birbirimize bir şeyler katabiliyor, ortak ilgi alanımız olan konularda fikir teatisinde bulunabiliyor ve birbirimizi dinlemekle kalmıyor anlamaya çalışıyorsak mis gibi keyif alırım o insanla sohbet etmekten.

ama bilin bakalım ne eksik heheh.
devamını gör...

amanın el-patron,
nickaltına teşrif etmişsiniz. zahmet etmeyeydiniz. biz gelirdik:)
yazdığınız iltifatlar için teşekkür ederim.
selamlar:)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küfürden daha etkili sözleri edebilecek yazarların burada tutunabildiğini göstermek için.
devamını gör...

tam ateist olamamıştır bu. ateist 101 dir. içinde şüpheler gebertiyor onu derinde yada yüzeyde. ilginçtir ki ateistligi sonradan gören yurdum dinsizleri de bir adım öteye gidemiyor. anadolu ateisti ahshshd. mayalari islam'la yoğurulmus adam ne kadar ateist olursa artık. en babası verilen selamı almayınca adam da tatmin oluşuyor ateistligi buna dayanıyor.
devamını gör...

kendisi yıllar önce izmir dikili etkinliklerinde şöyle bir tespitte bulunmuş:
" eğer biri doğru dürüst insan olduğunu iddia ederken sizi şerefsizim, namussuzum, anam avradım olsun vb. gibi laflarla inandırmaya çalışıyorsa, bilin ki o dediği gibidir, sakın inanmayın."
devamını gör...

"günah değil mi? böyle kara düşünmek masmavi aydınlığın karşısında."
odysseia sayfa: önsöz xlii
devamını gör...

sasani kumandanı. hz. ömer'in şehadetinden sorumlu tutularak öldürülmüştür. urfût lakabıyla da bilinen hürmüzan-ı farisi, iran'ın ileri gelen sülâlelerinden birine mensuptur. gerçek adı hâmerz'dir. müslümanlara karşı düşman safında yer aldı. hüzistân'a hâkim olup müslümanların yaşadığı bölgelere baskınlar düzenledi. bunun üzerine islâm ordusu, hürmüzan-ı farisi'nin üzerine yürüyerek onu ağır bir yenilgiye uğrattı. hürmüzan-ı farisi bunun üzerine düceyl nehrinin doğusuna çekildi, müslümanlar da sukulahvâz'da karargâh kurdular. hürmüzân, utbe'den barış istedi, ve menâzir ile nehritîrâ ayrıca sukulahvâz'ın bir kısmını müslümanlara bırakmaya mecbur kaldı.

sasani hükümdarı iii. yezdicerd, müslümanlara karşı kumandanlarını sürekli kışkırtmaya başlamıştı. bunun için hürmüzân'a mektup da yolladı. hürmüzân tekrar harekete geçti. hz. ömer, sa'd bin ebu vakkas'a konuyu tamamen "kapatması" emrini verdi. hürmüzân üzerine kuvvetler gönderildi, ve hürmüzân mağlup oldu. bunun üzerine şüşter'e çekildi. islâm ordusu bu şehri 1 yıl 6 ay veya 2 yıl kuşattı ama alamadı. sonra ebu musa el-eş'arî yardıma geldi ve görevlendirdiği askerler hürmüzân'ı iç kaleye çekilmeye mecbur ettiler. hürmüzân kurtulamayacağını anlayıp, yakın adamlarını öldürerek onlara ait değerli eşyaları müslümanların eline geçmemesi için nehre attı ve ebû mûsâ'dan eman dileyerek teslim oldu. hürmüzân, medine'ye gönderildi. şüşter fethinden sonra, tüm huzistan müslümanların eline geçti.

hürmüzân, hz. ömer'in yanına getirildi. hürmüzân, hz. ömer'in islâm'a davetini reddetti. fakat buna rağmen eman almayı başardı. daha sonra maiyet ile beraber yerleşmeye mecbur tutulduğu mısır'a gitmek için yola çıktı. ama yolculuk sırasında gemi kazaya uğrayınca, zor bir şekilde kurtulup medine'ye döndü. hürmüzân burda müslüman oldu. bazen hz. ömer'e iran hakkında danışmanlık yaptı. hürmüzân, hz. ömer'in emriyle 2000 dirhem atâ bağlandı.

644 yılında hz. ömer, iranlı hristiyan köle ebu lü'lü tarafından şehid edildi. hürmüzân da onu buna yönelttiği gerekçesiyle ubeydullah tarafından öldürüldü.
devamını gör...

yapılır ama, muhatap olduğunuz kişiye, gruba veya topluma bağlıdır. eğer şakanızdan karşıda ki kişi de hoşlanıyor ise sıkıntı yoktur ama karşınızda ki kişinin kültürüyle veya hassas olduğu bir konuya değinirseniz ya da tabir-i caizse, geniş mezhebli biri değil ise sonuçları kötü olacaktır. kısaca, tamamıyla karşınızda bulunan kişinin durumuna göre değişir.
devamını gör...

incitilmiş bir ruha sahiptir. oysa duygular bakidir. insanı insan yapan yegane şeydir nasıl yitirilir? belki sadece haketmeyene göstermekten imtina ediyordur kişi.
devamını gör...

--- alıntı ---

tik, belli kalıplara uygun biçimde tekrar eden ani, tekrarlı, belli bir kas grubunun hareketi sonucu oluşan hareketler ya da seslerdir.

tikler karın kaslarının kasılması veya ayak parmağı çıtlatılması gibi dışarıdan bakana görünmeyen türden de olabilir. hareket bozuklukları ile ilgili diğer hastalıklara ait hareketlerle karıştırılmamalıdır. ayrıca otizm ya da kalıplaşmış hareket bozukluğu da tiklerle karıştırılabilir. tikler okb ve kriz hareketlerinden de ayrılmalıdır.

ses tikleri, burun, ağız ve gırtlaktan hava geçirilmesi ile oluşturulan istem dışı seslerdir. seslerin oluşturulmasında ses telleri de rol oynayabilir.

basit hareket tikleri, göz kırpıştırma, omuz silkme gibi ani, kısa, anlamsız hareketlerdir. el çırpma, ağız hareketleri, boyun esnetme hareketleri, kafa, kol, bacak sallama ve yüz şekilleri yapma olarak ortaya çıkabilir.
basit ses tikleri, herhangi bir ses ya da gürültü çıkarılması olabilir. çok rastlanan türleri arasında boğaz temizleme, öksürme, burun çekme, homurdanma sayılabilir.

karmaşık hareket tikleri, genelde amaçlı yapılmış gibi görünür ve daha uzun sürer. elbise çekiştirme, insanlara dokunma, nesnelere dokunma, hareketleri taklit, ya da toplumda ayıp sayılacak hareketlerin tekrarı olarak ortaya çıkar.
karmaşık ses tikleri, ekolali (başkasının söylediği sözlerin tekrarı), palilali(kendi söylediği sözlerin tekrarı), leksilali (okuduktan sonra kelimelerin tekrarı), koprolali(küfürlü ve ayıp sözlerin tekrarı) olarak kendini gösterir.

--- alıntı --- buradan
devamını gör...

rte'nin ülkesi mi? ülke türk milletinin ülkesi. tapu bizde yani... eğriye eğri doğruya da doğru demek yerine her an her şeye çok yaşa padişahım demeye alışmış koltuk ve maddi çıkar sağlayanlar gibi olamıyor işte her insan.

kaldı ki kimse kimseyi sevmek zorunda değil ancak saygı duymak ayrı konu tabi ki.
devamını gör...

b-galaktozidaz enzim eksikliğine bağlı görülen, santral sinir sisteminde beyaz cevheri tutan bir hastalıktır.
hastalıkta mental retardasyon, optik atrofi görülebilirken, hepatosplenomegali görülmez.
devamını gör...

çarşambaları artık çok seviyorum ya hu!
önce brothers düğüm salonu radyo yayını, sonrasında şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını ile ha-ri-ka geçiyor çarşamba gecelerim.
bu hafta bay impoş* bize pilli bebek anlatacakmış. o zaman ben de şuraya bi anımı iliştireyim:

bilenler bilir, kızılay, ankara'daki yeraltı ulaşımın ortak noktasıdır. hat geçişleri vs. o duraktan yapılır. bu sebeple bazı bekleme yerlerinde sağ tarafta bir hat, sol tarafta başka bi hat vardır. genelde bu bekleme yerinin ortasında da oturaklar* olur. bu oturaklar da genelde sırt sırta olacak şekilde ikişer kişilik 2 taraflı olur.
mekan anlatımım bu kadar.

günün sakin saatlerinde olmalı ki bir gün metro beklerken bu oturaklarda, galiba metro bekleyen yaşı biraz ilerlemiş bi teyzeyle sırt sırta oturuyordum. kulağımda kulaklık uslu uslu dinliyorum. ama bi sorun var. dinlediğim şarkı sanki dışarıdan geliyor gibi. hafifçe yokluyorum kulaklığı. acaba sesini çok mu açtım da dışarı çıkıyor, diye. yok, benden değil ama dinlediğim şarkıyı başka bi yerden daha duyuyorum. o anda fark ettim ki, yandaki oturakta oturan, benim emsallerimde bi çocuk kendince bu şarkıyı söylüyor. adımın merdumkaptan olduğundan emin olduğum kadar eminim ki o çocuk o an orada bizimle değildi. yani cismen var kabul, ama ruhu başka yerde başka birinin yanındaydı. neyse, kulaklığın tekini çıkardım usulca dinliyorum söylediği şarkıyı * *.
şarkının özellikle bi kısmı var ki, ne şarkıcılar burayı söyleyemedikleri için rezil oldular; merak ediyorum o yüzden orayı nasıl söyleyecek? derkeeen bu arkadaş şöyle bi dikleşti ve "olsuuuuuuun" diye bi giriş yaptı amaaa gerçekten pek güzel söyledi. sesi de çok güzeldi ayrıca. aynı zamanda söylerken de ellerini falan iki yana açtı, kafayı yukarı kaldırdı; tammm modunda yani. yüzümde ufak bi gülümsemeyle hem izledim hem dinledim. kısa bi süre içinde de metro ve tramvay, aynı anda geldi. o anda yapılan anonslarla çocuk bi silkelendi. sanıyorum, sesli bi şekilde böylesine söylediğinin farkında değildi. hemen etrafına bakmaya başladı ve o arada denk geldik. hafifçe güldüm, o da biraz mahcup bi ifadeyle güldü. "bazen olsun demek gerekiyor" dedi. "olsun" dedim. sonra karşılıklı ufak bi asker selamı gibi selam verip karşı hatlara binip gittik.

önce kulaklığımla, peşi sıra duraktaki çocuktan dinlediğim şarkı pilli bebek-olsun şarkısıydı. çocuğun da dediği gibi, bazen olsun demek düşüyor bizim payımıza, bazen bi ayrılığa, bazen bi hastalığa, bazen bi dost kazığına, bazen de hayatın ta kendisine...
gönlümüzce ve huzurla tabi bi de detone olmadan "olsuuuuuuun" demekler olsun hepimizeee.
devamını gör...

dünya'nın en fakir 50 ülkesinin, 32'si müslüman ve bu 32 ülkenin devlet başkanlarının tamamı dünya'nın en zengin ilk 500 kişisi arasında yer alıyor. bu konu hakkında ne düşünüyorsun ?

edit: cevap sakın sorgulama eksikliği, geri ve cahil bırakılmışlık, bilimden uzak tutulmak, otoriteye boyun eğme ve kadercilik olmasın.
devamını gör...

beş kardeş dizisindeki nazım olmak isterdim. dizideki nahifliği, edebiyat tutkunluğu, kardeşler arasında en çok ilgiye muhtaç olanı, büyümesine rağmen içindeki çocuğu da yaşatmış olması ve en önemlisi " hayat geçiyor. hayat geçecek. aralarda birbirimizi ne kadar çok seversek yanımıza kâr kalacak" sözüyle bana umut ışığı olan nazım olmak isterdim bu kadar ümitsizliğin içinde umudumu korumak isterdim..
devamını gör...

algonkin dili konuşan narragansett'ler, ingiliz'ler topraklarına geldiklerinde rhode island, connecticut ve massachusetts civarında yaşıyorlardı.
ilk başlarda beyazlarla iyi ilişkileri oldu ve hatta 1635'deki pequot savaşı'nda beyazlarla birlikte pequot kabilesine karşı savaştılar.
aradan yıllar geçtikçe ingilizlerin sayıları çoğaldı ve artık sıra onlara gelmişti. 1675'te king philip savaşı'nda ingilizlere büyük baskınlar verdiler, birçok kasabayı yok ederek, çok sayıda yerleşimciyi öldürdüler. ama birkaç yıl süren savaşta ingiliz ve ittifakları mohegan kabilesinin sürekli saldırılarına uğradılar. sonunda reisleri canonchet öldürüldü. kabilenin köylerine yapılan saldırılarda çok sayıda kadın ve çocuk öldürüldü yada köle yapılıp karayip adalarına satıldılar.
kaçıp kurtulabilen az sayıda kişi niantic kabilesine ve algonkin dili konuşan başka kabilelere sığındılar.
amerikan iç savaşı'ndan sonra, bu kabilenin artık asimile olmuş üyeleri son bir gayretle eski topraklarında hakları olduğunu savundular. artık kızılderili tehlikesinin olmadığı bir yer olan new england bölgesindeki beyazlar onlara hak vererek eski topraklarındaki bir bölgeyi rezervasyon olarak verdiler. bugün rhode island'daki rezervasyonlarında yaşıyorlar.
devamını gör...

gün çoktan aymış, vakit öğleyi geçmiş,
bizim gibi vampirler daha yeni yeni uyanmaya başlamış,
günaydın desen olmaz.
kafanın içinde ,sabahları hani o erken kalkan teyze yok mu,
diyor ki bu saate günaydın mı kalır, sabahlara kadar uyumazsan olacağı budur.
sen de utana sıkıla haklısın teyzecim diyorsun.
desene tünaydın!

t: geceyi gündüz, gündüzü gece yapan kafacıların 'günaydın' deme şekli.
devamını gör...

platon tarafından söylendiği rivayet edilen güzel cümle. hiçbir işle uğraşmadığı ve kafasını faydalı olana yönlendirmediği için boş beleş meseleler için kafa yoran ve hatta bu nedenle de burnu pislikten çıkmayan tiplere söylenebilir.
devamını gör...

altın rengi tozları kilin üstüne nasıl geçirebileceğimi anlamaya çalışırken ortaya çıkan bir tabloydu. fotoğrafını çekmeden duramamıştım.* yakın zamanda da wallpaper unvanını yakıştırmaya başladım. çizerler için güzel bir seçenek olabilir belki*.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her yer kar, bembeyaz, kış çetin geçiyor.damlardan koca koca buzlar sarkıyor. apartmanın kapısını açabilmek için küreklerle kazıyorlar.rüzgar dolasıyla kapı yukarı kadar örtülmüş. kampta,nöbetteki askerler donmamak için olduğu yerde zıplıyor, yüksek sesle şarkı söylüyorlar kar bir durup bir başlarken.
kapı açılınca annemle bakkala gidiyoruz, ekmek alacağız.o karda nasıl bakkala gelmiş ki ekmek?
aceleci bir bebek kapalı yolları bekleyemiyor, o soğukta bir balıkçı teknesiyle istanbul’a hastaneye yetişiyor. adını deniz koymuşlar, ne anlamlı olmuş.
sıkılıyorum şubat tatili çok uzadı, okullar bir açılsa. tek nefes aldığım yer orası. burada evde hiç ses yok: kar sessizliği sanki.uzun tatil bitince öğreneceğim: ilçeye inen rampada ( adı devebağırtan) yolda kalan onlarca araç varmış , kimi benzini bitene kadar motoru çalıştırıp ısınmaya çalışmış, kimi ilçeye yürüyerek ulaşmış evlerde misafir ediliyorlar (tanrı misafiri bu olmalı).kimi de bu kadar şanslı değil, o beyazlığı son görüşleri. ne gazeteler ne de tv haber yapıyor ,ölü sayısı fazla diyorlar, ama galiba sansür daha fazla, neden gizlediklerini anlayamıyorum.
küçüğüm çok küçük.
yok,geri dönmek istemem.
bu yaşımda, bu yılda uyanayım...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim