language learning with netflix
bir netflix içeriğini hem türkçe altyazılı hem ingilizce altyazılı izlemenize yarayan eklentidir. aynı zamanda kelimenin üstüne geldiğinizde türkçesi eş anlamlısı nerelerde kullanıldığı gösteriliyor. ingilizcesini geliştirmek insanlar için cennet gibi bir programdır. çok konsantre olmayacağınız film dizileri bu eklentiyle izlerseniz ingilizceniz istediğiniz seviyeye gelecektir diye düşünüyorum.
devamını gör...
yazarların kendilerini buldukları cümleler
nasıl yaşadıysam öyle öleceğim, kenar mahallenin birinde, bir eskicide, alıcısı bulunamamış mektuplara düşülmüş notların arasında kiloyla satılacağım...
devamını gör...
ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler
(bkz: üniversite whatsapp grubu)
devamını gör...
teknolojik tekillik
ilk kez bir bilgisayar bilimcisi ve matematikçi olan john von neumann tarafından, 20. yüzyılın ortalarında dile getirilen ve sonrasında da pek çok kişi tarafından hakkında makaleler yazılan, yapay zekânın gelecekteki bir dönemde, insan zekâsının önüne geçmesi durumunda, insan hayatı üzerinde meydana gelmesi muhtemel olan kökten değişimlere atıfta bulunan terim.
yazı biraz uzun olacak çünkü bu işin olurunu, olmazını konuşabilmek için bazı ön bilgileri vermek gerekiyor.
amerikalı yazar vernor vinge, bu konuyu tekillik dediğimizde aklımıza ilk gelen kavram olan kara delik tekilliğine benzetmişti, yakın sayılabilecek bir tarihte yazdığı makalesinde. zira, tıpkı tekillik noktasında, bildiğimiz fizik kurallarının işlemez hale gelmesine benzetiyordu, insan hayatının bildiğimiz anlamda sürmemeye başlayacak olduğu noktayı. yazar ve fütürist ray kurzweil, bu olayın gerçekleşeceği yılı 2045 olarak öngörüyor.
google mühendislik direktörü ray kurzweil, şimdiye kadarki tahminleri yüksek oranda gerçekleşmiş bir gelecek bilimci. kurzweil, 1990 yılından itibaren yürüttüğü 147 tahminin, yüzde 86 oranında gerçekleştiğini söylüyor.
(beyinsizler. net'ten alıntı)
***
yapay zekâ dediğimizde bahsettiğimiz şeyin tam olarak ne olduğunu açıklamak gerekir bu noktada.
örneğin facebook gibi arkadaşlık sitelerinde, karşınıza "önerilen arkadaşlar" şeklinde bir grup insanın çıkmasının arkasında bir çeşit yapay zekâ arayabilirsiniz. bu önerileri size, tek tek herkesin profilini inceleyip ortak arkadaşları bulunca "dur şunu ahmet'e önereyim" diyen gerçek bir insan yapmıyor. toplanan verileri bir yapay zekâya verip "şu ortak özelliğe sahip durumları ayır" diyebilirsiniz ve makine (bir başka deyişle bilgisayar) bunu rahatlıkla yapabilir.
veri sayısı ve türü karmaşıklaştıkça, makinelerin de "kafası" karışabilir. örneğin iç içe geçmiş birkaç tane daireyi gitar zannedecek kadar "yapay geri zekâ"lı bir makineye bile denk gelebilirsiniz. bu noktada iş yavaş yavaş makine öğrenimine hatta oradan da yapay sinir ağları ile derin öğrenmeye geçiş yapar.
farkı ne bu üçünün? bakalım...
***
yapay zekâ çok daha genel bir kavram aslında. bunun içine karşılıklı tenis oynadığınız bir bilgisayar oyunu gibi basit işlevleri bile dahil edebilirsiniz. hatta oynadığı oyunda yaptığı hatalı hamleleri bir daha yapmayacak şekilde "ders" çıkarabilir, bir yapay zekâ.
makine öğrenimi, bazı yöntemlerde insan müdahalesine ihtiyaç duymadan veri analizi yapabilir. kendi kendini eğitmeye ve sizden daha isabetli tahminler yapmaya (mesela hastalıklara isabetli teşhisler koymaya) yatkındır. açıkçası bazen ilk kavramla bu biraz birbirine de karıştırılabilir. çok net bir sınır çizmek çok kolay değil, sıradan bir yapay zekâ ile bunun arasına.
derin öğrenme ise bunların 1-2 adım daha ötesi diyebiliriz. örneğin makine öğreniminde bir makineye "şu parametrelere göre şu işi yap" diyebiliriz ama derin öğrenme için makineye parametre vermemize gerek bile kalmayabilir. makine, parametreleri bile kendisi belirleyebilir. üstelik birçok katmandaki işlemi aynı anda yapabilir. insan beynine biraz daha yakındır yani çalışma sistemi.
***
peki bu işler hangi aşamada?
aşağıdaki siteye girin, sayfayı birkaç kez yenileyin ve çıkan yüzleri inceleyin:
thispersondoesnotexist.com/
"ee? ne var bunda?" diyebilirsiniz. gördüğünüz insanların hiçbiri gerçekte dünya üzerinde yok. nvidia tarafından yapılan bu çalışma, yapay sinir ağlarının bir çalışması. gerçekte var olmayan sahte yüzler (hatta kediler, arabalar vs) üretebiliyor. basitçe şöyle çalışıyor: bir üretici ve bir ayırıcıdan oluşuyor sistem. üretici sahte veriler (yani yüzler) üretiyor. bir de gerçek örnekler veriliyor makineye. ayırıcı, üreticiden gelenleri de, gerçek olanları da inceliyor ve hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu zamanla öğrenerek üreticiye geri bildirim gönderiyor. böylece üretici daha gerçekçi veriler üretmeye yönlendiriliyor. yani uzun süreli bir "deneme yanılma" süreci...
"etkilenmedim." mi diyorsunuz?
başka bir örneğe bakalım:
bu da çin'in (ve sanırım dünyanın) ilk "sahte" haber spikeri... tabi bir parça belli oluyor sahte olduğu ve aslında tek yaptığı, yazılı bir metni okumak. yani en azından şimdilik pek de zeki sayılmaz.
bunu da mı beğenmediniz? o zaman bir örnek daha gelsin...
birkaç sene önce facebook "kendi dillerini geliştirdikleri" gerekçesiyle "kontrolden çıkan" bir yapay zekâ sistemini kapatmak zorunda kaldı. yapay zekâ botlarının, normal şartlarda ingilizce konuşarak "anlaşmaları" sağlanmıştı ve bir süre böyle de devam ettiler. ancak ne olduysa, sadece kendi aralarında anlaşabildikleri bir dil geliştirdiler. kendilerine öğretilen pazarlık ve takas yöntemleri konusunda oldukça "hevesli" olan botlar, bunu yaparken ingilizce kullanmaları kendilerine ayrıca söylenmediğinden, kendi dillerini geliştirmişti.
tabi sistemin kapatılmasının nedeni "panik" değil, botların anlaşılmaz duruma gelmesiydi. zira söylenene göre amaç, "insanlarla konuşabilecek robotlar" geliştirmekti ve bu robotlar ne yazık ki "kendi aralarında" konuşuyorlardı.
***
yapay zekâ yahut insansı robotlar dediğimizde, boston dynamics'i anmadan olmaz:
ve tabi sophia ile fedor'u:
***
cortana, ibm watson, amazon alexa, google assistant... bunların tümü yapay zekâ başlığının başarılı örnekleri diyebiliriz. ancak yine de teknolojik tekillik için gereken noktada değiliz diye düşünüyoruz. fakat birçok ünlü isim, 2040-2050 yılları civarında bu tekilliğin gerçekleşeceğine inanıyor. zira teknolojideki gelişmelerin ağır ağır, zamana yayılarak değil, üstel bir hızla artacağı öngörülüyor. bir çeşit moore yasası...
insan zekâsı ile makineleri birleştirmek ve yarı biyonik robotlar yapmak gibi fikirler de dillendiriliyor günümüzde. özellikle 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle canlı hücrelere sahip bazı organların yapılabildiği günümüzde, bunları robotlarla bir araya getirerek ortaya tuhaf yaratıklar çıkarmak mümkün.
bu da bir sanatçının silikondan yaptığı "insan parçaları"nı gösteren video:
konu ile ilgili olarak bir düşünce deneyi için (bkz: roko'nun basiliski)
yazı biraz uzun olacak çünkü bu işin olurunu, olmazını konuşabilmek için bazı ön bilgileri vermek gerekiyor.
amerikalı yazar vernor vinge, bu konuyu tekillik dediğimizde aklımıza ilk gelen kavram olan kara delik tekilliğine benzetmişti, yakın sayılabilecek bir tarihte yazdığı makalesinde. zira, tıpkı tekillik noktasında, bildiğimiz fizik kurallarının işlemez hale gelmesine benzetiyordu, insan hayatının bildiğimiz anlamda sürmemeye başlayacak olduğu noktayı. yazar ve fütürist ray kurzweil, bu olayın gerçekleşeceği yılı 2045 olarak öngörüyor.
google mühendislik direktörü ray kurzweil, şimdiye kadarki tahminleri yüksek oranda gerçekleşmiş bir gelecek bilimci. kurzweil, 1990 yılından itibaren yürüttüğü 147 tahminin, yüzde 86 oranında gerçekleştiğini söylüyor.
(beyinsizler. net'ten alıntı)
***
yapay zekâ dediğimizde bahsettiğimiz şeyin tam olarak ne olduğunu açıklamak gerekir bu noktada.
örneğin facebook gibi arkadaşlık sitelerinde, karşınıza "önerilen arkadaşlar" şeklinde bir grup insanın çıkmasının arkasında bir çeşit yapay zekâ arayabilirsiniz. bu önerileri size, tek tek herkesin profilini inceleyip ortak arkadaşları bulunca "dur şunu ahmet'e önereyim" diyen gerçek bir insan yapmıyor. toplanan verileri bir yapay zekâya verip "şu ortak özelliğe sahip durumları ayır" diyebilirsiniz ve makine (bir başka deyişle bilgisayar) bunu rahatlıkla yapabilir.
veri sayısı ve türü karmaşıklaştıkça, makinelerin de "kafası" karışabilir. örneğin iç içe geçmiş birkaç tane daireyi gitar zannedecek kadar "yapay geri zekâ"lı bir makineye bile denk gelebilirsiniz. bu noktada iş yavaş yavaş makine öğrenimine hatta oradan da yapay sinir ağları ile derin öğrenmeye geçiş yapar.
farkı ne bu üçünün? bakalım...
***
yapay zekâ çok daha genel bir kavram aslında. bunun içine karşılıklı tenis oynadığınız bir bilgisayar oyunu gibi basit işlevleri bile dahil edebilirsiniz. hatta oynadığı oyunda yaptığı hatalı hamleleri bir daha yapmayacak şekilde "ders" çıkarabilir, bir yapay zekâ.
makine öğrenimi, bazı yöntemlerde insan müdahalesine ihtiyaç duymadan veri analizi yapabilir. kendi kendini eğitmeye ve sizden daha isabetli tahminler yapmaya (mesela hastalıklara isabetli teşhisler koymaya) yatkındır. açıkçası bazen ilk kavramla bu biraz birbirine de karıştırılabilir. çok net bir sınır çizmek çok kolay değil, sıradan bir yapay zekâ ile bunun arasına.
derin öğrenme ise bunların 1-2 adım daha ötesi diyebiliriz. örneğin makine öğreniminde bir makineye "şu parametrelere göre şu işi yap" diyebiliriz ama derin öğrenme için makineye parametre vermemize gerek bile kalmayabilir. makine, parametreleri bile kendisi belirleyebilir. üstelik birçok katmandaki işlemi aynı anda yapabilir. insan beynine biraz daha yakındır yani çalışma sistemi.
***
peki bu işler hangi aşamada?
aşağıdaki siteye girin, sayfayı birkaç kez yenileyin ve çıkan yüzleri inceleyin:
thispersondoesnotexist.com/
"ee? ne var bunda?" diyebilirsiniz. gördüğünüz insanların hiçbiri gerçekte dünya üzerinde yok. nvidia tarafından yapılan bu çalışma, yapay sinir ağlarının bir çalışması. gerçekte var olmayan sahte yüzler (hatta kediler, arabalar vs) üretebiliyor. basitçe şöyle çalışıyor: bir üretici ve bir ayırıcıdan oluşuyor sistem. üretici sahte veriler (yani yüzler) üretiyor. bir de gerçek örnekler veriliyor makineye. ayırıcı, üreticiden gelenleri de, gerçek olanları da inceliyor ve hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu zamanla öğrenerek üreticiye geri bildirim gönderiyor. böylece üretici daha gerçekçi veriler üretmeye yönlendiriliyor. yani uzun süreli bir "deneme yanılma" süreci...
"etkilenmedim." mi diyorsunuz?
başka bir örneğe bakalım:
bu da çin'in (ve sanırım dünyanın) ilk "sahte" haber spikeri... tabi bir parça belli oluyor sahte olduğu ve aslında tek yaptığı, yazılı bir metni okumak. yani en azından şimdilik pek de zeki sayılmaz.
bunu da mı beğenmediniz? o zaman bir örnek daha gelsin...
birkaç sene önce facebook "kendi dillerini geliştirdikleri" gerekçesiyle "kontrolden çıkan" bir yapay zekâ sistemini kapatmak zorunda kaldı. yapay zekâ botlarının, normal şartlarda ingilizce konuşarak "anlaşmaları" sağlanmıştı ve bir süre böyle de devam ettiler. ancak ne olduysa, sadece kendi aralarında anlaşabildikleri bir dil geliştirdiler. kendilerine öğretilen pazarlık ve takas yöntemleri konusunda oldukça "hevesli" olan botlar, bunu yaparken ingilizce kullanmaları kendilerine ayrıca söylenmediğinden, kendi dillerini geliştirmişti.
tabi sistemin kapatılmasının nedeni "panik" değil, botların anlaşılmaz duruma gelmesiydi. zira söylenene göre amaç, "insanlarla konuşabilecek robotlar" geliştirmekti ve bu robotlar ne yazık ki "kendi aralarında" konuşuyorlardı.
***
yapay zekâ yahut insansı robotlar dediğimizde, boston dynamics'i anmadan olmaz:
ve tabi sophia ile fedor'u:
***
cortana, ibm watson, amazon alexa, google assistant... bunların tümü yapay zekâ başlığının başarılı örnekleri diyebiliriz. ancak yine de teknolojik tekillik için gereken noktada değiliz diye düşünüyoruz. fakat birçok ünlü isim, 2040-2050 yılları civarında bu tekilliğin gerçekleşeceğine inanıyor. zira teknolojideki gelişmelerin ağır ağır, zamana yayılarak değil, üstel bir hızla artacağı öngörülüyor. bir çeşit moore yasası...
insan zekâsı ile makineleri birleştirmek ve yarı biyonik robotlar yapmak gibi fikirler de dillendiriliyor günümüzde. özellikle 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle canlı hücrelere sahip bazı organların yapılabildiği günümüzde, bunları robotlarla bir araya getirerek ortaya tuhaf yaratıklar çıkarmak mümkün.
bu da bir sanatçının silikondan yaptığı "insan parçaları"nı gösteren video:
konu ile ilgili olarak bir düşünce deneyi için (bkz: roko'nun basiliski)
devamını gör...
17 oy ve 3 fav alan uyuyamamak entrysi
böyle giderse her akşam 17 oy ve 3 fav alan tanımları her birlikte masaya yatıracağımızı gösteren bir başlık. belki yarın 18 oy ve 5 fav olur tabi orasını bilemeyiz.
şaka bir yana dün bir yazarımız bir tanımın o kadar fazla beğeni ve favori almasının kendince mantıksız olduğunu göstermek için bir başlık açmıştı. başlık altında başlığı açan yazarımız ile aynı görüşte yazarlar olduğu gibi kendisinin eleştirdiği tanımdaki yazarımızı destekleyen yazarlar da oldu. rahatsız olunan bir durum ve buna eleştiri sunan bir yazarımız, bu eleştiriye katılan ve katılmayan diğer yazarlarımız var, buraya kadar her şey tamam.
bana göre tamam olmayan şey ise bir yazara bu kadar yüklenmek, her tanımını mercek altına alıp aldığı oy ve favorileri saymak, bunu da geçtim "bu tanım bu kadar etmez, sen bunu nasıl alırsın" diyerek ulu orta onu yermek.
arkadaşlar eleştiri güzeldir ama toplum önünde verilen nasihat hakarettir diye bir söz de vardır bunu göz ardı ediyoruz sanırım. birçoğumuz sözlüğü kafa dağıttığımız, düşüncelerimizi paylaşıp çıktığımız bir yer olarak görüyoruz, bazılarımız daha az bazılarımız daha çok önemsiyor burada yazılanları. sözlüğü seven ve burada yazılanları önemseyerek okuyan biri olarak dünden beri eleştirilen yazar için üzüldüm açıkçası bu kadar üzerine gidilmesini doğru bulmuyorum.
biz elmayı sevmiyoruz, soyarak yemiyoruz diye elmayı seven onu soyarak yiyenlere neden bu kadar az tahammülümüz? neden bir açık bulduğumuz ilk anda kenarından biraz da bir oymaya, açığı genişletmeye çalışıyoruz?
gideyim şapkamı alıp önüme koyayım da biraz düşüneyim en iyisi.
şaka bir yana dün bir yazarımız bir tanımın o kadar fazla beğeni ve favori almasının kendince mantıksız olduğunu göstermek için bir başlık açmıştı. başlık altında başlığı açan yazarımız ile aynı görüşte yazarlar olduğu gibi kendisinin eleştirdiği tanımdaki yazarımızı destekleyen yazarlar da oldu. rahatsız olunan bir durum ve buna eleştiri sunan bir yazarımız, bu eleştiriye katılan ve katılmayan diğer yazarlarımız var, buraya kadar her şey tamam.
bana göre tamam olmayan şey ise bir yazara bu kadar yüklenmek, her tanımını mercek altına alıp aldığı oy ve favorileri saymak, bunu da geçtim "bu tanım bu kadar etmez, sen bunu nasıl alırsın" diyerek ulu orta onu yermek.
arkadaşlar eleştiri güzeldir ama toplum önünde verilen nasihat hakarettir diye bir söz de vardır bunu göz ardı ediyoruz sanırım. birçoğumuz sözlüğü kafa dağıttığımız, düşüncelerimizi paylaşıp çıktığımız bir yer olarak görüyoruz, bazılarımız daha az bazılarımız daha çok önemsiyor burada yazılanları. sözlüğü seven ve burada yazılanları önemseyerek okuyan biri olarak dünden beri eleştirilen yazar için üzüldüm açıkçası bu kadar üzerine gidilmesini doğru bulmuyorum.
biz elmayı sevmiyoruz, soyarak yemiyoruz diye elmayı seven onu soyarak yiyenlere neden bu kadar az tahammülümüz? neden bir açık bulduğumuz ilk anda kenarından biraz da bir oymaya, açığı genişletmeye çalışıyoruz?
gideyim şapkamı alıp önüme koyayım da biraz düşüneyim en iyisi.
devamını gör...
bizim rütbesiz yazara verecek kızımız yok diyen adam
sözlüğün en orijinal yazarına hemen rütbe verilmelidir dedirtmiştir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
kafa sözlük dedikleri
reçeldir yedikleri
kimi tam1peach iken
kimi köylü bildikleri.
bilirim bir kaç kişi
icattır onun işi
cinleri kovar hoca
hobaa'layan bir dişi.
başımızda benjamin
moderasyon amanin
küfür etmeyin valla
bak demedi demeyin.
(favlandıkça artacaktır)
reçeldir yedikleri
kimi tam1peach iken
kimi köylü bildikleri.
bilirim bir kaç kişi
icattır onun işi
cinleri kovar hoca
hobaa'layan bir dişi.
başımızda benjamin
moderasyon amanin
küfür etmeyin valla
bak demedi demeyin.
(favlandıkça artacaktır)
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
ex'in evinde kaldığım bir gün, erkenden uyandım. güzel bir kahvaltı hazırlamayı planladım. neden insan gibi yataktan inip yürümediğimi bilmiyorum....kendi rekorumu kıracağım ya...tek hamlede, yatağın en ucana kadar zıplayarak çıkmayı düşündüm*... hayvanca zıpladım.saniyelik salaklık net. kafam avizeye çarptı ve avize havada kırıldı.
o an yaşadığım utancı asla unutmayacağım. çocukcağızın gürültüye uyanıp yaşadığı şok hali ve bana kafanda bir sıkıntı yok, öyle değil mi? diye sorması ve saçlarımın arasından cam parçaları çıkarması skandalı.....
uyuduğun odaya sarkıt avize takmazsın yahu diyerek üste çıkmaya çalışmam skandalı....
neyse aylarca dansözkiller'ın kafası çok sağlamdır, avizeye kafa atarak parçaladı muhabbeti döndü dolaştı.
o an yaşadığım utancı asla unutmayacağım. çocukcağızın gürültüye uyanıp yaşadığı şok hali ve bana kafanda bir sıkıntı yok, öyle değil mi? diye sorması ve saçlarımın arasından cam parçaları çıkarması skandalı.....
uyuduğun odaya sarkıt avize takmazsın yahu diyerek üste çıkmaya çalışmam skandalı....
neyse aylarca dansözkiller'ın kafası çok sağlamdır, avizeye kafa atarak parçaladı muhabbeti döndü dolaştı.
devamını gör...
son günlerde moderasyonun tam kadro aktif olması
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
devamını gör...
sibirya’da 50 bin yıl sonra soyu tükenmiş gergedan bulunması
kutuplara yakınlaştıkça yapılan kazı araştırmaları daha verimli sonuçlar vermekte. bulunan veriler kesinlikle daha korunmuş oluyor. merakla detaylarını bekliyorum.
devamını gör...
bilim kurgu
ne olduğunu uzun uzun yazmayacağım ama ne olmadığı hakkında diyeceğim bir şey var:
muhterem romalılar, kader mahkûmları ve sinemadan zerre anlamamasına rağmen kendisine sinefil diyebilen yaşam formları,
"bilim kurgu" ve "fantastik" film türleri aynı şey değillerdir. bazen iç içe geçmiş olabilirler, bir fantastik film bilim kurgu ögeleri barındırıyor olabilir ya da tam tersi de olabilir, ama bu onları değerlendirirken birbirine karıştırabileceğiniz anlamına gelmez. ayrıca ikisinin arasındaki ayrımı yapamıyor olmanız da muhtemelen gerizekâlı olduğunuz anlamına gelir.
fazla ofansif oldu, biliyorum. yanlış anlaşılmasın, herhangi özel birine değil bu sitem. imdb de dahil olmak üzere bilimum sinema üzerine içerik platformuna. bilim kurgu izleyelim diyoruz, açıyoruz listeyi, taytlı taytlı adamlar cirit atıyor. bilmemne evreninin süper kahramanı diğer süper kahramanlarla kapışıyor. ya kurgu tamam da bilim nerede? sadece kurgu bir evrendeki dünya benzeri bir gezegende geçiyor diye bilim kurgu mu oluyor bu? ya böyle iş olur mu?
geçen joker (film)'e bilim kurgu demişler. joker'e... hani joaquin phoenix'in oscar aldığı joker'e... dram filmine... delireceğim.
muhterem romalılar, kader mahkûmları ve sinemadan zerre anlamamasına rağmen kendisine sinefil diyebilen yaşam formları,
"bilim kurgu" ve "fantastik" film türleri aynı şey değillerdir. bazen iç içe geçmiş olabilirler, bir fantastik film bilim kurgu ögeleri barındırıyor olabilir ya da tam tersi de olabilir, ama bu onları değerlendirirken birbirine karıştırabileceğiniz anlamına gelmez. ayrıca ikisinin arasındaki ayrımı yapamıyor olmanız da muhtemelen gerizekâlı olduğunuz anlamına gelir.
fazla ofansif oldu, biliyorum. yanlış anlaşılmasın, herhangi özel birine değil bu sitem. imdb de dahil olmak üzere bilimum sinema üzerine içerik platformuna. bilim kurgu izleyelim diyoruz, açıyoruz listeyi, taytlı taytlı adamlar cirit atıyor. bilmemne evreninin süper kahramanı diğer süper kahramanlarla kapışıyor. ya kurgu tamam da bilim nerede? sadece kurgu bir evrendeki dünya benzeri bir gezegende geçiyor diye bilim kurgu mu oluyor bu? ya böyle iş olur mu?
geçen joker (film)'e bilim kurgu demişler. joker'e... hani joaquin phoenix'in oscar aldığı joker'e... dram filmine... delireceğim.
devamını gör...
yazarların bu gece olmasını istedikleri şey
malum şahıstan saatlerce okusam bile aynı mutluluğu yaşatacak uzun bir mesaj almak. neyse mutedil yine hayal alemine daldın, elbette olmayacak böyle bir şey. .
devamını gör...
hasan hüseyin korkmazgil
başka bir adamdır. başka bir şairdir. benim nazarımda nazım'dan bile ötedir. kavganın gerçek şairidir hasan hüseyin. popüler olanın peşinden koşanların unuttuğu bu coğrafyanın en temel sesidir. her dizesinde masaya yumruğunu vurur. kavgasını, sevdasını bambaşka bir çığlıkla duyurur. sağır eder zulmedeni. sağır eder vicdanı örselenenlerin kulaklarını. bu yüzden onun çığlıkları edebiyat dünyasının çark başları tarafından duyulmaz olur. ben de severim nazım'ı... ama hasan hüseyin'e kıyanların maskesidir biraz da nazım. nasıl olsa nazım vardır. yeterlidir. sevdalınız komünisttir. gerisi biraz metaforiktir. büyük şairdir nazım ama arkasından gidenlerin çoğunluğu, özellikle dizeleriyle raks edenlerin o sahteliği rahatsız eder beni. toplumcu şiirin çiğ çiğ etini yerken aşk mönüsüne laf söyletmezler. o yüzdendir zaten hasan hüseyin gibi bir adamın değerinin bilinmemesi. var mı ulan şu adam gibi halimizi ahvalimizi anlatan? * ikilemlerimizi, çelişkilerimizi, sıkıştığımız köşenin çaresizliğini bu kadar güzel dile getiren, var mı?
o devletli tekliğinin kabuğunda bir hamal ortadoğulu
sıla çalgını da
vatan yoksulu
allah'a inanır arapça
yoksulluk çeker türkçe
ve denizi sever çocukça
gittik mi onun dizelerinden bir atım öteye? cahilin cesaretini kölenin esaretini şu dizelerden güzel anlatan, insanın ruhuna işleyen başka şair var mı? bu kadar sade bu kadar yalın bu kadar güçlü dizeleri metafor çarkına kapılmadan anlatabilen var mı? yok be kardeşim!
beklerim ben korkuları, sen uyu!
gül yastıklar üstünde
gül yorganlar altında
uyuyasın pembe pembe
büyüyesin fidan fidan
efendim ninni ninni
sahibim ninni ninni
büyüyesin zorba zorba
kırbaç olup başıma
çizme olup döşüme
başın pınar
ayakların göl senin
bu keloğlan garibi
hizmetinde kul senin
efendim ninni ninni
sahibim ninni ninni
kurbanım sana!
ve bu güzel ülke üzerine çektiği yeni ve gıcır gıcır yorganıyla uyumaya devam eder. üstada da güzel ninniler söylemek düşer. büyüklere masallar varsa büyüklere ninniler de vardır bu coğrafya da...
bu ninniler söylenmeye devam ederken uyuşturan bir sesle! ve sen, ben, beriki uyurken nasıl insanın aklına gelmez onun dizeleri?
toplumcular yalan söylüyorlar kardeşim - inanma
ulusal geliri sen yiyorsun mehmet - niinni
toplumcular yalan söylüyorlar kardeşim - inanma
sen hiç vergi vermiyorsun mehmet - niinni
toplumcular yalan söylüyorlar kardeşim - inanma
bankalarda milyonların yatıyor mehmet - niinni
toplumcular yalan söylüyorlar kardeşim - inanma
çiftliklerin hepsi senin mehmet - niinni
e size eee eee... e hepimize eee eee...
o devletli tekliğinin kabuğunda bir hamal ortadoğulu
sıla çalgını da
vatan yoksulu
allah'a inanır arapça
yoksulluk çeker türkçe
ve denizi sever çocukça
gittik mi onun dizelerinden bir atım öteye? cahilin cesaretini kölenin esaretini şu dizelerden güzel anlatan, insanın ruhuna işleyen başka şair var mı? bu kadar sade bu kadar yalın bu kadar güçlü dizeleri metafor çarkına kapılmadan anlatabilen var mı? yok be kardeşim!
beklerim ben korkuları, sen uyu!
gül yastıklar üstünde
gül yorganlar altında
uyuyasın pembe pembe
büyüyesin fidan fidan
efendim ninni ninni
sahibim ninni ninni
büyüyesin zorba zorba
kırbaç olup başıma
çizme olup döşüme
başın pınar
ayakların göl senin
bu keloğlan garibi
hizmetinde kul senin
efendim ninni ninni
sahibim ninni ninni
kurbanım sana!
ve bu güzel ülke üzerine çektiği yeni ve gıcır gıcır yorganıyla uyumaya devam eder. üstada da güzel ninniler söylemek düşer. büyüklere masallar varsa büyüklere ninniler de vardır bu coğrafya da...
bu ninniler söylenmeye devam ederken uyuşturan bir sesle! ve sen, ben, beriki uyurken nasıl insanın aklına gelmez onun dizeleri?
toplumcular yalan söylüyorlar kardeşim - inanma
ulusal geliri sen yiyorsun mehmet - niinni
toplumcular yalan söylüyorlar kardeşim - inanma
sen hiç vergi vermiyorsun mehmet - niinni
toplumcular yalan söylüyorlar kardeşim - inanma
bankalarda milyonların yatıyor mehmet - niinni
toplumcular yalan söylüyorlar kardeşim - inanma
çiftliklerin hepsi senin mehmet - niinni
e size eee eee... e hepimize eee eee...
devamını gör...
islamcı ve ateistlerin bayması
sadece bende olmuyordur diye düşünüyorum. interaktif ortamlarda bu 2 kutup asla uzlaşamaz, uzlaşması da zor ama başkalarının da tadını kaçırırlar. biri sürekli tanrının yoklugundan biri varlıgından bahseder dururken olan geri kalanlara olur.
devamını gör...
bill gates'in 1 milyon kilometrekare arazi satın alması
gates'in ameriga'da torpak ağası olmasına neden olmuş olay. adını da bilo olarak değiştirirse tam torpak ağası olur.
--- alıntı ---
bill gates, toplamı 1 milyon kilometrekareye yaklaşan tarım arazileriyle birlikte abd'deki en büyük tarım arazisi sahibi oldu.
bloomberg ht’nin aktardığına göre, gates’in portföyünde 242 bin dönüm (979 bin kilometrekare) tarım arazisi ve 27 bin dönüm civarında diğer kullanım arazileri yer alıyor.
gates’in holdingine ait en büyük araziler louisiana ve arkansas’ta bulunuyor. gates’in washington’daki 16 bin dönüm büyüklüğündeki arazisinin değeriyse 171 milyon dolar civarında.
--- alıntı ---
kaynak: tr.sputniknews.com/ekonomi/...
--- alıntı ---
bill gates, toplamı 1 milyon kilometrekareye yaklaşan tarım arazileriyle birlikte abd'deki en büyük tarım arazisi sahibi oldu.
bloomberg ht’nin aktardığına göre, gates’in portföyünde 242 bin dönüm (979 bin kilometrekare) tarım arazisi ve 27 bin dönüm civarında diğer kullanım arazileri yer alıyor.
gates’in holdingine ait en büyük araziler louisiana ve arkansas’ta bulunuyor. gates’in washington’daki 16 bin dönüm büyüklüğündeki arazisinin değeriyse 171 milyon dolar civarında.
--- alıntı ---
kaynak: tr.sputniknews.com/ekonomi/...
devamını gör...
türkiye'nin 2023'te ay'a çıkması
ay resmine çıkmaktır o aya çıksak duramazdık*.
devamını gör...
ace of base
90'lı yılları yaşayanların hemen hatırlayacağı isveçli müzik grubu.
önce tech noir ismiyle piyasaya çıktılar ve bir süre tekno müzik yaptılar. daha sonra grup kendisini yenileyerek farklı bir tarzla ortaya çıktı. grup, iki kardeş olan malin berggren ve jenny berggren ile jonas berggren ve ulf ekberg isimlerinden oluşuyordu.
happy nation adlı ilk albümleri 37 milyon satarak rekorlar kitabına girmeyi başardı.
aynı adı taşıyan şarkıları:
önce tech noir ismiyle piyasaya çıktılar ve bir süre tekno müzik yaptılar. daha sonra grup kendisini yenileyerek farklı bir tarzla ortaya çıktı. grup, iki kardeş olan malin berggren ve jenny berggren ile jonas berggren ve ulf ekberg isimlerinden oluşuyordu.
happy nation adlı ilk albümleri 37 milyon satarak rekorlar kitabına girmeyi başardı.
aynı adı taşıyan şarkıları:
devamını gör...


