tanım beğenmek
güzel bir eylemdir. beğen butonu çökene kadar yüklenebilirsiniz.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
“aldanmak, yaptığımız her işte
şaşmaz yazgısı hepimizin. her sabah parlak işler tasarlar, gün boyu budalalık ederim.” voltaire
şaşmaz yazgısı hepimizin. her sabah parlak işler tasarlar, gün boyu budalalık ederim.” voltaire
devamını gör...
izmir'de üç suriyeli gencin benzinle yakılarak öldürülmesi
denize girseler rahatsız oluruz, yanmaları hiç rahatsız etmiyor ise biz aşağılık bir insanız demektir.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
acil servis doktorluğu
yaklaşık 1.5 yıldır yoğun bir ilçe devlet hastanesinde acil serviste çalışmaktayım. bu süreçte yaşadıklarımı biraz anlatmak isterim.bunlar tamamen kendi yaşadıklarımdır. yalnızca benim tecrübelerimdir. o yüzden yazdıklarımın bazıları genel tabloyu özetlese de genellikle özneldir.
---------------acil istismarı-----------------
genelde 2 doktor maksimum 3 doktor nöbet tutuyoruz. bu sayı bazen 1e kadar da düşebiliyor. hasta sayımız covid öncesi dönemde 350-360 bandında gezerken şu sıralar 150 civarında seyretmekte. bu süreçte öncelikle yaşadığım sıkıntı çoğu hekim arkadaşın yaşadığı gibi acil istismarı. nedir bu acil istismarı ? acil istismarı kabaca acil olmayan hastaların acili farklı sebeplerden kullanması diyebiliriz. özele inersek işe gidemedim rapor istiyorum, ilaçlarım bitti yaz, 3-4 yıldır belim ağrıyor kimse çözüm bulamadı bir de sen bak, ben hasta olacak gibiyim bana serum tak vs vs. bunlar normal zamanda aslında pek sıkıntı değildir. yardımcı olabileceğin noktalarda yardımcı olursun olamadığın noktalarda yönlendirirsin bir şekilde yardım edersin. ammaaa bu insanların en büyük zararı bana değil gerçekten acil olan hastayadır. çünkü gerçek acillerin sıra beklemesinin en önemli nedeni acildeki gereksiz kalabalıktır. bunu büyük hastaneler triyaj ile bir nebze çözer ama ilçelerde durum o kadar da iyi olmayabilir.
acil istismarı dediğimiz mevzu aslında tek taraflı da değildir. ben kendi adıma sadece hastane dışındaki dünyayı suçlayamam. acil hastanenin geri kalanı tarafından da çoğu zaman sıkıştırılır. sen bir acile git baksınlar sana tarzında yönlendirmeler de bizi çoğu zaman zor duruma düşürür. çünkü bu tarz hastalar hali hazırda bir yerden bize yönlendirildiği için ekstra sabırsızdır.
bir de sana şunu yapsınlar bunu yapsınlarla bize gelen hastalar vardır ki onları acilde değerlendiremezsin bile. çünkü falancı aile hekimi sana şunları bunları yapsınlar diye tembihleyip hastayı göndermiştir. sen onu gerekli görmez ve yapmazsan kötüsündür iş bilmezsindir. nabzına göre verilen şerbeti sen kesmişsindir.
acil istismarı acilin ciddi anlamda en önemli sorunudur ve örnekler genişlettikçe genişletilebilir. şimdilik burda noktalayalım.
----—-------------------------------------
yaşadıklarımın sadece çok küçük bir kısmı bile baya uzayacak gibi. en iyisi zaman zaman ben burda içimi dökeyim. aslında yüz yüze anlatılarak anlatabileceğim şeyleri yazıya dökmek de biraz zor oluyor. bu yazıda derdim kimseyi suçlamak değil aslında düzen bir şekilde böyle ve bizler de içindeyiz. kırılan ve dediklerimi yanlış anlayanlar olursa kusura bakmasınlar. başka bir zaman başka bir acil sohbetinde görüşürüz.
---------------acil istismarı-----------------
genelde 2 doktor maksimum 3 doktor nöbet tutuyoruz. bu sayı bazen 1e kadar da düşebiliyor. hasta sayımız covid öncesi dönemde 350-360 bandında gezerken şu sıralar 150 civarında seyretmekte. bu süreçte öncelikle yaşadığım sıkıntı çoğu hekim arkadaşın yaşadığı gibi acil istismarı. nedir bu acil istismarı ? acil istismarı kabaca acil olmayan hastaların acili farklı sebeplerden kullanması diyebiliriz. özele inersek işe gidemedim rapor istiyorum, ilaçlarım bitti yaz, 3-4 yıldır belim ağrıyor kimse çözüm bulamadı bir de sen bak, ben hasta olacak gibiyim bana serum tak vs vs. bunlar normal zamanda aslında pek sıkıntı değildir. yardımcı olabileceğin noktalarda yardımcı olursun olamadığın noktalarda yönlendirirsin bir şekilde yardım edersin. ammaaa bu insanların en büyük zararı bana değil gerçekten acil olan hastayadır. çünkü gerçek acillerin sıra beklemesinin en önemli nedeni acildeki gereksiz kalabalıktır. bunu büyük hastaneler triyaj ile bir nebze çözer ama ilçelerde durum o kadar da iyi olmayabilir.
acil istismarı dediğimiz mevzu aslında tek taraflı da değildir. ben kendi adıma sadece hastane dışındaki dünyayı suçlayamam. acil hastanenin geri kalanı tarafından da çoğu zaman sıkıştırılır. sen bir acile git baksınlar sana tarzında yönlendirmeler de bizi çoğu zaman zor duruma düşürür. çünkü bu tarz hastalar hali hazırda bir yerden bize yönlendirildiği için ekstra sabırsızdır.
bir de sana şunu yapsınlar bunu yapsınlarla bize gelen hastalar vardır ki onları acilde değerlendiremezsin bile. çünkü falancı aile hekimi sana şunları bunları yapsınlar diye tembihleyip hastayı göndermiştir. sen onu gerekli görmez ve yapmazsan kötüsündür iş bilmezsindir. nabzına göre verilen şerbeti sen kesmişsindir.
acil istismarı acilin ciddi anlamda en önemli sorunudur ve örnekler genişlettikçe genişletilebilir. şimdilik burda noktalayalım.
----—-------------------------------------
yaşadıklarımın sadece çok küçük bir kısmı bile baya uzayacak gibi. en iyisi zaman zaman ben burda içimi dökeyim. aslında yüz yüze anlatılarak anlatabileceğim şeyleri yazıya dökmek de biraz zor oluyor. bu yazıda derdim kimseyi suçlamak değil aslında düzen bir şekilde böyle ve bizler de içindeyiz. kırılan ve dediklerimi yanlış anlayanlar olursa kusura bakmasınlar. başka bir zaman başka bir acil sohbetinde görüşürüz.
devamını gör...
izmir
yağması gereken zamanda ,yağmayan yağmur, zaten sabah trafiği şah'tı şahbaz olmuştur, ben, sabah 7 olmadan bornova tünel lerden geçtiğim için, trafiğe takılmadım , allah şehir içinde bu yağmurda yolculuk yapmaya çalışanlara sabır versin, hiç kimse istanbul trafiği demesin, istanbul'da büyüdüm, son 22 yıldır izmir'de yaşıyorum , istanbul'da alternatif ara yollar var , biraz yolları ilçeleri biliyorsanız kaçarsın iz, ama izmir'de yol yok kardeşim, valla illallah ediyoruz özelikle son 3 yıldır.
bakın 2 yıldır , bu pandemi den dolayı hep yasaklar vardı, hiç yol çalışması veya asfaltlama, altyapı çalışması yapan , belediye, karayolları, gördünüz mü? ben görmedim , ama yasaklar bitti şimdi en yoğun zamanda başlar lar çalışmalara, maksat halka eziyet.
bu sadece izmir için değil her yer için aynı.
allah halka sabır versin, sabır ile beraber akıl da versin oy verirken lazım oluyor.
bakın 2 yıldır , bu pandemi den dolayı hep yasaklar vardı, hiç yol çalışması veya asfaltlama, altyapı çalışması yapan , belediye, karayolları, gördünüz mü? ben görmedim , ama yasaklar bitti şimdi en yoğun zamanda başlar lar çalışmalara, maksat halka eziyet.
bu sadece izmir için değil her yer için aynı.
allah halka sabır versin, sabır ile beraber akıl da versin oy verirken lazım oluyor.
devamını gör...
yazarların bu yüzden hep yalnız kalacağım dediği şeyler
hiçbir zaman kendimi tam açamıyorum. beni çok iyi tanıdığını sanan kişiler bile aslında benim hakkımda hiçbir şey bilmiyorlar. güvenmiyorum, güvenemiyorum. sanki kendim mükemmelmişim gibi mükemmelliyetciyim. en küçük şeyde bile sebepsiz yere karşımdaki kişiden soğuyabiliyorum, dengesizim. sürekli melankoli içerisindeyim. say say bitmez dostlar. yalnız kalmaya ve merdumgiriz olmaya devam.
devamını gör...
yeni biriyle tanışmak
yaş ilerlemeye başlayınca anında yavaşlamaya başlayan durumdur. artan sorumluluklar arasında, ne yeni biriyle uğraşacak takat, ne de olası bi yeni sorumluluğu kaldırabilecek psikolojik konfor vardır. evet yaş ilerlerken aynen bu kadar ayrıntılı düşünür insan. yeni insan, yeni dert... insan çocukken güzel insan buldu mu kaybetmemeli. arkadaşlık dediğin, önce geçmişe ortaklıktır.
devamını gör...
sağdan yürümek
esasen trafiğin sağdan akması sebebiyle merdiven inerken, merdiven çıkarken, kaldırımda yürürken (otoban kenarlarındaki sol banket kuralını hariç tutarak) uyguladığımız, medeniyetin yazılmamış ancak aşağı yukarı herkesin bildiği (çoğu zaman uygulanmayan) kuraldır.
sağdan yürümek medeni insan olmanın ilk adımıdır. lütfen siz de uygulayınız, uygulatınız. *
(bkz: medeniyet 101)
edit: sevgili celebrant'ın entry'sine değinmemek olmaz. evet, elbette yürüyen merdivenlerdeki mantık farklı. sağda bekleriz, solda bekleme yapmadan yürürüz.
sağdan yürümek medeni insan olmanın ilk adımıdır. lütfen siz de uygulayınız, uygulatınız. *
(bkz: medeniyet 101)
edit: sevgili celebrant'ın entry'sine değinmemek olmaz. evet, elbette yürüyen merdivenlerdeki mantık farklı. sağda bekleriz, solda bekleme yapmadan yürürüz.
devamını gör...
küçük çin’de büyük bela
john carpenter’ın yönetmen koltuğunda oturduğu, kurt russel’ın arzıendamıyla hayranlarını mest ettiği , kim cattrall ‘ın( sex& the city - samantha )güzelliğini konuşturduğu, fantezi,aksiyon,komedi türündeki nostaljik bir amerikan filmidir.1986.*
filmde kurt russel ve arkadaşlarının, çinli bir büyücü tarafından kaçırılan arkadaşlarını kurtarırken başlarından geçenler aktarılıyor.bu türdeki filmleri sevenler için büyücülük, karanlık sanatlar, mistik yaratıklar, dövüş ustaları gibi hoşa giden her şey var, bütün bu unsurlar komedi ve aksiyon ile o kadar başarılı bir biçimde harmanlanmış ki filmden sıkılmak pek de mümkün olmuyor.imdb :7,3 *
filmde kurt russel ve arkadaşlarının, çinli bir büyücü tarafından kaçırılan arkadaşlarını kurtarırken başlarından geçenler aktarılıyor.bu türdeki filmleri sevenler için büyücülük, karanlık sanatlar, mistik yaratıklar, dövüş ustaları gibi hoşa giden her şey var, bütün bu unsurlar komedi ve aksiyon ile o kadar başarılı bir biçimde harmanlanmış ki filmden sıkılmak pek de mümkün olmuyor.imdb :7,3 *
devamını gör...
malabadi köprüsü
diyarbakır tarihi eserler envanteri'ne kayıtlı silvan sınırlarında bulunan bir köprüdür.
eni 7 mt boyu 150 mt olan bir köprüdür.
1147 yılında artuklu beyliği döneminde yapılmıştır.
eni 7 mt boyu 150 mt olan bir köprüdür.
1147 yılında artuklu beyliği döneminde yapılmıştır.
devamını gör...
yazarların duyduğu en kalp kırıcı söz
16 yaşındayım, ilk ve belki de son kez aşık olmuşum. platonik o da, bende hiç gönlü yok. ben de rahatsız olmasın diye uzaktan uzağa seviyorum tabii ama bırak onu, öğrencilerden öğretmenlere, öğretmenlerden okul hizmetlilerine kadar herkes biliyor onu sevdiğimi.
bir buçuk sene sürdü böyle, hiçbir umut olmadan bir gülüşüyle, laf olsun diye söylediği güzel bir sözle devam ettim sevmeye. hiç de zorlamadım beni sevmesi için, o sevsin ya da sevmesin her koşulda sevdim.
sonra annem hastalandı, yataktan kalkamayacak halde. ben de zaten yıkılmaya meyilliyim, annemi o halde görünce yemeden içmeden kesilmişim. haftada 1-2 gün anca okula gidebiliyorum, o da annem üzülmesin diye.
onun sınıfından bir arkadaşım bu durumu öğrenip “çok kötü halde, bi geçmiş olsun de” deyince o da “hastaymış, ölmüş bana ne? onunla mı uğraşacağım.” demiş.
ne terapiler, ilaçlar geldi geçti de anca atlatamadım o cümleyi. iki sene sonra, ölümünden iki hafta öncesinde falan özür dileyip helallik istedi. normalde olsa affetmez, hakkımı da helal etmezdim ama allahın işi ettim işte. iyi ki de etmişim. mekanı cennet olsun, benim hakkım ona sonuna kadar helal.
bir buçuk sene sürdü böyle, hiçbir umut olmadan bir gülüşüyle, laf olsun diye söylediği güzel bir sözle devam ettim sevmeye. hiç de zorlamadım beni sevmesi için, o sevsin ya da sevmesin her koşulda sevdim.
sonra annem hastalandı, yataktan kalkamayacak halde. ben de zaten yıkılmaya meyilliyim, annemi o halde görünce yemeden içmeden kesilmişim. haftada 1-2 gün anca okula gidebiliyorum, o da annem üzülmesin diye.
onun sınıfından bir arkadaşım bu durumu öğrenip “çok kötü halde, bi geçmiş olsun de” deyince o da “hastaymış, ölmüş bana ne? onunla mı uğraşacağım.” demiş.
ne terapiler, ilaçlar geldi geçti de anca atlatamadım o cümleyi. iki sene sonra, ölümünden iki hafta öncesinde falan özür dileyip helallik istedi. normalde olsa affetmez, hakkımı da helal etmezdim ama allahın işi ettim işte. iyi ki de etmişim. mekanı cennet olsun, benim hakkım ona sonuna kadar helal.
devamını gör...
nicke bakıp tanım oylamak
nicke bakıp tanım oylamak kabul edilebilir bir şey değildir.
fakat okuduğumuz ve takip etmeye değer bulduğumuz, üslubunu çok sevdiğimiz ya da denk geldikçe tanımlarını oyladığımız yazarlara karşı her zaman objektif olamıyoruz. yani bir gazate yazarı muamelesi yapamıyoruz.
kafa olarak kendimize çok yakın hissettiğimiz yazarlara yapıyoruz bunu belki daha çok.
zannediyorum ki bu çoğumuzda var. ve bunun yadırganacak bir tarafı yok bana göre.
tabii tam bu noktada ben gayet de objektif oylarım diyenlere de saygım sonsuz.
şahsen ben bazı yazarlara karşı objektif olamıyorum.
tabii ne yazarlarsa beğenirim anlamı da çıkmasın buradan. ölçü önemli.
fakat okuduğumuz ve takip etmeye değer bulduğumuz, üslubunu çok sevdiğimiz ya da denk geldikçe tanımlarını oyladığımız yazarlara karşı her zaman objektif olamıyoruz. yani bir gazate yazarı muamelesi yapamıyoruz.
kafa olarak kendimize çok yakın hissettiğimiz yazarlara yapıyoruz bunu belki daha çok.
zannediyorum ki bu çoğumuzda var. ve bunun yadırganacak bir tarafı yok bana göre.
tabii tam bu noktada ben gayet de objektif oylarım diyenlere de saygım sonsuz.
şahsen ben bazı yazarlara karşı objektif olamıyorum.
tabii ne yazarlarsa beğenirim anlamı da çıkmasın buradan. ölçü önemli.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
seni bazen çok özlüyorum. bazen ise yaptıkların aklıma geliyor. özlemim gidiyor, yerine bana yaşattığın hayal kırıklıkları dank ediyor. boşver diyorum kendime. herkes hayatında kalıcı olacak değil ya...
senden kalan bazı eşyaları saklıyorum hala. atmaya kıyamıyorum. onları atarsam seni komple hayatımdan çıkaracağımı düşünüyorum. cesaret edemiyorum. fotoğraflarımız da hala duruyor. haberli habersiz çekilmiş doğal fotoğraflar. sana aldığım ve bende unuttuğun o "önemsemediğin" eşyaların da duruyor ben de. bakarsın onları dolap uygulamasına koyar,satarım.
eskiyi özlüyorum, biz olduğumuz zamanları. dertlenip sigara yaktığın zamanları. boş bakışlarını. sinirlendiğinde yüzünün aldığı şekli. keyfin yerindeyken o mahmur gülüşünü. bana ettiğin hitap şeklini. 10 estetik cerrahının elinden çıkmış gibi güzel ve yapılı burnunu. biliyorum sen de özlüyorsun beni.
olmak istediğin insanları, yaşamak istediğin hayatı seçtin. seni ben affetsem de anılar affetmez be eski dostum.
ne uzun bir tanım oldu bu. bana yazılmış olsa ben de okumazdım.
senden kalan bazı eşyaları saklıyorum hala. atmaya kıyamıyorum. onları atarsam seni komple hayatımdan çıkaracağımı düşünüyorum. cesaret edemiyorum. fotoğraflarımız da hala duruyor. haberli habersiz çekilmiş doğal fotoğraflar. sana aldığım ve bende unuttuğun o "önemsemediğin" eşyaların da duruyor ben de. bakarsın onları dolap uygulamasına koyar,satarım.
eskiyi özlüyorum, biz olduğumuz zamanları. dertlenip sigara yaktığın zamanları. boş bakışlarını. sinirlendiğinde yüzünün aldığı şekli. keyfin yerindeyken o mahmur gülüşünü. bana ettiğin hitap şeklini. 10 estetik cerrahının elinden çıkmış gibi güzel ve yapılı burnunu. biliyorum sen de özlüyorsun beni.
olmak istediğin insanları, yaşamak istediğin hayatı seçtin. seni ben affetsem de anılar affetmez be eski dostum.
ne uzun bir tanım oldu bu. bana yazılmış olsa ben de okumazdım.
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
ilk defa amacına hizmet eden gününü yaşayan başlık. cesareti olanlara büyük saygı duyuyorum. yalnız böyle olmaz. boydan da atın lütfen.
devamını gör...
hicligindansi
kuru köfte yiyo şu an, şikayetçiyim!
allah kabul eyleye tarafı tabii ki ayrı da, insan insana bunu yapmaz ki canım?
kadıköy'de dolaştık az önce, öyle bi iskeleden denize baktık, bi çarşıya girdik çıktık, dedikodu yaptık, oh iyi ki de yaptık, canımıza değdi.
insafsız, şu anda köfte yiyo.*
bi de bana "az iç, sağlık sağlık" diyo, insan alkölden değil böyle böyle ölüyor işte!*
seviyoruz, takipteyiz.
al hadi al, sayende dinledim!
çok mu güzelmişti o köfte? fırk!
allah kabul eyleye tarafı tabii ki ayrı da, insan insana bunu yapmaz ki canım?
kadıköy'de dolaştık az önce, öyle bi iskeleden denize baktık, bi çarşıya girdik çıktık, dedikodu yaptık, oh iyi ki de yaptık, canımıza değdi.
insafsız, şu anda köfte yiyo.*
bi de bana "az iç, sağlık sağlık" diyo, insan alkölden değil böyle böyle ölüyor işte!*
seviyoruz, takipteyiz.
al hadi al, sayende dinledim!
çok mu güzelmişti o köfte? fırk!
devamını gör...
ilk bakışta sevilmeyen insan
son bakışta da sevilmeyen insandır.
açıkçası ben hayatı enerjiye göre yaşıyorum. bir insandan ilk temasta ne aldıysam bu yıllar geçsede değişmiyor. eğer görüşmem gerekiyor ve mecburi bir ilişki içinde bulunuyorsam ona herzaman seviyeli davranıyorum.
bazen bu konu için insan olmasına bile gerek yok. alacağım bir eşyada bile ya da alış veriş yaptığım dükkanda bile bu enerji yönlendiriyor beni. bu enerjiyi düzgün yönetebilmek adına çoğu zaman ciddi bir seviye koyuyorum insanlarla arama. onlar bunu soğukluk ya da burnu büyüklük olarak adledeler genelde. hah işte sırf bu yüzden ikinci bakışta sevilen insanlar listesinin en başlarındayım.*
açıkçası ben hayatı enerjiye göre yaşıyorum. bir insandan ilk temasta ne aldıysam bu yıllar geçsede değişmiyor. eğer görüşmem gerekiyor ve mecburi bir ilişki içinde bulunuyorsam ona herzaman seviyeli davranıyorum.
bazen bu konu için insan olmasına bile gerek yok. alacağım bir eşyada bile ya da alış veriş yaptığım dükkanda bile bu enerji yönlendiriyor beni. bu enerjiyi düzgün yönetebilmek adına çoğu zaman ciddi bir seviye koyuyorum insanlarla arama. onlar bunu soğukluk ya da burnu büyüklük olarak adledeler genelde. hah işte sırf bu yüzden ikinci bakışta sevilen insanlar listesinin en başlarındayım.*
devamını gör...
odtü öğrencilerinden boğaziçi'ne destek
şarkılı destek mesajı yayınlamışlar, ne güzel söz yazıp ne güzel söylemişler.
tık tık
tık tık
devamını gör...
bayat kek
aklıma kolpaçino da geçen; "hamurun bayatı da, delikanlı adamın aklını alır aklını" repliğini getiren başlık.
ama orda kek bayat değildi, sadece içinde mantar vardı*
ama orda kek bayat değildi, sadece içinde mantar vardı*
devamını gör...
