bence kadının en masalsı, en romansı, en destansı hali uzun saçlı hali. illa ki kısa olacaksa da enseye kadar kısa olması güzeldir.
devamını gör...

büyük şair yunus emre'nin âli duygularını kağıda aktardığı şiiridir.

ben yürürüm yane yane

aşk boyadı beni kane

ne âkilem ne divâne

gel gör beni aşk neyledi

gâh eserim yeller gibi

gâh tozarım yollar gibi

gâh akarım seller gibi

gel gör beni aşk neyledi

akarsulayın çağlarım

dertli ciğerim dağlarım

şeyhim anuban ağlarım

gel gör beni aşk neyledi

ya elim al kaldır beni

ya vaslına erdir beni

çok ağlattın güldür beni

gel gör beni aşk neyledi

ben yürürüm ilden ile

şeyh anarım dilden dile

gurbette hâlim kim bile

gel gör beni aşk neyledi

mecnun oluban yürürüm

o yarı düşte görürüm

uyanıp melûl olurum

gel gör beni aşk neyledi

miskin yunus biçâreyim

baştan ayağa yâreyim

dost ilinden âvâreyim

gel gör beni aşk neyledi
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ar-rahman
devamını gör...

hazin mesafe veya yabancı
günlerdir evdeydim, yalnızdım, kombiyi kapattım, ışıkları da. zaman yavaşladı, geçmez oldu zaman. düşündükçe zamanı durduğumu hissettim. sonra koltuğun artık kulağıma fonetik gelen gıcırtısı eşliğinde sandalyeme oturdum ve yazmak istedim. ancak bütün girişimlerimin sonu hazin bitti. neden sonra kalktım ve aynada kendime baktım, ifadelerim silik geldi gözüme. yüzümü şekilden şekle sokmaya çalıştım, zorlama oldu. tuhaf durdu. duyarsızlaşmışım. bunun farkındaydım ama aynada uzun uzadıya kendimi seyrettiğimde derinden bir acı duydum. yüzleşmeye hazır değilmişim demek. gözlerim her nereye baksa derin bir boşluğu temaşa ediyormuşçasına ifadesiz bakıyordu, uzun uzadıya seyrettiğim boşluk nihayet beni seyretmeye başlamış diye düşündüm. başımı yataktan kaldırmak ve evi terk etmek için güçlü bir motivasyon ararken zorlanarak da olsa mantomu giydim ve sebepsiz yere dışarı çıktım. yağmur belli belirsiz çiseliyordu ve güzel,yumuşak bir soğuk vardı dışarıda. çıkar çıkmaz ilk duyduğum ses bir motor sesi ve esnaf çığlığı oldu. aşırı derece rahatsız edici bu seslere maalesef henüz duyarsızlaşamamıştım. bu tür yüksek ve rahatsız edici sesleri duyduktan sonra her zaman bir süre seslerden sonra gelen sessizliği dinler, gözlerimi kapatır ve derin nefesler alırım. böylece o gürültü kirliliğini kafamdan siler yoluma daha sakin ve huzurlu devam edeceğimi düşünürüm. tüm bu süreç bana yaklaşık 1 dakikaya mal olur, bu yüzden de zamanımı çalan böylesi absürt/küçük tersliklerden hep nefret etmişimdir. bu ritüeli bitirdikten sonra yürümeye başladım. başlarda amaçsız olarak dışarı çıktığımı zannederken, bir berber görünce neden dışarı çıkma ihtiyacı duyduğumu hatırladım. siyah, bazılarının derilerinin yavaştan soyulmaya başladığı, duvardaki sıvaları muhtemelen rutubetten dökülmeye başlamış mütevazı bir dükkandı. içeri girdim. berber öne doğru çıkmış göbeği, dar omuzları ve geniş alnıyla adeta bir çizgi roman karakterini anımsatıyordu. renkli gözleri canlı bakıyordu, yüzü kilosuna göre etsiz ve çöküktü, elmacık kemikleri çıkmış, yanakları hafif içe doğru büzülmüştü. gözlerindeki ışıkla yüzündeki çökmüş ifadenin oluşturduğu tezat dikkat çekiciydi, öyle ki yüzüne maske taktığında sadece canlı bakan gözleri göründüğünden 15 yaş daha gençleşmişti. bu tuhaf adam selam faslından hemen sonra elinde makasla hiçbir tıraşa dahi başlamadan bana politik bir vaaz vermeye başladı. pek konuşacak kimsesi yok heralde diye düşünerek acımayla karışık bir anlayışla ve zoraki bir gülümsemeyle dinlediğim bu tuhaf adam bir süre sonra elindeki makası bırakmış ve ortamda yarattığı hayali düşmanlarıyla kavga edercesine bağırmaya başlamıştı. sürekli kendisi konuşuyor, konuştukça düşmanlaştırdıklarını hatırlıyor ve hırslanıyor, hırslandıkça bağırıyordu. zamanla yüzümdeki sahte gülümseme, içimdeki acıma ve hoşgörü duygusuyla birlikte yok oldu. yüzüme adeta yalvarır bir ifade takındım. nolur sus ve işini bitir ricasını susarak söylemeye çabaladım. ancak yukarıda da bahsetmiştim, ifadesiz bir suratım var benim artık. içimde öldürdüğüm ideal ve değerlerin bir yan etkisi olsa gerek. zamanında hayata ve insana dair düşünüp yapmaya çalıştıklarımı bugün böylesi –pişmanlıklardan da azade olarak- büyük ve radikal bir kayıtsızlıkla karşılıyor oluşum duygulanım gücümü öldürdüğü gibi yüzümdeki bütün ifadeleri de beraberinde mezara gömdü. bundan dolayı ifadesiz surattan pek bir şey anlamadığı için onu suçlamıyorum. ama şuna eminim, onu dinlemek istemediğimi anlasa dahi sözlerini bitirmek adına bir an bile tereddüt etmeyecek biriydi o. hiçbir zaman aslını bilemeyeceği, yüzeysel söylemleri propaganda için kullanmakta bir an bile tereddüt etmiyordu. ayrıca küçük bir hesapla ve bazen kendisini, söylediklerini umursadığım sanısıyla benden gelecek olası bir itirazı defetmek için yaşına sürekli vurgu yaparak söylemlerini güçlendirdiğini zannediyordu. başta benim kendisini ve bu hamasi/tuhaf düşüncelerini onlara itiraz edecek kadar umursadığım konusunda yanılıyordu. ayrıca geçmişi şimdinin kodlarıyla yargıladığının bilincinde değildi. söylemlerine dayanak yaptığı sloganların “araştırmalarından” süzdüğü veriler olduğunu söyleyerek yalanı da işin içine katmıştı. araştırdım diyerek söze başladığı bütün konularda toplumsal sağduyunun her zamanki gibi hakikatin karşısında olarak üzerinde ittifak ettiği yalan/yanlış bilgileri tekrarlıyordu. bir an içimde bütün varsayımlarında ve benim kendisi karşısındaki konumum hakkında yanılan bu adama karşı yoğun bir acıma duygusu belirdi. o denli kendinden/hayatın gerçeklerinden/içinde bulunduğu toplumsal ve bireysel durumdan uzaktı ki, hiçbir dahlim olmadan monolog şeklinde inatla sürdürdüğü konuşmasında bir şekilde varsaydığı hayali düşmanlarla/imajlarla kavga ediyordu. karşısında somut olarak bir düşman olmamasının ona bahşettiği nimetlerden de faydalanmayı ihmal etmiyordu tabi. örneğin düşmanlarına önceden cevabını hazırladığı şeyleri istediği şekilde söyletiyor ve onları hazır paket cevaplarıyla alt ediyordu. her zafer sonrası da onu onaylamam için gözlerimin içine bakıyor, herhangi bir onay alamadığı zamanlarda şansını “doğru muyum?” diye sorarak deniyordu. bu bakışlarına ve sorularına tepkisiz kalmayı başarmıştım. söylediklerine onay alamadıkça meseleyi uzatma ihtiyacı duyuyor gibiydi. aslında bir bilgin gibi beni aydınlatmaya çalışan bu adam, bir anda benden onay almaya çalışan birine dönüşmüştü. ilişkinin bu denli ani bir şekilde tam tersine döndüğünü fark ettikten sonra gülümsedim. yeri olmadığı halde ufak bir kahakaha attım. ironileri severim. sonra bu gülümsemeden sebep olacak bir ara, vaktin var değil mi gibi bir şey söyledi ancak hiçbir cevap aralığı ve hakkı vermeden sözüne devam etti. belki de şu an ben bunu uyduruyorum. çünkü o sırada böyle bir soru sormasını ne denli çok istediğimi hatırlıyorum. bu soru üzerine uygun cevap vererek elindeki makası kullanmaya başlamasını sağlayabileceğimi düşünmüştüm. ancak o konuşmaya tüm hızıyla devam ediyordu. kendisinin parada gözü olmadığından ve yatağa başını rahat koyduğundan bahislerle süsleyerek anlatmaya başladığı hayat hikayesi, politik bir takım değerlere olan aidiyetinden duyduğu gurur, düşüncelerindeki tutarsız ve sebepsiz onca ön yargıyla bu adam bizim içimizde yürüyen bir tabut gibi yaşıyordu. tıraşı bitirdikten sonra alelacele parasını verdim, çıkarken yine bekleriz demeyi ihmal etmedi. bir daha hiç gitmeyeceğim halde beni maruz bıraktığı onca propaganda sonrasında “kesin gelicem” diyerek onu ilerde hayalkırıklığına uğratıp intikam almayı düşündüm, ancak yıldırım hızıyla gelip geçen çocukça düşünce sonrası kendimi aptal gibi hissetmiştim. cevap vermeden dükkanı terk ettim. derin bir nefes aldım, gözlerimi kapadım. yaklaşık 1 dakika sonra arkamda bıraktığım hafif salaş dükkanın içindeki tuhaf adamla hayatımın kesiştiği bu küçük zaman diliminde kafama hücum eden düşüncelerin tümünden kurtuldum. kendisiyle bir daha karşılaşmayacak olmak bir an tuhaf hissettirdi. hayatlarımızın çoğu böylesi küçük ve bir daha gerçekleşmeyecek rastlantılardan oluşuyor aslında. burada büyük bir trajedi olduğu kadar büyük bir komedi de gizli. her neyse, kendisiyle karşılaşmayacağım halde benimle böylesi bir konuşmaya girişen bu tuhaf adam imgelemimde “hasta bir toplumun hasta ve bir o kadar acınası üyesi” olarak yaşayacak.
saygılar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eline, emeğine sağlık bengaripsengüzeldünyaumutlu. 'dinle' şarkısının sevilmesi beni ayrıca mutlu etti. şebnem paker'e sevgiler, saygılar. kafasözlük insanlarına da teşekkürler, zorlu zamanların içindeki gülümseme nedeni oldunuz.
devamını gör...

ferahlatan şahane kokusu olan, çiçek.
çocukluğum, muazzam kampüsü olan lojmanlarda geçti.
ortalık japonya gibiydi, olmayan çiçek yok gibiydi.
çiçek, dalında güzeldir diyenlerden olmadığım için gördüğüm en güzel çiçeği koparırdım.
hele limon çiçeği zamanı gelmişse...
baharda, bunların yanlarına gül koyup, öğretmenlerimize götürürdük.
ellerimiz mis gibi kokardı.
rengarek, mis gibi kokan bir anım olarak, burda kalsın.
içim açılsın istediğimde, döner bakarım.
hiç bir hakkı saklı değil, dileyen herkes dönüp bakabilir.
hatta okuduktan sonra gözlerinizi kapayın ve o kokuyu hayal edin.
her güzelliği, her an yaşayamayız ama her an güzel şeyler düşünebiliriz.
zihnimiz bize hizmet etmek için var.
onu en güzel şekilde kullanalım.
devamını gör...

beni ben yapan yegane insan tipi aptallardır, onlar kadar öğretici, eğitici, ansiklopedik benzerliği, düşündürücü ve karakteristik olgunluğunu öğreten başka tip yoktur.
devamını gör...

devamını gör...

latince adı polianthes tuberosa olan, güzel mi güzel ve ağırca kokusu olan soğanlı bir bitki ve çiçeği.

imgyukle.com/i/HwIf71


turgut uyar'ın kırlardan geliyorlar şiirinde de bolca adı geçer.

kırlardan geliyorlar ellerinde sümbülteber
elbette kırlardan kırlardan gelecekler
başka türlü nasıl güzelleşir bu akşamüstleri
söyleyin nasıl dayanılır dükkânlara depolara
bu katran kokusu başka türlü nasıl geçer

sonsuza varmadan bir önceyiz sanki
-o sayının da bir adı vardı unuttum-
her şey öyle saydam öyle madensel
kapıların kilitleri açık ve herkes uykusuz
hepsinin elinde bir saat bir sümbülteber

eskiden şaşardık bazı şeylerin yokluğuna
artık bu yokları var etmeyi usladık
ağaçları budadık ormandan balıkları tuttuk denizden
hani bazı açılmaz sanılan kapıları omuzladık
çünkü herkesin elinde bir saat bir sümbülteber

hey koca dünya nasıl avucumuzdasın
nasıl da parlıyorsun ey gözleri maden
çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin
elbette kırlardan gelecekler kırlardan
kırlardan gelecekler ellerinde sümbülteber

ey güzelim sümbül ve teber ey canım
gördüğüm sanki o değildi
sanki kuşlar albümünden bir maden
devamını gör...

kişisel görüş ve tavsiye içeren algoritma.

aslına bakarsanız -bazılarınız sert tepkiler vermiş olsa da- mantıksız bir değerlendirme değil bence. yani tabii ki kimse bunu uygulamak zorunda değil ama ana fikir aslında bir sözlükte ve onun yazarlarında olması gereken kriterlerin çerçevesini çiziyor. sadece yazarların zevkleri kısmında başlığı açan arkadaşla hemfikir değiliz. onun dışında şöyle bir düşünürseniz üzerinde, göreceksiniz ki aslında puanlar düzgün bir imla ile dolu dolu yazılmış, ona buna sataşmadan kendi halinde takılan yazarlara verilmiş.

arada bir "sözlükte kalite düşüyor" ağlamasına iştirak edenlerden biri olarak diyebilirim ki benim de "bu gerçekten iyi bir yazar" demek için genel kriterlerim bunlar aslında. benim gibi düşünen başkaları da mevcut. tek fark bizim çıkıp bunu böyle maddeler halinde sıralamamış olmamız.

neyse konudan sapmayayım. arkadaş kendi değerlendirme sistemini anlatmış ve tavsiye vermiş. uyup uymamak size kalmış ki zaten burada kaliteli içerik arayanlar başından beri benzer kriterler belirlediği için kafalarında, onlar bu tavsiyelere otomatikman uyuyor. diğer kesim de "ben buraya eğlenmeye geldim" dediğinden zaten tavsiyeleri takmıyorlar. sonuçta herkes bildiğini okuyacak olduktan sonra, yazar arkadaşın kendi fikrini beyan etmesinde sakınca olmadığı aşikâr.
devamını gör...

adamın, kıza böyle bir şey söylediğine dair kanıt var mı?
yukarıda bile söylüyor ''böyle iddia etti'' diye. fe*inistler düşer şimdi buraya
''kendini savunan kız'', ''iyi yapmış'' diye.
tam tersi olsaydı kimseden bu tarz bir tepki bekler miydiniz?

aman neyse. sonuçta öldürülen bir erkek, öldüren kız. hem kız ne derse o'dur.
kendisine ''seni kaçıracağım'' dediğini iddia etmiş kız. bak sen. kesinlikle ama kesinlikle kız bunu hapse girmemek için söylemedi.

hemen salalım, twitter dan destek yağdıralım ''güçlü kadın'' diye. feministlerin yanı sıra hemcinsim olan meriçler de bu olaya destek versin lütfen. kadının beyanı esastır nasıl olsa.(!)
hiç olayı sorgulamaya gerek var mı? sanmam. kız öyle dediyse öyledir.

şu tarz olayların içeriğini bilmeden direkt destek veren hemcinslerimi, caddede sakin sakin yürürken bir kadının kendisine durduk yere veya yanlış bir anlaşılma sonucu taciz iftirası atması üzerine hayatlarının kararışını, ve etraftaki kıllı göbekli esnaflardan yiyeceği linç yanı sıra polis karakolunda yiyecekleri dayağı düşünmek umut verici.
belki bir nebze olsun akıllanırlar. iş işten çoktan geçmiş olacak, ama nerede...


olay gerçekse lafım yok. ama bununda kolpa olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

kadın cinayetlerinin hakim ve savcıları erkek olmamalı.
devamını gör...

aşağıdaki videoda yer alan, bursa'da ikamet eden kadındır.



ya o kapı açılmasaydı?
devamını gör...

kendisine zirve boyunca 8 kez falan nickini sordum bir kere de dönüp "senin iq'un mu düşük ablacım" demedi. hayır bi' de bu kadar yaratıcı bir nicki nasıl unutursun yani. yeni pp önerimi de dikkate almadı ama bırakayım yine de buraya. bence yeterince bastırırsak değerlendirebilir. canı sağolsun. takipteyiz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatın tadını biliyordur net...
devamını gör...

bırakılan ukdelere tanım girmeden, x ukdesi diye belirtip ukdeye cevap niteliğinde ya da forumsal yazılar yazmaktır.
x ukdesi bir tanım değildir.
ukdeye cevap yada yorum yapmak da tanım değildir.
ukde doldurmuş olmak için doldurmaktır.
devamını gör...

her sabah günaydın başlıklarına:" sana da günaydın " ile seri oylayan ben. bırakınız yazsınlar bırakınız çizsinler.
devamını gör...

yetenek ve becerileri çok fazla olmayan ama buna rağmen ısrarla çabalayan, uğraşan kendini helak/heba eden insan anlamına gelmektedir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim