kırıldığında susmak
en sevmediğim insan tipidir.
bana söyleyeceksin neye kırıldığını ki kendime çeki düzen vereyim, susmak bugüne kadar kime yaramış? karşındaki insandan umudunu kesmişsen anlarım bu suskunluğu ancak yine de en güzeli iletişim kurmaktır diye düşünüyorum, çocuk gibi susmak sorunu sadece daha büyük bir hale getirir.
bana söyleyeceksin neye kırıldığını ki kendime çeki düzen vereyim, susmak bugüne kadar kime yaramış? karşındaki insandan umudunu kesmişsen anlarım bu suskunluğu ancak yine de en güzeli iletişim kurmaktır diye düşünüyorum, çocuk gibi susmak sorunu sadece daha büyük bir hale getirir.
devamını gör...
meriçlerin tüm erkek yazarları engelleme ihtimali
(bkz: samanlıkta iğne aramak)
(bkz: saman altından su yürütmek)
(bkz: sakla samanı gelir zamanı)
meriçler ve samanlık...
(bkz: saman altından su yürütmek)
(bkz: sakla samanı gelir zamanı)
meriçler ve samanlık...
devamını gör...
insanlardaki nezaket eksikliği
ağır otur da molla desinler gibi bir havası var yurdum insanının. kaba olmayı, gülmemeyi, şakalaşmamayı ya da ne bileyim en ufak ''teşekkür ederim''i bile söylememeyi ağırlık, hatta onların gözüyle ''erkek adamlık'' olarak görüyor çoğu kişi. gerçi yanlış anlaşılmasın, nezaketsizlik erkeklere özgü değil, kadınlarda da çok fazla görülüyor, dediğim gibi yurdum insanının yaygın özelliği bu.
ülkedeki kaba hareketlere, saygısızlığa, sıramın alınmasına falan o kadar alışmışım ki, en ufak teşekkür ederim sözü ya da ne bileyim gülümseyerek söylenen günaydın sözü bile içimi sıcacık yapıyor, tüm gün o olayı düşünüyorum. mesela bir keresinde aldığım kıyafeti yerine koyunca oradaki personel bana teşekkür etmişti. teşekkür edilecek bir şey yapmamıştım halbuki fakat belki de o personel o kadar kaba ve düşüncesiz hareketlerle karşılaşıyor ki, benim zaten yapmam gereken şeyi yaptığımı gördüğünde bunu bir kibarlık olarak algıladı ve teşekkür etme gereği duydu.
ülkedeki kaba hareketlere, saygısızlığa, sıramın alınmasına falan o kadar alışmışım ki, en ufak teşekkür ederim sözü ya da ne bileyim gülümseyerek söylenen günaydın sözü bile içimi sıcacık yapıyor, tüm gün o olayı düşünüyorum. mesela bir keresinde aldığım kıyafeti yerine koyunca oradaki personel bana teşekkür etmişti. teşekkür edilecek bir şey yapmamıştım halbuki fakat belki de o personel o kadar kaba ve düşüncesiz hareketlerle karşılaşıyor ki, benim zaten yapmam gereken şeyi yaptığımı gördüğünde bunu bir kibarlık olarak algıladı ve teşekkür etme gereği duydu.
devamını gör...
tencerenin dibindeki pudingi elle yemek
ekmekle yenmediği sürece bence bir sorun yok.
devamını gör...
troll başlıklar
(bkz: mona lisa tablosunun çok abartılması) mona lisa tablosuna bile dil uzatabilecek başlıklar bütünü. uzak durun, prim vermeyin.
devamını gör...
yayladağ lokumu
emerald tanager.*

edit : neymiş efendim böyle olmazmış, illa ki kendi çektiğim fotoğraf olacakmış, al buyur o zaman.
tanışmamıza vesile olmuş olabilen o vahşi kuşun fotoğrafını koyayım tekrar.. :)

edit 2 : kuşun marka modelini söylemişti ama unuttum, sakat olduğu için balkonumda bir süre misafir ettiğim güzel bi kuşçuk işte.*

edit : neymiş efendim böyle olmazmış, illa ki kendi çektiğim fotoğraf olacakmış, al buyur o zaman.
tanışmamıza vesile olmuş olabilen o vahşi kuşun fotoğrafını koyayım tekrar.. :)

edit 2 : kuşun marka modelini söylemişti ama unuttum, sakat olduğu için balkonumda bir süre misafir ettiğim güzel bi kuşçuk işte.*
devamını gör...
zippo ile tek tabanca radyo yayını
canlı yayın yapmaya utanan benim gibi yayıncı tanesinin özenerek dinleyeceği yayın olacaktır efendim.
çok başarı bol dinleyici diliyorum, hayırlı olsuuun.*
çok başarı bol dinleyici diliyorum, hayırlı olsuuun.*
devamını gör...
kafa sözlük
ilk defa yazar olabildiğim sözlük. fikirlerime değer verildiğini hissediyorum.
devamını gör...
the americans
izlediğim en iyi diziler arasındadır diyebilirim. benim için ''oz'' ''battlestar galactica'' ve ''six feet under'' tanrı dağının zirvesindeki kutsal üçlüdür. onların arkasından gelen ikinci dalga dizi tercihlerimi sıralamaya başlarsam ''the americans''bu ikinci grubun en başlarında yer alır. evvela dizi anlattığı dönem özelinde ayrıntılara çok dikkat edilerek çekilmiş. bir kaç bölüm sonra yarattığı havanın içine balıklama atlıyorsunuz. soğuk savaş dönemini ve bu dönemde yaşanan tüm politik olayları da özellikle ilk sezonlarında olabildiğince * tarafsız işliyor. dizinin içinde alayına giden süper ajanlar yok. insan ajanlar var. acıları, korkuları, ikilemleri, sıkışmışlıkları, inanmışlıkları, sorgulamaları ve yaşadıkları benzeri duygusal dalgalanmalar ilmek ilmek işlenmiş.
tabi bunda oyunculuklarında inanılmaz önemi var. philip jennings'i canladıran matthew rhys bana göre bu konuda dizinin lokomotifi. dizinin ilk bölümlerinde; ''hay ben senin kalıbına...'' diyerek itina ile gömmek istediğim karakter, ilerleyen her bölümde resmen gözümde büyüdü. elizabeth jennings'i canlandıran keri russell'da ha keza çok başarılı. dizi başlarken philip dönme dolap kıvamındayken, elizabeth tam bir adanmış nefer modunda takılıyor ve yargı dağıtıyordu. sonrasında yaşanan olayların bu ikiliyi her anlamda yakınlaştırdığını gördüğümüzde yaşanan değişim her iki oyuncunun yarattığı sinerjinin ürünü diye düşünüyorum. aslında bu dizi için yazılacak sayfalarca yazı ve tartışılabilecek yüzlerce ayrıntı var lakin izlemeyenler için ipucu vermek istemediğim için oralara hiç girmeden, kenardan köşeden yazmaya çalışıyorum. mesela yine benim en hoşuma giden karakterlerden birisi margo martindale'in canlandırdığı claudia karakteri. kadın, ajanların efendisi gibi bir şey. zamanında tek yüzüğü parmağına takmış ama hüküm dağına varana kadar o yük onu öyle bir yıpratmış ki anlatamam. bilgeliği ve soğukkanlılığı da zaten buradan geliyor artı o karakter için de oyunculuk beş numara on yıldız diyebilirim.
nina krilova ve martha hanson karakterleri de iki taraf açısından kurban karakter olgusunu o kadar güzel veriyor ki, ah ulan deyip hayıflanmadan edemiyorsunuz. * stan beeman karakteri ise benim dizide bir türlü ısınamadığım ve canım sıkıldıkça saydırdığım karakter olma özelliğini gösteriyor. tamam adam feleğin çemberinden geçmiş. sızma görevinde falan bulunmuş lakin kafa attırıcı bir yönü var. gıcık oğlu gıcık. hele ki karşısında philip gibi bir karakter varken 10 bin kere yüz bin kere gıcık. tabi bir de sonradan olay örgüsüne orta yerinden giren bakan oğlu oleg ıgorev var. oda enteresan karakter. onun üzerine da bayağı konuşulur. nevi şahsına münhasır bir arkadaş. gabriel de, claudia'nın yerini tutmasa dahi her ikisi de aynı yolun yolcusu ve daha neler neler...
ez cümle politik gerilim filmlerini/dizilerini seviyorsanız, akıl oyunları ve türlü türlü stratejiler içeren, kısmi anlamda gerçekçi ve oyunculukları sağlam olan bu diziyi izlemenizde fayda var derim. şurada ipucu vermemek için 30 bin takla attım ki bu konuda kendimi tebrik etmem lazım. yoksa şu dizi için freni patlamış kamyon gibi durmadan yazmam lazımdı *
tabi bunda oyunculuklarında inanılmaz önemi var. philip jennings'i canladıran matthew rhys bana göre bu konuda dizinin lokomotifi. dizinin ilk bölümlerinde; ''hay ben senin kalıbına...'' diyerek itina ile gömmek istediğim karakter, ilerleyen her bölümde resmen gözümde büyüdü. elizabeth jennings'i canlandıran keri russell'da ha keza çok başarılı. dizi başlarken philip dönme dolap kıvamındayken, elizabeth tam bir adanmış nefer modunda takılıyor ve yargı dağıtıyordu. sonrasında yaşanan olayların bu ikiliyi her anlamda yakınlaştırdığını gördüğümüzde yaşanan değişim her iki oyuncunun yarattığı sinerjinin ürünü diye düşünüyorum. aslında bu dizi için yazılacak sayfalarca yazı ve tartışılabilecek yüzlerce ayrıntı var lakin izlemeyenler için ipucu vermek istemediğim için oralara hiç girmeden, kenardan köşeden yazmaya çalışıyorum. mesela yine benim en hoşuma giden karakterlerden birisi margo martindale'in canlandırdığı claudia karakteri. kadın, ajanların efendisi gibi bir şey. zamanında tek yüzüğü parmağına takmış ama hüküm dağına varana kadar o yük onu öyle bir yıpratmış ki anlatamam. bilgeliği ve soğukkanlılığı da zaten buradan geliyor artı o karakter için de oyunculuk beş numara on yıldız diyebilirim.
nina krilova ve martha hanson karakterleri de iki taraf açısından kurban karakter olgusunu o kadar güzel veriyor ki, ah ulan deyip hayıflanmadan edemiyorsunuz. * stan beeman karakteri ise benim dizide bir türlü ısınamadığım ve canım sıkıldıkça saydırdığım karakter olma özelliğini gösteriyor. tamam adam feleğin çemberinden geçmiş. sızma görevinde falan bulunmuş lakin kafa attırıcı bir yönü var. gıcık oğlu gıcık. hele ki karşısında philip gibi bir karakter varken 10 bin kere yüz bin kere gıcık. tabi bir de sonradan olay örgüsüne orta yerinden giren bakan oğlu oleg ıgorev var. oda enteresan karakter. onun üzerine da bayağı konuşulur. nevi şahsına münhasır bir arkadaş. gabriel de, claudia'nın yerini tutmasa dahi her ikisi de aynı yolun yolcusu ve daha neler neler...
ez cümle politik gerilim filmlerini/dizilerini seviyorsanız, akıl oyunları ve türlü türlü stratejiler içeren, kısmi anlamda gerçekçi ve oyunculukları sağlam olan bu diziyi izlemenizde fayda var derim. şurada ipucu vermemek için 30 bin takla attım ki bu konuda kendimi tebrik etmem lazım. yoksa şu dizi için freni patlamış kamyon gibi durmadan yazmam lazımdı *
devamını gör...
sinema-tv kulübü
her gün sadece the office izleyen biri olarak bünyeme çok iyi geleceğini düşündüğüm, yeni bir çok fikri olan ve katılmak isteyenleri sabırsızlıkla bekleyen kulüp.
devamını gör...
hdp ve sosyal medya gerillaları
günümüzde pkk ve hdp'nin nasıl işbirliği içinde olduğunu, herşeyi kürtlerin ezilmesine bağlayarak algı çalışması yaptıklarını gözler önüne seren bir videodur. izlenmeli ve izletilmeli.
videoya konu olan görüntüler de içimizdeki terörist seviciler tarafından bu sözlüğe taşınmıştı, algı yapılmıştı. benzer birçok başlık ve video ile sözlükte kol gezen aşağılıklar bu başlığa uğramayacaklardır. yine de link bırakalım, belki özeleştiri yapma erdemine sahiptirler.
buradan
not: sabah saatlerinden itibaren gündemde olan bu başlık açılır mı diye bekledim. sözlük ölü taklidi yapınca iş başa kaldı. keyfili seyirler.
videoya konu olan görüntüler de içimizdeki terörist seviciler tarafından bu sözlüğe taşınmıştı, algı yapılmıştı. benzer birçok başlık ve video ile sözlükte kol gezen aşağılıklar bu başlığa uğramayacaklardır. yine de link bırakalım, belki özeleştiri yapma erdemine sahiptirler.
buradan
not: sabah saatlerinden itibaren gündemde olan bu başlık açılır mı diye bekledim. sözlük ölü taklidi yapınca iş başa kaldı. keyfili seyirler.
devamını gör...
geleceğe dair umudunu yeşertecek şey
biziz demek istediğim başlıktır. biz bilinçli olursak gelecek bilinçli olur. biz evlatlarımızı iyi yetiştirirsek gelecek güzel bir yer olur. biz inşa edeceğiz.
devamını gör...
orta gelirli bir ailede yaşamanın kazandırdığı alışkanlıklar
idare etme ve para biriktirme alışkanlığını kesin olarak kazanırsınız. bir üstteki yazarında belirttiği gibi tamir işinde de hayli yol alırsınız. iyi ki orta gelirli bir ailede doğmuşum.
devamını gör...
dünya klasiklerini türkler yazsaydı alacakları isimler
sefiller=şoparlar
devamını gör...
polonez'in araplara satılması
ülkeyi sattılar.. geleceği sattılar.. sasirtmamistir..
devamını gör...
maymunların muzu alttan üste doğru soyması
kabuğuyla yiyen adam gördüm askerde o yüzden maymuna diyecek sözüm yok afiyet olsun.
devamını gör...




