bu şey değil mi ya hah murat dalkılıç - bi hayli klibi.

değişmek / gelişmek öncelikle kendi yararı için olmalı insanın.
devamını gör...

yahu birkaç gün sözlüğe bakmıyoruz, dönüşte her şeyden uzak kalmış oluyoruz. başlıkta bahsedilen boş beleş yazar tanımlaması var ya hani; onu sanırım tokatlarım şu an, öyle bir boşluk öyle bir beleşlik. nedir bu madalyon muhabbeti, yoldaşın rüyası olduğunu düşünmeye başladım. ya da siteye çip mip bir şey saldılar, buralarda olmadığım için etkilenmedim de olayların dışında kalan tek ben olmuşum gibi bir hissiyat.

yalvarırım herkes çıkarsın koysun apoletleri ortaya bütün nişanları göreceğim burada. durduk yere madalya avına çıktık sitede şaka gibi. lanet olsun alakalı alakasız her şeyi merak etme dürtüme, illa öğreneceğim bilmezsem öleceğim kafası bırak peşimiğğ.

t: doğru önermedir; teşekkürler cumhurbaşkanım, teşekkürler türkiye.

edit: tamam tamam buldum. aklımda tek bir soru kupalar iyiydi, kupalara ne oldu? bir de eleştirmek için yazmıyorum yönetim illa ki güzel düşünmüştür de, sizce de biraz şey olmamış mı? şey işte… hani eski zamanlarda çiftçiler hayvanlarını ve mahsullerini yarıştırırmış, kazanan hayvana/bitkiye ise takılan bir kurdele vardır, heh tam o gibi olmamış mı? şu en besili ineğe takılan ve genelde çirkin mavimsi bir renkte olan kurdeleler… buraya bir ''lanet olsun'' da görsel hafızam için bırakıyorum…
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herkesin beğendiği bir şeyi beğenmemek vizyonsuzluk değildir.
devamını gör...

(bkz: bu fotoğraf kimlik için, ölüm belgesi için değil.)

lübnan’lı nadin lakabi’bin yönettiği sinema filmidir. yayına 2018 senesinde girmiş olup izleyen çoğu insanı etkilemiş filmdir. film konusu fakirliğin çocuklar üzerinde etkisini, çocuk işçilerin çığlıkları, mülteci olarak yaşayan çocukların ailelerinde yaşadıkları olayları, açlığı, sefaleti ve çocuk yaşta evlendirilmeleri yer almaktadır. filmi izlediğim zaman vicdanımı rahatsız eden durumlardan öte gözlerimizi yumduğumuz acılara başkalarının yaşaması ve tüm hayatının acılarla kaplamış olmasının hüznü vardı içimde. kız kardeşini evlendirirler diye kardeşinin kanlı iç çamaşırını yıkayan bir çocuğun korkusunu nasıl içten hissedemez ki insan ya da çok küçük yaşta evlendirip hamile kalıp ölen sahar’ın sessiz çığlığını kim anlayabilir? açlığın yoksulluğun ve büyütülme tarzının çocuklara etkisini ve gelecek nesillerine yansıtılıyor olması ne acı. her şeyin güzelleştiği bir dünyayı göremeyecek olmamız ne acı.
devamını gör...

bu teorinin en büyük savunucusu dayı.
dünya düzdür ve dönmez dedi ya :)

beyin ölümü gerçekleşmiş, hükümsüzdür..
devamını gör...

bir tık katkıda bulunduğum için mutlu hissettiğim başlıktır.

ne derler bilirsiniz nice milyonlara.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tanımlarını gördüğümde istemsiz şekilde aklıma börek düşüren, tanımlarını beğenmeden geçmediğim sözlüğün klas yazarlarından biri.
devamını gör...

sese karşı intoleranstır. yani sesten rahatsız olma diyebiliriz. bu duruma genellikle tinnitus da eşlik eder. ve migren hastalarında sıklıkla görülür.
devamını gör...

diğer insansı türlerden ayrılışı iki yüz bin öncesine kadar gider. yetmiş bin yıl önce yerleşik olduğu afrika'nın doğusundan tüm dünyaya yayılması, diğer insansı türlerin sonunu getirmiş, önemli ölçüde hayvan ve bitkinin neslinin tükenmesine yol açmıştır. avcı toplayıcı olduğu çağlarda kısmen barışçıl ve doğaya daha az zararlı olan bu tür, son on bin yıldır yerleşik düzene geçtiğinden beri deyim yerindeyse dünyanın altını üstüne getirmiştir.

aynı hızla devam ederse hem kendi hem de diğer türlerin sonunu getirmesi kaçınılmaz olacaktır. the matrix filminde agent smith karakterinin de belirttiği gibi gezegenin kanseridir. iflah olmak bilmeyen ihtirasları, elde ettiği her şeyden kısa sürede bıkması ve bunun sonucu olan tüketim canavarlığını bitirecek yönde zihin yapısını değiştiren genetik mutasyona uğramadıkça, bu kanser tür tüm dünyada metastaz yaparak global bir sona -ya da buna yakın bir dönüşüme- sebep olacaktır.
devamını gör...

a.b.d'nin yedinci başkanı andrew jackson zamanında, 1830'da çıkarılan bu kanunla, mississippi nehrinin doğusundaki bütün kızılderililer, topraklarını terkedip, batıya sürülmüşlerdir.
bütün kızılderililere uygulansada, özellikle a.b.d'nin güney doğusundaki çiftlik sahibi beş uygar kabile denilen, cherokee, chickasaw, choctaw, creek ve seminole kabilelerini kapsıyordu.
kendi evleri, tarlaları, çiftlikleri, okulları olan ve beyazlarla çatışma halinde olmayan kabilelerdi. ufak çatışmalar olsada a.b.d ordusunun baskısıyla 100 binden fazla kızılderili batıya gönderildi. yolculuk boyunca dört kızılderiliden biri öldü ve bu yolculuğa gözyaşı yolu adı verildi.
devamını gör...

bu başlığı da açtım ya, bir şey demiyorum.*

aylardan temmuz. regl dönemim. ağrıdan geberiyorum. havada cehennem sıcağı. saat gece 2. "ne yapıyorsun?" diye soruyor. "yatıyorum çok ağrım var" diyorum. telefonum çalıyor ardından. açıyorum.

" muratgilin damından atlayamadıkkkkkkk
muratgilin damından atlayamadık"


diye bir ses. iki dakika boyunca şarkı söylüyor. sonra yüzüme şak diye kapatıyor. karnım ağrıyor ama bu sefer kahkaha atmaktan.*

az önce sebepsiz bir şekilde aklıma gelen şarkıdır dostlar. alın dinleyin. benim için oldukça özel bir halini paylaşıyorum.*
devamını gör...

o beni içine çekti!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yunus emre’nin yine eskilerden kenan imirzalıoğlu’nun başrollerinde oynadığı deli yürek dizisinde, kuşçu karakterinin de seslendirdiği şiiri.


“bir ne derttir ana derman bulunmaz
ya bu ne yaredir zahmı belirmez

yitürdüm yusuf'um ken'an elinde
yusuf'um bulundu, ken'an bulunmaz

beyim arif isen, var sen yolunca
bunda başlar yiter, kanlar sorulmaz

manisiz kişiden hiç nesne gelmez
kovası yok kuyudan su çekilmez

kuyu cismindürür mani kovası
çekerler kovayı suyu belirmez

erenler kapısı, mürüvvet kapısı
sıtk ile gelenler, mahrum gülünmez

yunus bu manide gark oldu gitti
geri gelmekliğe aklı belirmez.”
devamını gör...

t:yaptığımızda mutlu olduğumuz bize iyi gelen şeylerdir.
bana göre mutlu uyanabilmek ve cilt bakımı yapmak*.
devamını gör...

"ve biz onlara dedik ki, bugün imayı anlamayanlar yarın gözlerine sokulan acı gerçekleri de görmeyeceklerdir, onlar ki kendi şüphelerinde ve anlayamamalarında boğulduklarında biz onlara gülüyor olacağız."

y. b. franklin / normal ahit / 3:16
devamını gör...

doktor olduğunu düşündüğüm yazar.
bunu üstün zekamla anladım, tanımlarından falan belli olmuyor hiç.*
tanımlarını anlıyor muyum?
cık anlamıyorum ama hoşuma gidiyor profiline girip yazdığı tanımları okumak.
hem bir süre sonra göz alışıyor, o tıbbi terimler o kadar da yabancı gelmiyor.*
ilgiyle takip ediyoruz efenim.
devamını gör...

şu dünyada sadece altı kişiyiz. sen, ben, o, siz, biz, onlar. hepsine kolayca geçiş yapabilirim ama biz hariç o çok özeldir.
devamını gör...

içsel çatışma ya da iç çatışma da denilebilinir; id, ego, süperego arasındaki uyuşmazlıktır. bir nevi benlik kavgası. yaşamımızın sonuna kadar edeceğimiz benim kavgam diyebileceğimiz bir sorunsal.
ne istiyorum?
ne söylüyorum?
ne yapıyorum?
eğer bu soruların cevapları birbirine uymuyor ve tutarsızlık yaşanıyorsa içsel çatışmanın kapısına dayandınız demektir. her zaman o kapının önündeyiz gerçi o da ayrı bir konu.

şöyle örneklendirelim;
patronunuza kızdınız. istifa edip üzerinede ağzınıza geleni söyleyeceksiniz. ama paraya ihtiyacınız var, çalışmanız gerekiyor. hadi o gün patlamadınız ama bir gün bunu yapacağınıza eminsiniz. ego'nuz başka bir iş bul sonra istediğini yap der. ama öfke nöbetleri buna engel olur. çok tanıdık geldi bu hikaye değil mi? söylediniz gitti. e ne oldu içinizle yaptınız hesap çarşıya uymadı. işsiz kalıp zor durumda kaldınız. o zaman şöyle yapalım. bir yandan iş arayıp bir yandan patronu idare edelim off böyle uzayıp gidiyor işte bu düşüncelerin hepsi bir iç çatışma örneği oldu bize. bir olay karşısında ne istiyorumu iyi analiz etmek ve doğru hareket etmek. verilen ani kararı kestirememek bazen ahlaki normları yıkar vicdan azabı çektirir. evett bende az sövmedim o patrona ne fena adam.

id sol taraftaki melek, süperego sağ taraftaki ikiside omuzunda fısır fısır konuşuyor seslerini duyuyorsunuz değil mi?
ilk akla gelen dürtü'nün ağır sonuçları göz önüne alınarak, bilinçdışına bastırılarak gönderilmesi gerekliliğinin altı çizilir. bastırılma iyi yapıldığında dürtü ortadan kaybolur. tabii bu her zaman iyi sonuç vermez. içine ata ata ne hâle geldin öyle denilir sonra. offf burada da ben çatışmaya girdim iyi mi?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim