bir tarafın, diğer tarafı gözünde çok büyütmesi. *
devamını gör...

sayın yazarın yukarıda anlattığı çoğu doğru şeylere maruz kalmamak için, mümkün olduğu kadar dışarıda yemek yememek en doğrusu. (işimden dolayı bende böyle olumsuz çok şey gördüğüm için dışarıda yemek yemiyorum)
devamını gör...

soru cevap şeklinde ilerleyen, okuyucuya pek bir şey katmayan tanımlara veya başlığa verilen cevaplardır.
genelde işte adres, yetkili servis, fiyat sormak için forum sitelerinde kullanılır.
devamını gör...

+ hoş geldiniz
- hoş buldum, merhaba
+ size nasıl yardımcı olabilirim?
- peşimi bırakmaya ne dersin?
+...
devamını gör...

son derece sağlıksız, bir o kadar da lezzetli sokak yiyeceği. yerken martıların sesini içimde duyuyorum ama napalım?
devamını gör...

mart ayı yılın 3. ayı olup süresi de 31 gündür. baharın habercisi ve kış ayının son zamanlarıdır.
1. ve 2. cemreden sonra 3. cemrenin toprağa düşmesi ile baharın geldiği müjdelenir. *
tam da burada bizim gibi 90'lar çocukları ve gençlerinin muhtemelen hatırlayacağı bendeniz / müjdeler ver şarkısının aklıma düşmesi...
hadi gel müjdeler ver
gözlerimdeki yaşları sil yeter


1- 20 mart tarihleri arasında doğan kişiler balık burcu , 21 mart sonrası doğan kişiler ise koç burcu olurlar efendim. evet...

son olarak mart ayı ile ilgili bir şiir ve de bir şarkı bırakıp, normal tanımlarıma göre daha kısa bir tanım yapmış olarak son vereyim bu yazıma...

kibrit çakıyorsun karanlıkta
badem çiçeklerini görmek için
ve mart denizlerinde tedirgin bir çift
sarnıç gemisi gözlerin
bir iş açacaksın sen başımıza
yangın mı olur artık, bahar mı?
* *

sürsün bahar...
yok yok hiç ağlamıyorum
her ay sonunda yine istanbul yolum
artık ev istemiyorum
ama ağaçlar olsun ormanlık sağım solum


can kazaz'ın rahmetli babasının anısına yaptığı çok güzel bir şarkıdır. tesadüf başlığını da ben açmışım hatta *



dip not: şu an arka fonda bendeniz'in ilk albümü usul usul çalmaktadır... *
devamını gör...

kıyamet gibidir. karne alırsınız ve kopar kıyamet.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dün gece yaptığım şey, benim sıfat-ı eşkal, tc, kimlik fotokopisi, kafa tomografim, 31, zort, burası instagram değil, hiçbir şeyi savunmuyorum, herkes memesini atsın, meme kontrol, meme cinsel organ değildir, bilmem ne bilmem ne yaparken me, araştırmanı öneririm, engellesene beni, yatırım tavsiyesi değildir, sen çok biliyon, e*kek, hee öyle mi knk, komik değil knk

evet twitter'a hoş geldiniz.
devamını gör...

- vikingler, denizde yollarını bulmak için kuzgunları kullanırlarmış bu nedenle vikinglerin bayrağındaki simgedir kuzgun.

- ayrıca; ingiltere'nin ebedi varlığını simgelediği için kraliyet tarafından korunur.

- şamanizm’de insanın yaratıcısıdır.

- belki en tuhaf olanı da kargayı yavrusundan utandıran hayvan olmasıdır. çünkü kuzgun, bir kargadan daha büyük, daha zeki, daha yüksekten uçabilen, oyun oynayabilen, seslerini taklit ederek kendisinin parçalayamadığı avın başına kurtları çağıran, kurtlar doyduğunda da ziyafet sonrasındaki artıkları afiyetle yiyen, kuvvetli hafızaya sahip, takım çalışması yapabilen, bulunduğu yere uyum kabiliyeti yüksek ve dahi problem çözen muhteşem renkli bir hayvandır.

sir william jardine (1800-1874), "raven",
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edouard manet , the flying raven, ex libris, the raven - edgar allan poe, 1875
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edouard manet , the flying raven, ex libris, the raven - edgar allan poe, 1875
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir espri olarak da kullanılan birleşik fiil. çok gıcık olmak anlamında. ben de kullanıyordum sanırım. önceden.

hayatına kanser hastalığı girmiş biri için bu kullanım dünya üzerinde yokmuş, hiç var olmamışçasına buharlaşıyor. bu kelime ve ardına eklenen tüm fiilimsiler sadece, sadece gerçek anlamı ile var oluyor. bu kullanıma rast geldiğinizde ilk etapta cümleyi algılayamıyorsunuz. sonra aaa evet böyle bir şey de vardı diyorsunuz...

umarım ömrünüz boyunca sadece espri anlamı ile kullanırsınız.
devamını gör...

lichess üzerinden oynaması zevkli olan strateji oyunu.

yeni başlayacak olanlara da birkaç akıl vereyim de, tam olsun.

öncelikli olarak, açılışları tamamen salıyoruz arkadaşlar. italyan açılışı varmış, yok sicilya savunması varmış, yok vezir gambitiymiş. bunların hepsini salıyoruz.

önce bir güzel kuralları öğreniyoruz. basit bir şekilde. at bir düz bir diyagonal gider. fil üç puandır. fil çifti çok iş yapar. vezir adamdır falan.

sonra taktikleri öğreniyoruz. açmaz nasıl yapılır, çatal nedir, karşı taraf böyle acımasız olmayı nereden öğrendi.

sonra oyun sonu öğreniyoruz. iki kaleyle mat nası olur, bi şah bi vezirle mat nasıl olur? nasıl hainlik yaparsam maç berabere biter?

sonra oynamaya başlıyoruz.

bunun için lichess çok güzel bir yer. sonrasında bayağı bir oynayıp, kaybettikten sonra, iki açılış öğreniyoruz. biri beyazlar için, biri siyahlar için.

beyazlar için italyan, siyahlar için sicilya.

bunları bir güzel çalışıyoruz? nasıl çalışıyoruz?

giriyoruz blitz seçeneğine. 3 dakikalık oyunlar. seri bir şekilde açıyoruz taşlarımızı. bir yerden sonra elimiz alışıyor tabii. fil buraya gidecek, şurayı tehdit edecek, at oraya gelecek, şuraya taşıyacağım. açılışın temel mantığını kavrıyoruz.

yine kaybedeceğiz, olsun. yılmak yok.

bu iki açılıştan sonra, tuzaklara bakmakta fayda var. şimdi diyeceksiniz ki, önce tuzaklara baksak, sonra oynasak?

tuzağa düşünce insanın öğrenme şevki daha da bir artıyor.

herkese iyi oyunlar.
devamını gör...

etrafındaki herhangi bir canlıya şiddet uygulamak, taciz, dedikodu yapmak, bilimum hırt hareketler(sokağa tükürmek, çöp atmak, kadınlara laf atmak vb.) kollar geride yengeç misali yürümek, efendiliğin zerresini göremeyeceğiniz muhtelif yaratık tavırlar vb....
devamını gör...

18 yılda ülkeyi sattı savdi.. hala seviyor olanlara beddualarimi yolluyorum..
devamını gör...

kendimi bildim bileli istikrarla sürdürebildiğim nadir eylemlerdendir. yerel ya da ulusal radyo kanallarının iyisiyle kötüsüyle mutlaka dinleyenine katacağı bir şeyler olur çaldığı müzik türlerinin yanı sıra. uzun vadeli bir dinleyici olarak radyolara dair gözlemlediklerimi aktarmak istedim başlığı görünce.

özellikle yerel radyoların bulunduğu yerin tastamam birer aynası olduğunu düşünüyorum. şimdiye dek karşı kıyı dahil bunun aksini gözlemlediğim bir duruma rastlamadım. programcıların konuşmalarında seçtiği hitaplar ve cümlelerindeki belirli kelimeler, spikerlerin kime selam edip kime şarkı gönderdiği, varsa haber bültenlerindeki tavırları, programlara sponsor olan işletmeler, reklam metinleri ve içlerinde rakip firmaya atılan taş mahiyetindeki sloganlar, her biri o mahalde yaşanan günlük olaylara, insanların haline ve tavrına dair ipuçları veriyor. hele bazen yayınlarda çalınan müzik türüyle anonslardaki ve reklamlardaki söylemlerin birbirine tezat oluşturduğu durumlar oluyorsa o radyoda evlere şenlik durumların, dinleyene yansıyan ufak tefek çekişmelerin hatta yayın kazalarının yaşandığı vaki olur. *

ulusal yayın yapan radyolarda da zaman zaman benzer durumların görüldüğü olsa da bugün internet ve sosyal medya sayesinde ulusal radyo kanallarının daha kemikleşmiş ve ne istediği belli dinleyici kitleleri oluyor. öte yandan her ulusal kanalın farklı bir var oluş nedeni olabiliyor, kimi üç şarkı beş reklam, iki tane de rutini oturmuş programla çarkı döndürmeye çalışırken kimi istasyonlar da sanatçıların, müziğin, geleneksel ile yeninin daha geniş kitlelere tanıtılmasını görev bilip buna göre bir yayın anlayışı güdüyor. ilk gruptakiler dinleyici kitlesinin iyice gelişmesi konusunda daha çok çaba gösteriyor, bunun için çok dinlenen programların ve sunucuların peşinden koştukları olabiliyor. ulusal kanalların belli popüler programları kendilerine transfer etmesi, hatrı sayılır bir dinleyici grubunu da transfer etmesi , böylece reklam gelirini arttırması anlamına geliyor. bu program adına iyi bir gelişme olsa da riskli de olabilir; çünkü uzun süre devam eden yayınların müdavimleri değişiklikleri kolay kabullenmez, yeni yayın yerinde her zaman dinledikleri programın doğasında bir değişiklik sezerlerse bağırlarına taş basıp dinlemeyi bile bırakabilirler. ev sahibi radyonun her zamanki dinleyicileri de alıştıklarının dışında bir yayın görmeyi pek olumlu karşılamayabiliyor, bu da radyonun ticari hedefleri için kötü haber demek. ikinci gruptakilerin rolü zamanla bir tür kültür sanat ajandası oluşturma yönünde geliştiğinde, buna bir de düzgün bir sosyal medya kullanımı eşlik ederse daha sadık bir dinleyen kitlesine ulaşabiliyorlar, reklam ve sponsorluk gelirleri için de ekstra çaba harcamaları gerekmiyor.

bir dinleyen radyodan ne ister peki? aslında bu sorunun yanıtı da dinleyiciye göre değişebiliyor. örneğin trt'nin gece programlarının uzun yol şoförleri ve gece çalışmak zorunda olan insanlar tarafından sıkı sıkı takip edildiğini görünce bu dinleyiciler için sohbet ağırlıklı, müziğin nispeten daha az tutulduğu yayınlar yapılıyor. sabah programlarında dinleyeni gündemden haberdar eden ancak çok da dikkat istemeyen sohbetlerin ve hareketli şarkıların bulunduğu programlar talep görüyor, keza akşam trafiğinin yoğun olduğu saatlerde de dinleyeni oyalayacak ve onların telefonla katılımını güdüleyecek yayınlar daha çok dinleniyor. akşamın ve gecenin ilerleyen saatlerinde de sıfıra yakın sohbetin ve reklamın olduğu müzik yayınları yine ulusal istasyonların tercih ettiği yayın çizgisi oluyor. bir radyonun başarısını da gözlemlediğim kadarıyla uzun yıllar boyunca dinleyeninin de alışarak kolay kolay bırakmak istemediği rutinleri belirliyor, bu rutin bol ödüllü programlardan ya da sponsorluğunu yaptığı etkinliklerden oluşacağı gibi dinleyicisine vadettiği birkaç saatlik huzurlu bir yayın da olabiliyor. hasılı kelam, her ne kadar birçoğumuz internetten, albümlerden ve sair yerlerden müzik dinlemeye halihazırda alışmış olsak da, radyo teknolojisi halen basit ve erişilebilir oldukça radyo dinlemenin popülerliğinden çok da bir şey kaybetmeyeceğini görebiliyoruz.

siz yine de radyoları dinleyin. sesini duyurmak isteyenlerle sesle huzur bulmak isteyenleri buluşturan çok az şey var bu dünyada.
devamını gör...

beynimi silah sayarak dahil olduğum grup.
devamını gör...

üniversitenin ilk yılı kullandığım bir not defterim vardı, öylesine atmışım bir yerlere. onu buldum, şöyle içine bir bakayım dedim eski sevgilim gizlice not yazmış meğer, fark etmemişim.

çok garip bir hissi var.
küçük bir notun size ulaşması -üstelik yanıbaşınızda dururken- yıllar sürüyor. zaman içinde anlamını kaybediyor, belki yazan kişi bile yazdığını unutuyor. ama o orada okunmayı bekliyor.
devamını gör...

yaklaşık değeri (1+kök5)/2 olan irrasyonel bir sayıdır. bir doğru düşünün. o doğruyu öyle bir noktadan böldüğünüzü hayal edin ki büyük parçanın küçük parçaya oranı, tüm doğrunun büyük parçaya oranına eşit olsun. bölümlerin sonucu da 1,618... çıkar. işte bu, altın orandır. yunan alfabesinin 21. harfi olan fi ile gösterilir.

her şeyi geçtim de parmaklardaki altın oran çok ilgi çekici, bakmanızı şiddetle tavsiye ederim
devamını gör...

yarım kilo söylerken son anda bir kiloya çevrilen et.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim