sigmund freud
sadece kızı anna freud'a yaptığı eziyetlerle bile yerin dibine sokulması gereken psikanalizin kurucusu şahsiyet.
kadınların penis hassedi yaşadıklarını yazan ve kadınların doğaları gereği nevrotik olduğunu iddia eden avusturyalı nörolog.
evlat olsa sevilmez.
kadınların penis hassedi yaşadıklarını yazan ve kadınların doğaları gereği nevrotik olduğunu iddia eden avusturyalı nörolog.
evlat olsa sevilmez.
devamını gör...
pardon filmindeki muzaffer
ferhan şensoy’un yazıp mert baykal’ın yönettiği müthiş film pardon’da rasim öztekin’in canlandırdığı karakterdir.

üç arkadaşın en kaypak olanı muzo’dur. sorguya girdiklerinde can arkadaşı ibrahim’i tanımamamamazlıktan gelerek ne kadar karaktersiz olduğunu gösterir.
sorgu esnasında küçük parmağına basılacak yapılan amansız, acımasız ve gözü dönmüş işkenceye dayanamayan muzo anasına dair bir şeyler görmeden ifade tutanağını imzalar.
muzo’ya göre sigaramız diye genel bir durum yoktur ve eğer çakmağı olsa ibrahim’den daha adidir. kodeste sessiz küfür konusunda uzmanlaşan muzo, hapishanedeki ölüm orucuna katılmayı da reddeder. zaten ramazan ayında da oruç tutmamıştır.
kuzeni melda’nın avukatlık becerilerine çok güvenen muzo’nun strassbourg’da tanıdıkları vardır ama melda’nın çok kral bir savunma yapıp zırt yasasını bilmemne maddesine göre beraat etmelerini istemesi de işe yaramaz.
koğuşa televizyon alınmasına karşı çıkan da muzo olur, çünkü televizyon için gerekli olan para için dolar bozdurulmaz, ne zaman bozdursan yazıktır. ama şişme pezevenk osman sayesinde gelecek olan ve latekis denen bir dalgadan yapılan şişme kadın için biraz dolar bozdurmaya razı gelir.
muzo’nun geleni gideni çok olur. eximbank işi de yalan oldu.

üç arkadaşın en kaypak olanı muzo’dur. sorguya girdiklerinde can arkadaşı ibrahim’i tanımamamamazlıktan gelerek ne kadar karaktersiz olduğunu gösterir.
sorgu esnasında küçük parmağına basılacak yapılan amansız, acımasız ve gözü dönmüş işkenceye dayanamayan muzo anasına dair bir şeyler görmeden ifade tutanağını imzalar.
muzo’ya göre sigaramız diye genel bir durum yoktur ve eğer çakmağı olsa ibrahim’den daha adidir. kodeste sessiz küfür konusunda uzmanlaşan muzo, hapishanedeki ölüm orucuna katılmayı da reddeder. zaten ramazan ayında da oruç tutmamıştır.
kuzeni melda’nın avukatlık becerilerine çok güvenen muzo’nun strassbourg’da tanıdıkları vardır ama melda’nın çok kral bir savunma yapıp zırt yasasını bilmemne maddesine göre beraat etmelerini istemesi de işe yaramaz.
koğuşa televizyon alınmasına karşı çıkan da muzo olur, çünkü televizyon için gerekli olan para için dolar bozdurulmaz, ne zaman bozdursan yazıktır. ama şişme pezevenk osman sayesinde gelecek olan ve latekis denen bir dalgadan yapılan şişme kadın için biraz dolar bozdurmaya razı gelir.
muzo’nun geleni gideni çok olur. eximbank işi de yalan oldu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

eskisi kadar özlemiyorum seni,
ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
biraz yorgunum...
biraz kırgın...
biraz da kirletti sensizlik beni!
nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
“iyiyimler” yamaladım dilime.
özdemir asaf.
fotoğraf 3 ocak 2022 tarihinde çekildi, konum fethiye, 6.5 saniye pozlama.
devamını gör...
pazarda kaybolan çocuğunu bulunca döven anne
adeta insanların sınırlarını zorlamaya yemin etmiş olmamın üzerine, bir haftada en az iki kere üç-dört tane yetişkinin ortasından kaybolmayı başarabilen başına buyruk bir veled olmama rağmen annemden* toplamda iki kere dayak yemeyi başardım.
bunlardan bir tanesi ise henüz beş yaşındayken, tüm mahallenin seferber olup beni bulamaması sonucunda iki üç polis karakoluna haber verilmesinin ve yarım günün ardından şehrin başka bir ucundan çıktığım enfes kayboluşlarımdan birinin cezasıydı.
bunun öncesinde annem beni insan evladı yerine koyup* karşısına almış ve defalarca yerimden ayrılmamam, onu göremezsem birisi beni bulana kadar yerimden kıpırdamamam, habersiz bahçeden çıkmamam konusunda uyarmış ve kaybolmam halinde başıma neler gelebileceğini uygun bir dille anlatmıştı.
amma ve lakin ben denizin laftan anlamayan bir tazmanya canavarı olmasından mütevellit her hafta beni inşaatlardan, fabrikalardan, meyve sebze halinden, karakollardan ve tanımadığımız bilumum insanın bahçelerinden toplamaları bitmedi.
neyse en sonunda nush ile uslanmayanı etmeli tekdir tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir uygulamasına geçildi ve vallahi akıllandım resmen, bu kadar mı fark eder?
evet dayaktan sonra bir daha kaybolmadım.
goygoy bir yana, o dayak sayesinde tecavüze uğrayıp öldürülüp bir kenara atılmamış olmam yüksek ihtimal. tisikkuler anne.
bunlardan bir tanesi ise henüz beş yaşındayken, tüm mahallenin seferber olup beni bulamaması sonucunda iki üç polis karakoluna haber verilmesinin ve yarım günün ardından şehrin başka bir ucundan çıktığım enfes kayboluşlarımdan birinin cezasıydı.
bunun öncesinde annem beni insan evladı yerine koyup* karşısına almış ve defalarca yerimden ayrılmamam, onu göremezsem birisi beni bulana kadar yerimden kıpırdamamam, habersiz bahçeden çıkmamam konusunda uyarmış ve kaybolmam halinde başıma neler gelebileceğini uygun bir dille anlatmıştı.
amma ve lakin ben denizin laftan anlamayan bir tazmanya canavarı olmasından mütevellit her hafta beni inşaatlardan, fabrikalardan, meyve sebze halinden, karakollardan ve tanımadığımız bilumum insanın bahçelerinden toplamaları bitmedi.
neyse en sonunda nush ile uslanmayanı etmeli tekdir tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir uygulamasına geçildi ve vallahi akıllandım resmen, bu kadar mı fark eder?
evet dayaktan sonra bir daha kaybolmadım.
goygoy bir yana, o dayak sayesinde tecavüze uğrayıp öldürülüp bir kenara atılmamış olmam yüksek ihtimal. tisikkuler anne.
devamını gör...
sokrates'in savunması
sokrates gerçekten yaşadı mı yaşamadı mı tartışmaları süredursun, yaşamış olsa da olmasa da muhteşem bir kitapla karşı karşıya olduğumuz gerçeği değişmiyor.
o dönemin kokusunu hissetmeniz açısından zevkle okunacak bir kitap. dili ağır değil ve anlaşılır. socrates’in akıl yürütmeleri ve zekası gerçekten inanılmaz. hayatını bilmeye, öğrenmeye adamış. öğrenmenin en önemli koşulu ise ‘hiçbir şey bilmediğini kabul etmek’.
en çok etkilendiğim bölüm ise son bölüm oldu. hücresinde öğrencileriyle son sohbeti. zehri içtikten , zehir etkisi geçene kadar olan, hayatının son dakikalarında dahi öğrenmeye ve öğretmeye açlığı. öncelikle öğrencilerine ‘bu böyledir’ demiyor; tüm karşıt görüşleri dinliyor ( ki karşıt görüşleri duymayı gerçekten seviyor) , akıl yürütmeyle doğru yolu bulmaya çalışıyor. yani aslında o ‘öğretmeyi’ değil, ‘düşündürtmeyi’ amaçlıyor.
yine kitabın son bölümünde geçen, ‘tüm insanlar doğmadan önce her şeyi bilir, doğduktan sonra hatırlar’ teorisi de hayli ilgi çekici.
eski bir kitap diye korkmayın; çok rahatlıkla ve zevkle okuyacaksınız. ama arada gözlerinizi kapatın ve o dönemi hayal edin. anlayacaksınız ki bizden çok daha ilerilermiş.
o dönemin kokusunu hissetmeniz açısından zevkle okunacak bir kitap. dili ağır değil ve anlaşılır. socrates’in akıl yürütmeleri ve zekası gerçekten inanılmaz. hayatını bilmeye, öğrenmeye adamış. öğrenmenin en önemli koşulu ise ‘hiçbir şey bilmediğini kabul etmek’.
en çok etkilendiğim bölüm ise son bölüm oldu. hücresinde öğrencileriyle son sohbeti. zehri içtikten , zehir etkisi geçene kadar olan, hayatının son dakikalarında dahi öğrenmeye ve öğretmeye açlığı. öncelikle öğrencilerine ‘bu böyledir’ demiyor; tüm karşıt görüşleri dinliyor ( ki karşıt görüşleri duymayı gerçekten seviyor) , akıl yürütmeyle doğru yolu bulmaya çalışıyor. yani aslında o ‘öğretmeyi’ değil, ‘düşündürtmeyi’ amaçlıyor.
yine kitabın son bölümünde geçen, ‘tüm insanlar doğmadan önce her şeyi bilir, doğduktan sonra hatırlar’ teorisi de hayli ilgi çekici.
eski bir kitap diye korkmayın; çok rahatlıkla ve zevkle okuyacaksınız. ama arada gözlerinizi kapatın ve o dönemi hayal edin. anlayacaksınız ki bizden çok daha ilerilermiş.
devamını gör...
özgecan aslan
20 yaşında iken okulundan evine gitmek için bindiği minibüste canice katledilen güzeller güzeli bir kadındır.
bir anneye “çok acı çekmiştir kızım, keşke kurşunla öldürselerdi...” dedirtecek kadar acı bir ölümü olmuştur.
katledildiği yıl ise benim üniversiteye başladığım 2015 yılıydı. her otobüse bindiğimizde korkmaya başlamıştık artık. gerçi hâlâ otobüste en son biz kalmamaya dikkat ediyoruz maalesef. varmamız gereken yere eğer otobüsün içi boşalmışsa erken inip yürüyerek gidiyoruz.
bugün ise özgecan'ın önce bıçaklanıp sonra da yakılarak öldürülmesinin ardından tam altı sene geçti.
geçen bu altı sene de ise ülkemizde kadın cinayetleri ise giderek arttı.
biz ne çektiği acıları ne de güzeller güzeli bu kadını unutmadık.
ancak ''başka özgecanlar ölmesin!'' diyerek uğraştığımız bu direnişi kaybettiğimizi 2021 yılının ilk ayından 23 kadının öldürülmüş olması ile dahi anlayabiliriz.
zamanla katlanarak giden kayıplar veriyoruz. yarın bu listenin içinde belki ben de olabilirim.
tıpkı özgecan aslan'ın arkasından bir destek mesajı bırakan şule çet gibi. (bkz: şule çet)
anitsayac.com
bir anneye “çok acı çekmiştir kızım, keşke kurşunla öldürselerdi...” dedirtecek kadar acı bir ölümü olmuştur.
katledildiği yıl ise benim üniversiteye başladığım 2015 yılıydı. her otobüse bindiğimizde korkmaya başlamıştık artık. gerçi hâlâ otobüste en son biz kalmamaya dikkat ediyoruz maalesef. varmamız gereken yere eğer otobüsün içi boşalmışsa erken inip yürüyerek gidiyoruz.
bugün ise özgecan'ın önce bıçaklanıp sonra da yakılarak öldürülmesinin ardından tam altı sene geçti.
geçen bu altı sene de ise ülkemizde kadın cinayetleri ise giderek arttı.
biz ne çektiği acıları ne de güzeller güzeli bu kadını unutmadık.
ancak ''başka özgecanlar ölmesin!'' diyerek uğraştığımız bu direnişi kaybettiğimizi 2021 yılının ilk ayından 23 kadının öldürülmüş olması ile dahi anlayabiliriz.
zamanla katlanarak giden kayıplar veriyoruz. yarın bu listenin içinde belki ben de olabilirim.
tıpkı özgecan aslan'ın arkasından bir destek mesajı bırakan şule çet gibi. (bkz: şule çet)
anitsayac.com
devamını gör...
metaverse
kullanıcıların gerçek zamanlı olarak yararlanabileceği 3 boyutlu sanal bir simülasyon ağı. kullanıcıların sanal bir şekilde oyun ortamlarında başka kullanıcılarla iletişime geçebileceği ya da kripto para üzerinden çeşitli ticari hareketlere olanak sağlayan bir çeşit sanal dünya gibi düşünebilirsiniz. terim ilk kez 1992 yılında snow crash adlı bir bilim kurgu romanda kullanıldı.
büyük şirketler ve yatırımcılar son yıllarda bu konuya büyük bir eğilim göstermeye başladı. son aylarda facebook ve mark zuckerberg'ün ismini de bu konuyla birlikte sık sık duymaya başladık. ünlü isimlerin sanal konserlerini izleyebileceğiniz, ünlü modacıların sanal tasarımlarını giyebileceğiniz hatta satın alabileceğiniz ilginç bir proje düşünün. artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi teknolojilerin 1 adım ilerisi diyebileceğimiz bu olay internetin bedenlenmiş hali şeklinde tanımlanabilir.
michio kaku'nun geleceğin fiziği adlı kitabında önümüzdeki 100 yıl içerisinde görmeyi bekleyebileceğimiz teknolojik gelişmeler anlatılır. metaverse olayı da kitabın ilk bölümünde "bilgisayarların geleceği" başlığı altında anlatılan konuları çağrıştırıyor.
teknolojinin gelişmesi ve internetin hayatımızda daha fazla yer kaplaması bazı bakımlardan olumlu olsa da insanların kendilerini sanal dünyalara bu kadar kaptırmaları için yapılan bu çalışmalar bana pek çekici gelmiyor. hatta ilerleyen yıllarda insanlar arası ilişkilerin, doğallığın ve gerçekliğin yerine geçmesi ihtimalini insanlık adına tehlikeli buluyorum bile diyebilirim.
büyük şirketler ve yatırımcılar son yıllarda bu konuya büyük bir eğilim göstermeye başladı. son aylarda facebook ve mark zuckerberg'ün ismini de bu konuyla birlikte sık sık duymaya başladık. ünlü isimlerin sanal konserlerini izleyebileceğiniz, ünlü modacıların sanal tasarımlarını giyebileceğiniz hatta satın alabileceğiniz ilginç bir proje düşünün. artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi teknolojilerin 1 adım ilerisi diyebileceğimiz bu olay internetin bedenlenmiş hali şeklinde tanımlanabilir.
michio kaku'nun geleceğin fiziği adlı kitabında önümüzdeki 100 yıl içerisinde görmeyi bekleyebileceğimiz teknolojik gelişmeler anlatılır. metaverse olayı da kitabın ilk bölümünde "bilgisayarların geleceği" başlığı altında anlatılan konuları çağrıştırıyor.
teknolojinin gelişmesi ve internetin hayatımızda daha fazla yer kaplaması bazı bakımlardan olumlu olsa da insanların kendilerini sanal dünyalara bu kadar kaptırmaları için yapılan bu çalışmalar bana pek çekici gelmiyor. hatta ilerleyen yıllarda insanlar arası ilişkilerin, doğallığın ve gerçekliğin yerine geçmesi ihtimalini insanlık adına tehlikeli buluyorum bile diyebilirim.
devamını gör...
münir nurettin selçuk
gözünüzü kapatıp ve kulaklarınızı iyice açıp dinlediğiniz zaman, kendinizi eski istanbul sokaklarında dolaşan şık bir beyefendi olarak düşüneceğiniz sese ve eserlere sahiptir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
800 başlık 6000 entry,
işte karşınızda rahatsız memati,
yorgun bitkin belki biraz asi,
ne çabuk geldi benim uyku vakti.
işte karşınızda rahatsız memati,
yorgun bitkin belki biraz asi,
ne çabuk geldi benim uyku vakti.
devamını gör...
kendine saygısı olmayanların en az 6 saat uyuması
muhtemelen günde 2 saatten çok çok fazla uyuyan yazarın beyanı. * bir dönem, günde 5 saat uyuyarak bir sene kadar yaşadım. çok yoğundum, gerek zihnen gerek bedenen çok çalışıyordum. bir senenin sonunda artık nevroza girmiştim resmen, gün içinde kafam hep bulutlu gibiydi, okuduğum hiçbir şeyi anlamıyordum. kitapları çok sevmeme rağmen roman dahi görmek/okumak istemiyordum. tabii bunlar sadece uykusuzluk ile alakalı değildi ama büyük bir kısmını oluşturuyordu. çok değil, iki-üç gün uyumayıp deneyimlenebilir, sarhoş gibi olursunuz, aptal aptal her şeye gülersiniz, moralinizi bozacak bir şey, muhtemelen normalden birkaç kat daha fazla moralinizi bozar. bu durumu uzatırsanız psikiyatrik bir vaka olursunuz.
bunlardan bize ne derseniz ben de bilmiyorum, örnek vererek anlatayım istedim. tecrübe ettim çünkü. işin özü sayın yazarlar günde iki saat uyuyarak hayat falan yaşanmaz, başlık mıçmanın dahi bi' edebi var. günde en az 6 saat uyuyun, çok çalışıyorsanız en az 7. 8 bence de biraz lüks. bir de 11-12 saat, hatta daha fazla uyuyanlar var, sormayın gitsin.
bunlardan bize ne derseniz ben de bilmiyorum, örnek vererek anlatayım istedim. tecrübe ettim çünkü. işin özü sayın yazarlar günde iki saat uyuyarak hayat falan yaşanmaz, başlık mıçmanın dahi bi' edebi var. günde en az 6 saat uyuyun, çok çalışıyorsanız en az 7. 8 bence de biraz lüks. bir de 11-12 saat, hatta daha fazla uyuyanlar var, sormayın gitsin.
devamını gör...
oğlak burcu
babamla kızımın burcu. zor karar veren ama en doğru kararı veren inatçı keçiler.
devamını gör...
yazarların üniversitedeki yoksulluk anıları
başlık sahibine seslenerek diyorum ki; çok güzel bir anıymış. arkadaşının akıbeti ve senin adına üzüldüm.
ben de param dibe yaklaştığında sigarayı bırakırdım. üniversite hayatım boyunca 13 kere sigarayı bırakmışlığım var :))
ve param, memlekete bir bilet alacak seviyeye düştüğünde o bileti alır giderdim :/
ben de param dibe yaklaştığında sigarayı bırakırdım. üniversite hayatım boyunca 13 kere sigarayı bırakmışlığım var :))
ve param, memlekete bir bilet alacak seviyeye düştüğünde o bileti alır giderdim :/
devamını gör...
normal sözlük'teki kaliteli yazarların sözlüğü bırakması
karikatür paylaşanların salak olduğunu öğrendiğimiz başlık. sanki hayatımız çok kolayda sanki norveç’te yaşıyoruz da felsefe yapalım üretelim. salak sensin karikatür de seni sevsin.
devamını gör...
bir şeyi çok isteyince olmaması
az isteyince de olmuyor zaten. uzun zamandır akışına bıraktım hayattan istenilen şeyleri.çok istenilen şeyler biraz uzak hayaller gibi bence.
devamını gör...
aile evindeki saçma kurallar
kapı kapamayın diyor bizimkiler. soyunmuyak mı?
devamını gör...
bir kadına boyunu ve kilosunu sormak
affedin ama ben bunda yanlış bir şey görmüyorum. hele ki görmeden konuşunca insan karşısındakini merak ediyor. etmiyor musunuz yoksa? heyecansız insanlar.
devamını gör...
yazılımcımızdan ne istiyoruz
profile entry sabitleme özelliğinin gelmesi çok iyi olurdu. bence çok gerekli bir özellik.
en gelmemesi gereken özelliğin ise eksi butonu olduğunu düşünüyorum. böyle pozitif ve seviyeli bir sözlükte negatif olan hiçbir özelliğin olmaması daha iyi olur.
geri kalan her şey on numara zaten.
en gelmemesi gereken özelliğin ise eksi butonu olduğunu düşünüyorum. böyle pozitif ve seviyeli bir sözlükte negatif olan hiçbir özelliğin olmaması daha iyi olur.
geri kalan her şey on numara zaten.
devamını gör...
bak şuradan sektir git
bu bence kanuna karşı hile yolu oluyor. sözlük istiyor ki güzel türkçemizi düzgün kullanalım. ısrarla küfür yasağını delmek adına etrafından dolaşmaya çalışmanın mantığını anlamıyorum.
yasak olanı yaparak bir çeşit tatmin duygusu mu bilmiyorum ama ben olsam şekil olarak küfür olmasa da küfüre gönderme yapan tanımları da küfür diye kabul ederim.
yasak olanı yaparak bir çeşit tatmin duygusu mu bilmiyorum ama ben olsam şekil olarak küfür olmasa da küfüre gönderme yapan tanımları da küfür diye kabul ederim.
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
"ana yurdu baba ocağı" zira her görüldüğü yerde kişiyi şehrinde, semtinde, mahallesinde evine yakın hissettiriyor, zenginin kısıtlı zaman ihtiyacı, dar gelirlinin fiyat dostu.
devamını gör...
aniden gelen çok yakında uçacağım hissi
açıkçası bana hiç gelmeyen histir.
uslu da durmuyorum yalan yok, ceza almışlığım, uyarı almışlığım vardır.
sonra allah yolunajssljdlfmg. tanım yoluna giriniz. zaten ben saçmalasam dahi tanım yolundan hiç çıkmadım.
yönetimle de iddia ediyorum hiçbir sorunum olamaz çünkü neden olsun. gidip yoldaşa pavlova özelden sövmezsem hiçbir sorunum olamaz. format bilen yazarım çünkü.
ara sıra gaza gelip yoldan çıksam da * gibi, onlara da dikkat ediyorum artık.
yine harikayım. gelin sarılayım.
uslu da durmuyorum yalan yok, ceza almışlığım, uyarı almışlığım vardır.
sonra allah yolunajssljdlfmg. tanım yoluna giriniz. zaten ben saçmalasam dahi tanım yolundan hiç çıkmadım.
yönetimle de iddia ediyorum hiçbir sorunum olamaz çünkü neden olsun. gidip yoldaşa pavlova özelden sövmezsem hiçbir sorunum olamaz. format bilen yazarım çünkü.
ara sıra gaza gelip yoldan çıksam da * gibi, onlara da dikkat ediyorum artık.
yine harikayım. gelin sarılayım.
devamını gör...