atatürk'ün "küçük hanımlar küçük beyler ... sizler ikbal ışığısınız." dediği çocuklarımızdandır. zira oy verme yetkisi olmayan birinden daha bilinçsiz olan yetişkinler var. ne desem boş. umarım tüm güzellikler seni bulur güzellik!
devamını gör...

döner döner canı sıkılmıştır.bir ara versin çok çalıştı burada maaş'ta vermedilerse ne yapsın.bir de zirve soğuk diyordu üşümüş de olabilir.
devamını gör...

şimdi bu adam sağda solda gençlik bitmiş diye de konuşuyordur. gözü kör olasıca.
devamını gör...

barış akarsu.
devamını gör...

yun. "diğer benliğim" anlamına gelen, anna vissi'nin 1994 yılında çıkardığı "re!" albümünün güzeller güzeli şarkısı.

çokça tekrarlayan sözlerden oluşsa da şarkının güftesi epey uzun olduğundan ve çeviri yapma yetkinliğini kendimde göremediğimden paylaşamıyorum fakat kısaca değinmek gerekirse, insanın ikinci benliğinin yaptıklarına hayret etmesini konu alır. yunus'un bir ben vardır benden içeri dediği türden bir aydınlanmadan ve tanımakta güçlük çektiğimiz diğer yüzümüzün sebep olduğu mahcubiyetten bahseder. esasında çok da uzatmadan adı üstünde, alter ego'yu anlatmaktadır.

elbette bir anna delisi olarak çıktıktan hemen sonra, '95 kışında koşa koşa soluğu tunalı pasajı'nda alarak edinmiş olduğum albümündeki kaydında tamamen akustik enstrümanlar kullanılmıştır. bas diziliminde dahi yalnızca kontrbas sesini duyuyor olmak çok hoştur. daha ilk saniyede enfes bir karşılama komitesi kurmuş olan akordiyon ve kemanın büyüleyici uyumu sizi sizden alır ve parçanın sonuna kadar da bırakmaz. kısacası neredeyse her anna parçası gibi avaz avaz eşlik edilesidir.
devamını gör...

sürekli bir şeyle meşgul olduğumuz günümüzde unutup, unuttuğumuzu farketmediğimiz eylem. düşünmeye genellikle basit işler yaparken vakit buluruz mesela yürürken, duş alırken ...vs.
devamını gör...

anlık mutluluklarım var benim. bu anlar hep parmakla sayılıyor çünkü mutsuz çoğunluk gibi mutsuzum bende. tam da az önce her şey ne güzeldi, dünya dönerken sanki hanımeli kokuyordu her yer, çocuklar hep mutlu, insanlar hep umutluydu. sonra geçti o an’lar...etrafım yerlere içlerindeki kötülükleri kusan insanlar yüzünden rezalet. kediler kavga ediyor, çocuklar da ağlıyor. üstelik içimdeki gökyüzü şimşek çakıyor ve ben korkuyorum...

pusulam rüzgar...

gel gidelim, yolları bana sorma, ne bileyim
gidelim buradan, pusulam rüzgâr
kendimi yediğim yılları bana sor, var mı hevesin?
gidelim buradan, pusulam rüzgâr
devamını gör...

insanı düşünmeye iten bir istatistiktir. işsizlikten dolayı insanlar düşük maaşları kabul etmek zorunda kalıyor, yoksa hiç maaşı olmayacak çünkü. işverenlerin de çoğu vicdansız olduğu için bu durumdan faydalanıyorlar ve düşük maaşla en yüksek performans alabilecekleri kişiyi seçiyorlar.
bunun tek çözümü kimsenin bu maaşları kabul etmemesi olurdu ama bu imkansız bir şey ve insanlardan bunu yapmalarını beklemek de çok büyük bir haksızlık. çünkü bu ülkede kaymak tabaka dışında kalan herkes çaresiz. kimse lüks için çalışmıyor, maaşıyla kira ve fatura ödüyor, bir şekilde gıda ihtiyacını karşılıyor ve maaş o şekilde bitiyor. yani o maaşa hayır dese, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak duruma düşecek.
hal böyleyken halktan bir şey beklemek vicdansızlık, işverenlerin de çoğu iyi değil, bu durumda iş devlete düşüyor. umutsuzluk da burada başlıyor zaten, bizim mükemmel devletimiz bizi yaşatmaya değil emeğimiz yemeye yeminli. o yüzden de bu durumu çözmek adına bir adım atmayı bırakın, tam tersi işleri daha da kötü duruma sokmak için elinden geleni yapıyorlar.
işte sırf bu yüzden ileride bu istatistiğin daha da artacağını düşünüyorum. türkiye'deki kimseyi iyi günler beklemiyor, aklınız varsa en azından burada çocuk yapmayın da bizden sonra ki nesiller de aynı şeyi yaşamak zorunda kalmasın.
devamını gör...

bir örnek de oğuz atay'dan verilebilir.

söylentiye göre oğuzcuğum atay, altay gündüz'ün evinde bir dost meclisinde iken tuvalete gider ve uzun süre çıkmaz. telaşlanırlar, seslenirler en sonunda. ve "sevinmeyin, daha ölmedim." cevabını alırlar. ev halkı o anda bu cevap üzerine gülüp eğlenir ama aslında bunlar oğuz atay'ın son sözleri olacaktır.
devamını gör...

esasında iran kültürüne ait olan gündelik eğlence oyunu. toplumumuzda sevilmesi ve benimsenmesi, 14. yüzyıl yükseliş dönemi zamanında osmanlı topraklarına girmesiyle başlamış. kendine has jargonları, terimleri, şakaları olan oyunun, zarlarındaki kombinasyonlar da hepten farsça isimler ile söylenegelmiş. yek (1), dü (2), se (3), cehar (4), penç (5), şeş (6).
devamını gör...

dünyada en nadir bulunan kan tipi. (bkz: golden blood) -altın kan- olarak adlandırılır ve dünyada yalnızca 45 kişide olduğu söylenir. ayrıca kan grubunun yalnızca 9 aktif bağışçısı bulunuyor.
bu tipin rh sisteminde hiç antijen bulunmamakla birlikte bu kan türü mükemmel donör kanı olarak biliniyor.

180 milyon kişide bir görülen altın kan bireyleri, diğer tüm kan grubundaki kişilere kan verebiliyor ve bu kanın belirli hastalıkları da iyileştirme kabiliyeti bulunuyor.
bu nedenle de bu kanın artış göstermesi için altın kan rh null kan grubuna sahip olan kişilerin (bkz: kan bağışı) yapması teşvik edilmeye çalışılıyor.

ayrıca bazı kaynaklarda diğer sık rastlanan kan gruplarına göre, gruplar arası uyuşmazlığın golden blood yani altın kan için bir önem arz etmediği, tehlike yaratmadığı belirtilmiştir.

kıyamet sonrası dram, gizem ve bilimkurgu türündeki, 2014 yılında yayına giren (bkz: netflix dizisi)(bkz: the 100) dizisine de konu olmuştur. dizide yaşanan felaketler sonucu yaralanan adamın kan grubuna bakılır ve rh-null olduğu anlaşılır. devamında olaylar gelişir.
devamını gör...

ben değil ama bir dostum annesinin yüzüğünü ve evleneceği kıza anneciğinin yazdığı mektubu saklıyor.
kaç kere dedim verde okuyim belki evlencez ilerde diye de, nerede rus inandı var *
devamını gör...

bu gerçekten pislikte en üst level olmalı!?

istiyorlar ki millete bunlardan başkası yardım etmesin, millet de bunlardan başkasına yanaşmasın. ama bu ekonomiyle çok zor be kuzum. millet çoğu şeyi unuttu artık, karnının doyup doymadığına bakacak.
devamını gör...

heves.
devamını gör...

el..
devamını gör...

başlığı okuyunca heyecanlanmıştım (istifa etmiş gibi algılayan bir tek ben değilimdir umarım.), içeriği okuyunca üzdü.

bir gece sosyal medyadan beklediğim açıklamalardır (hayali bile güzel be!). inadına istifa etmeyeceğini düşünüyorum. göklerden gelen bir emir var sonuçta.
devamını gör...

kanki nasıl bi müzik kulağın var, kıçınla mı dinliyorsun diyorum bazen. metallica bir devrimdir. aynı şekilde; slayer, megadeth gibi gruplarla birlikte thrash metalin öncüsü oldular zaten. hetfield, ulrich, hammett yaşarken gördüğümüz en iyi üçlülerden birisi. on tane grammy ödülü olan, arka arkaya beş albümü satış listelerinde en başta olan ilk gruptan bahsediyoruz. gözünü seviyim bırak manyak olursun...
devamını gör...

yapılan deneysel çalışmalarla kişiliğin kalıtım ve çevrenin ortak ürünü olduğu ancak çevreden daha fazla etkilendiği ortaya konulmuştur.
tek yumurta ikizlerinden biri sosyoekonomik düzeyi yüksek bir ailede, diğeri ise sosyoekonomik düzeyi düşük bir ailede büyütüyor. yapılan testler sonucunda ortalama başarı düzeyleri oldukça farklı çıkıyor. yüksek sosyoekonomik düzeyde yetişen çocuk diğerinden daha başarılı çıkıyor. aynı kalıtsal yapıyla dünyaya gelen bu ikizlerin arasındaki fark çevrenin daha etkili olduğunu ortaya koyuyor.
devamını gör...

en iyi cem yılmaz filmlerindendir. filmde iskender'in ve yakın arkadaşı maradona'nın küçüklükten beri tutkunu oldukları sihirbazlık mesleğini icraları ve başlarına gelen olaylar anlatılmaktadır. iskender'in bir de sait adında emekli kıbrıs gazisi bir babası vardır. sait, eskiden beri ailesine huzursuzluk vermiş, huysuz bir adamdır. sait, iskender'in evli ve çocuklu ablasının yanında kalıp onlara da sıkıntı vermesiyle iskender ve maradona'nın anadolu'da yapacakları turne yolculuğuna katılmaya karar verir. yolculukta bu üçlünün başından geçenler filmin omurgasını oluşturur. karakterlerin kişilikleri çok aşina olduğumuz ve öngörebildiğimiz türdendir. filmin ana karakterleri bu üç kişi olmakla beraber daha sonraları filme bir ana karakter daha katılır. filmde, babasıyla hiçbir zaman istediği yakınlığı sağlayamamış ve desteklenmemiş uysal erkek çocuk karakteri çok güzel çizilmiştir. mazhar alanson'un canlandırdığı sait tünaydın karakteri ise savaşın etkisiyle beraber sertleşmiş ve eski sağlam psikolojisine hiçbir zaman kavuşamamış bir babayı anlatır. hala izlememiş olan olduğunu sanmıyorum fakat izlememiş olanlar varsa mutlaka tavsiye ettiğim bir filmdir. şahsi fikrimce hak ettiği değeri alamamış ancak sinemanın hakkaniyeti ile yıllar geçtikçe değeri anlaşılan bir filmdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim