normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
emel mathlouthi= naci en palestina.
devamını gör...
sanıldığı kadar başarı gerektirmeyen şeyler
rektör olmak. yazıldı değil mi bu yazılmış olmalı!
devamını gör...
salieri kompleksi
sıradan zekalıların ve yeteneklilerin aşırı çalışmasına rağmen bir işten yeterince verim alamadıklarında, zekaları ve yetenekleri sayesinde kendilerinden çok daha kısa zamanda "orjinal" bir sonuca ulaşanlara karşı gösterdikleri kıskançlıkdır.
devamını gör...
bir anneye verilecek öğütler
senin çocuğun dünyadaki herhangi bir çocuktan daha kıymetli değil.
atomu filan da parçalamayacak.
akademik başarısı değil ahlaki başarısı onu yüksek mevkili insan yapacak.
atomu filan da parçalamayacak.
akademik başarısı değil ahlaki başarısı onu yüksek mevkili insan yapacak.
devamını gör...
gülümseme depresyonu
gülümseme depresyonuna sahip olmak, derinlerde acı çekerken başkalarına mutlu ve neşeli görünmeye çalışmak anlamına gelir. bu depresyon türünü yaşayan insanlar acı çekmiyor gibi göründüğünden, arkadaşları ve aileleri hiçbir şeyin yanlış olduğundan şüphelenmezler. ayrıca bazen kişiler de durumlarının farkında olmayabiliyor. bu yüzden destek veya yardım aramazlar. gülümseme depresyonuna sahip insanlar genellikle aktif bir sosyal yaşama sahiptir. aileleri, arkadaşları ve işleri olur. başarılı ve oldukça mutlu görünürler. bu mutluluğun arkasında neler olduğunu asla göremeyiz. bu sorunun en kötü yanı, bu depresyonla intihar dişünceleri arasında bir bağlantı olmasıdır. bu insanlar yüzeyde enerjik ve coşkulu görünebilirler ancak kapalı kapılar ardında kendilerini değersiz ve çaresiz hissedebilirler.
devamını gör...
apranax plus
naproksen sodyum içerikli apranax forta ek olarak 30mg kodein içeren, kodeinin opioid olması sebebiyle de sadece reçeteyle satılan ağrı yok edici.
devamını gör...
fazıl say'ın gazze tweeti
müzik dehasının malum olduğu, kendi alanında aktivist de olan fazıl say'ın, mazlum gazze' yi görmezden gelmediği kalbimi kazandığı tweeti. twitter.com/fazilsaymusic/s...
devamını gör...
sıfır noktasındaki kadın
idam cezasına çarptırılmış bir kadının, (firdevs) erkek egemen dünyanın çarkları arasında sıkışmışlığını, yaşamı, sevgiyi ararken her defasında hayalkırıklığına uğramasını anlatan eserdir. kadın olmak, evlilik, fahişelik, namus gibi kavramları sorgulamamıza neden olur. ben firdevs'i sevdim, çoğu kadından daha fazla fahişe değildi. göz atmak ya da okumak isteyen olursa diye e-kitap bağlantısını da şuraya iliştiriyorum:
hattusa.live/kitaplar/neval...
hattusa.live/kitaplar/neval...
devamını gör...
kaderin cilvesi
легендарный фильм новогодних ночей. я до этого смотрел по частям, потому что фильм длится примерно три часа. а сегодня, со своей женой на конец-то досмотрели до конца. какой по душе, теплый фильм. классно. советую всем смотреть.
başlıktaki 6. entryde film ile ilgili bilgileri vermiş anjelika arkadaşımız. türkçeye "kaderin cilvesi veya sıhhatler olsun" şeklinde çevirebileceğimiz çok sıcak bir yılbaşı filmi. izlemenizi tavsiye ederim.
başlıktaki 6. entryde film ile ilgili bilgileri vermiş anjelika arkadaşımız. türkçeye "kaderin cilvesi veya sıhhatler olsun" şeklinde çevirebileceğimiz çok sıcak bir yılbaşı filmi. izlemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...
9 aralık 2020 türkiye'nin covid-19 nedeniyle tunus'a 5 milyon dolar vermesi
09 aralık 2020'de yayınlanan sayın cumhurbaşkanı imzalı karar.
verin efendim. biz bizede yeteriz menfatimiz bağlantımız olan diğer ülkelere de ...
nüfusun %47'sinin asgari ücretle yani açlık sınırı altında yaşayan bir ülkede yaşanbilecek güzellikler.
hatta bir mesaj kampanyası daha düzenleyin başka ülke vatandaşlarına destek olalım.
ne de olsa dağ havası almak hobimiz.
verin efendim. biz bizede yeteriz menfatimiz bağlantımız olan diğer ülkelere de ...
nüfusun %47'sinin asgari ücretle yani açlık sınırı altında yaşayan bir ülkede yaşanbilecek güzellikler.
hatta bir mesaj kampanyası daha düzenleyin başka ülke vatandaşlarına destek olalım.
ne de olsa dağ havası almak hobimiz.
devamını gör...
küçük albert deneyi
şubat 1920'de gerçekleşen ve albert adında bir bebeğin konu edildiği küçük albert deneyi (little albert experiment) yıllar geçmesine rağmen hala tartışılan deneylerden biri.
watson radikal bir pozitivistti. insan davranışının sadece öğrenilmiş olan davranışlara dayanarak incelenmesi gerektiğini düşünüyordu. genetik, bilinçsiz veya içgüdüsel unsurlar onun için anlam ifade etmiyordu. sadece gerçekten gözlemleyebileceği davranışları incelemek istiyordu.
watson asistanı rosalie rayner ile birlikte bir yetimhaneye gitti. sonra, 8 aylık bir bebek seçtiler, yetimhanedeki hemşirelerden birinin oğluydu bu. çok ihmal edilmiş olan bu çocuk, çok soğuk ve kötü bir ortamda yaşıyordu. bebek yine de oldukça sakin görünüyordu. oradaki insanlar doğduğundan beri neredeyse hiç ağlamadığını söyledi. işte küçük albert deneyi böylece başladı.
bu deneyin ilk aşamasında, albert’e farklı uyaranlar gösterdiler. amaç, hangisinin onu korkuttuğunu gözlemlemekti. sadece yüksek sesler duyduğunda korku hissedeceğini fark ettiler. bu bebeklerde sık görülen bir şey. albert, hayvanların veya ateşin önünde hiçbir korku belirtisi göstermedi.
sonra, koşullandırma ile korku yaratmaya başladılar. albert’e beyaz bir sıçan getirdiler. ilk başta bebek onunla oynamak istedi. ancak böyle yapmaya çalıştığında, watson çok yüksek bir ses vererek bebeğin korkmasına neden oldu. aynı şeyi birkaç kez tekrarladıktan sonra, bebek sıçandan korkar hâle gelmişti. bundan sonra tavşan ve köpek gibi hayvanları ve hatta kürk manto gibi şeyleri getirdiler. albert’i hepsine koşullandırdılar. bu uyaranlar yanındayken bebek korku hissediyordu.
bebeği uzun süre bu deneylere maruz bıraktılar. neredeyse bir yıl boyunca deneyler devam etti. sonunda bebeğin sakinliği kayboldu ve sürekli endişeli hissetmeye başladı. noel baba maskesi görünce bile korktuğu bir noktaya geldi. ona dokundurduklarında durmadan ağlamaya başladı.
deneyin ikinci bölümünde watson, koşullanmayı geri çevirmeye karar verdi. bu, daha önce şartlandırdığı korkuları “yok etmek” anlamına geliyordu. ancak bu hiç başarılamadı. üniversite tartışmalı deneyi ve asistanıyla kurduğu romantik ilişki nedeniyle watson’ı kovdu.
deneyden sonra bebeğe ne olduğunu bilmiyoruz. ancak çocuğun hidrosefali nedeniyle 6 yaşında öldüğünü belirten makaleler var. eğer bu doğruysa, o zaman bu kötü deneyin sonuçları çok tartışmalı demektir.
watson radikal bir pozitivistti. insan davranışının sadece öğrenilmiş olan davranışlara dayanarak incelenmesi gerektiğini düşünüyordu. genetik, bilinçsiz veya içgüdüsel unsurlar onun için anlam ifade etmiyordu. sadece gerçekten gözlemleyebileceği davranışları incelemek istiyordu.
watson asistanı rosalie rayner ile birlikte bir yetimhaneye gitti. sonra, 8 aylık bir bebek seçtiler, yetimhanedeki hemşirelerden birinin oğluydu bu. çok ihmal edilmiş olan bu çocuk, çok soğuk ve kötü bir ortamda yaşıyordu. bebek yine de oldukça sakin görünüyordu. oradaki insanlar doğduğundan beri neredeyse hiç ağlamadığını söyledi. işte küçük albert deneyi böylece başladı.
bu deneyin ilk aşamasında, albert’e farklı uyaranlar gösterdiler. amaç, hangisinin onu korkuttuğunu gözlemlemekti. sadece yüksek sesler duyduğunda korku hissedeceğini fark ettiler. bu bebeklerde sık görülen bir şey. albert, hayvanların veya ateşin önünde hiçbir korku belirtisi göstermedi.
sonra, koşullandırma ile korku yaratmaya başladılar. albert’e beyaz bir sıçan getirdiler. ilk başta bebek onunla oynamak istedi. ancak böyle yapmaya çalıştığında, watson çok yüksek bir ses vererek bebeğin korkmasına neden oldu. aynı şeyi birkaç kez tekrarladıktan sonra, bebek sıçandan korkar hâle gelmişti. bundan sonra tavşan ve köpek gibi hayvanları ve hatta kürk manto gibi şeyleri getirdiler. albert’i hepsine koşullandırdılar. bu uyaranlar yanındayken bebek korku hissediyordu.
bebeği uzun süre bu deneylere maruz bıraktılar. neredeyse bir yıl boyunca deneyler devam etti. sonunda bebeğin sakinliği kayboldu ve sürekli endişeli hissetmeye başladı. noel baba maskesi görünce bile korktuğu bir noktaya geldi. ona dokundurduklarında durmadan ağlamaya başladı.
deneyin ikinci bölümünde watson, koşullanmayı geri çevirmeye karar verdi. bu, daha önce şartlandırdığı korkuları “yok etmek” anlamına geliyordu. ancak bu hiç başarılamadı. üniversite tartışmalı deneyi ve asistanıyla kurduğu romantik ilişki nedeniyle watson’ı kovdu.
deneyden sonra bebeğe ne olduğunu bilmiyoruz. ancak çocuğun hidrosefali nedeniyle 6 yaşında öldüğünü belirten makaleler var. eğer bu doğruysa, o zaman bu kötü deneyin sonuçları çok tartışmalı demektir.
devamını gör...
#türkiyedinsizleşiyor
bununda cahilce ve herhangi bir alt yapı olmadan gerçekleştiğini üzülerek söylemek zorundayım.
bilinçli bir tercihten çok, siyasal islamın özgürlük alanlarını işgali ve sonrasında oluşan tıkanmışlığın öfkeye dönüşmesinin ürünüdür.
bilinçli bir tercihten çok, siyasal islamın özgürlük alanlarını işgali ve sonrasında oluşan tıkanmışlığın öfkeye dönüşmesinin ürünüdür.
devamını gör...
bayanlardan bile aya gitme hayali kuranlar vardır
uzaya gitme hayali kuran adamların cümlesi "bayanlardan bile".
sizden hiçbir halt olmaz. önce dünya üzerindeki vatandaşlarının dertlerine çare ol sonra beraber çıkarız fezaya.
sizden hiçbir halt olmaz. önce dünya üzerindeki vatandaşlarının dertlerine çare ol sonra beraber çıkarız fezaya.
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
nicklerin nesli tükendi.
devamını gör...
başı kapanan öğrencinin beyni çalışır
(bkz: peki)
devamını gör...
a. kadir
tam adı ibrahim abdülkadir meriçboyu. 1917 doğumlu, 1940 sonrası sosyalist toplumcu-gerçekçi şairimiz. 1939'da kara harp okulu son sınıf öğrencisiyken, nazım’a hayranlığıyla dikkatleri çeken a. kadir son sınıfta “zararlı kitaplar okuduğu ve aykırı düşüncelere sahip olduğu” gerekçesiyle okuldan atılarak tutuklandı. nazım hikmet'le birlikte yargılanarak 10 ay hapse mahkum oldu. 1943'te savaş karşıtı şiirlerini içeren ilk kitabı tebliğ toplatıldı, sıkıyönetim tarafından istanbul dışına sürgün edildi. şiirlerinin yanı sıra farsçadan yunancaya pek çok dilde yaptığı çevirileriyle dünya edebiyatının edebiyatımızda tanınmasına büyük katkıda bulunmuştur. 1958'de azra erhat ile birlikte yaptıkları ilyada çevirisi, 1970'te yine azra erhat'la birlikte yaptıkları odysseia çevirisi çıktı. pek çok çeviriyi 3 ciltte dünya halk ve demokrasi şiirleri adı altında bir araya getirdi. 1985 yılında istanbul'da yaşama veda etti.
çile
bizim hiç bir hürriyetimiz yok,
hiç bir hürriyetimiz,
ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek,
sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,
ben burda en büyük çileyi doldurayım,
ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç.
sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,
ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.
özellikle şu son iki dizesi ilk okuduğumdan beri kazınmıştır aklıma.
yol
tekmil haklar alınır.
tekmil hürriyetler kısılır.
tekmil köşe başları, tekmil kapılar tutulur.
gökyüzü tıkılır dört duvar içine.
bütün bunlara karşı,
dümdüz, apaydınlık kalır
seni bana getiren yol.
savaşı, yoksulluğu, iyiye, doğruya, eşitliğe duyduğu özlemi kavgasız, samimi, gerçekçi bir dille anlatır.
insan
insan kuş kanadında gelen yazı.
insan arı su, insan ak süt.
insan yemyeşil uzanan bahçe.
insan kum, insan çakıl taşı.
insan yiğit, insan dost, insan sevdalı.
insan kancık, insan ödlek, insan hergele.
insan kocaman, dağ gibi.
insan parmak kadar, küçücük.
insan alın teri, insan lokma, insan kan.
insan solucan, insan sülük.
insan kuş kanadında gelen yazı.
insan gül fidanında yanan konca.
insan umutların kapısı.
nazım hikmet, “a. kadir’i pek severim, yüreğimin başında oturan insanlardan biridir. onun yüreği halis bir şair yüreğidir.” der hapishane arkadaşı için.
çile
bizim hiç bir hürriyetimiz yok,
hiç bir hürriyetimiz,
ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek,
sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,
ben burda en büyük çileyi doldurayım,
ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç.
sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,
ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.
özellikle şu son iki dizesi ilk okuduğumdan beri kazınmıştır aklıma.
yol
tekmil haklar alınır.
tekmil hürriyetler kısılır.
tekmil köşe başları, tekmil kapılar tutulur.
gökyüzü tıkılır dört duvar içine.
bütün bunlara karşı,
dümdüz, apaydınlık kalır
seni bana getiren yol.
savaşı, yoksulluğu, iyiye, doğruya, eşitliğe duyduğu özlemi kavgasız, samimi, gerçekçi bir dille anlatır.
insan
insan kuş kanadında gelen yazı.
insan arı su, insan ak süt.
insan yemyeşil uzanan bahçe.
insan kum, insan çakıl taşı.
insan yiğit, insan dost, insan sevdalı.
insan kancık, insan ödlek, insan hergele.
insan kocaman, dağ gibi.
insan parmak kadar, küçücük.
insan alın teri, insan lokma, insan kan.
insan solucan, insan sülük.
insan kuş kanadında gelen yazı.
insan gül fidanında yanan konca.
insan umutların kapısı.
nazım hikmet, “a. kadir’i pek severim, yüreğimin başında oturan insanlardan biridir. onun yüreği halis bir şair yüreğidir.” der hapishane arkadaşı için.
devamını gör...
başkent şehir merkezindeki 6 hastanenin kapatılması
yeni hastane yapıp eskisini kapatmak ve yeni hastane yapmakla övünmek dünyanın en saçma olayıdır dedirten haber.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük…
ama öyle, mabad cebinde taşıdığı akıllı telefonunun aklını, 2 dakika aralıklarla kurduğu 850 tane alarmla meşgul ederek, kendisinden başka tüm mahalleyi, o lanet, o olmaz olası, o mel’un sese her sabah defalarca maruz bırakan, top patlasa uyanmayan tembel bireyin, hala utanmadan “kahve içmeden ayılamıyom yeaaaa” cümlesini kurabilmesi gibi arlanmaz bir günaydın değil elbette…
her gün, kaçta uyanması gerekirse gereksin, en az 1,5 saat öncesinde uyanıp, granül yerine filtre kahve tercih ettiğinden kahvesini demleyip duşa giren, 5-10 dakika sonra duştan çıkıp hızlıca giyinen, bayram sofraları gibi sofra hazırlamasa da, kendine verdiği değeri dilimlediği domates, salatalık ve peynirden, zeytine gezdirdiği zeytinyağından ve üzerine serptiği kekik ve pul biberden anlayacağınız, tam bir ‘yaşamak’ heveslisi bir bireyin, tam da anlattığım sabahı gibi bir günaydın…
kahvaltının mutlulukla ilgisi olduğu bi’ günaydın…
ama öyle, mabad cebinde taşıdığı akıllı telefonunun aklını, 2 dakika aralıklarla kurduğu 850 tane alarmla meşgul ederek, kendisinden başka tüm mahalleyi, o lanet, o olmaz olası, o mel’un sese her sabah defalarca maruz bırakan, top patlasa uyanmayan tembel bireyin, hala utanmadan “kahve içmeden ayılamıyom yeaaaa” cümlesini kurabilmesi gibi arlanmaz bir günaydın değil elbette…
her gün, kaçta uyanması gerekirse gereksin, en az 1,5 saat öncesinde uyanıp, granül yerine filtre kahve tercih ettiğinden kahvesini demleyip duşa giren, 5-10 dakika sonra duştan çıkıp hızlıca giyinen, bayram sofraları gibi sofra hazırlamasa da, kendine verdiği değeri dilimlediği domates, salatalık ve peynirden, zeytine gezdirdiği zeytinyağından ve üzerine serptiği kekik ve pul biberden anlayacağınız, tam bir ‘yaşamak’ heveslisi bir bireyin, tam da anlattığım sabahı gibi bir günaydın…
kahvaltının mutlulukla ilgisi olduğu bi’ günaydın…
devamını gör...

