kyk borcu olan yazarlar
henüz üniversiteye başlamadığım için dahil olmadığım gruptur.
dahil olmak da istemem açıkçası ama o zamanki maddi durumuma bağlı.
dahil olmak da istemem açıkçası ama o zamanki maddi durumuma bağlı.
devamını gör...
breaking bad
en öyle çok dizi, film ve oyun takip eden biri değilim. aksine böyle şeylerin biraz vakit kaybı olduğuna inanırım. şöyle ki bu dizi toplamda 62 bolum ve her biri 47 dakika çarp topla ne yapıyor toplamda kesintisiz 2 gün. yani insan ömründen 2 günün buna mi ayıracak. he sadece bu olsa dert degil de bunun gibi milyon tane dizi film oyun falan düşünün, 2 gün yapıyor.
neyse, ulan madem bitmiş bir dizi oturayım izleyeyim dedim. zira dizi izlerken beni en çok demoralize eden diğer bir şey de diziyi beklemek. benimde bitmiş diziler daha çok ilgimi çekmeye başladı.
en büyüleyici tarafı ise karakter gelişimidir. mr white in mrs white in pinkman in karakter gelişmeleri inanılmaz. hank in oyunculuğu harika. konu olarak çok sıradan, sıradan derken eminim amerikanın o yöresinde oturanlar için zaten günlük yasam standartları diyebiliriz ama işleniş sekli ve karakterler gerçekten süper.
walt’un akil oyunları, pinkman’in sürekli bitmek tükenmek bilmeyen manipülasyonları. skyler in dönüşümü falan bence izlemeye değer.
neyse, ulan madem bitmiş bir dizi oturayım izleyeyim dedim. zira dizi izlerken beni en çok demoralize eden diğer bir şey de diziyi beklemek. benimde bitmiş diziler daha çok ilgimi çekmeye başladı.
en büyüleyici tarafı ise karakter gelişimidir. mr white in mrs white in pinkman in karakter gelişmeleri inanılmaz. hank in oyunculuğu harika. konu olarak çok sıradan, sıradan derken eminim amerikanın o yöresinde oturanlar için zaten günlük yasam standartları diyebiliriz ama işleniş sekli ve karakterler gerçekten süper.
walt’un akil oyunları, pinkman’in sürekli bitmek tükenmek bilmeyen manipülasyonları. skyler in dönüşümü falan bence izlemeye değer.
devamını gör...
çalışma masanızdaki en ilginç şey
ıvır zıvırlık.
plastik kalem kutusu gibi ama değil. ısim babası da benim.yarin bir gün herhangi bir hirdavatci da görürsem telif atarim ! her neyse ne ilginçliği var bu ıvır zıvırlığın whis ? diyeceksiniz.
içine elimin altında olmasını istediğim şeyleri atıyorum. ayraç, ders notları, küpe, kulaklık, ruj, bazen sakız, bazen toka,bozukluk,peçete. araba torpido gözü gibi.
yine bu mu ilginç whis? diyeceksiniz onu da biliyorum.
bu kadar birbirinden ayrı şeylerin bir arada bulunuyor olmasi ilginç geliyor bana. deli kızın çeyizi gibi o an canım ne isterse atıyorum içine. içine her şeyin garip bir şekilde sığıyor olmasi ise daha ilginç.
plastik kalem kutusu gibi ama değil. ısim babası da benim.yarin bir gün herhangi bir hirdavatci da görürsem telif atarim ! her neyse ne ilginçliği var bu ıvır zıvırlığın whis ? diyeceksiniz.
içine elimin altında olmasını istediğim şeyleri atıyorum. ayraç, ders notları, küpe, kulaklık, ruj, bazen sakız, bazen toka,bozukluk,peçete. araba torpido gözü gibi.
yine bu mu ilginç whis? diyeceksiniz onu da biliyorum.
bu kadar birbirinden ayrı şeylerin bir arada bulunuyor olmasi ilginç geliyor bana. deli kızın çeyizi gibi o an canım ne isterse atıyorum içine. içine her şeyin garip bir şekilde sığıyor olmasi ise daha ilginç.
devamını gör...
öpüşme esnasında düşünülen şeyler
devamını gör...
kafa izni
buraya büyük umutlarla kaydolmuştum ancak sözlük gerçketen çok kalitesiz. bu yüzden yazmama kararı aldım. belki de kalitesiz olan benimdir, bilemiyorum.
aşağılamak için söylemiyorum bunu.
tartışamıyoruz bile sözlükte, tartışma kültürü yok çoğu kullanıcı da. öğrendiklerini, her okuduğunu doğru sana bir kitle var burada ve asla yeni bakış açılarına açık değiller. belki de ben deliyimdir bilemiyorum.
neyse herkese teşekkür ederim yine de.
umarım tartışmaya, yeni fikirlere ve bakış açılarına açık hale gelebelirisiniz.
o zaman bu sözlük de çok daha kaliteli olacaktır.
sözlükte kankacılık oynayanları da benim gibi kafa izni almaya davet ediyorum.
aşağılamak için söylemiyorum bunu.
tartışamıyoruz bile sözlükte, tartışma kültürü yok çoğu kullanıcı da. öğrendiklerini, her okuduğunu doğru sana bir kitle var burada ve asla yeni bakış açılarına açık değiller. belki de ben deliyimdir bilemiyorum.
neyse herkese teşekkür ederim yine de.
umarım tartışmaya, yeni fikirlere ve bakış açılarına açık hale gelebelirisiniz.
o zaman bu sözlük de çok daha kaliteli olacaktır.
sözlükte kankacılık oynayanları da benim gibi kafa izni almaya davet ediyorum.
devamını gör...
makale okuma alışkanlığı
dergipark ,pubmed yeterli olacaktır belli bir düzey için.ayrıca ikisi de ücretsizdir ve bu büyük bir avantaj. ek olarak tıbbi açıdan en güncel makalelere ulaşmak istiyorsanız ve ingilizceniz belli bir düzeydeyse uptodate'i tavsiye ederim. ileri düzey ingilizce gerekmiyor uptodate için.basit cümleler mevcut ve takıldığınız kelimelere hemen google çeviriden bakabiliyorsunuz.
devamını gör...
aynen öyle
biriyle sohbet ederken kendimi açıklamak zorunda kalmadığım ya da onun düşüncelerine katıldığımda söylediğim sözdür. ama günümüzde karşıdaki bireyi geçiştirmek, susturmak gibi amaçlarla da kullanılabilmektedir.
devamını gör...
yazmak için yazmak vs okunmak için yazmak
kime sorulursa sorulsun cevap hep aynıdır: “yazmak için yazıyorum ben” . belki de gerçekten öyledir ama sosyal medyanın, takipçilerin, beğenilerin hayatımıza bu kadar hakim olduğu bi dönemde bunu tamamen doğru kabul etmek biraz yanlış olur sanırım. ben yazmak için yazıyorum, ben rahatlamak için yazıyorum, ben içimi dökmek ve kendime ilerde anı bırakmak için yazıyorum evet benim için hepsi doğru ama bi yandan da bi başlığa hakkında kötümser düşündüğüm bi tanım girecekken vazgeçiyorum bazen çünkü insanların okuyacağını ve ister istemez üstüne düşünüp etkileneceğini biliyorum. o yüzden elimden geldiğince kendi düşüncelerimi yazmama rağmen bi yandan da insanların okuduğunda benim yüzümden üzülmemesini, kötü etkilenmemesini istiyorum. bu sebepten de aklımın bi köşesinde tanımlarımın okunacağını bildiğim için insanları kötü etkilememek adına yazdıklarıma dikkat etme çabası var. uzun lafın kısası herkes yazmak için yazdığını söyler ama sosyal medyanın ya da internetin hayatımıza getirdiği bazı etkenler yüzünden yazarken okunacak olma ihtimalimizi de göz önüne alırız ister istemez. o yüzden kendi adıma büyük çoğunluğu yazmak için yazmak oluştursa da bi köşede okunduğunda insanları etkileme kaygısından dolayı oluşan bi okunmak için yazmak düşüncesi de var doğrusu.
devamını gör...
hap yutamamak
çocukluktan beri muzdarip olduğum sorundu bu.
doktorlar tarafından bile şımarıklık olarak görülüyordu bu durum. hiç olmazsa bazı doktorlar tarafından diyelim. hap yutamıyorum şurup yazar mısınız dediğim zaman panikle beyaz kod veriyorlardı. hatta bizzat hastane polisinin beni alıp kabataş meydanına götürüp çığlıklar eşliğinde zincirlemişliği vardır. üstüme şuruplar döküp ellerimi arkadan bağlayıp üstü çıplak deri eldivenli 40-50 kediye kuşa yalattılar beni. çok utanıyorum, lütfen öyle bakmayın.
eski erkek arkadaşım bir gün hap yutamıyor olmamı bağırsaklardan kaynaklı bir sorun olarak görmüştü. benim bu tür konularda takıntılı olup kesinlikle kabul etmiyor olmam nedenli adam uzman görüşünü korkmadan belirtemiyordu ama ucundan kıyısından bilgiyi veriyordu. çocukken bağırsaklarımda yarattığı rahatsızlık hissi nedeniyle kendimi hap yutamadığıma inandırmış olabilirdim ona göre.
o bu görüşü sunduktan sanıyorum 2 sene sonra üzerine düşündüm. belki 1.5 sene. çocukluğu düşündüm. karnımın sürekli ağrımasını, günün nerdeyse 16-17 saatinde uykusuz kalmamı, huzursuzluğumu, daha önemlisi doğduktan sonra hiçbir şekilde 1 sene boyunca uyumayıp ağlamış olduğumun şikayetinin hâlâ yapılıyor olmasını ve neden çocukken tek tip beslenmeye başladığımı düşündüm, sonuçta kendisine hak verdim. resmen çocukken bağırsaklarımda yarattığı sorunlar nedenli ilaç kullanmayı bırakmıştım ve kendimi korktuğuma inandırmıştım. buralarda ise kendisini çok öpüyorum, hep nokta atışı tespitler yapıyordun minik poğaçam.
ben bu durumu anlayınca ne oldu? hapı ağzıma attım ve şak diye yuttum. hatta pozitif çıkınca intihar eder gibi 8 ilacı birden yuttum. hap dilimin altına kaçmadı, boğulur gibi olmadım, daha önemlisi boğulma korkum olmadı. öyle bir anda hap yutmaya başladım yani.
bu uzun yazının özeti şu bebeksiler. çocukken antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozduysa ve siz de buna bağlı olumsuzluklar yaşadıysanız hap yutmayı bırakmış olabilirsiniz. o yüzden bir an bu durumun bağırsak ile ilgili yaşadığınız bir tartışmanın sonucu olduğunu düşünün ve deneyin. çünkü ben denedim sahiden boğulmuyor insan. ha boğaza takılıyor mu? ben şuncacık ekmeği yutarken ve hatta çoğu zaman tükrüğü ile boğulan bir insan olarak hapı boğazın oraya takmayı başardım. lan dedim sahiden hap yüzünden ölüyorum bu nasıl iş diye bile düşündüm ama su içtim ve çok ilginç bir şey oldu. hap su ile birlikte oradan kaydı gitti.
inanılmaz bir bilgi değil mi? bence öyle. öpüyorum hepimizi.
not: bazı ilaçları kırıp içmek çok ciddi sorunlar beraberinde getiriyormuş. öyle şeyler yapmayın.
doktorlar tarafından bile şımarıklık olarak görülüyordu bu durum. hiç olmazsa bazı doktorlar tarafından diyelim. hap yutamıyorum şurup yazar mısınız dediğim zaman panikle beyaz kod veriyorlardı. hatta bizzat hastane polisinin beni alıp kabataş meydanına götürüp çığlıklar eşliğinde zincirlemişliği vardır. üstüme şuruplar döküp ellerimi arkadan bağlayıp üstü çıplak deri eldivenli 40-50 kediye kuşa yalattılar beni. çok utanıyorum, lütfen öyle bakmayın.
eski erkek arkadaşım bir gün hap yutamıyor olmamı bağırsaklardan kaynaklı bir sorun olarak görmüştü. benim bu tür konularda takıntılı olup kesinlikle kabul etmiyor olmam nedenli adam uzman görüşünü korkmadan belirtemiyordu ama ucundan kıyısından bilgiyi veriyordu. çocukken bağırsaklarımda yarattığı rahatsızlık hissi nedeniyle kendimi hap yutamadığıma inandırmış olabilirdim ona göre.
o bu görüşü sunduktan sanıyorum 2 sene sonra üzerine düşündüm. belki 1.5 sene. çocukluğu düşündüm. karnımın sürekli ağrımasını, günün nerdeyse 16-17 saatinde uykusuz kalmamı, huzursuzluğumu, daha önemlisi doğduktan sonra hiçbir şekilde 1 sene boyunca uyumayıp ağlamış olduğumun şikayetinin hâlâ yapılıyor olmasını ve neden çocukken tek tip beslenmeye başladığımı düşündüm, sonuçta kendisine hak verdim. resmen çocukken bağırsaklarımda yarattığı sorunlar nedenli ilaç kullanmayı bırakmıştım ve kendimi korktuğuma inandırmıştım. buralarda ise kendisini çok öpüyorum, hep nokta atışı tespitler yapıyordun minik poğaçam.
ben bu durumu anlayınca ne oldu? hapı ağzıma attım ve şak diye yuttum. hatta pozitif çıkınca intihar eder gibi 8 ilacı birden yuttum. hap dilimin altına kaçmadı, boğulur gibi olmadım, daha önemlisi boğulma korkum olmadı. öyle bir anda hap yutmaya başladım yani.
bu uzun yazının özeti şu bebeksiler. çocukken antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozduysa ve siz de buna bağlı olumsuzluklar yaşadıysanız hap yutmayı bırakmış olabilirsiniz. o yüzden bir an bu durumun bağırsak ile ilgili yaşadığınız bir tartışmanın sonucu olduğunu düşünün ve deneyin. çünkü ben denedim sahiden boğulmuyor insan. ha boğaza takılıyor mu? ben şuncacık ekmeği yutarken ve hatta çoğu zaman tükrüğü ile boğulan bir insan olarak hapı boğazın oraya takmayı başardım. lan dedim sahiden hap yüzünden ölüyorum bu nasıl iş diye bile düşündüm ama su içtim ve çok ilginç bir şey oldu. hap su ile birlikte oradan kaydı gitti.
inanılmaz bir bilgi değil mi? bence öyle. öpüyorum hepimizi.
not: bazı ilaçları kırıp içmek çok ciddi sorunlar beraberinde getiriyormuş. öyle şeyler yapmayın.
devamını gör...
yıldız tilbe
türk işi amy winehouse.
devamını gör...
venüs
güneş sistemimizin yaşam kuşağında yer alır. ama aşırı yoğun bir atmosferi vardır. yüzey sıcaklığı ve basıncı muazzam derecededir. bu yüzden buraya gönderilmiş araçlar kısa sürede eriyerek ve ezilerek harap olur. yine aynı basınçtan ötürü hiç dağ yoktur. ama bütün bunların aksine eskiden yaşama elverişli bir gezegen olabileceği düşünülmektedir. kendi adıma küresel ısınmadan sonraki dünya olarak görmekteyim.
edit: 1983 venera-13 uzay aracı tarafından çekilen venüs yüzey fotoğrafı. elimizdeki tek venüs yüzey fotoğraflarını bu araç çekebilmiştir. resimdeki yerdeki parça aracın eriyip düşen bir parçasıdır.
edit: 1983 venera-13 uzay aracı tarafından çekilen venüs yüzey fotoğrafı. elimizdeki tek venüs yüzey fotoğraflarını bu araç çekebilmiştir. resimdeki yerdeki parça aracın eriyip düşen bir parçasıdır.
devamını gör...
türklerin uzaya gittiğinde yapacakları ilk iş
semaverde çay ve mangalda tavuk kanat.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
uyanmak ve yapmam gereken bir yığın işin bana gülümsediğini görmek. ama sorun yok, güzel bir pazar günü. kahve içip halledeceğim onu ben.
devamını gör...
sedat peker
son günlerde kızları için türk siyasetini cayır cayır yakan baba.
pablo escobar kızı için 2 milyon $ yaktı sedat peker ise 2 kızı icin akp nin kritik isimlerini...
(bkz: kız babası olmak)
pablo escobar kızı için 2 milyon $ yaktı sedat peker ise 2 kızı icin akp nin kritik isimlerini...
(bkz: kız babası olmak)
devamını gör...
ötekilerin kökeni
toni morrison'un ingilizcesi the origion of others olan deneme türündeki kitabında siyah beyaz ayrımının daha derinine inerek ötekileştirme kültürüne yoğunlaşıyor. yani insanlar neden birbirlerini ayrıştırma gibi bir çabaya giriyor ve neden özünde yabancılık gibi bir konsept var bunu inceliyor. kısacası insanın yaradılışını siyah beyaz ayrımından öte bir noktada inceliyor.
yazar burada herkesin anlayabileceği sadelikle hem kendi geçmişini hem de siyahi kültürü üzerine çeşitli yorumlarda bulunuyor. eserleri de temelinde ötekileştirme ekseninde insana ve yaşanmışlıklara odaklandığından onu tanımanız için önemli bir giriş niteliği taşıyor. 1000kitap'ta hem çok güzel alıntılar hem çok güzel incelemeler var. bir başkasının emeğini taşımak istemediğim için uygulama üzerinden bunlara erişmeniz daha doğru olacaktır. bulabilirseniz ingilizcesini bulamazsanız sel yayınlarından çıkan türkçesini okuyabilirsiniz. benim için keyifli bir akşam okumasaydı ve fikirlerini çok etkileyici bulduğumu söylemeliyim.
kitabın görüşündeki ötekileştirme kapsamında carson mccullers (iş bankası yayınlarında eserleri mevcut) ve yaşar kemal aklıma gelen ilk yazarlar. kitap olarak notre dame'ın kamburu, ince memed, sevilen (bkz: beloved), kadransız saat, yalnız bir avcıdır yürek, benjamin button'ın tuhaf hikayesi, oz büyücüsü, ayn rand'ın anthemi, uzumaki (manga), ben kirke,1984 hep farklılıklara bir şekilde değinmiş romanlar. aynı şekilde jack london'un kızıl vebası yaşlı adam ve çocuklar ekseninde ötekileşmeyi anlatan ve insanı düşündüren güzel bir kısa kitap. dolayısıyla hikayeyi nasıl ele aldığınıza göre liste uzadıkça uzayabilir. önemli olan insanın doğasında olmayan ötekileşmeyi kavrayabilmek ve bununla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmek. kitaplarda bu anlamda oldukça faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
yazar burada herkesin anlayabileceği sadelikle hem kendi geçmişini hem de siyahi kültürü üzerine çeşitli yorumlarda bulunuyor. eserleri de temelinde ötekileştirme ekseninde insana ve yaşanmışlıklara odaklandığından onu tanımanız için önemli bir giriş niteliği taşıyor. 1000kitap'ta hem çok güzel alıntılar hem çok güzel incelemeler var. bir başkasının emeğini taşımak istemediğim için uygulama üzerinden bunlara erişmeniz daha doğru olacaktır. bulabilirseniz ingilizcesini bulamazsanız sel yayınlarından çıkan türkçesini okuyabilirsiniz. benim için keyifli bir akşam okumasaydı ve fikirlerini çok etkileyici bulduğumu söylemeliyim.
kitabın görüşündeki ötekileştirme kapsamında carson mccullers (iş bankası yayınlarında eserleri mevcut) ve yaşar kemal aklıma gelen ilk yazarlar. kitap olarak notre dame'ın kamburu, ince memed, sevilen (bkz: beloved), kadransız saat, yalnız bir avcıdır yürek, benjamin button'ın tuhaf hikayesi, oz büyücüsü, ayn rand'ın anthemi, uzumaki (manga), ben kirke,1984 hep farklılıklara bir şekilde değinmiş romanlar. aynı şekilde jack london'un kızıl vebası yaşlı adam ve çocuklar ekseninde ötekileşmeyi anlatan ve insanı düşündüren güzel bir kısa kitap. dolayısıyla hikayeyi nasıl ele aldığınıza göre liste uzadıkça uzayabilir. önemli olan insanın doğasında olmayan ötekileşmeyi kavrayabilmek ve bununla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmek. kitaplarda bu anlamda oldukça faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
"evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık…
ve zehir-zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık…"
beni ben eden beni benden alan adam. saygılar..
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık…
ve zehir-zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık…"
beni ben eden beni benden alan adam. saygılar..
devamını gör...
bir erkeğin sizinle ilgilendiğini anlamanın yolu
eğer çok utangaç bir beyefendi değil ise size olan ilgisini her türlü gösterecektir. sizi düşünmesi, sizinle ilgili detaylara önem vermesi, aynı ortamda çalışıyor iseniz gözlerinin sizi araması ve sizi görünce sakinleşir gibi olması bu belirtiler arasına girebilir. ama değerleri pek bilinmez.
devamını gör...
kanzuk'un eşini torpille yazar yapması
bu olay yüzünden 2 entryim silinmiştir. senin kocanın sözlüğü yok!
oh be içim soğudu.
oh be içim soğudu.
devamını gör...
bal mumu
dünyanın birçok yerinde ünlü kişilerin kendilerine çok benzeyen heykellerini yapmak için kullanılan materyal. doğru ellerde çok güzel işler çıkartılabilir. yanlış ellerde ise anaokulu öğrencisine oyun hamuru verilmiş de o sergileniyormuş izlenimi yaratabilir.
devamını gör...
6 ocak 2021 melih bulu'nun eylemciler ile görüşmesi
boğaziçi üniversitesi öğrencileri adına utanılacak görüntülerdir. karşında sevabıyla günahıyla bir akademisyen var. seninle demokratik yollar ile diyalog kurma hevesinde adam. arkadan cırtlak sesiyle sürekli irrite eden lgbt'li ye mi kızmalıyım yoksa bu kadar haklı bir eylemi bu kadar haksız hale getiren kitlenin şımarık tavırlarına mı bilemedim. görüntüleri izleyince çoğunluğun bana hak vereceği kanısındayım.
ek: anlama kıtlığı çeken bazı tipler var. şöyle anlatalım o zaman. hak aramak ;
-hocam burnunuz eki ki ki ki..
gibi moronca bir zeminde olunca bu lakayt ve boş tavrın artısı karşı tarafa yazılır. şu topluluğun içinde derdini ve meramını kısa ve net cümlelerle anlatacak doğru dürüst adamların itirazları bile üç beş tane marjinal hippinin cırtlak sesinin arasında kaybolup gidiyor.
ek: anlama kıtlığı çeken bazı tipler var. şöyle anlatalım o zaman. hak aramak ;
-hocam burnunuz eki ki ki ki..
gibi moronca bir zeminde olunca bu lakayt ve boş tavrın artısı karşı tarafa yazılır. şu topluluğun içinde derdini ve meramını kısa ve net cümlelerle anlatacak doğru dürüst adamların itirazları bile üç beş tane marjinal hippinin cırtlak sesinin arasında kaybolup gidiyor.
devamını gör...