smelly cat
friends dizisinde phoebe karakterinin yazdığı ve seslendirdiği ilginç şarkının ismidir. dinlemeye başladıktan sonra nakarat kısmı sürekli ağza takılıyor.
bu kendisine klip çekilen hali
bu da taylor swift ile birlikte söyledikleri
bu kendisine klip çekilen hali
bu da taylor swift ile birlikte söyledikleri
devamını gör...
ulaşılan en yüksek kilo ile şu anki kilo farkı
moralimi bozan, canımı sıkan, kendimi sorgulamamı sağlayıp psikolojimi alt üst eden başlıktır. şaka şaka koca bir dilim pasta yiyorum şuan eeheheheh.
herkes verdiği kiloyu yazmış. benim yazacağım kilo aldığımdır.
25 evet evet yanlış duymadınız. kademeli olarak seneler içinde almış olduğum kilodur. pandemiyle beraber 15 kilo aldım. 2 ay önce verdiğim 5 kiloyu bu ay geri almışım. net bir kilo verip canımı sıkmak istemiyorum ömrümde ulaştığım en yüksek kilo şuan ki kilom öhööhöhöhöhö.
bana bir gaz lazım. gazı aldım mı eski halime geri dönüyorum. ama o gaz aylardır yakınıma yaklaşmıyor. yine moralim sinirlendi püfff.
herkes verdiği kiloyu yazmış. benim yazacağım kilo aldığımdır.
25 evet evet yanlış duymadınız. kademeli olarak seneler içinde almış olduğum kilodur. pandemiyle beraber 15 kilo aldım. 2 ay önce verdiğim 5 kiloyu bu ay geri almışım. net bir kilo verip canımı sıkmak istemiyorum ömrümde ulaştığım en yüksek kilo şuan ki kilom öhööhöhöhöhö.
bana bir gaz lazım. gazı aldım mı eski halime geri dönüyorum. ama o gaz aylardır yakınıma yaklaşmıyor. yine moralim sinirlendi püfff.
devamını gör...
sözlük radyosu
beni an itibariyle çıldırtan gelişmedir.*
devamını gör...
starcraft
efsane gerçek zamanlı strateji oyunudur. oyunda, terran, zerg ve protos olmak üzere üç ırk bulunur. oyun, galaksinin başka bir yerinde, koprulu sektör olarak isimlendirilen bir yerde geçmektedir.
terranlar, insan benzeri bir ırktır. bu ırk, emperyalist monarşik bir yönetimdedir. robotize ve mekanize askeri birlikleri bulunmaktadır. büyük uzay gemilerine sahiptirler. ayrıca, nükleer silah kullanabilen tek ırktır. güçleri, bilimsel ve teknolojik silahlara dayanır.
zergler, xel'naga denilen bir başka üstün ırkın tasarladığı böcek benzeri kabuklu, pençeli bir ırktır. bu ırk kendi evriminin kontrolünü ele geçirmiştir. teknolojik silahlara sahip olmaktan çok, evrimsel süreçlerle kendilerini mutasyona uğratıp farklı biyolojik silahlarla donatılmış canlılara dönüşebilmektedirler. zergler bireysel hareket edememektedirler. overmind denilen bir büyük beyin, overlord denilen büyük antenlere sahip canlılar ile tüm zergleri kontrol etmektedir.
protoslar ise kadim bir uzaylı ırktır. bu ırk telepatik yollarla haberleşme yetenekleri geliştirmiştir. görünmezlik teknolojileri ve enerji kalkanları bulunmaktadır. boyutlar arası seyahat yapabilmektedirler. ağız ve kulakları yoktur. psişik güçleri sayesinde düşmanlarını yok edebilmektedirler. çok teknolojik silahlara ve uzay gemilerine sahiptirler. bu ırkın xel'naga denilen üstün ırk ile bir ilişkişi bulunmaktadır.
olaylar terranların ilk olarak zergler ve sonrasında protoslarla karşılaşması ile gelişir.
diğer iki ırktan habersiz olan terranlar birden bire kendilerini büyük bir savaşın içinde bulurlar.
terranlar, insan benzeri bir ırktır. bu ırk, emperyalist monarşik bir yönetimdedir. robotize ve mekanize askeri birlikleri bulunmaktadır. büyük uzay gemilerine sahiptirler. ayrıca, nükleer silah kullanabilen tek ırktır. güçleri, bilimsel ve teknolojik silahlara dayanır.
zergler, xel'naga denilen bir başka üstün ırkın tasarladığı böcek benzeri kabuklu, pençeli bir ırktır. bu ırk kendi evriminin kontrolünü ele geçirmiştir. teknolojik silahlara sahip olmaktan çok, evrimsel süreçlerle kendilerini mutasyona uğratıp farklı biyolojik silahlarla donatılmış canlılara dönüşebilmektedirler. zergler bireysel hareket edememektedirler. overmind denilen bir büyük beyin, overlord denilen büyük antenlere sahip canlılar ile tüm zergleri kontrol etmektedir.
protoslar ise kadim bir uzaylı ırktır. bu ırk telepatik yollarla haberleşme yetenekleri geliştirmiştir. görünmezlik teknolojileri ve enerji kalkanları bulunmaktadır. boyutlar arası seyahat yapabilmektedirler. ağız ve kulakları yoktur. psişik güçleri sayesinde düşmanlarını yok edebilmektedirler. çok teknolojik silahlara ve uzay gemilerine sahiptirler. bu ırkın xel'naga denilen üstün ırk ile bir ilişkişi bulunmaktadır.
olaylar terranların ilk olarak zergler ve sonrasında protoslarla karşılaşması ile gelişir.
diğer iki ırktan habersiz olan terranlar birden bire kendilerini büyük bir savaşın içinde bulurlar.
devamını gör...
ne mutlu ne de mutsuz olup arada kalmak
stabil ruh durumudur. gridir. ne beyaz olabilirsin ne siyah. insanı çok yoran bir durum olmakla beraber insanı gerçekten sorgulamaya iten, bir şeylerin eksikliğini muhtaç kalmışlığını iliklerinize kadar hissettirir. bir yanınız kırgınken, bir yanınız güzel şeyleri görmeyi/hissetmeyi ister. sadece gri gibi kalıyoruz ama. ne azı ne fazlası.
devamını gör...
sevilen latince deyişler
delphi'deki apollon tapınağı girişinde altın harflerle yazılı olan "nosce te ipsum" deyişi
"kendini tanı" anlamındadır.
"kendini tanı" anlamındadır.
devamını gör...
türk kadınlarının burnunun çok havada olması
artık genelleme yapmasak mı? burnu havada kadın/erkeklerin olduğu gibi olmayanları da vardır. rahatsız oluyorsan muhattap olmazsın.
devamını gör...
geceye bir hayat dersi bırak
her ihanet sevgiyle başlar
devamını gör...
delik adamı
bizler dünya insanları olarak yedi milyar kişiyiz. daha fazla küsüratı var da, konu onlar değil.
bu milyarlarca insanın belki yüzlercesiyle gün içerisinde karşılaşıyoruz. bazılarımız daha fazlasıyla, bazılarımız daha azıyla. hiç dışarı çıkmayan bireyler dahi en az üç dört kişiyi görüyor. ne yalnızız, ne de tek başımızayız. etrafımız hep birileri ile dolu fakat yerli kabileler kendileri dışında hiç kimseyi görmüyorlar.
40 50 yıl öncesine kadar dünya üzerinde yaşayan birçok farklı kabile vardı. sayıları milyonlara göre azdı fakat bir şekilde yaşamaya devam ediyorlardı. şimdi ise o kabilelerden geriye 20 30 tane kaldı. 90'lı yıllarda onları korumak için birçok şey yapıldı ve funai isminde bir koruyucu daha çıktı. funai korumaya almak için kabileleri gezdiği zaman dünyanın en yalnız adamına rastladı *. diğer kabileler her ne kadar kabul görse de, açtığı 2 metre derinliği bulan deliklerle adını "delik adamı" diye duyurmuş şu kişi 7 milyar arasında tek başına.

funai 113 farklı kabileyi buldu ve korumaya aldı. himayesine alamadığı kişilerden biri ise bahsettiğim üzere delik adam. 50'li yaşlarını yaşadığı düşünülen bu adam, amazon ormanları'nın balta girmemiş derinliklerinde yaşam mücadelesi veriyor.
ne konuştuğu dil hakkında bir bilgi var ne adı ne de ailesi hakkında, yaşı bile tahminler üzerine söylenmiş.
funai yanılmıyorsa ailesi 90'lı yıllarda öldürülmüş.
••
şimdi şöyle düşünelim; bizler sandığımız kadar yalnız mıyız?
bu milyarlarca insanın belki yüzlercesiyle gün içerisinde karşılaşıyoruz. bazılarımız daha fazlasıyla, bazılarımız daha azıyla. hiç dışarı çıkmayan bireyler dahi en az üç dört kişiyi görüyor. ne yalnızız, ne de tek başımızayız. etrafımız hep birileri ile dolu fakat yerli kabileler kendileri dışında hiç kimseyi görmüyorlar.
40 50 yıl öncesine kadar dünya üzerinde yaşayan birçok farklı kabile vardı. sayıları milyonlara göre azdı fakat bir şekilde yaşamaya devam ediyorlardı. şimdi ise o kabilelerden geriye 20 30 tane kaldı. 90'lı yıllarda onları korumak için birçok şey yapıldı ve funai isminde bir koruyucu daha çıktı. funai korumaya almak için kabileleri gezdiği zaman dünyanın en yalnız adamına rastladı *. diğer kabileler her ne kadar kabul görse de, açtığı 2 metre derinliği bulan deliklerle adını "delik adamı" diye duyurmuş şu kişi 7 milyar arasında tek başına.

funai 113 farklı kabileyi buldu ve korumaya aldı. himayesine alamadığı kişilerden biri ise bahsettiğim üzere delik adam. 50'li yaşlarını yaşadığı düşünülen bu adam, amazon ormanları'nın balta girmemiş derinliklerinde yaşam mücadelesi veriyor.
ne konuştuğu dil hakkında bir bilgi var ne adı ne de ailesi hakkında, yaşı bile tahminler üzerine söylenmiş.
funai yanılmıyorsa ailesi 90'lı yıllarda öldürülmüş.
••
şimdi şöyle düşünelim; bizler sandığımız kadar yalnız mıyız?
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
o bize çektiği fotoğraflar ile köy havasını hissettiren nadide bir çiçek.. kaliteli yazıları ile okurken keyiflendiren güzel mi güzel insan. daim olsun!
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bazen yakın erkek kankama yürüyorum şaka yapıyorum sanıyor kdflsfnlnf
devamını gör...
juliette binoche
'64 doğumlu fransız oyuncu. sanatçı bir aileden geliyor. heykeltıraş ve yönetmen bir baba, yönetmen ve oyuncu bir anne. paris'te oyunculuk eğitimini tamamladıktan sonra henüz 23 yaşındayken philip kaufman yönetmenliğinde the unbearable lightness of being gibi kült olmuş bir filmde başrolü oynayabildi. evet oynayabilmek bu. kitabı okuduysanız ya da en azından filmi izlediyseniz anlıyorsunuz beni eminim. hikaye de karakterler de öyle zorlayıcı ki oyuncunun tek filmi bu olsaydı bile, altından hakkıyla kalktığı için adını sinemaseverler hiçbir zaman unutmazlardı. evet iddialıyım.
milan kundera'nın ünlü romanı varolmanın dayanılmaz hafifliği'nden uyarlanan ve otoritelerce iyi kitap uyarlamalarından biri olarak kabul edilen bu filmde daniel day lewis ile birlikte oynadıktan sonra kariyer basamaklarını tırmanmaya devam etti juliette binoche. üç renk üçlemesi'nin ilk filmi olan trois couleurs bleu'da psikanalitik bir kadın hikayesi ile karşımıza çıktı ve performansı ile öyle gözler doldurdu ki film gösterime girdikten çok kısa bir süre sonra kendisine alınabilecek tüm ödülleri kazandıracak the english patient filminin başrolü hanna teklif edildi. oscar, bafta, altın ayı ve daha birçok uluslararası ödülü kaptığı bu rolüyle tüm dünyada tanındıktan sonra da durmadı. juliette binoche en çok kazanan fransız oyunculardan biri olarak güzelliğinin ve kariyerinin zirvesinde olduğu dönemde bir mükemmel filmde daha oynayarak filmografisini taçlandırdı; chocolat.
ben bir de clouds of sils maria'daki performansından söz etmek istiyorum yalnız. filmi zaten çok severim ancak maria o kadar katmanlı bir karakter ki bu filmin kastında juliette binoche gibi çok yönlü bir oyuncunun tercih edilmiş olmasının asla rastlantı olmadığına inanıyorum.
böyle oyuncuları çok görmüyoruz. aslında çok da lazım değil. iyi oyuncu demek belli bir kalıba sahip olmamak, her filminde başka biri olabilmek veya "çok juliette olmamak" demek değil. ancak işte bazıları böyle. her bir hikayede, canlandırdığı her karakterde vücut dili, enerjisi, mimikleri bile farklı. seviyorum. başlığın ilk entrysini yazmış olmanın ve bu entrynin kadının güzelliği ile alakalı olmamasının haklı gururunu yaşıyorum. yalan yok benim de bahsedesim geldi bundan bir ara ama çaktırmayın.
milan kundera'nın ünlü romanı varolmanın dayanılmaz hafifliği'nden uyarlanan ve otoritelerce iyi kitap uyarlamalarından biri olarak kabul edilen bu filmde daniel day lewis ile birlikte oynadıktan sonra kariyer basamaklarını tırmanmaya devam etti juliette binoche. üç renk üçlemesi'nin ilk filmi olan trois couleurs bleu'da psikanalitik bir kadın hikayesi ile karşımıza çıktı ve performansı ile öyle gözler doldurdu ki film gösterime girdikten çok kısa bir süre sonra kendisine alınabilecek tüm ödülleri kazandıracak the english patient filminin başrolü hanna teklif edildi. oscar, bafta, altın ayı ve daha birçok uluslararası ödülü kaptığı bu rolüyle tüm dünyada tanındıktan sonra da durmadı. juliette binoche en çok kazanan fransız oyunculardan biri olarak güzelliğinin ve kariyerinin zirvesinde olduğu dönemde bir mükemmel filmde daha oynayarak filmografisini taçlandırdı; chocolat.
ben bir de clouds of sils maria'daki performansından söz etmek istiyorum yalnız. filmi zaten çok severim ancak maria o kadar katmanlı bir karakter ki bu filmin kastında juliette binoche gibi çok yönlü bir oyuncunun tercih edilmiş olmasının asla rastlantı olmadığına inanıyorum.
böyle oyuncuları çok görmüyoruz. aslında çok da lazım değil. iyi oyuncu demek belli bir kalıba sahip olmamak, her filminde başka biri olabilmek veya "çok juliette olmamak" demek değil. ancak işte bazıları böyle. her bir hikayede, canlandırdığı her karakterde vücut dili, enerjisi, mimikleri bile farklı. seviyorum. başlığın ilk entrysini yazmış olmanın ve bu entrynin kadının güzelliği ile alakalı olmamasının haklı gururunu yaşıyorum. yalan yok benim de bahsedesim geldi bundan bir ara ama çaktırmayın.
devamını gör...
bir daha asla yapmam dediğiniz yanlışlar
başta sevmediğim bir insanla arkadaş olmak. bir kere yaptım bunu sonrasında hayatımda yaşadığım en büyük pişmanlıklardan birini yaşadım.
devamını gör...
doğruluk tapınağı

tayland'ın önemli turizm merkezlerinden olan pattaya'da bulunur. oldukça nadide bir örnektir. tapınak, tamamen ahşaptan yapılmıştır ve tek bir çivi dahi çakılmamıştır. oldukça pahalı bir ağaçtan yapılan bu tapınakta çivi dahil hiçbir metal parça kullanılmamış. ağaçların oyulup birbirine geçirilmesi ile inşa edilmiştir.
yapımına 1981 yılında başlanmıştır. halen 250 ahşap ustası iç dekorlarını bitirmek için çalışmakta. 2025 yılında tamamen bitmesi planlanıyor.
okyanusun kıyısında bulunan bu tapınak, sürekli inşaat halindedir. sebebi ise okyanus sularının ahşapları tuzlu sudan yıpratmasıdır.
tapınakta din, felsefe ve sanat güzel bir şekilde harmanlanmış. cennet, dünya, baba, anne, ay, güneş ve yıldızlar ayrıntılı oymalar ve heykeller ile ziyaretçilere sunulmuş. budist, hindu, brahman unsurlar içerir.
tapınak, modern teknolojiyi dünya düzenini bozmak ve kirletmek için kullanan egoist insana bir tepki olarak inşa edilmiş.
tapınağın felsefesine göre, insanlar artık içsel huzur ve mutluluktan uzaklaşmış durumda ve doğayı kontrol etme çabaları ile bencil yaratıklar haline gelmiştir. ekonomik ve siyasi savaşlar ile tüm çabalarını bu dünya için harcayıp ölümden sonraki hayatı unutmuş durumda. işte tapınak, "insan medeniyetinin dini ve felsefi doğrudan beslendiğine inananların' tapınağı olarak tanımlıyor kendisini.
devamını gör...
damızlık kızın öyküsü
margaret atwood’un distopik romanıdır. kadınların bütün haklarının elinden alındığı, kadınların sadece yürüyen rahim olarak kullanıldığı bir distopya. 7/10 puan verebileceğim bir roman. okuyun efem.
devamını gör...
hırçın kız
o zamanların kadınları, erkekleri ,evlilikleri, kadın erkek ilişkileri üzerine fikir alabileceğimiz 5 perdelik tiyatro oyunudur.
daha sonralarında filmi, müzikali, operası, neyinde yapılmıştır zahar. yapılmıştır herhal; koskoca şekspir oyunu nihayetinde...
yapacağı evlilikte önceliği ''maddi kazanç'' olan petruccio, muradına erer katherine ile evlenmeye karar verir. katherine'in inatçı, güçlü ve hırçın olduğu bilinmektedir.
o zamanları, kadınlar erkeklerin fikrine karşı çıkamazdı, eğer karşı çıkarsa ''hırçın'' olarak değerlendirilirdi.
işte oyun petruccio'nun, katherine'yi evcilleştirmesi üzerine kurguludur. bu evcilleşme sırasında kadına yönelik inanılmaz şiddet öğeleri barındırır. dayak, aç bırakma, uykusuz bırakma, cadaloz yularıgibi uygulamalara değinilir. üstelik petruccio katherine'nin sevgisiyle de ilgilenmez.
işte katherine oyunun sonunda gittikleri bir ziyafette, diğer kadınlara, kocalarına itaat etmeleri gerektiğini söyler.
kocanız sizin efendiniz , koruyucunuzdur der. size bakabilmek için çalışıp, para kazanmak için en zorlu işlere yıpratır bedenini. kocalarınıza sevgi ve itaat borçlusunuz. ve bu bedel çok küçük bir ödemedir der.
bütün bu uygulamalar sonucunda katherine uysallaşmıştır.
bu sebepten ötürü bazı eleştirmenler, bu eseri şekspirin komedyaları arasına almaz. hatta hiç sergilenmemesi gerektiğini savunurlar.
1967 yılında elizebet taylor ve richard burtonun başrollerini paylaştığı filmden bir karenin fotoğrafı vardır.
''
''
daha sonralarında filmi, müzikali, operası, neyinde yapılmıştır zahar. yapılmıştır herhal; koskoca şekspir oyunu nihayetinde...
yapacağı evlilikte önceliği ''maddi kazanç'' olan petruccio, muradına erer katherine ile evlenmeye karar verir. katherine'in inatçı, güçlü ve hırçın olduğu bilinmektedir.
o zamanları, kadınlar erkeklerin fikrine karşı çıkamazdı, eğer karşı çıkarsa ''hırçın'' olarak değerlendirilirdi.
işte oyun petruccio'nun, katherine'yi evcilleştirmesi üzerine kurguludur. bu evcilleşme sırasında kadına yönelik inanılmaz şiddet öğeleri barındırır. dayak, aç bırakma, uykusuz bırakma, cadaloz yularıgibi uygulamalara değinilir. üstelik petruccio katherine'nin sevgisiyle de ilgilenmez.
işte katherine oyunun sonunda gittikleri bir ziyafette, diğer kadınlara, kocalarına itaat etmeleri gerektiğini söyler.
kocanız sizin efendiniz , koruyucunuzdur der. size bakabilmek için çalışıp, para kazanmak için en zorlu işlere yıpratır bedenini. kocalarınıza sevgi ve itaat borçlusunuz. ve bu bedel çok küçük bir ödemedir der.
bütün bu uygulamalar sonucunda katherine uysallaşmıştır.
bu sebepten ötürü bazı eleştirmenler, bu eseri şekspirin komedyaları arasına almaz. hatta hiç sergilenmemesi gerektiğini savunurlar.
1967 yılında elizebet taylor ve richard burtonun başrollerini paylaştığı filmden bir karenin fotoğrafı vardır.
''
''
devamını gör...
yazarlardan çaylaklara tavsiyeler
resmen bu pazar sabahı kafa sözlükde devrime uyandım. çaylaklık gelmiş, kullanılabilir karma puanı, rozet alımı ve değiştirilmesi, kişisel ileti, renkli mahlas, gizli gezinme, takipçileri görme. aman tanrım dedim bunlar ne güzel teşvik edici özellikler. emeği geçen herkese teşekkürler. yalnız helios vasıtası ile sayın iko’ dan bir isteğim olacak. rozetlere harley quinn’ide ekler misiniz lütfen. quin rozeti için gece gündüz karma puanı biriktirebilirim.
çaylaklara tavsiye vermek haddim değil, oldukları gibi yazsınlar yeter. yazılan her ileti okumaya değerdir.
çaylaklara tavsiye vermek haddim değil, oldukları gibi yazsınlar yeter. yazılan her ileti okumaya değerdir.
devamını gör...


