geceye bir söz bırak
"kombiyi kim kapattı?"
-anonim
şaka şaka...
"otobüs gelince atılan sigara gibi yarım sevmeyin insanları, ya sonuna kadar için ya da hiç yakmayın..."
-sadri alışık
-anonim
şaka şaka...
"otobüs gelince atılan sigara gibi yarım sevmeyin insanları, ya sonuna kadar için ya da hiç yakmayın..."
-sadri alışık
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
berbat giden yakın mesafe ilişkisinden milyon kat iyi olan ilişki.
devamını gör...
kitap okuyamayanlara öneriler
kitap dediğimiz nesne derya denizdir.
zibilyon tane bölüme ayrılıyor. roman okurken sıkılıyorsanız gidin sosyoloji kitapları okuyun. sosyoloji sarmıyorsa ansiklopedi okuyun.
kendinizi huzurlu bulduğunuz, okurken zevkten dört köşe olacağınız kitaplara yönelin. yeni fikirler ve bilgiler edindiğinizde alacağınız haz çoğu şeyde olmayacak. ondan sonra zaten okuyamama gibi bir problemin kalacağını hiç sanmıyorum.
zibilyon tane bölüme ayrılıyor. roman okurken sıkılıyorsanız gidin sosyoloji kitapları okuyun. sosyoloji sarmıyorsa ansiklopedi okuyun.
kendinizi huzurlu bulduğunuz, okurken zevkten dört köşe olacağınız kitaplara yönelin. yeni fikirler ve bilgiler edindiğinizde alacağınız haz çoğu şeyde olmayacak. ondan sonra zaten okuyamama gibi bir problemin kalacağını hiç sanmıyorum.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
ne yapacağını bilmemek
desteğine en çok ihtiyacı olduğu insanın arkasını dönmesi
yorgunluk
tükenen sabır
olarak sıralayabileceğim nedenlerdir.
desteğine en çok ihtiyacı olduğu insanın arkasını dönmesi
yorgunluk
tükenen sabır
olarak sıralayabileceğim nedenlerdir.
devamını gör...
karma puanı biriktiren yazarlar
benimki çok zor birikiyor. 30 tanımla benim puanımı geçen yazarlar var. burada da fakirük neydek.
devamını gör...
kedilerin yolda yürürken durup sizi kesmeleri
ne bakıyon lan kurabiye var simit var diye karşılık verilesi bakıştır.
devamını gör...
türkler aşıyı bulsa adı ne olurdu sorunsalı
kovoni, bor özlü yerli ve milli aşımız, şimdi tüm eczanelerde.
devamını gör...
andy warhol
pop artın mucidi, önderi denilebilecek zat. eserleriyle seri üretimi, standart kalıpları sorgulamıştır, bunu da seri üretimin temellerinden birisi olan matbaayı kullanarak gerçekleştirmiştir.
en meşhur eserleri arasında campbell's soup ve coca cola bottles vardır, kanımca en başarılı eserleri de bu ikisidir.
en meşhur eserleri arasında campbell's soup ve coca cola bottles vardır, kanımca en başarılı eserleri de bu ikisidir.
devamını gör...
kabak tadı veren sorular
bu kitapların hepsini okudun mu
devamını gör...
aziz anselmus
anselme de cantorbery... cantorbery'nin başpiskoposu aynı zamanda. ortaçağ'ın çok yönlü filozoflarından belki de ilkidir.
aziz augustinus'un halefi desek çok da abartı olmaz. tanrı'nın varlığı her şeyin akılla kavranabileceğini, ancak otoritenin incil'de olması gerektiğini söylemiş. akıl ve iman iki bilgi kaynağıdır. iman başlangıç noktasıdır. anlama ve yorumlama yeteneği insana verilmiştir. anselmus'un meşhur ''credo ut intelligam*'' sözü buradan çıkar. idrak için iman şarttır aziz efendi'ye göre. kendini imani olarak sağlamlaştıran herkes, inancı akılla formule edebilir. kısaca akla vurun ama öldürmeyin der anselmus.
teslis ve tecessüm'ün gerekliliğini ispata da çalışmıştır*. aslında akıl için çizdiği sınır çok da belirgin değildir. bu uzlaşma çabası sırasında teologların akla verdiği tavizler gittikçe artar. ta ki ockhamlı william'a kadar. sonrası bacon, descartes ve aklın hakimiyeti zaten.
aziz augustinus'un halefi desek çok da abartı olmaz. tanrı'nın varlığı her şeyin akılla kavranabileceğini, ancak otoritenin incil'de olması gerektiğini söylemiş. akıl ve iman iki bilgi kaynağıdır. iman başlangıç noktasıdır. anlama ve yorumlama yeteneği insana verilmiştir. anselmus'un meşhur ''credo ut intelligam*'' sözü buradan çıkar. idrak için iman şarttır aziz efendi'ye göre. kendini imani olarak sağlamlaştıran herkes, inancı akılla formule edebilir. kısaca akla vurun ama öldürmeyin der anselmus.
teslis ve tecessüm'ün gerekliliğini ispata da çalışmıştır*. aslında akıl için çizdiği sınır çok da belirgin değildir. bu uzlaşma çabası sırasında teologların akla verdiği tavizler gittikçe artar. ta ki ockhamlı william'a kadar. sonrası bacon, descartes ve aklın hakimiyeti zaten.
devamını gör...
yazarların sevdiği meyveler
çilek varken düşünmedim bile. hem reçeli de çok güzel oluyor tavsiye ederim yanii*.
devamını gör...
samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadın
ibrahim zarap adlı şerefsizin şiddet uyguladığı kadındır. ibrahim zarap.
resimag.com/p1/71f324d5406a.jpeg
resimag.com/p1/71f324d5406a.jpeg
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"başarının bedelini bir dönem için ödemeyenler, başaramamanın bedelini bir ömür boyu öderler."
mümin sekman
tedx başarı(sızlık) konuşması dakika 16:00
mümin sekman
tedx başarı(sızlık) konuşması dakika 16:00
devamını gör...
lord voldemort
talihsiz bir rinoplasti sonucu burun amputasyonu geçirmiş harry potter evrenindeki kurgu karakter. burnundan da bir hortkuluk yaptığı ve aslında ölmediği de rivayetler arasındadır. adının söylendiği yerde biter o nedenle buna bir iki sağlam şahıs hariç herkes "adı anılmaması gereken kişi" veya "kim olduğunu bilirsin sen" der. yancıları daha çok "karanlık lord" demeyi tercih eder.
devamını gör...
her kafadan bir ses radyo yayını
orada olup neden bu psikopat mahlası aldığımı açıklayacağım canlı yayındır.
devamını gör...
albert einstein
bilim dünyasına katkıları hedesi heryerde yazan bu şahsın, yayınlanan birçok makalesini ve içinde nobel ödülü aldıkları da bulunan çalışmaları dahil, hayatının dönüm noktası bütün buluşlarını, üniversitede kendisinden daha yüksek notla mezun olan ilk eşiyle birlikte yapmıştır.
psikolojik sorunları olan çocuğunun hastalığının annesinin genetiğinden kaynaklandığını düşünüp, annesini suçlamıştır.
eşiyle birlikte kazandığı ama sadece kendi adını yazdığı, imzasını attığı, zaten söz verdiği nobel ödülünün parasını, çocuğunun tedavisi ve geçimi için isteyen eşine, yıllar sonra, boşanma karşılığında vermiştir.
ilk eşine yazdığı mektupta, "evlilikten hiç bahsetmiyor, çok asil, hanımefendi bir kadın" diye bahsettiği kişi, kendisi için ideal gördüğü, herşeyi kabul eden ve evlilik istediğini söylemeyen sevgilisidir.
ayrıca süper zekasının ve ahlaksızlığının kabak gibi ortada olduğu mektupları akıllara zarardır..
çocukları ve kendisi için parasını isteyen çalışmalarını beraber yaptıklarını açıklamakla tehdit etmek zorunda kalan eşine, kendisinin saygın (!) bir bilimadamı olduğunu, kendisi çok başarılı (!) olduğu için, karşısındaki boşandığı kadına kimsenin inanmayacağını ve itimat etmeyeceğini de, kendi ağzından yazarak, hem kendi yaptığını iddia ettiği çalışmalarının tamamen kendine ait olmadığını, hemde eşi hak iddia ettiği taktirde inkar edeceğini itiraf ederek, süper zekasını ispatlamıştır.
14 mart doğumlu olduğunu öğrendiğimde, iğrenç karakterine, ahlaksızlığına, sahtekarlığına şaşırmadığım, balık burcu karın ağrısı adamdır, eksik olsaydı bilime katkıları hatta komple kendisi de keşke.
kadının kendi el yazısı ile yaptığı çalışmalarını bile imha etmeyi hesaplayacak kadar adi bir insan olabilirmi diye sordurtmuştur.
matematiğinden, iyi niyetinden, etinden sütünden faydalandığı mileva maric i, ilk çocuklarına hamileyken kendi işleri için başka bir ülkeye gitmiş, çocuk memuriyetine engel olacağı için, çocuksuz olarak yanına çağırmış, kadında çocuğu bırakıp adamın yanına gitmiştir.. üçüncü çocukları zihinsel özürlü doğunca, adam bu sefer sevgilisi ile düzenli bir ilişkiye başlayıp yine terk etmiş vs.
bu kadar akıllı bir kadın, neden oturup düşünmez.. hemde matematikte nam salmış bir kadın, eşine ödüller kazandıran bütün teorileri bulan, eşinin bütün çalışmalarının matematikle ilgili kısımlarını yapan bir kadın, neden oturup da kendi matematiğini hesaplayamaz,
verdiği bütün artıların karşılığında, gördüğü negatif muamelenin, "eksi" de olduğunun, bu adamın hiçbir değer taşımayan "0"
yazı ile sıfır olduğunun farkına varamaz,
kendi denklemindeki "yamukluğu" göremez...
hayatındaki kocaman "eğri" nin eşi olduğunu göremez..
akıl alır gibi değil...
psikolojik sorunları olan çocuğunun hastalığının annesinin genetiğinden kaynaklandığını düşünüp, annesini suçlamıştır.
eşiyle birlikte kazandığı ama sadece kendi adını yazdığı, imzasını attığı, zaten söz verdiği nobel ödülünün parasını, çocuğunun tedavisi ve geçimi için isteyen eşine, yıllar sonra, boşanma karşılığında vermiştir.
ilk eşine yazdığı mektupta, "evlilikten hiç bahsetmiyor, çok asil, hanımefendi bir kadın" diye bahsettiği kişi, kendisi için ideal gördüğü, herşeyi kabul eden ve evlilik istediğini söylemeyen sevgilisidir.
ayrıca süper zekasının ve ahlaksızlığının kabak gibi ortada olduğu mektupları akıllara zarardır..
çocukları ve kendisi için parasını isteyen çalışmalarını beraber yaptıklarını açıklamakla tehdit etmek zorunda kalan eşine, kendisinin saygın (!) bir bilimadamı olduğunu, kendisi çok başarılı (!) olduğu için, karşısındaki boşandığı kadına kimsenin inanmayacağını ve itimat etmeyeceğini de, kendi ağzından yazarak, hem kendi yaptığını iddia ettiği çalışmalarının tamamen kendine ait olmadığını, hemde eşi hak iddia ettiği taktirde inkar edeceğini itiraf ederek, süper zekasını ispatlamıştır.
14 mart doğumlu olduğunu öğrendiğimde, iğrenç karakterine, ahlaksızlığına, sahtekarlığına şaşırmadığım, balık burcu karın ağrısı adamdır, eksik olsaydı bilime katkıları hatta komple kendisi de keşke.
kadının kendi el yazısı ile yaptığı çalışmalarını bile imha etmeyi hesaplayacak kadar adi bir insan olabilirmi diye sordurtmuştur.
matematiğinden, iyi niyetinden, etinden sütünden faydalandığı mileva maric i, ilk çocuklarına hamileyken kendi işleri için başka bir ülkeye gitmiş, çocuk memuriyetine engel olacağı için, çocuksuz olarak yanına çağırmış, kadında çocuğu bırakıp adamın yanına gitmiştir.. üçüncü çocukları zihinsel özürlü doğunca, adam bu sefer sevgilisi ile düzenli bir ilişkiye başlayıp yine terk etmiş vs.
bu kadar akıllı bir kadın, neden oturup düşünmez.. hemde matematikte nam salmış bir kadın, eşine ödüller kazandıran bütün teorileri bulan, eşinin bütün çalışmalarının matematikle ilgili kısımlarını yapan bir kadın, neden oturup da kendi matematiğini hesaplayamaz,
verdiği bütün artıların karşılığında, gördüğü negatif muamelenin, "eksi" de olduğunun, bu adamın hiçbir değer taşımayan "0"
yazı ile sıfır olduğunun farkına varamaz,
kendi denklemindeki "yamukluğu" göremez...
hayatındaki kocaman "eğri" nin eşi olduğunu göremez..
akıl alır gibi değil...
devamını gör...
ilham getiren şeyler
kişisel gelişim kitapları değildir.
devamını gör...
250 bin dolara t.c. vatandaşlığı verilmesi
keşke kendi vatandaşlığımızı devretme hakkımız olsaydı...
devamını gör...
edebiyat ne işe yarar sorunsalı
sabahattin ali'nin denk geldiğim gibi çok sevdiğim bir sözü edebiyatın ne işe yaradığı konusunda, bende ivedilikle bir şeyler yazma ihtiyacı uyandırdı, bu vesileyle edebiyat'ın ne işe yaradığını/en azından benim için ne anlam ifade ettiğini birkaç cümleyle ifade etmeye çalışacağım.
öncelikle belirttiğim söz; "unuttum diyemem ama üzerimde bir tesirin kalmamış artık."
bu sözü ilk okuduğumda evet edebiyat bu işte, edebiyat'ın işe yarar kısmı budur dedim. çünkü; bu söz, benim belki sürekli olarak içimde/aklımda bir duygu olarak varlık taşıyan, sürekli dolaşan; ama kelimelere asla dökülemeyen o sözdü. yüreğime su serpmiştir, beni bir duyguda tamamlamış, azad etmiştir. sözgelimi, bir benzetme yapacak olursam, dilimde sürekli dolaşan ama aklıma asla gelmeyen o şarkıya bir yerde rastlamam gibidir bu. anlık da olsa o şarkıyı artık bulmuş olmam beni rahatlatır, bana eşlik ettirir. edebiyat'ın işe yarar kısmı da budur işte, insanın tamamlayamadığı, anlam veremediği, eksik kaldığı o duygunun karşılığıdır.
ve dünya tarihi boyunca insanlar hep benzer hisleri yaşamışlardır, sabahattin ali gibi kıymetli insanlar da bunları sadece yaşamamış; söylemiş, yazmış, bunlara sözcüklerle dokunmuş ve bize kadar ulaştırmış. elbette bu tür duyguların ifade edilmis olması derdimize tamamen derman degil, hiçbir zaman da olmayacak belki ama en azindan bu hislerimizin bir tanımının olduğu, bu hislerin insanlık tarihi boyunca ortaklarının olduğu bilgisi bir nebze de olsa derdimizi hafifletiyor. bu anlamda ben edebiyat'a da sabahattin ali gibi isimlere de her zaman duacıyım. duacı kalacağım.
öncelikle belirttiğim söz; "unuttum diyemem ama üzerimde bir tesirin kalmamış artık."
bu sözü ilk okuduğumda evet edebiyat bu işte, edebiyat'ın işe yarar kısmı budur dedim. çünkü; bu söz, benim belki sürekli olarak içimde/aklımda bir duygu olarak varlık taşıyan, sürekli dolaşan; ama kelimelere asla dökülemeyen o sözdü. yüreğime su serpmiştir, beni bir duyguda tamamlamış, azad etmiştir. sözgelimi, bir benzetme yapacak olursam, dilimde sürekli dolaşan ama aklıma asla gelmeyen o şarkıya bir yerde rastlamam gibidir bu. anlık da olsa o şarkıyı artık bulmuş olmam beni rahatlatır, bana eşlik ettirir. edebiyat'ın işe yarar kısmı da budur işte, insanın tamamlayamadığı, anlam veremediği, eksik kaldığı o duygunun karşılığıdır.
ve dünya tarihi boyunca insanlar hep benzer hisleri yaşamışlardır, sabahattin ali gibi kıymetli insanlar da bunları sadece yaşamamış; söylemiş, yazmış, bunlara sözcüklerle dokunmuş ve bize kadar ulaştırmış. elbette bu tür duyguların ifade edilmis olması derdimize tamamen derman degil, hiçbir zaman da olmayacak belki ama en azindan bu hislerimizin bir tanımının olduğu, bu hislerin insanlık tarihi boyunca ortaklarının olduğu bilgisi bir nebze de olsa derdimizi hafifletiyor. bu anlamda ben edebiyat'a da sabahattin ali gibi isimlere de her zaman duacıyım. duacı kalacağım.
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
köpeklerin sahiplenilmesi ve doğru bir şekilde kısırlaştırılması yapılacak en doğru eylemlerden biridir. böylelikle aç kalan hayvancağızlar kimseye saldırmazlar.eminim ki onlar da bizle uğraşmaya meraklı değildir.
(bkz: nickinin hakkını vermek)
(bkz: nickinin hakkını vermek)
devamını gör...