına kendini koymasan olmaz mı ya? utanmasa başucu eserlerine de vesikalık fotoğrafını koyacak insandır. ayrıca istediğini yapmakta özgür olan insandır. memlekette özgürlük var. *
devamını gör...

eğer regl oluyorsa doğurabilirler de. bence regl olduklarında yaşanabilecekler yerine doğum anında yaşanabilecek durumlar daha enteresan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uzunca bi süre linç yemiş erdil yaşaroğlunun açıklamalarıdır.buradan

aslında böyle bir açıklamada bulunma gereği duyması beni çok üzdü, sonuçta kendi ürünü olan karikatürler var ve bazı siteler kendisinden daha çok kazanıyor bu karikatürleri paylaşarak. ama bunun hesabını 3 ziyaret alan blog sitelerinden çıkarmak ayıptır. zaten gün geçtikçe karikatüre ilgi azalırken, böyle bir tepkiyle kendisinden soğutması mantıklı bi hareket değil. zamanında karikatürler bizim fikirlerimizi ifade etmemizi sağlayan politik bir araçtı, şimdi herkesin bi sosyal medya hesabı var. böyle hareketlerle kendisini bitirir mizah camiası.

erdil yaşaroğlunun telif davasını istismara çevirdiğine yönelik iddialar için de buradan


not: dergi okumayı, biriktirmeyi birkaç sene önce bıraktım. hatırladığım kadarıyla çocuklar için mizah dergisi çıkartıyordu erdil yaşaroğlu, fazla okuduğum birisi olmadı hiçbir zaman. dergilerin kalitesinin düştüğü de aşikar.
devamını gör...

"gitmek,
gözlerinde gitmek sürgüne.
yatmak,
gözlerinde yatmak zindanı
gözlerin hani?" *

devamını gör...

denizci romanlarını severek okuduğum efsane yazardır.
devamını gör...

şuan kafa sözlük gündeminin gereksiz, cinsiyetçi, ötekileştirici, komik de olmayan başlıklarla dolu olması olayı. gündem bölümünde an itibariyle mantıklı bir başlık bulup okumak imkansız. güzel başlıklar açılıyor evet akışta görüyorum, kaliteli yazarların sayısı çok fazla çok güzel şeyler yazılıyor ama altına 2 kişi gelip yorum yapmıyor. gündemdeki başlıkların hepsi de zaten diğer sözlüklerden taşınan başlıklar. maalesef bu konuda sözlük yönetimini suçlayamayız. birazcık bilinçlenip düzgün başlıklara tanım girersiniz insanların karşısına da o başlıklar çıkacak. troll'ün biri başlık açınca kimse girip yorum yapmasa onu gündem'e çıkarmayacaksınız amacına ulaşamayacak zaten.

edit: troller de işini kaliteli yapsa da gülsek bari o da yok.

edit: bir çok arkadaşa mesaj attım ama hala aynı yorumlar geliyor burdan da yazmak istiyorum. ben de bilimsel, siyasal, sanatsal konularda derin tartışmalar, bilgiler beklemiyorum. sadece insanlar buraya diğer platformlarda gördükleri bu cinsiyetçi gereksiz polemikleri görmemek için yeni bir soluk olarak geldi ama bazı yazarlar burayı da öyle platformlara dönüştürmeye çalışıyor. ben zaten sadece bilim konuşun demedim diyemem de zaten moderatör falan da değilim. sadece burayı seven biri olarak kirletmeye çalışanların başlıklarına tanım girmezseniz bu başlıklardan kurtuluruz demek istemiştim.
devamını gör...

nymphe: genetik çeşitlilik uzmanı.
devamını gör...

bir tunç okan filmidir.

1975 yılında yayınlanan filmin senaristliğini de yapan tunç okan filmde rol de almıştır. birçok uluslararası ödül kazanan filmin don quijote ödülü kazanması türkiye’de yıllarca yasaklı kalan bir film için oldukça anlamlı bence. film aynı zamanda tunç okan’ın oyunculuktan yönetmenliğe geçiş yaptığı filmdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yol filmleri konusunda ne kadar yetkin bir yönetmen olabileceğinin izlerini bulduğumuz film aynı zamanda yönetmenliğini yine tunç okan’ın yaptığı sarı mercedes’in de habercisidir.

tam bir başrol söylemek mümkün olur mu bilemiyorum film için ama tuncel kurtiz, aras ören ve tunç okan’ı sayabiliriz sanırım başrol oyuncuları için.

film daha önce köylerinden dışarı hiç çıkmamamış, küçücük dünyalarında yaşamaya çalışan insanların bir insan kaçakçısı tarafından isveç’e götürülmesini anlatıyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin otobüste geçen kısmı oldukça etkileyici olsa da asıl hikaye kaçak göçmenlerin isveç’e vardıktan ve ellerinde avuçlarında hiçbir şey kalmadıktan, pasaportlarını da kaptırdıktan sonra yaşadıkları kısımda başlıyor.

görsel olarak çok iyi bir film olmasa da sinema dili, anlatımı ve oyunculukları ile takdire şayan bir filmdir. modern bir köyden indim şehire yorumu olarak da okuyabileceğimiz filmde çaresizlik, yeni karşısında duyulan şaşkınlık, büyük bir dünyaya ayak uydurma çabasını tüketiciliği müthiş işlenmiştir filmde.

az sayıdaki tunç okan filmlerinden biridir ve bence mutlaka izlenmelidir.
devamını gör...

30 temmuz 1968 uşak doğumlu, dizi, film ve tiyatro oyuncusu aynı zamanda seslendirme sanatçısı. hafızamızda kalan en net rolleri, çiçek taksi'deki şair ömer rolü'dür diye düşünüyorum. ömerçip filminde ki "abi yenge iyi hoş ama biraz fofenk gibi" repliğide unutulmazlar arasındadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim