yardımsever,vefalı ve kalbi güzel insanlar olmalı .
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir dönemin internet efsanesi. hatta ülkenin gündemine oturmuş ve bir sürü sticker oluşurulmuştu. buyrun nostaljiyi dibine kadar yaşayın*.

bu arada bu olayın belgeseli çekilmiş izlemek isteyenler için aşağı bırakıyorum.
devamını gör...

demet akalın - demte aklaın
devamını gör...

çay..
devamını gör...

doğduğum ev bahçeli bir evdi. (doğduğun ev kaderindir hahah.) ve bahçemizde bizimle yaşayan bir adet karabaş vardı. sonra o evi müteahhite verdik ve bir kaç sene binada oturduk ama yinede dükkanımızda yaşayan köpecikler vardı.

sonra yine başka bir şehre taşındık ve köpek, kedi, keçi, koyun, inek, ördek, tavuk, güvercin vsvs şeklinde bir çok hayvancıkla haşır neşir oldum. özellikle köpeklerle iyi bir arkadaşlığım vardı. son 6 sene yine binada yaşamaya başladım ve çalıştığım için köpek çok daha zor olacağı için bir kedicikle aynı evi paylaşmaya başladım. sonra aldı yürüdü. 1, 2, 3.. bir ara 8 tane vardı. ama şu şekilde, hasta minnağı alıp tedavi edip sonra sahiplendiriyordum. böyle devam etti gitti.

benim için kedi, köpek ayrımı yok. her türlü hayvanı seviyorum. hatta ilginçtir ineklerle değişik bir yakınlığımız olmuştu ailecek. inekler çoban abinin elinden kaçıp babamın yanına dükkanına gelip orada duruyorlardı. babamda saat eğer geçse bırak kalsın 1, 2 saatte burda dursun diyordu. okuldan bir geliyordum inek babamın yanında beni görüp 'mööö' diyordu. möö diyecek tabi diyeceksiniz yok yani direk bana hitap ediyordu inek kardeş. yanıma koşa koşa gelip koca hayvan kedi gibi hareketler yapıyordu.

horozumuz eve giriyor yanımızda oturmak istiyordu. diğer tüm hayvanlar buna benzer tavırlar sergiliyordu kedilere, köpeklere hiç girmiyorum bile. aile olarak hepimiz pek seviyoruz hayvanları bizim için pek kıymetliler. babamın özellikle hayvan sevgisi çok fazlaydı ve bana bizzat geçmiş.

bu arada geçtiğimiz senelerde bir arkadaşıma gitmiştim adana'ya. inekleri vardı. ben sevinçle koştum ahırlarına anam inek seveceğim diye tabi benim hatırımda bizim inekler kalmış. arkadaşım diyorki 'dur gitme ne yapacaksın kokacaksın pis pis.' girdim ahıra inekler bir huzursuz oldu bakıyorlar ters ters. 'mööö (git lan burdan)' diyorlar falan. sahipleri geldi yanıma onada aynı tepki boynuz falan sallıyorlar. 'kız bunlar niye böyle?' dedim. 'inek işte ne bekliyorsun?' dedi. köpekleri falan var kapıda bir deri bir kemikten hallice huzursuz, korkak halli hayvanlar hep. bir iki gün sonra azda olsa alıştılar tabi bana. 'möö (geldi yine değişik. az gel gel kaşı bari sırtımı.)' modundalardı. köpek desen korka korka gelip kafasını okşatıyordu. ama gözlerinde bir korku hakim yinede.

o zaman anladım bu canlara ne veriyorsan onu alıyorsun. kedi, köpek olması ya da inek olması fark etmiyor. senin tavrın ve enerjine göre şekilleniyorlar. canlarım ya hepsine bayılıyorum. en büyük arzum ileride aynı çocukluğumdaki gibi ufak bir çiftlikte yaşamak. hepsiyle teker teker ilgilenmek. ay hadi inş ya. amin deyin çabuk çabuk.
devamını gör...

batı felsefesinin kurucusu olarak kabul edilen iyonyalı filozof.

yazılı bir belgesi günümüze ulaşmamıştır. onun hakkındaki bilgiler, herodot, aristoteles, diogenes laertios gibi düşünürlerin yazdıkları sayesinde elde edilmiştir.

ahmet arslan'a göre mitolojiden felsefeye geçişte, ele alınan problem değil bakış açısı değişmiştir. buradaki ana problem bir başlangıcın olması gerekliğidir. yunan mitolojisine göre başlangıçta khaos vardı. yani yalnızca boşluk. sonra khaostan gaia, tartaros, eros, erebos ve nyks doğudu. thales ise başlangıçta suyun olduğunu düşünüyordu. ona göre her şeyin özünde su vardı. mitoloji bu problemi tanrılarla çözüyor, thales ise tamamen maddi olanı seçiyordu.

onun hakkında anlatılan eğlenceli hikayeler de vardı. örneğin platon theaetetus adlı eserinde thalesin bir gece yıldızları incelerken önünü görmeyip bir kuyuya düştüğünü anlatır.


bunların dışında astronomi, mühendislik, geometri, matematik gibi alanlarla da ilgilenmiştir. söylenene göre milattan önce 585 yılında gerçekleşen güneş tutulmasını tahmin etmiş, piramitlerin uzunluğunu hesaplamış ve çok sayıda geometrik teorem ortaya atmıştır.
devamını gör...

eski usul bir han açıp, şarap getir hancııı! diye bağırmak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevgilinin geçmişi hakkında kıskançlık duymak. bakınız sibel alaş ne güzel demiş,
"gel, sormam kimler öpmüş dudaklarını
gel, bir dokunuş unutturur günahlarını"

şarkı için çilekli link
devamını gör...

tost gurmesiyim. tost camiasının medat vilor’uyum. taklitlerimden sakınınız...
devamını gör...

çok dertli araçlardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
üzmemek gerekir.
devamını gör...

üç beş gün içerisinde aniden enfes bir zenginliğe kavuşma olasılığının gerçekleşmesi durumunda bunlarla beraber daha birçok kitabı anında sözlüğe aktarmak istediğim, henüz karma puanını tamamlamamış ve kitap almaya hak kazanmamış bir yazar olarak, keşke olsa dediğim kitaplardır.

michael cordy- lucifer
friedrich schiller- ıhlamurlar altında gezinti
tolstoy: tanrı gerçeği görür ama bekler
jerome k. jerome- bir kayıkta üç kafadar
aiskhylos- zincire vurulmuş prometheus
sir arthur conan doyle- kara şato'nun kontu
joanne greenberg- sana gül bahçeleri vaadetmedim
clarissa p. estes- kurtlarla koşan kadınlar
marcus tullius cicero- dostluk üzerine
mihail bulgakov- gelecekten beklentiler
frank herbert- dune
euqene ıonesco- yalnız adam
marcel proust- kıskançlık
alexandre dumas- monte cristo kontu
luis sepulveda- aşk romanı okuyan ihtiyar
nilgün marmara- defterler
anne bronte- wildfell konağı kiracısı
halid ziya uşaklıgil- aşk-ı memnu
frederic gros- yürümenin felsefesi
devamını gör...

müşteri haklı. etiketi değiştirmeyen sorumlular müşteriye etiketteki fiyattan ürün satımını yapmak zorunda.

alıcı, bir dava açsa birkaç teneke yağ daha kazanır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

haruki murakami'nin 1982'de yayınlanan the rat serisinin üçüncü kitabı. türkçeye nihal önol'un çevirisiyle 2008 yılında kazandırılmıştır.

murakami'nin en az beğendiğim kitaplarından biri. ama murakami ne yazsa okuyacak biri olarak yine de sevdim tabii ki. doğayla ilgili enfes tahliller ve fantastik kurgu seviyorsanız siz de keyif alırsınız diye düşünüyorum.


"eğer istersek, varsayımlar alanında dilediğimiz kadar at koşturabiliriz. başıboş bir ilkbahar rüzgarının savurduğu kanatlı bir tohum gibi köksüz.
öte yandan da, aynı zamanda, rastlantı diye bir şeyin varlığını yadsıyabilir, bilmezden gelebiliriz. olan olmuştur, olacak olan da besbelli olacaktır, işte böyle, sürüp gidebilir. başka bir deyimle, aramızdaki "her şey" ile önümüzdeki "sıfır" arasında sıkıştırılmış olduğumuzdan, bizimkisi, içinde ne rastlantıya ne olanağa yer verilen, geçici bir varoluştur."
devamını gör...

özellikle son zamanlarda dinlerken bir yandan içimden gelerek eşlik ettiğim bence yapılmış en güzel türkçe şarkılardan biri.

devamını gör...

şirket sahibinin standartını gösterir direk,

çalışma hayatıma başladığım ilk iki şirket max 10 kişinin çalıştığı, orta ölçekli şirketlerdi, ama sahipleri maaşlı çalışırken, büyük şirketlerde, çok iyi şartları gördükleri ve şirket kültürünü bildikleri için, aynı kuralları kendileri de uyguluyorlardı, ve bende kurumsal kültürü, ceo luk yapmış bir insandan gördüğüm için, sonradan hiç alışamadığım bir şeydir cumartesi günü mesaisi.

daha sonra dış ticaret yapmamıza rağmen cumartesi günü tam gün çalıştıran bir patronum oldu, kendisi de kalitesiz biriydi, hiçbir işimiz olmamasına rağmen, "evde napıcaksınız, şirkete gelin" diyordu ya, sağolsun kendisinin yurt dışından, türkiye saatiyle 17:55 te bize ulaşacak şekilde, son dakika mailleri de meşhurdu, cumartesi günü akşam saat 5 te yani çıkmamıza bir saat kala, "hadi bu gün erken çıkın, hadi hadi" diyorlardı ya, şaka gibiydi.

4 yıl çalıştım orada ama, işe girerken cumartesi büyük sıkıntı demiştim, hatta pek profesyonel değil ama telefonda sormuştum, görüşmeye gidince de "cumartesi çalıştığınız için, küçük bir şirket olduğunuzu düşünmüştüm" demiştim,
4 yıl bu lafımı bana soktu patronum,
"bak o gün öyle bizi bişeye benzetemedin ama, kaç yıl oldu" filan diye, sonradan sana özel bir şey yapalım dediler ama o da benim içime sinmedi, bizi esir gibi tutardı, yalandan toplantılar filan, anılarını, hayatını anlatırdı, zorla dinletiyordu bize,
benim evi barkı kapatıp ailemin yanına dönmemde büyük etkisi vardır bu şirketin, istediğim zaman istifayı basamamak çok şişiriyor beni...

bu pandemide esas olanın iş olduğunu anlamışlardır umarım patronlar,
birçok işyerine bir katkısı olduğunu da sanmıyorum, hele yarım gün tam saçmalık, git gel, öğlene kadar bir kaç saat çalışmak için, tamamen çalışandan ne koparsam kardır mantığı, buraya başka söyleyecek kelime bulamadığım için çok özür dileyerek, tamaaamen *bneliklerinden, başka birşey değil.

dünyada haftada 4 gün çalışmaya başlamış millet, biz hala cumartesi gününü konuşuyoruz ya, daha ne kadar ileriye gidebilir bu ülke, geri gitmek konusunda...


devamını gör...

türk insanının çalışmayan bir şeyi vurarak çalıştıracağına olan inancının insan vücuduna yansımış halidir.
devamını gör...

aynı zamanda gain medya'da izlenebilecek mfö belgeselinin adı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim