kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

| hubert sattler; beyazıt yangın kulesinden istanbul
devamını gör...

uzun süredir kaleminden çıkmış olan bir cümle ile cebelleştiğim ve sonuç alamadığım yazar. bahsi geçen cümle; "there are thoughts which are prayers. there are moments when, whatever the posture of the body, the soul is on its knees." bana çaresizliğin bir tasviri gibi gelmişti cümle ama görünüşe göre bir durumun oluşmasına veya bir şeye karşı duyulan büyük bir istek temsili de olabilir fakat şu var ki bu isteği, düşünceyi olduramama durumundan kaynaklanmaz mı diz çökmek ve bu çaresizlikle benzer bir noktada durmasını sağlamaz mı cümlenin? ben bu ruhun diz çökmesi durumunu acı ile karışık bir çaresizlik olarak yorumluyorum ama ne kadar doğru sayılabilir emin değilim.

edit: ismini vermemek konusunda üç maymunu oynayacağım sevgili bir yazar benimkinden çok daha kaliteli bir bakış açısıyla yaklaştığı için izniyle buraya not düşüyorum.

"tanrının doğanın içinde gizlenmesini beden metaforuyla, insanın onunla her zaman uyum halinde olmasını ruhun diz çökmüş haliyle ifade etmeye çalışmış victor hugo."
devamını gör...

kenan birkan tarafından dayının karşısına çıkarılmak üzere özel kuvvetlerde eğitim görmesi sağlanmış asker bir karakter.

devamını gör...

tekrarlayan ateş sendromlarından biri olan bu sendrom en çok ailesel akdeniz ateşi ile karışır.
ismini periyodik fever(ateş)
aftöz stomatit
pharngitis(farenjit)
adenit'den alır.
hastaların büyük çoğunluğu tek doz oral prednizolona yanıt verir.
genellikle 5-7 yıl civarında kendiliğinden iyileşir.
atakları önlemek için tonsillektomi yapılır.
devamını gör...

bir deneyimin öznelliğini ifade eden felsefi terim.

güzel bir manzaraya baktığımızda ya da mesela acıktığımızda, başkalarının da aynı manzaradan keyif alma durumunu veya açlığı (ya da başka duyguları) tecrübe ettiğini bilsek de, bizim hissettiklerimizin aynısını hissettiklerini iddia edebilir miyiz? bizim açlık tanımımızla arkadaşımızınki aynı mıdır örneğin? işte bu tür durumlarda, herhangi bir olay karşısındaki duygusal ya da zihinsel durumumuz bize özeldir. qualia terimi bunu anlatır.

bu zihinsel özelliğimiz nedeniyle, başkalarının yaşadığı olaylara, onların duygularına ve deneyimlerine, kendi bakış açımızla yaklaşıyoruz ve bu nedenle insanların içinde bulunduğu duygu durumlarını her zaman anlamayabiliyoruz. kişi kendisinin hoşlandığı bir şeyden başkalarının da hoşlanacağını düşünebilir ya da tam tersi olabilir. tepkilerini de kendi duygularına göre verdiği için, karşısındakilerle anlaşmazlık yaşayabilir, çelişkiye düşebilir. bazı insanların empati kurmakta yetersiz oluşunu da sanırım bu şekilde açıklayabiliriz.
devamını gör...

iyi ki doğmuştur. malum büyük sözlüklerin hayal kırıklığı yarattığı bir dönemde içimizi ferahlatmıştır.
devamını gör...

her şarkının orjinali güzeldir bence. taklitlerini dinlemem.
devamını gör...

'92 çıkışlı ayak sesleri isimli albümünden bir leman sam klasiği.
devamını gör...

01 yine yeniden.
devamını gör...

haluk bilginer.
devamını gör...

sözlük radyosu ritmini bulmaya başladı.

gittikçe daha iyi olacağına inanıyorum. saat 21:00'ı iple çekeceğiz bakalım, güzel bir program olacağından eminim.*
devamını gör...

dışarıya karşı çok bonkör.
devamını gör...

soğan salatası, kokusu zaten direk sofradan soğutmuştu.
hâlbuki çok güzel bi pasta vardı tam yanında ama oturmadım, karnım ağriyor falan dedim.
içimde kaldı ya o pasta keşke zamanı geri alsak ya.
devamını gör...

(bkz: kim bu feat herkesle düet yapmış)
devamını gör...

cinsellik normal de seks hikayesine çevirmeyin tanımları ve tek bir cinsiyet üzerinden tespit yapmaya da çalışmayın.
devamını gör...

albastı, türk dünyasının farklı bölgelerinde ve boylarında varlığı anlatılan kötücül bir varlıktır. albastı veya alkarısı, kabuslara ve karabasana sebep olan, hamile, lohusa ve çocuklara zarar veren çirkin bir kötücül ruhtur. yaşlı, çirkin bir kadın olarak resmedilir. bazı anlatı ve inançlarda kan emdiğinden de bahsedilir. albastı genelde terk edilmiş yelerde, pis akarsularda, gübreli tarlalarda yaşar ve insanların karşısına farklı şekillerde çıkabilir, gece vakti ortaya çıkar ve şafak vakti kaybolur. uyku esnasında insanların üstüne çöker ve onları boğmaya çalışır. köpek ve horoz sesinden korkup kaçan albastı insanları ezerek kanlarını içmeye çalışır. günümüzde özellikle çocukları korkutmak için kullanılan yaygın bir motiftir.
devamını gör...

hayatim da bir kereliğine mahsus yazdığım not. dilerim niceleri de gelmez.

yillar yillar önceydi aynen. lise 2. siniftayim. 1 bölüm dersi + 1 de tarih dersinden kalmışım. bölüm dersinin saati fazla olduğu için üstüne bir de tarih dersi piyangodan cikar gibi çıkmış başıma. sinifta kalacağım, okul uzayacak. deliriyorum tabi o zamanlar.
üstelik tarih ders notlarim da iyiydi ama selda bağcan tipli hocam sözlü notuma 10 girmiş. derse katılımın da iyi whis. diyorum nasil olabilir bu ? sivas yollarında mi girdi bu notu? diye düşünüyorum.

göz göre göre sınıfta kalacaksın. bittin mahvoldun. kalk git evde ne kadar hap bulursan iç, azrail suprayzz demeden sen bitir işini. bu kez arap şükrü bile kurtarmaz seni.

okuldan çıktım, otobus camından dışarıyı izleyerek kafamda kurdum planı. eve gidip tüm hapları içip intihar edeceksin dedim. hocayla gidip konuşup sözlü notumu düzeltmesini de isteyebilirdim ama aksam 5'e kadar e okul kapanacaktı ve hocayı okulda bulamam diye düşündüm. mecbur intihar edecegiz.

guzelce de bi intihar mektubu yazacağım sonra sizlere ömür olacağım. sanki diğer tarafa badem sütü kreması almaya gidiyorum rahatlığa bak. lanet whis.

neyse pembiş kare bir kağıt çıkarttım koydum çalışma masamın üstüne, önce yaptığım ufak tefek yaramazliklardan, sonra derslerimden bahsettim. sizleri çok seviyorum canım ailem beni affedin tarzı cümleler yazdim. ev halkından gizli gizli yediğim atıştirmaliklarin yerinden de bahsedip kağıdı rastgele bir kitabin içine koydum.

mutfaga gidip başak burcu annemin binbir özenle hazırlamış olduğu ilaç kutusunda ne kadar hap varsa kaptığım gibi odama geçtim.
içime bir kurt düştü tabi o sira . tutuştu bir yerlerim anlayacağınız. kolay mi öyle 15,16 yasinda intihar etmek? belki simdiki kafam olsa bu kadar zorlanmazdim. ama o zamanki intihar edeceğim derdi düşündükçe kahkaha atıyorum şimdi bunlari yazarken.
neymis 2 zayıfı varmış, neymis okul uzayacakmis. neymis azraile suprayyz diyecekmiş. ah seni vizyonsuz whiss ahhh.

gir son kez e okuldaki notlarına bak diyor icimden bir ses. hani sanki biri böyle whisliyor (fısıldıyor) kulağıma. kalktım girdim ben de e- okula. bir de ne göreyim benim tarih dersimin ortalamasi 85 olmaz mi? selda bağcan tipli hocam kafamin içinde türkü çığrıyor. bölüm dersimden de ortalamam sayesinde geçmişim,sistemde öyle görünüyor. yanimda olsa elinden tutar "selvi boylum salında gel ayirmadi bizi bak zalim kader" diye düet yapardım ona.

jet hızıyla ilaç kutusunu aldığım yere koydum. ama gelin görün ki o heyecanla,mutlulukla intihar mektubunu yırtıp atmamışım. tam 5 yıl boyunca kimse okumadı o kitabın içindeki mektubu . ben de dahil. hala kitaplığımda ki herhangi bir romanın içinde durur. alasım da yok kalsin orda öyle.

yaaa anlayacaginiz sözlük az daha b*k yoluna gidiyordum. içimdeki o whis'e binlerce kez şükürler olsun.
devamını gör...

ben de bu konudan rahatsız olanlar kervanına dair betimlemeler yapmak istiyorum. ortaya koyulan sıkıntı, yaş farkı ile ilgili durum olup olmadığını bilmediğim bir görüştür. örneğin kendi açımdan bakarsam, yaşlı biri olarak devamlı siyaset, ekonomi konuşulmasını istemem. elbette devamlı denmemiş, oradaki nüans farkı aslında eleştirinin en can alıcı kısmı.

ancak ne olursa olsun böyle bir sıkıntı varsa ve eğer sözlüğün sahipleri bu konuda bir şey yapmak istiyorsa bu vahşi başlık sistemi ve müdahale edilmiş gündem sisteminde bir şeyler yapmak zorundalar. tabii ki böyle de kalabilir, yani bu haliyle bile çalışan siteler olduğuna göre yapılmasa da çok bir şey değişmez.

eğer yapılırsa sözlük yoğun ilgi gösterilen konuların dışında da insanlara hitap edebilir. yani zaten son tahlilde sosyal medyada devamlı popüler olan konuları konuşmaktan sıkılmadık mı? yani atıyorum açıyoruz twitter'ı aynı muhabbet, aşıyoruz ekşiyi aynı şey. alternatif bir yer yaratılmak isteniyorsa buna bir çözüm bulmak gerekiyor. yoksa böyle gider yani, yapacak bir şey yok. insanlar neye ilgi gösteriyorsa kalanlar da ona muhatap olmak zorunda, çağımız böyle.

bunun için daha önce bahsi geçince bir iki öneri yazmıştım. tekrar yazayım. başlık listelemeleri kişiye özel yapmak ya da bir doz buna uygun hale getirmek mümkün olabilir. kategori sistemi ve beğenilen tanımlara göre bir içerik listelemesi yapılabilinir. bu biraz çetrefil ve emek gerektiren bir şey. hele geriye doğru kategori işleri zor olacağı için en azından başlıklarda hiç ilgi gösterilmemişler de belli bir süre ve oranda başlıkları görünür tutmak mümkün olabilir. hadi bu da zorsa bari en azından "anti-günem" şeklinde bir sekme ekleyip burada son açılan başlıkları en az tıklanan ve yazılandan en çoğa göre dizdirmek mümkün olabilir. yani bunlar sesli düşünülmüş şeyler. elbette daha iyi çözümler üretilebilir. yeter ki ortada bir sorun olduğu kabul edilsin.
devamını gör...


ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...
sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...
eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
sular mı yandı? neden tunca benziyor mermer?
bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...
devamını gör...

pandemiyi de bahane ederek gittikçe ipleri eline alan iktidarın ürünüdür.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim