charlie chaplin
benim acım
birinin gülüşüne
sebep olabilir.
ama benim gülüşüm
asla birinin acısına
sebep olmamalı.
charlie chaplin .
toprağı bol olsun, bu kadar yoklukta çekmiş olduğu filmler hala seyr ediliyor ve gülünüyor.
birinin gülüşüne
sebep olabilir.
ama benim gülüşüm
asla birinin acısına
sebep olmamalı.
charlie chaplin .
toprağı bol olsun, bu kadar yoklukta çekmiş olduğu filmler hala seyr ediliyor ve gülünüyor.
devamını gör...
kafa sözlük
her neden ve nasılsa bana evimin salonu samimiyetini veren sözlük.
devamını gör...
mutlu bir evlilik için ilk şart
gene evlileri her gün iskender kebap yiyor zannedenler sekse bağlamış olayı.* e herhalde seks elzem ve güzel ama ilk şart değildir. ilk şart o insanın her haline gocunmadan, gıcık olmadan tolera edebilmek ve de sevgi, saygı, huzurunu baki kılabilmektir. hee hiç evlenmemiş adam gelmiş edebiyatı yağsız kıyma gibi çekiyor diyenler de haklıdır ama teoride de olsa benim fikrim bu yönde.(bkz: swh)
devamını gör...
en dengesiz burç
kendimden ve çevremdeki insanlardan yola çıkarak kova burcu diyorum. ayrıca yengeç burçlarının da dengesizliklerini çok gördüm. neyse bu başlığa 12 burcun da hepsi yazılacağı için çok da önemli değil sanki swh.
devamını gör...
gülerek ben yemek yapmayı bilmem ki diyen kadın
yemek yapmak sadece kadınların üzerine tanımlanmış bir görev değildir. yemek yiyen herkes, yemek yapmayı bilmelidir.
devamını gör...
yazarların girdiği tanımlardan karakter analizi yapmak
gereksiz bir harekettir.
haaa illa bir karakter analizi yapma merakı içinde olan yazarlar varsa ben karaktersizim.
haaa illa bir karakter analizi yapma merakı içinde olan yazarlar varsa ben karaktersizim.
devamını gör...
haçlı seferleri
birinci haçlı seferi; (aklımda kaldığı kadarıyla)
tarih 1096 yılını gösterirken anadolu selçukluların baskılarından bıkmış olan bizans imparatoru aleksios batı hristiyan dünyasından askeri yardım ister. (yıllarca moğolunuz ayrı dert, türkünüz ayrı dert, iki dakka rahat bırakın kardeşim diye bıkmıştır)
batı ülkeleri önce pek rağbet etmez, kim uğraşıcak şimdi elin bizanlısıyla, türkleriyle filan diye ses etmezler. aleksios hemen (günümüzde de rağbet gören) din kartını ortaya atar ve papa'dan da yardım ister. papa da boş durur mu?? atlar hemen orta yere, doğudaki ortodoks hristiyanları da kendisini desteklemelerini sağlamak için fransa'da konsül toplar.
orada başlar "eeyyy hristiyan alemi... kudüs'ü en iyi biz biliriz biiizzz, ıstavroz çıkarmayı sizden öğrenecek değiliz" diye konuşmalara. bu çağrılara kutsal roma-germen imparatorluğu filan pek kulak asmaz. ne haliniz varsa görün,bizim başımızı didiklemeyin derler. e tabi bunu duyan ingilizler de pek sallamazlar, "siz önce bi gidin bakın bakalım neymiş ne değilmiş ona göre ilerde bakarız" derler.
bu çağrılara anca öyle ufak kontluklar, prenslikler, ne idüğü belirsiz ufak tefek dükalıklar filan cevap verirler. "oğlum aşağı mahallede kavga varmış koş lan koş" diye atılırlar orta yere.
bizans imparatoru aleksios askeri yardım filan diye elini ovuşturup beklerken bir anda sürüler halinde ag parti yardım kamyonuna tosunu konduran ahali gibi haçlı askerleri akın etmeye başlarlar.
e haliyle aleksios da tırsmaya başlar "napıcaz olm bunları, hepsi izbandut gibi doluştular bizans'ın içine. karımıza kızımıza, türbanlı bacımıza sarkacaklar , camiye ayakkabılarıyla girip bira mira içecekler" diye.
biraz düşünür aleksios, hemen kafayı toparlar bizans işi çözüm bulur. öyle gelen izbandut sürülerinin başındaki kazmalara der ki "hacı öyle bedavadan geçiş yok, her gelen bizim askerlerimizin rehberliğinde belli noktalarda konaklayacak, yemekti iaşeydi filan herkes cebinden alman usulü ödeyecek. bak size pazarlar kurdum, oradan alın işte ne istiyorsanız. konstantinapol'e gelenler de önce elimi eteğimi öpecek, sonra geçecek. anadolu'da kaybettiğim eski toprakları da ele geçirirse bir kısımını bana verecek" der.
hem ayranım dökülmesin hem belim incinmesin diye şart koşar bu elemanlara.
haçlılar konstantinapolis sınırına geldiğinde "hoopp nereye hacı, öyle her elini kolunu sallayan giremez buralara, başhekimin emri var,geçemen" diye şehre sokulmazlar. önce gidip imparatora bağlılık yemini ettirilirler sonra hızlı bir şekilde gemilerle boğazdan karşıya geçirilerek anadolu topraklarına salınırlar.
bu haçlılar öyle toplu halde gelmezler. orta çağ milletleri her hıyarım var diyene tuzu benden demedikleri için dalga dalga ilerlerler. misal, önce halk haçlı hareketi dediğimiz köylülerden ve küçük soylulardan oluşanlar dalarlar bizans kapılarına, daha sonra baronların ve daha büyük soyluların askerleri gelirler.
anadolu'ya geçerler, ilk önce iznik'i alıp bizans'a verirler. daha sonra anadolu içlerine doğru devam ettiler. anadolu içlerinde gerek türk'lerin gerilla savaşımsı saldırıları, gerek arazinin yaz aylarındaki çoraklığı derken baya kırılırlar antakya'ya gelene kadar.
antakya ele geçirilir uzun kuşatmalardan sonra, diğer yandan burayı geçtikten sonra kudüs'ü ele geçirirler. kudüs'ü ele geçirdikten sonra birbirlerine düşerler, sen mi yöneticen ben mi yöneticem diye diye. en son kudüs krallığını kurarlar ama bunun yönetimi iyice karışıktır.
tarih 1096 yılını gösterirken anadolu selçukluların baskılarından bıkmış olan bizans imparatoru aleksios batı hristiyan dünyasından askeri yardım ister. (yıllarca moğolunuz ayrı dert, türkünüz ayrı dert, iki dakka rahat bırakın kardeşim diye bıkmıştır)
batı ülkeleri önce pek rağbet etmez, kim uğraşıcak şimdi elin bizanlısıyla, türkleriyle filan diye ses etmezler. aleksios hemen (günümüzde de rağbet gören) din kartını ortaya atar ve papa'dan da yardım ister. papa da boş durur mu?? atlar hemen orta yere, doğudaki ortodoks hristiyanları da kendisini desteklemelerini sağlamak için fransa'da konsül toplar.
orada başlar "eeyyy hristiyan alemi... kudüs'ü en iyi biz biliriz biiizzz, ıstavroz çıkarmayı sizden öğrenecek değiliz" diye konuşmalara. bu çağrılara kutsal roma-germen imparatorluğu filan pek kulak asmaz. ne haliniz varsa görün,bizim başımızı didiklemeyin derler. e tabi bunu duyan ingilizler de pek sallamazlar, "siz önce bi gidin bakın bakalım neymiş ne değilmiş ona göre ilerde bakarız" derler.
bu çağrılara anca öyle ufak kontluklar, prenslikler, ne idüğü belirsiz ufak tefek dükalıklar filan cevap verirler. "oğlum aşağı mahallede kavga varmış koş lan koş" diye atılırlar orta yere.
bizans imparatoru aleksios askeri yardım filan diye elini ovuşturup beklerken bir anda sürüler halinde ag parti yardım kamyonuna tosunu konduran ahali gibi haçlı askerleri akın etmeye başlarlar.
e haliyle aleksios da tırsmaya başlar "napıcaz olm bunları, hepsi izbandut gibi doluştular bizans'ın içine. karımıza kızımıza, türbanlı bacımıza sarkacaklar , camiye ayakkabılarıyla girip bira mira içecekler" diye.
biraz düşünür aleksios, hemen kafayı toparlar bizans işi çözüm bulur. öyle gelen izbandut sürülerinin başındaki kazmalara der ki "hacı öyle bedavadan geçiş yok, her gelen bizim askerlerimizin rehberliğinde belli noktalarda konaklayacak, yemekti iaşeydi filan herkes cebinden alman usulü ödeyecek. bak size pazarlar kurdum, oradan alın işte ne istiyorsanız. konstantinapol'e gelenler de önce elimi eteğimi öpecek, sonra geçecek. anadolu'da kaybettiğim eski toprakları da ele geçirirse bir kısımını bana verecek" der.
hem ayranım dökülmesin hem belim incinmesin diye şart koşar bu elemanlara.
haçlılar konstantinapolis sınırına geldiğinde "hoopp nereye hacı, öyle her elini kolunu sallayan giremez buralara, başhekimin emri var,geçemen" diye şehre sokulmazlar. önce gidip imparatora bağlılık yemini ettirilirler sonra hızlı bir şekilde gemilerle boğazdan karşıya geçirilerek anadolu topraklarına salınırlar.
bu haçlılar öyle toplu halde gelmezler. orta çağ milletleri her hıyarım var diyene tuzu benden demedikleri için dalga dalga ilerlerler. misal, önce halk haçlı hareketi dediğimiz köylülerden ve küçük soylulardan oluşanlar dalarlar bizans kapılarına, daha sonra baronların ve daha büyük soyluların askerleri gelirler.
anadolu'ya geçerler, ilk önce iznik'i alıp bizans'a verirler. daha sonra anadolu içlerine doğru devam ettiler. anadolu içlerinde gerek türk'lerin gerilla savaşımsı saldırıları, gerek arazinin yaz aylarındaki çoraklığı derken baya kırılırlar antakya'ya gelene kadar.
antakya ele geçirilir uzun kuşatmalardan sonra, diğer yandan burayı geçtikten sonra kudüs'ü ele geçirirler. kudüs'ü ele geçirdikten sonra birbirlerine düşerler, sen mi yöneticen ben mi yöneticem diye diye. en son kudüs krallığını kurarlar ama bunun yönetimi iyice karışıktır.
devamını gör...
file çorap
yamuk kare desenli çoraptır.
bir espri.
+file çorap aldım.
-file niye aldın? kendine alsaydın yaa.
bir espri.
+file çorap aldım.
-file niye aldın? kendine alsaydın yaa.
devamını gör...
yazarların şu an duymak istediği söz
günaydın mısır daki dedenizden yüklü miktarda miras kaldı devir işlemleri için ofisime bekliyorum .
devamını gör...
ksenophon
büyük iskenderin iran seferlerinde kılavuzluğunu üstlenen ve iranlıların idari , sosyal düzenleri hakkında bilgiler, görüşler içeren anabasis (iç ülkelerde sefer) adlı eserin sahibi aynı zamanda da sokrates'in öğrencisi olan yunan filozof, yazar, tarihçi, askerdir.
devamını gör...
selam ve dua lipa ile
mesajın ya da mailin sonuna yazılabilecek güzel temenni.
devamını gör...
hoşlanılan kişiye mesaj atma bahaneleri
hiçbir zaman böyle bir düşüncem olmadı dostlar. eğer bir kişi ile konuşmak istiyorsam, hiç çekinmeden yazarım. en kötü "naber, nasılsın" diye sorarım. eğer karşıdaki kişi konuşmak istemiyorsa zaten belli edecektir. ayrıca gerçekten konuşmak isteyen, bir bahanesi olmadan da yazabiliyor. bu kadar kasmayın, eğer konuşmak istiyorsanız konuşun beya.
devamını gör...
heisenberg
tehlikede değilim. tehlikenin kendisiyim.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
koskoca itibarına kıl kondurmayan devlet, gece gizliden çaktırmadan buzdolabından sarma aşırır misali vatandaşının arkasından iş çeviriyor. farklı bir sonuç beklemiyordum ona rağmen üzüldüm.
devamını gör...
bir işten sonuç alana dek o işi gizlemek
yapılması gerekendir.
bilimsel olarak da kanıtlandığı üzere bir insanın hedeflerini veya yapmak istediklerini başkalarına anlatması beyindeki birtakım mekanizmaları tetikleyerek o hedefi gerçekleştirme tatmini verir ve gerçekleştirmek için gereken motivasyonun azalamasına hatta bazen de sıfırlanmasına sebep olur. böylece bir hedefinizi başkasına anlattığınızda sadece o kişiyi bilgilendirmiş olmakla kalmayıp beyninizde de kurguluyorsunuz ve sanki o hedefinizi gerçekleştirmiş gibi tatmin oluyorsunuz.
bilimsel olarak da kanıtlandığı üzere bir insanın hedeflerini veya yapmak istediklerini başkalarına anlatması beyindeki birtakım mekanizmaları tetikleyerek o hedefi gerçekleştirme tatmini verir ve gerçekleştirmek için gereken motivasyonun azalamasına hatta bazen de sıfırlanmasına sebep olur. böylece bir hedefinizi başkasına anlattığınızda sadece o kişiyi bilgilendirmiş olmakla kalmayıp beyninizde de kurguluyorsunuz ve sanki o hedefinizi gerçekleştirmiş gibi tatmin oluyorsunuz.
devamını gör...
kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler
cahile laf anlatmak.
devamını gör...
meja (yazar)
tanımayanın olmadığını düşündüğüm, sözlüğün medar-ı iftiharı olan veee aşırı bilgili olan süper ötesi yazar. kuantum üzerine yazdığı tanımlarıyla benim gibi kıt bir insanın bile anlamasını sağlamıştır.* ben kendisine çok teşekkür etmek istedim. ortamlarda sayesinde hava atabileceğim.*
devamını gör...
pırlanta
binlerce yıl önce hindistan’da bulunan hay bulunmaz olaydı dediğim elmasın işlenmiş halidir.
taşın büyüklüğüne, rengine göre fiyatlandırılır. makbulu beyaz ve büyük olanıdır. bir yatırım aracı olarak kullanılmamalıdır.
taşın büyüklüğüne, rengine göre fiyatlandırılır. makbulu beyaz ve büyük olanıdır. bir yatırım aracı olarak kullanılmamalıdır.
devamını gör...
kendinden 10 yaş büyük erkekle birlikte olmak
devamını gör...
