chernobyl dizisini izleyenlerin iyi bildiği bir isimdir. --! spoiler !--

dizinin giriş sahnesinde intiharı öncesi kayıtlarını yaparken son sahnesinde ise intiharını görüyoruz.

--! spoiler !-- ölümüyle beraber milyonlarca insanın hayatını kurtardı. 1936 doğumlu legasov iyi bir kimya profesörüydü. parlak bir akademik geçmişi vardır.
1986 yılında yaşanan chernobyl nükleer felaketi sonrasında kendisine bölge incelemesi yapacak ekipte bulunma görevi verildi. legasov bölge incelemesi yaptığı sırada hükümet olayın sadece yakıt tanklarında yaşanan bir sorun olduğunu söyleyip olayı büyütmüyordu. legasov ise helikopter ile havadan yaptığı ilk incelemede bu olayın daha büyük bir şey olduğunu ve rektörlerle ilgili olduğunu anlamıştı. insanların tahliyesini hükümete iletmiş ama 36 saat sonra bu tahliye gerçekleştirilmiş. insanlar tahliye edilse bile geriye büyük bir reaktör ve onun bekleyen etkileri kalmıştı. legasov, chernobyl bölgesinde kalan herkesin maruz kaldığı yüksek radyasyondan dolayı uzun süre yaşayamayacağını biliyordu. kendi canı pahasına orada kaldı.

o dönemlerde patlamanın haberleri dönemin kapalılığına rağmen avrupa ülkeleri tarafından havadaki değişimler sebebiyle fark edilmiş ve anormallik anlaşılmış. rusya uluslararası alanda itibarını kaybediyordu ve bunun üzerine legasov uluslararası viyana atom enerjisi grup toplantısında 400 sayfa bir rapor sundu. suçun sovyet rusya'ya ait olmadığını söyledi. tabi kendi isteğiyle söylediği söylenemez dönemin siyasi baskıları var ki sonrasında bunları notlarında kendisi açıklayacaktı.

büyük bilgiler biliyordu. kimsenin bilmediği bilgiler. legasov intiharı öncesinde chernobyl felaketinin tüm perde arkasında yaşanan detayları ses kaydı olarak bıraktı. patlamanın ikinci yıldönümü sırasında intihar etti. intihar etmese bile radyasondan dolayı daha fazla yaşayamayacaktı.
felaket fırasında büyük fedakarlıklar yaptı. bunun üzerine kendisine "rusya federasyonu onursal kahramanı" unvanı verildi. kendi canını hiçe saydı ama gelecekte ve kendi döneminde çok fazla insanı kurtardı.

valery legasov hakkında daha detaylı bilgi ve dönemin olaylarını güzel bir sinematik gözle görmek isterseniz (bkz: chernobyl) dizisine bakmanızı kesinlikle öneririm.
devamını gör...

benim bu ve bu nedenle hayatımın en büyük travmasını yaşamıştım.
bir sosyal medya uygulamasından tanışmıştık. beni tanıyorsunuz; gayet kibar, iyi kalpli ve narin bir insanım. her zaman böyle olduğum için hemen buluşmak istemiyorum, iyice konuşup hem tanımak hem de tanınmak istiyorum. yaklaşık beş yıl konuştuktan sonra buluşmak için daha çok fularlı entellerin tercih ettiği bir mekan için sözleştik. ben, o' nun prensi olduğunu düşündüğüm için garajdan bu günler için sakladığım beyaz atımı çıkarttım ve yola koyuldum. uzun bir aradan sonra mekanın önüne geldim ve atımı valeye teslim ettikten sonra içeriye girdim. herkesin gözü benim üzerimdeydi; yakışıklı ve karizmatik bir erkek olduğumu biliyordum lakin bu kadarı benim için fazlaydı çünkü adeta taciz ediliyordum. prensesimin bulunduğu masaya doğru ilerlerken; prensesim masadan kalktı ve at ne ya at ne ya diye bağırmaya başladı üstüne bana da bir tokat attı ve gitti.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hakkımı yiyen daha güçlü.
devamını gör...

tır ve kamyon şoförlerini bir genelleme içine katmak istemem, ama elimde değil %75'i böyle bu adamların.

sene 2007 veya 2008 olması lazım. bu tiplerden biri, o sırada yaşadığım şehirdeki bir ara sokakta, tırın içinde, terier cinsi bir köpeğe tecavüz ederken kalp krizinden eşşek cennetini boylamıştı.

bunlara trafikte selektör yakmaya falan gelmez, bariz barzodurlar. kaybedecek şeyi yok adamın, başına bela bedavadan.
devamını gör...

kişi en berbat suçtan hüküm giyse bile onun dahi kendi hakları vardır ve çıplak aramak ona dahi uygulanamaz.

özgürlük tutumu kişiye, kurumlara göre değişemez.

bu ülkede en hafif hak ihlalidir 'çıplak aramak'.

70 80 yaşında hasta kişiler hâlâ cezaevinde tutuluyor, doğum yapan kadınların çocukları cezaevinde tutuluyor.
ama kimler kimler dışarı salıveriliyor.

bu ülkede her şey olabilir hissi çok kötü bir his. ama ne yazık ki milyonlarca insan bu hisle yaşıyor.
devamını gör...

kapatılması gereken hayvan yaşam alanı(!)
devamını gör...

türkiyede saçmalıktan ibaret olan piyasadır. bir otomobilin ikinci eli nasıl sıfırından daha pahalı olur? diye düşündüren pazardır aynı zamanda.
devamını gör...

ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.-aliya izzetbegoviç
devamını gör...

boğa burcuyum. hiç inanmazdım, geç inandım astrolojiye. böyle eğlenceli bir konudan kendimi uzak tuttuğum için çok üzülüyorum.

yemek için yaşıyorum. yemek benim için kutsal bir olay. sevdiğim birine her gün yemek hazırlayayım, her gün masa örtüsü ütüler, masaya canlı çiçekler koyar, yemeği çok özenli sunarım. kendime bile yemek hazırlarken özenirim. asla özensiz bir yerde yemek yemem ve daha önemlisi sevmediğim insana yemek hazırlamam, sevmediğim insanla yemek yemem. aynı ruh hastalıklarını başka boğa burçlarında gördüm. ara ara boğa burcu arkadaşlar ile beraber bir şeyler yapıyoruz, öyle bir yemek yiyoruz ki masaların üzerinde zevkten yuvarlanıyoruz, çığlıklar atıyoruz keyiften.

yemek bizim için seni seviyorum ve seni sevmiyorum anlamına geliyor.

bi gün yemek yediğim mekanda kavga çıktı. bayağı fiziksel olaylar oldu ama tam bilmiyorum, yemek yiyordum çok ilgilenmedim. birbirlerinin saçını başını yolarak masama geldiler ve masayı yerinden oynattılar. çok sinirlendim, kavganın büyüğünü ben çıkarıyordum. uzaklaştırdılar, yemeğe devam ettim. dikkat ettim ne zaman kavga cıkmış olsa, tartışmalar başlasa, ortalık birbirine girse ben yemek yer halde oluyorum. tüm kavgaları kaçırıyorum. çok üzülüyorum buna.

hayatımı günde 2 öğün yemek yiyip her gün 3 saat spor yaparak geçiriyorum. çok zorlaniyorum boğa burcu olurken. bi bıraksam var ya ağır yaşamların en ağır üyesi ben olurum.

boğa burçları kalp siz ve ben. keske birbirimizi yiyebilseydik. keske sevmediğimiz herkes yemek olsaydı, onları bile yeseydik.
devamını gör...

bir tane daha anlatayım. ortaokul 7. sınıftayız.
öğretmen masasının hemen önünde "gogo" lakaplı kara-kuru diye tabir ettiğimiz tipten bir arkadaşımız oturuyor. fen bilgisi dersinde öğretmenimiz, gogo derste konuştuğu için (evde abisinin 2. dünya savaşından kalma mekanik saç kesme makinesiyle traş ettiği tren yolu kafasına) kafasına sağlam bir şaplak indirdi ve sıraların arasında yoluna devam etti. gogo, öğretmenin görüş alanından çıkmasıyla birlikte ayağa kalktı ve rezil olmuş hissinin verdiği sinirle öğretmenin arkasından senin a... der gibi parmak işareti yaptı ve bir hışımla öğretmen masasındaki dosyasının içinden bir kağıdı çekti aldı (sırf ona zarar ziyan olsun diye). kağıda şöyle bir baktı ve sınıfa dönerek sessiz ama kocaman bir sevinç ünlemi yaptı, şampiyonlar ligi finalinde gol atmış futbolcu edasıyla.
teneffüs vaktinin gelmesiyle birlikte gogo'nun başına üşüştük ve kağıdın, bir hafta sonraki yazılı sınavı kağıdı olduğunu gördük. hemen içimizden bir kişi gönüllü oldu ve kırtasiyeye giderek sınıf mevcudu kadar fotokopi çektirdi. bir hafta sonra sınavda, kağıdı dayadık döşedik. tabii bütün sınıf 5 aldı.
artık sınıfça kolaya alışmıştık. ikinci sınav vakti geldiğinde sınav kağıdını elimize geçirme planları yapıyorduk. sınava bir hafta kala ders esnasında, planlanan 10 kişi öğretmen ayağa kalktığı anda soru sorma bahanesiyle etrafını sardık. o anda gogo fırlayıp masadaki dosyayı açtı ve sınav kağıdını buldu. gözcü arkadaşa okeyi çaktı. gözcü arkadaş öğretmenin etrafını saran bizlere okeyi çaktı ve hepimiz yerimize geçtik.
teneffüs vakti gogo'nun yakasına yapışıp kağıdı aldık ve sınav testti. yine fotokopi ve yine 1 hafta sonra sınavda bütün sınıf 5 aldı. bir sonraki hafta, öğretmen sınıfta notları açıklarken dedi ki:
- sizi bir daha test yapmayacağım, birbirinize bakıyorsunuz :d :d

yıllar yılları kovaladı ve öğretmen oldum. hem de ortaokulda değil, lisede. kendime dedim ki: ortaokullular bunu yapıyorsa liseliler ne yapmaz. ve her sınavı sadece sınavdan önceki teneffüste kağıda döküyorum. fotokopiden aldığım çıktıları da, sadece öğrencilere dağıtırken elimden bırakıyorum.
devamını gör...

son zamanlarda izlediğim en heyecanlı maçtı. hem benim hem de muslera'nın izlediği en heyecanlı maçtı.
adamı net yarım saat hiç görmedim, ne yaptı bir netflix mi patlattı, çekirdek mi çitledi bilemiyorum.
kaçan fırsatlarda delirdim. o direkleri, oraya dikenlere övgü dolu sözler dile getirdim. inanılmaz şanssızlıklar yaşadık.
halil derviş oğlu ilah mıdır? evet. bu çocuk bir kaç yıla canavar olacaktır.
kerem'in genç yaşına rağmen 70. dakikada tükenmiş olması ve terim'in onu 90. dakikaya kadar sahada tutması skandalı!
kolaysa sen çık 70 dakika koş diyeceksiniz fakat halil'in dalağının şiştiğini içimde hissettim, şener'in canı çıktı fakat asla pes etmediler ve ayrıca ben futbolcu değilim.*
arda'nın poposu cumhuriyet ilan etmiş, göndersinler artık o göbeleği....
oğulcan'ın çıkmadan saçlarına fön çektirmesi ayrıca takdire şayan.
gelelim hz. mustafa muhammedimize, iyi varsın. nice deistleri yeniden peygamber varlığına ve mucizelerine ikna ediyor.
yalnız 61. dakikada hz. mustafa muhammed bey hazırlanırken çıplaktı ve kameralar tam 30 saniye ona odaklanmıştı.
şu ramazan günlerinde günaha girmemek için bakamadın, peygamber günahına giremem, töbeeee....
covid dolayısı ile kasları erimiş, medine dilencileri gibi kalmış veya instagramda çıplak fotoğrafları shoplu.
antalya'nın kalecisi boffin'de ilah gibiydi. adam 80 dakika tek kale maça maruz kaldı ve ölümüne mücadele etti.
mete kalkavan net bir şekilde antalya'ya haksızlık yaptı, bence etik değildi. özellikle 87. dakika ve sonrasında barizdi.
maç sonu kırmızısı da bunu kanıtladı.
şahsen, antalya oyuncularına üzüldüm.
devamını gör...

dağılmış yugoslavya'nın batısında verimli ovalar üzerinde kurulu olan ülke. sanayileşme ve gelişmişlik konusunda diğer yugoslav devletlerini geride bırakan , 1 numara olan slovenya aynı zamanda yugosavya'nın dağılmasından sonra avrupa birliğine giren ilk yugoslav ülkedir. başkenti lübliyana para birimi euro'dur. diğer balkan ülkelerine göre daha homojen bir nüfus yapısına sahiptir.
devamını gör...

hayret ettim. neyden ne çıkarılmış. sözlükte kendini troll olarak adlandırmış yazarlar* kadınları aşağılayan başlıklar açıp tanımlar girerken* kimsenin sesi çıkmaz, hatta herkes sempati duyar bu kişiliklere. tüm sözlük trollere bir sevgi seli oluşturur. ama burada bir yazar sadece kendi cinsi aşağılandığı için bir şeyler yapmak istemiş, göz yummamış bu duruma. bunda ne var anlayamadım. bunun erkek düşmanlığı olduğu kanısına nasıl vardınız onu da anlayamadım zaten. bir konu ancak bu kadar manipüle edilebilirdi. böyle giderse zaten bu troll bozmaları da çoğalır bu sözlükte, aşağılayıcı başlıklar da.. sırf bu yüzden, trollerin yazarlara hakaret içerikli yazdığı tanımlar yüzünden hem kadın hem erkek olarak sözlükten giden yazarlar var..yazmayı bırakanlar var. diyecek bir şey bulamıyorum. asıl tepki gösterilmesi gereken konu ortada. örgütlenme falan demek de ne bileyim.* sadece kadın yazarlara değil tüm yazarlara atılmalıydı o konuda ben de yanlış buldum ama düşmanlık demek konuyu çarpıtmaktan başka bir şey değildir. ama bu kadar eleştirinin, tepkinin buna gelip de kadınları aşağılayan başlıklara gelmemesi üzüyor..
devamını gör...

sağlıkla kucaklayın, kapıyı açanınıza kavuşuyorsunuz.

evlendikleri gün karı-koca kapıyı kimseye açmayacaklarına dair söz verirler. kapı çalar, gelen damadın anne ve babasıdır. anlaşmaya uyan adam, kapıyı açmaz. aynı gün içerisinde, bir süre sonra, gelinin ailesi geldi. anlaşma devam ediyordu ama, gelin gözyaşları içerisinde, “bunu yapamam” diye fısıldayıp kapıyı açtı. eşi hiçbir şey söylemedi.

yıllar sonra dört oğlan çocuğunun ardından beşinci olarak kız çocukları dünyaya geldi.

baba, yeni doğan kız çocuğu için büyük bir kutlama yapmayı planladı; bütün tanıdıklarını davet etti.

o gece kadın kocasına, neden böyle bir kutlama yapmak istediğini sordu. adam, anlamlı bir cevap verdi:

“çünkü yalnızca kızım bana kapıyı açacak.”


devamını gör...

bugün sözlükteki mehdili mehdili başlıkları görünce aklıma geldi bu zat. aradım sordum arkadaşlara halen dolaşıyormuş ortalıkta. şöyle videoyu bırakalım ve bugünde biraz ibret alalım.
devamını gör...

hababam sınıfı'nın ikinci ve en çok hasılat yapan serisi.
edebiyat öğretmenleri semra hoca' ya yaptıklarından dolayı öğrencilerin disiplin kuruluna verildiği filmdir.
devamını gör...

son yıllarda popüler olan , benim de bayıldığım türdür.özellikle : fahrenheit 451,cesur yeni dünya, hayvan çiftliği,1984,zaman makinesi,görünmez adam, uzaktan kumandalı kız,kıyamete bir milyar yıl, damızlık kızın öyküsü, otomatik portakal kitapları okumayanlara ve bu türü sevenlere tavsiye olunur.
devamını gör...

köpeğimin dişi.
bizim miniği annesi ölünce sahiplenmiştik. daha 1,5-2 aylıktı aldığımızda. biberonla besledik, birlikte büyüdük resmen. birlikte büyüyünce de onun geçirdiği tüm evreleri onunla birlikte gördüm. mesela köpeklerin dişlerinin yenilendiğini dişini tesadüfen topun üzerinde görünce tecrübe ederek öğrendim.*
efendim şöyle ki; bir gün birlikte bahçede oynuyoruz, attığım topu yakaladı baya sağlam dişledi, hırladı gürledi sonra birden topu bıraktı. topu elime aldım, bir de ne göreyim; ağzında olması gereken diş topta! ilk defa böyle bir şeye şahit olmanın paniği ile hemen babamı alarma geçirip topu, dişi ve miniği veterinere götürdük. veteriner paniğim karşısında baya güldü sonra dik dik baktığımı görünce açıkladı köpeklerin de dişlerinin yenilendiğini.
o gün bugündür saklarım o tek dişi, diğer dişlere denk gelemedim yutmuş ya da düşürmüş olabilir bahçede. ama o ilk dişin yeri ayrı bende.*
devamını gör...
(tematik)

böbrekler tarafından idrar üretimini arttırmak,vücuttaki sıvı fazlalığını gidermek için kullanılan ilaçlardır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim