(bkz: bulgaristan göçmenleri)

osmanlı döneminde bulgaristanı türkleştirme amacı ile anadolu'dan götürülmüşlerdi. osmanlı'nın bölgeden çekilmesi ile yakın bir tarihe kadar sürekli ırkçı güdüler ile insanlık dışı muameleye maruz kalmışlardı.

"1950'li yıllarda jack birns tarafından edirne'de çekilen fotoğraf"
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görseldeki kadınların kürk giymesi zenginlikten değil fakirliktendi. çünkü geldikleri yerdeki yönetim tarafından sadece elbiseleri ile çıkmalarına izin verilmekteydi. gidecekleri yerde çaresiz kalmamak için tek yolları varlıklarını, satılabilecek kıyafete çevirmekti.
kaynak ve fotoğraf kaynağı
devamını gör...

osmanlıca diye bir dil yoktur. osmanlı türkçesidir o, yani aslında türkçedir. 14.yy-15.yy eserleri okursanız eğer bugün her kelimeyi anlarsınız. akıcı ve temiz bir dildir. kesin bilgi, filoloji bilmeden, ahkam kesmeyin. 16.yy ile birlikte iran ve arap ülkelerine seferler ve ilişkiler başlayınca (gidip oralarda kalmalar, oralardan kıymetli insanları saraya sürüp getirmeler, hatta davet etmeler) dillerinden de etkileniliyor haliyle. kabul etmeye gönüllü olmasanız da, arapça ve farsça çok zengin ve ağdalı dillerdir. tabi bizim saraydakiler işi biraz abartmışlar, özellikle padişahlar. hatta çağdaş olan iki liderden süleymanın şiirleri anlaşılamayacak derecede farsça içerirken, iran şahının şiirleri bir o kadar duru ve anlaşılırdır. yanlış olarak dönemlenen ''osmanlı duraklama'' döneminde 17.yy ve 18. yy'da bu iş tamamiyle arapçalaşmanın ağır basması ile devam etmiştir. fakat ne diyor march bloch ''köylü eser bırakmaz'' yani osmanlı devletinin yüzde 98'i tebaa yani köylü olduğu için bizler aslında toplumda nasıl konuşulduğunu en azından osmanlıcanın içeriğini çokça bilemiyoruz. kadı sicillerini okuyorsanız elbette arapça kelimeler ağırlıklı olacaktır. halkın ekonomik durumu, nüfusu, normal hayatı için başvurulan yegane kaynaktır kadı sicilleri. sarayın kayıt defterleri veya padişah yazışmaları elbette uzun uzun güzellemelerle doludur. bugünün ekonomi bakanı misali instagramdan bir post mu atacaktı koskoca cihan padişahı? ''bak canımı sıkmayın, sağlığım iyi değil, gelir sizin topraklarınızı ele geçiririm'' diye söyleyecek, katibi de ''hürmetli devletlüüü padişahım sizin görevinizden affınızı istiyor, toprakları bize bırakın'' diye mi kayıt alsaydı. neyse bugün konuştuğunuz türkçenin aslında türkçe olmadığını da bilmiyorsunuzdur muhtemelen. bir çok türkçe sandığınız kelime aslında farsça ve arapçadır. alfabeniz anlaşılır ve kolay olduğu için her şey türkçe değil sevgili arkadaşlar. dilde sadeleşme olayı veya alfabenin değişmesi bilindiği gibi atatürkün düşüncesi de değildir. bu çalışmalar ikinci meşrutiyetçilerin çalışmalarıdır. aklınıza hemen enver-talat gelmesin. çok kıymetli adamlar vardır, ittihatçıların içinde, sadece yanlış zamanda ve yetersiz koşullarda çaba göstermişlerdir.( başka bir tanımda uzun uzun, kişiler üzerinden yazarım umarım). gayet hoş bir dildir, işin içine girip tam manasıyla öğrenmek isterseniz eğer eğlencelidir. bulmaca gibidir. hukuk okuyanların osmanlıca türkçesine bence hakim olmaları gerekiyor (abartı bulabilirsiniz ama bence öyle), tarih veya edebiyat bölümlerinden osmanlıca'nın seçmeli olması rezalettir.
bir arkadaş yukarıda bazı harfler okunmuyor demiş, ee evet modern dillerde de böyle istisnalar yok mu? osmanlıca bilmek, bugünün ''kendimi kurtaracak kadar ingiliççe biliyorum'' değildir. istisnaları çoktur ama ezberlemeye gerek yoktur. keyif için öğrenirseniz zaten kavrarsınız. kardeşim işim gücüm var bahane dedemin dedesinin mezar taşından da diyebilirsiniz elbette.
elimize geçen kaynaklar zaten el yazısı olduğu için haliyle hata ve kısaltmaları anlayamayabiliyoruz. adam yazarken mürekkebi bitmiştir mesela. pratiği arttırırsanız bulmaca gibidir.
her yiğidin ayrı yoğurt yeme tarzı vardır misali, her kayıt farklı kişi tarafından tutulmuştur. enver bey bile kendi osmanlıcasını yaratmıştır ''enveri'' olarak bilinir.
biraz öğrenirseniz, başlangıç olarak nutuk'un osmanlıcasını bi okuyun derim, inkılap sahibi atamız nasıl konuşmuş bi bakın bakimmmm. ( çok zorlayıcı olmaz sanırım, türkçesi var ve matbu bir eser :)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
vincent van gogh tarafından akıl hastanesinde çizilmiş olan bu tablo, en bilindik sanat eserlerinden birisidir.
yıldızlı gece tablosu için, ressamın kalmış olduğu akıl hastanesindeki odasından görülen saint-remy-de-provence şehrinin bir yorumu denilebilir. uzun araştırmalar sonunda, tablonun 25 mayıs 1889, saat 04:40’taki gökyüzünü gösterdiği tespit edilmiştir.

kardeşi theo van gogh’a yazdığı sayısız mektuplardan birinde resimle alakalı şöyle diyor: “demir parmaklıklı penceremde adeta bir buğday tarlası görüyorum. sabahları ise gün doğumunu tüm ihtişamıyla izliyorum.”

resimdeki manzara ressamın kalmış olduğu odanan görünen gerçek bir görüntüdür. köy ve kilise kulesi ise ressamın hayal ürünüdür. gerçekte öyle bir köy bulunmamaktadır.

sanat tarihçilerine göre yıldızlı gece tablosunun ölümü simgeliyor da olabileceği belirtilmiştir. van gogh şu sözleri bu bağlantıyı destekler nitelikte:

“yıldızlara bakmak beni daima hayal dünyasına daldırır. kendime sorarım, fransa haritasındaki noktalar arasında seyahat edip belli bir noktaya ulaşıyoruz da neden gökyüzündeki bu parlak noktalara ulaşamıyoruz? nasıl trene atlayıp tarascon’a ya da rouen’e gidiyorsak yıldızlara ulaşmak için de ölebiliriz.”
devamını gör...

'değersiz, bayağı, kötü' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...

nesimi çimen eseri.

edit: ayrıca bu eserin psikolojik şiddet ve travma sonrası stres bozukluğuyla çok büyük bir bağlantısı vardır. "görünmez göz ile, hiçbir izi yok."


bu nasıl bir derttir dermanı yoktur
bedenimde değil ruhumda sızı
görünmez bir yara acısı çoktur
bedenimde değil ruhumda sızı

kurşunsuz hançersiz kansız bir yara
hiçbir tabip buna bulamaz çara
keşke mansur gibi çekseler dara
bedenimde değil ruhumda sızı

doktoru lokmanı yok ilacı yok
görünmez göz ile hiçbir izi yok
saplandı sineme görünmez bir ok
bedenimde değil ruhumda sızı

didelerim nemli kan ağlar gözüm
ruhum yara aldı sızlıyor özüm
bu halimdem vakıf tek cura sazım
bedenimde değil ruhumda sızı

yeter nesimi bu feryadı yeter
biliyom yanıyon kerem'den beter
her ah eyledikçe dumanın tüter
bedenimde değil ruhumda sızı.

devamını gör...

tasavvufta, hemen ölecekmiş gibi ahiret için çalışmaktır.
kanaat ve tok gözlülüktür.
tul-i emel'in tersi olan durumdur.
devamını gör...

26.

tanım: üstteki yazarın yaşını tahmin ettiğimiz başlıktır.
devamını gör...

kulağa bilim kurgu gibi gelse de, hepimizin yaptığı şey.

biliyoruz ki 20. yüzyılın başlarında, bugün bildiğimiz şekliyle uzay - zaman tanımlanmıştı. buna göre evrenimiz 3 uzay ve 1 zaman boyutu olmak üzere 4 boyuttan oluşuyor*. uzay koordinatlarında istediğimiz yöne hareket edebilirken, zaman boyutunda bunu yapamıyoruz.

uzayda herhangi bir uzaklığı hesaplamak istediğimizde öklid geometrisi işimizi görmek için yeterli. örneğin x, y, z koordinat sistemiyle tanımlanmış 3 boyutlu bir düzlemde herhangi bir d uzaklığını şu formülle hesaplıyoruz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu formül, zamanı içermiyor. sadece uzaydaki noktalar arasındaki uzaklıkları hesaplamaya yarıyor. işin içine zamanı da katmamız gerekirse ne olacak? o zaman formülümüz biraz daha farklı bir hâl alıyor:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

burada artık işin içine ışık hızı (c) ve zaman (t) da giriyor.

uzay - zamandaki herhangi 2 nokta arasındaki uzaklık bir gözlemciye göre 0'sa diğerlerine göre de 0'dır. tek bir boyut, mesela z ekseni doğrultusu için herhangi 2 nokta arasındaki uzaklığın 0 olması durumunu, 2. formüle göre şöyle yazabiliriz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

burada küçük bir düzenleme yapıp işlemi köklü sayılardan da kurtardığımızda karşımıza şu sonuç çıkar:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

daha önceki eşitliğin her iki tarafındaki tüm terimleri delta t'ye bölelim:*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

en sondaki terimde hem payda hem paydada var olan delta t'ler birbirini götüreceğinden son terimde sadece ışık hızının karesi kalır.

şimdi... eşitliğin sağ tarafındaki eksi işaretli ilk 3 terim ne söylüyor? bir önceki kısacık formüle tekrar bakın. burada z ekseni üzerindeki 2 nokta arası uzaklığın toplam zamana bölümü bize ışık hızını vermişti. yani bu son formüldeki negatif işaretli 3 adet bölme işlemi, x, y ve z eksenleri doğrultusundaki hızlara eşit. referans çerçeveleri ve göreli hareket üzerinden düşünürsek, kendimizi referans aldığımızda kendimize göre uzaydaki x, y ve z boyutlarındaki hızımız 0 olur. bu durumda geriye delta s/delta t = c kalır ki bu da uzaysal boyutlarda hareket etmediğimiz halde, zaman boyutunda ışık hızıyla hareket ettiğimizi gösterir.

"bu işten bir şey anlamadım" ya da "kafama yatmadı" diyenlere farklı bir anlatım için buradan
devamını gör...

aa ben kesim katılırım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sezen aksu'nun 7 temmuz 1989 çıkışlı sezen aksu söylüyor adlı albümünde bulunan bir şarkı. söz-müzik sezen aksu'ya ait tabii ki. şarkıyı koray avcı da seslendirmiştir. bir sezen aksu olamasa da onunki de idare eder. normalde pop müzik sevmem ama sezen aksu söyleyince insanın dinleyesi geliyor nedense.
buradan
devamını gör...

bu tarz bir başlık açmayı düşünüyordum onu bile istemedim öyle bir sıkıntı *
devamını gör...

yıllar sonra kitaplıktan rastgele bir kitap alınıp içine bakıldığında hüzünlendiren notlardır. vaktiyle aranızın çok iyi olduğu ancak artık görüşmediğiniz bir arkadaşınızsa notu yazan, yazdığı her bir cümle kalbinize bıçaklar saplar, size zamanda yolculuk yaptırır.
devamını gör...

kuzu kuzu tarkan modundaki aragorn’un; keskin bakislim, ipek saclima* yonelttigi soru.

muhtesor otesi editi buraya birakiyorum:
devamını gör...

dünyaca ünlü teorik fizikçi. ''superstring theory*''nin üstadlarından... . çok genç yaşta profesör olmuştur. sürekli fields ödülü alır durur zaten. çağın en iyi fizikçisi dense hata olmaz.'' naif ironik bilim adamları''*içinde bir numara olduğuna şüphe yoktur. ancak kendisinin bir fizikçi değil, bir matematikçi olduğu da sıkça söylenir*. buna karşın, bilimin karşısında duran postmodern düşünceye karşı sert bir tavrı vardır. bilim felsefecilerinin ciddiye alınacak bi tarafı yoktur ona göre.

70'li yıllarda elektrozayıf kuvvet ve kuantum kromdinamiği üzerine makaleleriyle adından söz ettirmeye başlamış. süpersicim'den o yıllarda haberdar olmuş ve üzerine çalışmaya başlamış. ilk başta çok zorluk çektiğini ropörtajlarında anlatır. hatta süpersicim teorisinin içinde yerçekiminin varolması gerektiğini anladığında, hayatının en büyük entelektüel zevkini tattığını anlatır. zaten bu konuda (son bi kaç senede değişmediyse)fizik camiasında makalelerine en çok atıf alan kişiydi.

ona fields kazandıran şey ise, çok boyutlu ''nod''ların arasındaki simetriyi gösteren bir tekniktir. kuantum alan teorisi ve topolojiden yararlanarak geliştirmiş bunu. çoklu boyut gerektiren sicim teorilerini 4 boyutlu uzayda düzenleyebilecek bi tekniktir bu. hayalleri aşan bi matematiksel keşiftir.

ayrıca süpersicim'e sık getirilen eleştirilerden biri olan ''empirik olarak teste tabi tutulamama'' meselesi hakkında da şöyle der: ''yerçekiminin süpersicim'in bi sonucu olması, en önemli teorik kavrayıştır''.
devamını gör...

neden daha önce denk gelmedim ben bu kelimelere ve cümlelere? demek ki o kadar iyi bir okur değilim.
nelerden bahsediyor bu yazarımız peki?
kitaplardan yazarlardan bahsediyor ve bunu güzel bir üslupla yapıyor. güzel bir bahsediş yani bu.
bir de duyguların, durumların, mekanların ve anların hissettirdiklerinden bahsediyor.
sözlükte yaprak dökümü yaşanırken eski günleri hatırlattı bana.*

tabii ki bu üslubun ve yazıların devamını diliyoruz.
devamını gör...

çok özendiğim durum.
darısı başımıza inşallah.
devamını gör...

bir (bkz: ahmet ali arslan) ve (bkz: şenceylik) düeti. bugün keşfettiklerimden. içimdeki canavarı anladım mı hâlâ bilmiyorum ya, hadi hayırlısı...

open.spotify.com/track/7muF...

~~incir sütü gibi tatlı ve baygın
bir yol vardı eskiden kaybettim kasten
gönül sılasına tam kavuşurken
ölmek korkusunu terkeyledim ben
sevdiklerinin karnını bıçakla açıp
kendini arayan gafil benmişim meğer

yaram berem hepsi fora
içimdeki limanlara
aşkımdan utanmadan yanaşmak varmış
zeytin ağaçları gibi gizlemeden hiçbir şeyi
içimdeki canavarı anlamak varmış


yaram berem hepsi fora
içimdeki limanlara
aşkımdan utanmadan yanaşmak varmış
zeytin ağaçları gibi gizlemeden hiçbir şeyi
içimdeki canavarı anlamak varmış

güneş gibi olmak diğer ihtimal
göremez yıldızları uykusu beyaz
öykünmek bi' yandan dolunaylara
tarifsiz eksiklikler hep bir kıymıkla
sevdiklerinin karnını bıçakla açıp
kendini arayan gafil benmişim meğer

yaram berem hepsi fora
içimdeki limanlara
aşkımdan utanmadan yanaşmak varmış
zeytin ağaçları gibi gizlemeden hiçbir şeyi
içimdeki canavarı anlamak varmış

yaram berem hepsi fora
içimdeki limanlara
aşkımdan utanmadan yanaşmak varmış
zeytin ağaçları gibi gizlemeden hiçbir şeyi
içimdeki canavarı anlamak varmış

yaram berem hepsi fora
içimdeki limanlara
aşkımdan utanmadan yanaşmak varmış
zeytin ağaçları gibi gizlemeden hiçbir şeyi
içimdeki canavarı anlamak varmış~~
devamını gör...

sevgilim; bir mucize olsa...
kavuşsak aynı göğün altında.
güneş'i sen alsan, ay'ı bana versen.
kayan yıldızlardan tuttuğum direklerden
öyküler yazsam sana...

esra pulak..
devamını gör...

gitmek isteyen insan, avrupa insanının medeniyet seviyesinde bir insan ise yolu, bahtı açık olsun ama türkiye'de yaptığı görgüsüzlükleri oralarda da yapmaya devam edecekse yolu açık falan olmasın.
devamını gör...

"zorba, bizden kendisine vermek istemediğimiz bir şeyi talep eden kişidir."
- adam phillips
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim