çat diye örgün egitime geçtik deyip öğrencileri velileri yurt arayışına sokarlar bir sürü insan otobüs uçak bileti satın alır, emlakçılardan ev kiralarlar, akademisyenlerden hademelere kadar herkes görev yerine koşturur. bir hafta sonra ağam der ki vay ben vazgeçtim herkes evine geri dönsün. muhtemel süreç bu şekilde olacak.
x2 ekonomik masraf x2 zaman israfı x2 bulaş.
devamını gör...

(bkz: deliye her gün bayram)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

son zamanlarda çokça pot kırmaktalar. dillerine geliyor artık. resmen halkla dalga geçmek bu. fakirlikten intihar edilmez doğru, kuru ekmeğe şükretmeliler.
devamını gör...

şöyle bir video bırakacağım başlıktır:

devamını gör...

"durağan" anlamına da gelir.
devamını gör...

kadınların eşleri, sevgilileri, akrabaları tarafından fiziksel ya da psikolojik şiddet görmesine verilen addır. kadına şiddet durumunda ülkenin yargısı, şiddet uygulayan kişiye ağır cezalar verip sosyolojik manada bunu normalleştirmeden işi bitirir. fakat bazı üçüncü dünya ülkelerinde böyle durumlara göz yumulabilir.
(bkz: anitsayac.com)
devamını gör...

fotoğrafçılık, profesyonelleştirme fırsatı kolladığım bir zamandayım hatta.
devamını gör...

allah’ın işine karışılmayacağı, sonucun ne olacağı hiç bir zaman belli olmayacağı anlamındaki atasözü.
bu gün öyle birden aklıma takıldı.
açık anlamı:
gelinin baba evinden ata bindirilerek hazırlanan yeni evine giderken, bütün her şeyin hazır olduğu, bütün işlemlerin tamamlandığı bir pozisyonda dahi evlenip evlenmeyeceği kesin değildir.
hindistan'da bu duruma örnek teşkil edecek düğünler duyuyoruz son zamanlarda.
aslında hindistan'a kadar gitmeye gerek yok. internetin icatıyla ulaşılması kolaylaşan sosyal medya sayesinde sadece yazışmaların devrinin hakim olduğu, bu dönem için söylenmiş bir atasözü gibidir.
hiç belli olmaz anlamına da gelir.
devamını gör...

ada parçası derken başlık sahibinin kastettiği nedir anlayamadım.

t: jeopolitik konumundan ötürü oldukça değerli topraklara sahip, atatürk'ün ''efendiler, kıbrıs'a dikkat ediniz.'' vasiyetinde bulunduğu 4 tarafı sadece sularla değil doğalgaz ve sömürgeci yamyam devletlerle çevrili, adaya adım attığınızdan itibaren tarih kokan, venediklisi, cenevizlisi, osmanlısı ve birçok önemli medeniyete ev sahipliği yapmış akdeniz'in incisi ada.
devamını gör...

yeterli zamanı olanlar için mümkündür. ben kendi yaptığım bir kaç yöntemi anlatayım. içerik üreterek ve ekitap yazarak para kazanmayı anlatacağım. ben aylık 70 dolar kadar kazanıyorum. yani uğraştığıma değmez ama ben para için değil can sıkıntısından uğraşıyorum.

tıbbi bilgiler verdiğim bir youtube kanalım var. düzenli video paylaşırsanız kazanç sınırına ulaşmamak mümkün değil. 9180 takipçim vardı en son. ee ben doktor değilim nasıl olacak diyenler oluyor. açarsın iki siteyi oradaki bilgileri seslendirirsin benim yaptığım da bu.

buradan

bir kitap öykü roman yazdınız. kimseye ihtiyacınız yok bunu ekitap haline çevirmek iki dakikanızı alır. hazır sistemlerle kitap kapağı da yaparsanız tamam. bunları d&r ve idefiks de satışa çıkarıyorsunuz. her satışın yüzde 60'ı sizin. fiyatı da siz belirliyorsunuz. ben deneme amaçlı iki öykü kitabı yazdım. aylık ortalama kazancım 30 dolar civarında. daha iyi kitaplar yazarsanız hafif de reklam yapabilirseniz kazancınız artacaktır.

buradan bakabilirsiniz.

youtube ve ekitap hakkında sorusu olanları cevaplarım. bide satış olayı var. o konuda da ufak tefek denemelerim oldu ama bu konuyu daha iyi bilenler anlatsın.

ekitap konusunda şunu söyleyeyim. iki kitap yazıp günde 1 dolar kazanmak komik gelebilir ama ömür boyu bana para getirecek. ve her iki kitabı da birer hafrasonunda yazdım. asıl romanımı şimdilik ekitap yapmıyorum. her haftasonu bir kitap satışa çıkarsam ayda 4 kitabım daha olur. kitap sayım arttıkça kazancım da artar. biri tutulursa kazançlar katlanacaktır.

biraz uzadı. geveze biriyim ama şunu söyleyebilirim. internetten para kazanmak yan gelip yatma yeri değil. emek ve sabır istiyor.
devamını gör...

çin'de wuhan adında bir şehir olduğunu öğretti.
devamını gör...


anadolu'dan kop gel düz git
ankara'yı geç sağ dön
bursa'nın biraz yukarsı
altunizade'den sonra köprünün hemen aşağısı
avrupa yakası

babamın otoritesini geç
annemin damat takıntısı
abimin şöhret sevdasııı
gençliği solla
kariyeri fulle
çayınıda demle
son durak

avrupa yakası
avrupa yakası
avrupaaaa yakasııııııı
devamını gör...

toksik insanlar.
devamını gör...

bu ülkede olmayan bir şeyi okuma hissini tatmak için okunan bölüm.
devamını gör...

peki yarbay mustafa kemal olmasaydı o tüfekler, mühimmatlar ne bokuma yarayacaktı diye de bir soru sorsa böyle düşünmezdi. ulan yunanlılar ülkeye ayağını bastığında 7 yaşında çocuklara annelerinin önünde tecavüz ettiler. çok sevdiğiniz osmanlı devletinin kurucularının türbelerini yıkıp yağmaladılar. o türbelerin içinde kadınların ırzına geçip naaşların üstüne tuvaletlerini yaparken nerdeydiniz peki? savunaydınız ya? sizin yapamadığınızı atatürk ve bir avuç inanmış türk milleti yaptı. utanıyorum siz ve sizin gibilerden.
devamını gör...

bir lars von trier filmi. bu filmde temel unsurun kaos ve kozmos çatışması olduğunu gördüm. din-bilim çatışmasını pek görebildiğim söylenemez. yani illaki böyle bir sonuç çıkarılabilir, burjuva eleştirisi de yapılabilir fakat filmdeki esas can alıcı nokta vurgulanmak istenen çaresizliktir.



filmin ilk kısmı olan evlilik kısmı'nda justine adlı gelinimizin ne kadar depresif ve melankoli içerisinde olduğunu görüyoruz. tam anlamıyla depresif bir kişiliktir ve çaresizdir. çünkü -depresyona girenler daha iyi anlayacaktır- böyle bir durumda insan asla felaketten kurtulamayacağını ve yaşamının sonsuza kadar böyle çile çekerek geçeceğini düşünür. depresyon budur aslında özünde ve insan hiçbir surette kılını kıpırdatmak istemez, çünkü anlamı yoktur. yaşanılan her şey anlamsızdır. bunları konuşmak bile. dolayısıyla depresyon hastası bir kimse elbette ki tedaviyi de umursamaz. çünkü o iyileşmeyi istemez, hasta bile değildir bazen kendince, çaresizliği kabul etmiş, yaşamı yaşamaktan vazgeçmiştir.

ilk kısımda gördüğümüz depresif justine'in aksine, kardeşi claire ise tam tersidir. otoriter, başarılı ve görece optimist bir kadındır. zengindir, güzel bir aile hayatı vardır, kocasıyla mutludur. işte burada tam bir burjuva tanımlaması yapabiliriz, yine de pek ileri gitmeye gerek yok sanıyorum çünkü filmin ekseni bir toplum eleştirisine kaymadı hiç. claire adlı karakter son derece optimisttir. ikinci kısımda melancholia adlı gezegen dünya'ya çarpmaya yakın claire aklını kaçırır. çünkü felaket üstlerine geliyordur ve her şey sona erecektir. çaresizdir. yapacak hiçbir şeyi yoktur.

son sahnede claire ve justine'in ölümü nasıl karşıladığına bakarsak daha iyi anlayabiliriz bunu. claire'in korkudan ödü koptu, ağlaya ağlaya ölmeyi bekledi. justine ise zaten pek çok zamandır çaresizdi, felaketin içindeydi ve yaşamı istemiyordu. dolayısıyla ölümü de usulca karşıladı.

john adlı karaktere gelince, tam bir burjuva alan karakter bilime o kadar inanıyordu ki en sonunda o "bilim adamları"nın "kurtulacağız" senaryolarının yanıldığını görünce intihar etti.

bu noktada din eleştirisi yapılabilir mi, belki. fakat bu noktada oldukça derin bir incelemeye ihtiyaç var çünkü film dini hiçbir öğe barındırmıyor. en azından ben göremedim. aynı şekilde bilinç dışı için de yapıyorum bu yorumu.

hayatın anlamsızlığı ve yok oluşun çözümsüzlüğü karşısında hiçbir şey yapamayız, böylece inanç denen şeye daha sağlam bakabilmemize yarayabilir bu nihai yok oluş. pek çok zamandır söylenen şeydir bu ama bir noktada da kendini avutmasıdır insanın. yok oluş var diye olası bir (filmde geçen tabir ile sihirli mağara) hakikat uydurup da buraya sığınmak anca filmdeki çocuk için geçerli olabilir. çünkü yok oluş, yok oluştur. dine inanmak bu yok oluşu bertaraf etmez, yalnızca insanın kendisini kandırması olur.

burada işte güzel bir din eleştirisi bulunabilir. yine de didikledik azıcık, olsun.

bu noktada da varoluşsal sulara inilebilir ama gerek yok. herhangi bir eseri gösterin bana, dilediğiniz kadar yorum yaparım. ama anlamsız olur. önemli olan, daha önce de söylediğim gibi, eserlere yüzeysel bakıp oradan bir hakikat çıkarabilmektir. muz çöpünün yapıştırıldığı bir tablo, bu yüzden bana kalırsa bir çöptür, başka bir şey değil.



filmdeki küçük çocuk lars von trier'e benziyordu lol.

puanım 9/10 - 4,5/5

çaresizliği hissetmek için filmin içine girebilirseniz eğer, siz de sonda gözyaşı dökebilirsiniz.
devamını gör...

öteki sözlükte esas duruşta beklemeye alışkın yazarlar, buraya elini kolunu sallayarak girince doğal olarak vasat gözüküyor. ama unutulmaması gereken bir şey var. her sosyal medya platformunun kendi belirlediği bir formatı var. buradaki format kafa sözlüğe ait. daha basit yer arıyorsanız facebook var. daha sıkı bir yer arıyorsanız ekşi sözlük var.

misal..
yani..
örnek..
saygılarımı sunarım. yanaklarınızı öperim. pardon öpemem corona var.
devamını gör...

karnak ve dünyanın en büyük açık hava müzesi olarak kabul edilen luksor şehirleri yakınlarında, krallar vadisi'nde yer alan; nil nehrini karşısına alarak oturmuş vaziyette iki büyük heykel yer alır. amenophis iii'ün mezar tapınağından günümüze ulaşan tek parçaları olan bu iki heykel firavun amenophis'i canlandırmaktadır.

milattan önce 1400 yılında yapılan heykeller yeni mısır imparatorluğunun en büyük tapınağının kapısında idi. milattan önce 1200 yılında yaşanan bir deprem ile tapınak yıkıldı ve milattan sonra 27 yılında yaşanan bir deprem ile tapınaktan geriye kalan heykeller daha da zarar gördü. kumtaşından yapılan heykeller sabah rüzgarı ile beraber inlemeye benzer sesler çıkarmaya başladılar. hatta bu seslerden dolayı heykellerin ''şarkı söyleyen memnon'' adı ile anıldığı olmuştur.

tebai ovasına gelen ve bu iniltileri işiten romalılar hasara uğramış heykellerin bir yunan kahramanı olan memnon'a ait olduğunu sandılar ve annesi eos'un -şafak tanrıçası- onları selamladığını düşündüler. uğrak nokta haline gelen heykellere şarkılar, şiirler dizdiler. rüzgarın bir çatlağa girerek çıkarttığı (veya sabah genişleyen taşların gece vakti daralırken bu sesleri çıkarttığı söylenir) bu uğultu, roma imparatoru septemius severus döneminde heykeller onarıldıktan sonra kesildi fakat onlar hala memnon heykelleri olarak bilinirler.
devamını gör...

kötü troll yazarlar dense katılacağım kampanyadır ama olmadığı için katılmıyorum. çünkü çok iyi bir troll yazar gelirse bence sözlük şenlenir. ama haddini bilmeli ve hassas konulara hassas yaklaşabilmeli. bu sebeple iyi trollere evet ama kötü trollere hayır.

trollü zeka işi olduğundan kah güleriz kah ders alırız.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim