yoldaş benjamin franklin
kombinini beğenmediğim kurucu adam. neden kafa sözlük tshirtü giymediniz ki? bi’ giyseniz, kesimi nasıl? kolları oturuyor mu, göbek belli ediyor mu tshirtler baksaydık. ayrıca aylık puan tablosunda solladığım, mavi mahlaslı, ponçik bir teyzeli profil resmi olan, sürekli nope diyen birisi. haklıyım ama mutlu değilim’e katılıyorum. galiba biraz huysuz.
devamını gör...
1,5 yaşındaki bebeklerini komşuya bırakıp intihar eden çift
zeytinburnu'nda ekonomik sıkıntılar çektiği bilinen çift, çocuklarını komşuya bırakarak intihar etti | istanbul zeytinburnu'nda ekonomik sıkıntılar içinde bulunduğu bilinen elvan demir ve enver demir isimli çift, 1,5 yaşındaki çocuklarını komşuya bırakarak hayatına son verdi.
t.co/i1ZWKiVwO5
devamını gör...
çocuğa dedesinin ismini vermek
bu geldi benim başıma. dedemi de severim aramız iyiydi, rahmetli oldu. suçu onda aramıyorum, böyle şeylere karışacak bir adam değildi. ama işgüzar ailem devreye girmiş ve bana dedemin ismi verilmiştir. bu konuda çok hazin bir hikayem var.
benim ismim normalde 'arda' olacakmış. annem çoktan belirlemiş ismimi, sonra hastanede doğunca senden nefret ediyor olabilirim bebek geldi demişler. direkt dedemin ismiyle seslenmişler. annem de isim koyma hakkını daha önceden kullandığı için ses edememiş. sonuç olarak bana dedemin ismi geçti. şimdi bir sorun yok gibi gözüküyor ama..
ya ben sizin yapacağınız işi s**eyim ya. benim müslüman olacağımı size kim söyledi ? ya siz hayırdır *mk? alnımda mı yazılıydı babiş ? ben tam arda'ymışım halbuki.* şimdi ismimden memnun değilim. ismimi arda olarak değiştirmek istiyorum ama babamın kalp krizi geçirmesi riskini göze alamıyorum sanırım. gerçi yaşımızda geçiyor ufaktan zor artık.
bu arada yalandan ikinci isim olarak koymak da çok kötü. uzay bahri ne *mk siz mal mısınız acaba? çocuğu doğar doğmaz ikilemde bırakıyorsunuz.
herkesin kendi ismini 18 yaşında belirlediği bir dünyada yaşamak isterdim. yaşamayan bilmez çünkü bunu.
hislerim ektedir.
benim ismim normalde 'arda' olacakmış. annem çoktan belirlemiş ismimi, sonra hastanede doğunca senden nefret ediyor olabilirim bebek geldi demişler. direkt dedemin ismiyle seslenmişler. annem de isim koyma hakkını daha önceden kullandığı için ses edememiş. sonuç olarak bana dedemin ismi geçti. şimdi bir sorun yok gibi gözüküyor ama..
ya ben sizin yapacağınız işi s**eyim ya. benim müslüman olacağımı size kim söyledi ? ya siz hayırdır *mk? alnımda mı yazılıydı babiş ? ben tam arda'ymışım halbuki.* şimdi ismimden memnun değilim. ismimi arda olarak değiştirmek istiyorum ama babamın kalp krizi geçirmesi riskini göze alamıyorum sanırım. gerçi yaşımızda geçiyor ufaktan zor artık.
bu arada yalandan ikinci isim olarak koymak da çok kötü. uzay bahri ne *mk siz mal mısınız acaba? çocuğu doğar doğmaz ikilemde bırakıyorsunuz.
herkesin kendi ismini 18 yaşında belirlediği bir dünyada yaşamak isterdim. yaşamayan bilmez çünkü bunu.
hislerim ektedir.
devamını gör...
uykusuzkahve
ben de drama yapmak istemiyorum ama çok özledik, keşke dönse..
devamını gör...
sakarya
düğüne ‘cemiyet’, somun ekmeğe ‘baston’, belediye otobüsüne ‘belediye’, patlamış mısıra ‘pıtpıt’ diyen hafızlar şehri. çok farklı ırk ve millet bulundurmasına rağmen ırkçı olmayı nasıl becerdiğini anlayamadığım akp kalesi. insanları olmasa şehrimi çok seviyorum aslında.
(bkz: sakaryaspor)
(bkz: sakaryaspor)
devamını gör...
machine learning
(bkz: makine öğrenimi)
devamını gör...
alırken insanı zengin gibi hissettiren şeyler
poşet. he öyle 25 kuruşluk.
devamını gör...
aquila non captat muscas
latince bir deyiştir. anlamı ise kartal sinek avlamaz’dır. kendi gücünün zekasının farkına varmış kişilerin, ufak sorunlarla küçük engellerle ve zaman kaybettirici işlerle uğraşmayacağını belirtmektedir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
an itibariyle çalan parçayla kendime geldiğim yayın...
teşekkür ediyorum bu parçayı seçen kişiye*.
teşekkür ediyorum bu parçayı seçen kişiye*.
devamını gör...
evde tek başına kalınca yapılacak aktivite
kafa dinlemek, şarkı söylemek.
devamını gör...
nickim yok benim
eline verilmesi gereken yazar. mazbatasını yani.
devamını gör...
kitap alıntıları
"gerçek anlamda altüst edilmiş dünyada doğru, bir yanlışlık anıdır" guy debord - gösteri toplumu
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
kızın biri geldi , bi numara verdi sonra da " ben şimdi düşeceğim bayılmış gibi yapacağm sen git belletmen hocaya söyle , ambulans gelince de bu numarayı arayıp durumumu abartabildğin kadar abart" dedi. şok olmuştum.
devamını gör...
normal sözlük’te 6 kişi kalmak
6 yüksek bi rakam. sunuçta beşten büyük.
devamını gör...
yalnızlık
sabahın ilk ışıkları yansırken gözlerini açtı kadın. henüz dinlenemediği bir sabaha daha gözlerini açtı. uyumak istemiyordu ya da uykuya çok ihtiyaç duyan bedenine inat zihni her sabah erkenden tetikliyordu onu. bugün de olmadı, dedi. doğruldu yatağından. odanın kapısını açtı, temiz havayı çekti ciğerlerine. henüz ayılamamış bedenini sürükleyerek kahve makinesinin düğmesine bastı, bir sigara sardı sonra. ithal tütünün ekşimsi kokusu, kahvenin tazeleyeci kokusu ile harmanlanınca günün en güzel zaman dilimini yaşadığını düşündü. çıktı minik balkonuna kahvesini yudumlarken bir yandan günlük işlerini planladı. yapılması gerekenler ve yapmak istediklerini düşündü. sabahı çalışma zamanıydı. öğleden geceye dek olan zamansa onun.
ilk önce işlerini halletti. araya hızlı bir kahvaltı sıkıştırdı. kalan işlerini bitirdi. akşam için uzun zamandır ihmal ettiği keyifli bir yemeği hazırladı bir yandan mirgün cabas ve cem kozanoğlunu dinlerken. sporunu yaptı.
kapıya gelen sucu ile hasbihal ederken kapının önüne birikmiş olan çöpleri fark etti. darmadağın olmuş çöpler, onu bir şekilde huzursuz etti. topladı hepsini, çıktı dışarı. dışarıda gök boşanırcasına yağan bir yağmur vardı. ama canı eve girmeyi hiç istemiyordu. evinin hemen önündeki parka yöneldi. oluklardan hızla akan suyun sesi, debisi yüksek bir ırmağın yanında gibi hissettiriyordu. üzerine düşen yağmur damlaları montunu bile alıp çıkmadan çıktığı için sırılsıklam etmişti; saçlarından, yüzünden yağmur damlaları süzülüyordu. kızarmış yapraklar parkın her yanını kaplamasına rağmen ağaçlar hala çıplaklaşmamıştı. kış bir türlü gelmiyor, doğa da insanlar gibi değişiyordu günden güne. serin hava yağmurla birleşince üşümüştü. içeri girip tekrar sıcak bir duş aldı. telefonunu kontrol etti. birkaç arkadaşından gelen mesaja yanıt verdi.
içten içe görmek istediği bir mesaj vardı. çokça özlediği biri. neden aramıyor ya da yazmıyor, diye düşündü. sonra başladı kendini sorgulamaya "neden ben o kadar özlüyorum ya da o aramanın gelmesi niçin benim için bu kadar önemli?yaşayıp gittiğim iliklerime dek keyfini çıkardığım bu hayatta kimseye ihtiyacım yok. " diye düşündü. bir yanı buna inanıyor bir yanı eksik hissediyordu. kimse vazgeçilmez değildi de gitmeleri de sevmiyordu. ya da kendini kandırıyordu. belki de haklıydı adam" gelmek için de gitmek için de cesur değildi kadın. " ama yapayalnız hissederken bile mutlu olabiliyordu. ayna karşısında iç çamaşırlarınla dans edecek kadar mutluysan kimseye ihtiyacın da yoktu. telefonu çaldı o esnada arkadaşları oyun için arıyordu. biraz imposter olmak, gerçek hayatta da oyunda da neşelendiriyordu onu. oyununu oynadı. güldü, eğlendi çokça. bir bira daha açtı. biraz gerçek biraz hayal bir hayatı döktü kaleminden sonra.
ilk önce işlerini halletti. araya hızlı bir kahvaltı sıkıştırdı. kalan işlerini bitirdi. akşam için uzun zamandır ihmal ettiği keyifli bir yemeği hazırladı bir yandan mirgün cabas ve cem kozanoğlunu dinlerken. sporunu yaptı.
kapıya gelen sucu ile hasbihal ederken kapının önüne birikmiş olan çöpleri fark etti. darmadağın olmuş çöpler, onu bir şekilde huzursuz etti. topladı hepsini, çıktı dışarı. dışarıda gök boşanırcasına yağan bir yağmur vardı. ama canı eve girmeyi hiç istemiyordu. evinin hemen önündeki parka yöneldi. oluklardan hızla akan suyun sesi, debisi yüksek bir ırmağın yanında gibi hissettiriyordu. üzerine düşen yağmur damlaları montunu bile alıp çıkmadan çıktığı için sırılsıklam etmişti; saçlarından, yüzünden yağmur damlaları süzülüyordu. kızarmış yapraklar parkın her yanını kaplamasına rağmen ağaçlar hala çıplaklaşmamıştı. kış bir türlü gelmiyor, doğa da insanlar gibi değişiyordu günden güne. serin hava yağmurla birleşince üşümüştü. içeri girip tekrar sıcak bir duş aldı. telefonunu kontrol etti. birkaç arkadaşından gelen mesaja yanıt verdi.
içten içe görmek istediği bir mesaj vardı. çokça özlediği biri. neden aramıyor ya da yazmıyor, diye düşündü. sonra başladı kendini sorgulamaya "neden ben o kadar özlüyorum ya da o aramanın gelmesi niçin benim için bu kadar önemli?yaşayıp gittiğim iliklerime dek keyfini çıkardığım bu hayatta kimseye ihtiyacım yok. " diye düşündü. bir yanı buna inanıyor bir yanı eksik hissediyordu. kimse vazgeçilmez değildi de gitmeleri de sevmiyordu. ya da kendini kandırıyordu. belki de haklıydı adam" gelmek için de gitmek için de cesur değildi kadın. " ama yapayalnız hissederken bile mutlu olabiliyordu. ayna karşısında iç çamaşırlarınla dans edecek kadar mutluysan kimseye ihtiyacın da yoktu. telefonu çaldı o esnada arkadaşları oyun için arıyordu. biraz imposter olmak, gerçek hayatta da oyunda da neşelendiriyordu onu. oyununu oynadı. güldü, eğlendi çokça. bir bira daha açtı. biraz gerçek biraz hayal bir hayatı döktü kaleminden sonra.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
takip ettiğim kişilerin ve farklı bir sürü insanın fikirlerini okumayı seviyorum ve kaç aydır burası istediğim şeyi yazabildigim, kendimi ifade edebildiğim, bazen tanım yazmak için oturup araştırma yaptığım bir mecra oldu. sebeplerim bunlar. durup dururken sevgi doldum nedense. websitesine sevgi duymak. evet.
devamını gör...
kitap okuma aşkını kazandıran kitabın ismi
ergenliğin doruklarında idik tabii o zaman.bir genç kızın gizli defteri.
devamını gör...
tanışmak istenen ölmüş yazarlar
sanırım bunun için önce ölmek gerekiyor.
(bkz: kalbimiz seninle)
(bkz: kalbimiz seninle)
devamını gör...
bolu
yemyeşil doğası ve soğuk havasıyla bilinen şehrimizdir. yaz ayında gitmiş olmama rağmen akşamları üstümü örterek yatıyordum, hele abant tarafları gündüz ve yaz ayında bile baya serin olabiliyor. yazdan ve sıcaktan nefret eden bir insan olarak baya sevdiğim bir şehir oldu. doğasını anlatmaya gerek yok.
devamını gör...
