yazarların okuduğu dergiler
masa dergisi, kafkaokur dergisi ve psikolojim dergisi dediğim başlık.
masa dergisi'nin ocak sayısını sabahattin ali severler kesinlikle almalı. kızııyla olan röportaj, anılar, poster, kitap ayracı... editörler her şeyi düşünmüş.
masa dergisi'nin ocak sayısını sabahattin ali severler kesinlikle almalı. kızııyla olan röportaj, anılar, poster, kitap ayracı... editörler her şeyi düşünmüş.
devamını gör...
iletim tipi afazi
wernicke ve broca alanını bağlayan arcuat fasikülün lezyonlarında görülen afazi tipidir.
konuşulanı anlama ve konuşmanın normal olduğu ancak duyduğunu tekrar etme ve yüksek sesle okumanın bozulduğu afazi tipidir.
konuşulanı anlama ve konuşmanın normal olduğu ancak duyduğunu tekrar etme ve yüksek sesle okumanın bozulduğu afazi tipidir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
üst edit: tanımım biraz kafa karıştırıcı oldu sanırım, şarkılar nazım hikmet şiirinden bestelenmiş olmak zorunda değil, dilediğiniz bir şairden dilediğiniz bir şiirin şarkı olmuş halini atabilirsiniz.
merhabalar canım portakallar!
umarım hepiniz iyi, mutlu ve huzurlusunuzdur!
bu haftaki yayınımızın konsept duyurusunu yapmak için gelmiş bulunmaktayım.
hatırlayanlar eminim vardır; haziran ayında nazım hikmet ve ahmed arif'in ölüm yıl dönümü olması sebebiyle onları anmak adına bestelenmiş/şarkı olmuş şiirler yayını yapmıştık.
15 ocak nazım hikmet'in doğum günü olduğu için bu haftaki yayını ona ithaf etmek amacıyla bestelenmiş/şarkı olmuş şiirler olarak belirledim.
sizler de şiirlerden bestelenmiş şarkıları anons ederek yayına ortak olmak isterseniz ses kayıtlarınızı mail ya da discord yolu ile bana ulaştırabilirsiniz.
ses kaydı gönderimi için son gün salıdır.

ps: bu minnoş ve tatlı afiş için bengaripsengüzeldünyaumutluya* aferin diyoruz, ooo müthiş diyoruz, harika diyoruz, muhteşem diyoruz. çünkü bu afiş onun yaptığı ilk afiş. * utandırmayın, küstürmeyin çocuğu tamam mı?
merhabalar canım portakallar!
umarım hepiniz iyi, mutlu ve huzurlusunuzdur!
bu haftaki yayınımızın konsept duyurusunu yapmak için gelmiş bulunmaktayım.
hatırlayanlar eminim vardır; haziran ayında nazım hikmet ve ahmed arif'in ölüm yıl dönümü olması sebebiyle onları anmak adına bestelenmiş/şarkı olmuş şiirler yayını yapmıştık.
15 ocak nazım hikmet'in doğum günü olduğu için bu haftaki yayını ona ithaf etmek amacıyla bestelenmiş/şarkı olmuş şiirler olarak belirledim.
sizler de şiirlerden bestelenmiş şarkıları anons ederek yayına ortak olmak isterseniz ses kayıtlarınızı mail ya da discord yolu ile bana ulaştırabilirsiniz.
ses kaydı gönderimi için son gün salıdır.

ps: bu minnoş ve tatlı afiş için bengaripsengüzeldünyaumutluya* aferin diyoruz, ooo müthiş diyoruz, harika diyoruz, muhteşem diyoruz. çünkü bu afiş onun yaptığı ilk afiş. * utandırmayın, küstürmeyin çocuğu tamam mı?
devamını gör...
the bard's song
neredeyse her metal dinleyicisinin çaldığı zaman istemsiz eşlik ettiği, efkarlanıp mutlu olduğu, eğer barda içerken çalıyorsa eldeki biranın masaya vurulup havaya kaldırıldığı bir şarkıdır.
şu ortamda bu şarkıya eşlik etmeden ölmek nasip olmasın diyorum ve sizi bu güzel şarkıyla baş başa bırakıyorum.
(bkz: blind guardian)
şu ortamda bu şarkıya eşlik etmeden ölmek nasip olmasın diyorum ve sizi bu güzel şarkıyla baş başa bırakıyorum.
(bkz: blind guardian)
devamını gör...
kerem aktürkoğlu
orijini sol kanat olsa da, görev verildiğinde sağda ya da merkezde oynayabileceğini ispat etmiş olan futbolcu.
kendini bozmaz sıkı çalışırsa geleceği parlak.
kendini bozmaz sıkı çalışırsa geleceği parlak.
devamını gör...
çürük diş kokusu
mastor ukdesi
bakteriler diş çürümesine,bakteri artıkları ise ağız kokusuna sebep olur.
çürük dişin kokusu ise dişçi koltuğunda çok fena çıkıyor,o diş oyulurken.
bakteriler diş çürümesine,bakteri artıkları ise ağız kokusuna sebep olur.
çürük dişin kokusu ise dişçi koltuğunda çok fena çıkıyor,o diş oyulurken.
devamını gör...
göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçu
türk ceza kanunu 79-80 maddelerinde düzenlenmiştir.
madde 79 göçmen kaçakçılığı:
1) doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;
a) bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,
b) türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,
kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. suç, teşebbüs aşamasında kalmış
olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
2) suçun, mağdurların;
a) hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,
b) onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi, hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.
3) bu suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.
(4) bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
suçun manevî unsuru, eylemin “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî bir yarar elde etmek maksadıyla” işlenmesidir.
türkiye’ye kaçak olarak girmelerinin sağlanması veya bu hususta teşebbüste bulunulması göçmen kaçakçılığı suçunun maddî unsurlarını oluşturmaktadır.
madde 80 insan ticareti:
1) zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir.
(3) onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.
(4) bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
tehdit, baskı, cebir ya da şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak ya da kişiler üzerindeki denetim olanaklarından ya da çaresizliklerinden yararlanarak, rızalarını elde etmek suretiyle, kişileri tedarik etmek, kaçırmak, bir yerden bir başka yere götürmek, sevk etmek, barındırmak, insan ticareti suçunun maddi unsurunu oluşturur.
insan ticareti suçu özel kastla işlenebilen bir suçtur. yasa koyucunun bu suçta öngördüğü, fail/faillerde aranacak olan zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak amaçları, manevi unsur içinde yer alacak olan saiklerdir. her olayda bu saikler değerlendirilecek ve insan ticaretinin gerçekleşip gerçekleşmediği sonucuna varılacaktır. failin/faillerin kastı bu saiklerle birleşince, özel kast sonucu ortaya çıkacaktır.
yararlanılan kaynak
madde 79 göçmen kaçakçılığı:
1) doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;
a) bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,
b) türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,
kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. suç, teşebbüs aşamasında kalmış
olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
2) suçun, mağdurların;
a) hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,
b) onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi, hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.
3) bu suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.
(4) bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
suçun manevî unsuru, eylemin “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî bir yarar elde etmek maksadıyla” işlenmesidir.
türkiye’ye kaçak olarak girmelerinin sağlanması veya bu hususta teşebbüste bulunulması göçmen kaçakçılığı suçunun maddî unsurlarını oluşturmaktadır.
madde 80 insan ticareti:
1) zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir.
(3) onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.
(4) bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
tehdit, baskı, cebir ya da şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak ya da kişiler üzerindeki denetim olanaklarından ya da çaresizliklerinden yararlanarak, rızalarını elde etmek suretiyle, kişileri tedarik etmek, kaçırmak, bir yerden bir başka yere götürmek, sevk etmek, barındırmak, insan ticareti suçunun maddi unsurunu oluşturur.
insan ticareti suçu özel kastla işlenebilen bir suçtur. yasa koyucunun bu suçta öngördüğü, fail/faillerde aranacak olan zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak amaçları, manevi unsur içinde yer alacak olan saiklerdir. her olayda bu saikler değerlendirilecek ve insan ticaretinin gerçekleşip gerçekleşmediği sonucuna varılacaktır. failin/faillerin kastı bu saiklerle birleşince, özel kast sonucu ortaya çıkacaktır.
yararlanılan kaynak
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
zeytinyağlı yiyemem aman şarkısı bizzat o zamanın hükümeti tarafından propoganda amaçlı yazdırılmıştır.marshall yardımlarında imzalanan anlaşmaya göre amerika'nın elinde kalan mısır yağlarını bu millet kullanmak zorundadır çünkü.
genel kültür bilgisine girer mi bilmiyom ama bilmeyen bilsin istedim ifinim.
genel kültür bilgisine girer mi bilmiyom ama bilmeyen bilsin istedim ifinim.
devamını gör...
okullarda ders olarak okutulması gereken konular
elişi dersi verilmelidir. bir donem ev ekonomisi adı altında verilen bu derste düğme dikmeyi, etamin işlemeyi, makrome örmeyi, peluş oyuncak yapmayı, alçıdan kalıp çıkarmayı,
ev ekonomisi kurallarını vb bilgileri öğrenmiştik. şimdi diyebilirsiniz ki bunların her birinin envai çeşidi youtube da var, biz bu.derste ne öğreteceğiz ?
su sürekli duvardan duvara vurdugumuz z kuşağına imkan vermediğimiz için, destekleyip imkan saglamadigimiz için ogrenemediklerini öğreteceğiz.
her şeyin hazırını almaya alışmış, kullan at mantığı ile büyüyen bir nesil olmamak için,hayatın tost yiyerek ve test çözerek çürütülecek kadar basit olmadığını ogretmebilmek için, elinin emeğini verdiği şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anlamak için, basit bir söküğü dikmek için terziye gitmesi gerekmedigini öğrenmek için bu ders birebir.
ev ekonomisi kurallarını vb bilgileri öğrenmiştik. şimdi diyebilirsiniz ki bunların her birinin envai çeşidi youtube da var, biz bu.derste ne öğreteceğiz ?
su sürekli duvardan duvara vurdugumuz z kuşağına imkan vermediğimiz için, destekleyip imkan saglamadigimiz için ogrenemediklerini öğreteceğiz.
her şeyin hazırını almaya alışmış, kullan at mantığı ile büyüyen bir nesil olmamak için,hayatın tost yiyerek ve test çözerek çürütülecek kadar basit olmadığını ogretmebilmek için, elinin emeğini verdiği şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anlamak için, basit bir söküğü dikmek için terziye gitmesi gerekmedigini öğrenmek için bu ders birebir.
devamını gör...
dünyanın en güçlü zehri
kişiye çocukluğunda öğretilen değersiz olduğu bilgisidir. yavaş yavaş öldürür insanı.
devamını gör...
konuşma
ilk okuduğum günden bu yana beni acayip cezbeden bir şiir. her okuyuşumda biçim olarak bir çok şiirde bulamadığım lezzeti verdiğini itiraf etmeliyim lakin bu kadar güzel hissin arasında merakımı uyandıran bu anlamsızlık bütünü zannımca bir anlamı ifade ediyor olmalı diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. tabi bu giz dolu mısraların hakikatini elbet şairi bilebilir fakat nedense şiir üstüne değil şiirin bende uyandırdıkları üstüne bir kaç kelam etme isteği uyandığından bu girdiyi oluşturuyorum.
şimdi öncelikle dikkatimi celbeden şiirin en başındaki “aman,” kısmı. burda en hafif tabirinden bir umursamazlık hissediyorum. bir de manası bence iki noktayı işaret eden bi’ “zenci”miz var. bir kere “zenci” olmasının birinci gerekliliği; kendisinin toplumun çoğunluğundan belki de hepsinden farklı olmasıdır. bu farklılıktan yahut farklılıklardan ötürü de bu zenci ya toplum tarafından dışlanmış üçüncü bir kişiye işaret eden bir “zenci”, bu yüzden de “aman,” diyen kişimiz ilgili intihar eylemini gereksiz yahut saçma bulmaktadır. ikinci ihtimal ise dışlandığını hisseden aslında bizzat kendisi olan “zenci” mizdir.
öyleyse buraya kadar ki kısımda olan “aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci” mısrası bence içinde iki anlam barındırıyor olabilir. kuvvetle muhtemel ilk seçeneğim; dışlandığını hisseden zencimizin “ulan bıktım beni yalnızlığa mecbur bırakmanızdan” mottosundan hareketle kendisini asmasının aslında kimse tarafından da umursanmayacağını bilmesine ironi yoluyla bir serzenişte bulunmasıdır.
“üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten”
ilk bakışta bakılınca ne alaka dedirten bir mısra olabilir. ama ilk dörtlüğün bütünü, amacına ulaşamayan bir eylemi anlatmaktadır. yani ortada ölmek isteyen biri var, bunun için de bir girişimde bulunuyor ama isteyerek yahut istemeyerek bunu beceremiyor.
herkesin uyuduğu bir saat düşünün. kendini asan bir adam, asmak için kümesin üstüne denk gelen bir odada yahut evlerden uzak bir kümesin içinde bu eylemi gerçekleştiriyor olsun. bu iki mısra da bu beceriksizliğe bir atıftır zannımca.
“ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci.
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten...”
ilk başta dediğim, gibi iki ihtimal var hala. ilk ihtimal “kendini asmayı beceremeyen o adamın yerinde olsam utanırdım. hem ölmek istiyorsun, hem de bunun gerekliliklerini yerine getirmekten acizsin” anlamı taşıyor olabilir. ya da kuvvetle muhtemel ihtimalim olarak; “beni farklı gördükleri o kadar fazla şeyim var ki, bunlardan biri de belki bugün yapmak istediğim şeyi başarmama engel oldu” sitemi olabilir.
gelelim ikinci dörtlüğümüze. ikinci dörtlükte mısraları atlayarak birleştirince bence asıl hikaye o zaman ortaya çıkıyor...
“iyi nişan alırdı, kendini asan zenci.
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci..”
ilk mısrada ihtimaller dahilinde olan zencimiz çok iyi kararlar alamazdı diyebilirim. o kadar ki; eş tercihi yahut evlilik kararı diyelim kötü bir karar aldığından sonuç olarak bitmiş bir ilişkisi belki de ilişkileri var. hatta “boşanmada birinci” derken ilişkilerden değil, ilişkinin bitiş hızından bile bahsedebiliriz. hatta “iyi nişan alabilen” zencimizin intihar yolu olarak kendini ipe çekmek istemesi de ilk kıtadaki “dersini bilmeyen öğrenci” ye bir atıftır zannımca.
ikinci bir ihtimal olarak ilk kıtadaki şişmanlıkla, “bira içmez, ağlardı babası değirmenci” mısrası arasında bir bağ bulunduğunu düşünüyorum. yani şişmanlığı ağırlık olarak değil de, insan arzuları, istekleri olarak düşünürsek; aslında elinde olan imkanların sınırlarını kestirebilen, ama arzularının bu imkanların çok üstünde olduğunun farkında olan ve bu farkındalıktan dolayı acı çeken bir zencimiz olduğu sonucuna varıyorum.
yani özetle; sahip olduğu/sahip olduğunu zannettiği farklılıklardan ötürü çoğunluk tarafından dışlanarak yalnızlığa mahkum edilmiş bir insanın; aslında ölmek istemediği halde (ki çünkü gerçekten isteseydi bunu gerçekten becerebileceği yetkinlikte tercihleri seçerdi) farkına varılması isteği üzre çareyi ölümde arayıp; -burda kurtuluş değildir ölüm, girdiği ruh halinin çoğunluk tarafından farkedilmeyeceğini bile bile farkedilmesini istemektir- bulamamasını, bunun da kendisinde uyandırdığı sıkıntıyla artan/dışavuran şiddet duygusunu haketmediğini düşündüğü birilerine/şeylere yansıtmaktan da korktuğunu düşünüyorum.
çünkü;
çooook canı sıkılıyor,
kuş vurabilir isterse...
şimdi öncelikle dikkatimi celbeden şiirin en başındaki “aman,” kısmı. burda en hafif tabirinden bir umursamazlık hissediyorum. bir de manası bence iki noktayı işaret eden bi’ “zenci”miz var. bir kere “zenci” olmasının birinci gerekliliği; kendisinin toplumun çoğunluğundan belki de hepsinden farklı olmasıdır. bu farklılıktan yahut farklılıklardan ötürü de bu zenci ya toplum tarafından dışlanmış üçüncü bir kişiye işaret eden bir “zenci”, bu yüzden de “aman,” diyen kişimiz ilgili intihar eylemini gereksiz yahut saçma bulmaktadır. ikinci ihtimal ise dışlandığını hisseden aslında bizzat kendisi olan “zenci” mizdir.
öyleyse buraya kadar ki kısımda olan “aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci” mısrası bence içinde iki anlam barındırıyor olabilir. kuvvetle muhtemel ilk seçeneğim; dışlandığını hisseden zencimizin “ulan bıktım beni yalnızlığa mecbur bırakmanızdan” mottosundan hareketle kendisini asmasının aslında kimse tarafından da umursanmayacağını bilmesine ironi yoluyla bir serzenişte bulunmasıdır.
“üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten”
ilk bakışta bakılınca ne alaka dedirten bir mısra olabilir. ama ilk dörtlüğün bütünü, amacına ulaşamayan bir eylemi anlatmaktadır. yani ortada ölmek isteyen biri var, bunun için de bir girişimde bulunuyor ama isteyerek yahut istemeyerek bunu beceremiyor.
herkesin uyuduğu bir saat düşünün. kendini asan bir adam, asmak için kümesin üstüne denk gelen bir odada yahut evlerden uzak bir kümesin içinde bu eylemi gerçekleştiriyor olsun. bu iki mısra da bu beceriksizliğe bir atıftır zannımca.
“ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci.
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten...”
ilk başta dediğim, gibi iki ihtimal var hala. ilk ihtimal “kendini asmayı beceremeyen o adamın yerinde olsam utanırdım. hem ölmek istiyorsun, hem de bunun gerekliliklerini yerine getirmekten acizsin” anlamı taşıyor olabilir. ya da kuvvetle muhtemel ihtimalim olarak; “beni farklı gördükleri o kadar fazla şeyim var ki, bunlardan biri de belki bugün yapmak istediğim şeyi başarmama engel oldu” sitemi olabilir.
gelelim ikinci dörtlüğümüze. ikinci dörtlükte mısraları atlayarak birleştirince bence asıl hikaye o zaman ortaya çıkıyor...
“iyi nişan alırdı, kendini asan zenci.
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci..”
ilk mısrada ihtimaller dahilinde olan zencimiz çok iyi kararlar alamazdı diyebilirim. o kadar ki; eş tercihi yahut evlilik kararı diyelim kötü bir karar aldığından sonuç olarak bitmiş bir ilişkisi belki de ilişkileri var. hatta “boşanmada birinci” derken ilişkilerden değil, ilişkinin bitiş hızından bile bahsedebiliriz. hatta “iyi nişan alabilen” zencimizin intihar yolu olarak kendini ipe çekmek istemesi de ilk kıtadaki “dersini bilmeyen öğrenci” ye bir atıftır zannımca.
ikinci bir ihtimal olarak ilk kıtadaki şişmanlıkla, “bira içmez, ağlardı babası değirmenci” mısrası arasında bir bağ bulunduğunu düşünüyorum. yani şişmanlığı ağırlık olarak değil de, insan arzuları, istekleri olarak düşünürsek; aslında elinde olan imkanların sınırlarını kestirebilen, ama arzularının bu imkanların çok üstünde olduğunun farkında olan ve bu farkındalıktan dolayı acı çeken bir zencimiz olduğu sonucuna varıyorum.
yani özetle; sahip olduğu/sahip olduğunu zannettiği farklılıklardan ötürü çoğunluk tarafından dışlanarak yalnızlığa mahkum edilmiş bir insanın; aslında ölmek istemediği halde (ki çünkü gerçekten isteseydi bunu gerçekten becerebileceği yetkinlikte tercihleri seçerdi) farkına varılması isteği üzre çareyi ölümde arayıp; -burda kurtuluş değildir ölüm, girdiği ruh halinin çoğunluk tarafından farkedilmeyeceğini bile bile farkedilmesini istemektir- bulamamasını, bunun da kendisinde uyandırdığı sıkıntıyla artan/dışavuran şiddet duygusunu haketmediğini düşündüğü birilerine/şeylere yansıtmaktan da korktuğunu düşünüyorum.
çünkü;
çooook canı sıkılıyor,
kuş vurabilir isterse...
devamını gör...
euthyphron ikilemi
kısaca "ahlaki davranışlar tanrı tarafından emredildiği için mi ahlakidir, yoksa ahlaki olduğu için mi tanrı tarafından emredilmiştir" sorusundan oluşan bir ikilemdir. bu soru din felsefesinin temel sorularından birisidir. bu soruyu "bir şey tanrı iyi dediği için mi iyidir, yoksa zaten iyi olduğu için mi tanrı o şeye iyi demektedir" şeklinde de sorabiliriz.
eğer birinci seçeneği kabul edersek, iyiliğin ve kötülüğün tek mutlak kriteri olarak tanrı'yı kabul ederiz. yani hiçbir şey kendiliğinden iyi ya da kötü olmadığını kabul etmiş oluruz. yani iyi şeylerin kendiliğinden bir anlamı yoktur ve tanrı bunları iyi kabul ettiği için iyidir demek zorunda kalırız. bu noktada gelen eleştiriler ise ilahi emirlerin keyfi olduğudur. "tanrı x yerine neden y'yi emretmiştir?" sorusunun cevabı sadece "çünkü tanrı öyle istiyor" olacaktır. bu noktada bir de david hume tarafından ortaya atılmış olgu-değer problemi eleştirisi vardır. david hume bulgusunu şöyle açıklar: "şimdiye kadar karşılaştığım bütün ahlak sistemlerinde şuna tanık oldum. ahlakçı, belli bir yere kadar normal bir biçimde akıl yürütmeye koyulmakta fakat sonunda tanrının varlığına veya insani faaliyetlere ilişkin bir dizi yargılara varmaktadır. burada insanı hayrete düşüren bir husus vardır. şöyle ki, varılan sonuçlara ilişkin ifadelerde “…dır” (is) veya “değildir” (is not) gibi yer alması gereken bağlantılar yerine zorunluluk ve ödev bildiren ifadeleri ("meli" veya "malı" takılarıyla ifade edilen fiilleri) görmekteyiz. son derece önemli olan bu değişikliğin nasıl olduğunu açıklamak mümkün değildir. her şeyden önce bu değişiklik yeni bir ilişkiyi dile getirmektedir. bunun bir gerekçesi olmalıdır. bu yeni ilişki, kendisinden tam anlamıyla farklı olan yargılardan nasıl doğmaktadır?" burda anlatılan problem sonucunda olay tamamen tanrı x'i yapmamı istiyor o halde x'i yapmalıyım durumuna dönüşmesidir. yani olgudan değere geçiş söz konusudur. burdaki geçiş ise keyfilik olarak adlandırılmıştır.
şayet ikinci seçeneği kabul edersek, bir şey kendiliğinden iyi olduğu için tanrı ona iyi demiştir olarak kabul ederiz. bu da tanrı'nın iradesinden bağımsız bir iyilik kötülük kavramı ortaya çıkarır. her şeyi tanrı yaratmış olsa da, yarattığı şeylerin iyi ya da kötü olması tanrı'ya bağlı değildir bu görüşe göre. yarattıklarının bazıları kendiliğinden iyi veya kötüdür. bu durum da temellendirmede sorunlar ortaya çıkarır. burda düşünmemiz gereken ise eğer tanrı'nın emirlerinden bağımsız ahlaki kurallar var ise, bu da tanrı'nın hakimiyetinin sınırsız olmadığını ortaya çıkarır. bu da tanrı'dan bağımsız ahlaki kuralların varlığının bir de bu kuralı ortaya koyanlar olacağını gösterir bizlere. teizmin temel argümanlarından birisi tanrısız bir ahlaki düzenin imkansız olduğudur. eğer bu seçeneği kabul edersek, bu da bizleri tanrısız ahlaki kurallarının varlığına ulaştırır.
mesela bir şeyin iyi veya kötü olması tanrı'ya bağlıdır seçeneğini kabul ettikten sonra, tanrı mutlak iyidir, kötü buyurmaz demek de bir mantık hatası ortaya çıkarır. çünkü ilk seçenekte bir şeyin kötü olmasının tanrı'ya bağlı olduğunu kabul etmiştik. diğer seçenekte kötü buyurmaz demek ortaya bir çelişki çıkarır.
iki durumda da mutlak iyinin tanımına ulaşamayız. ilk seçenekte tanrı iyi dediği için iyidir olarak kabul ederiz, ikinci seçenekte ise iyi olduğu için tanrı emretmiştir deriz.
eğer birinci seçeneği kabul edersek, iyiliğin ve kötülüğün tek mutlak kriteri olarak tanrı'yı kabul ederiz. yani hiçbir şey kendiliğinden iyi ya da kötü olmadığını kabul etmiş oluruz. yani iyi şeylerin kendiliğinden bir anlamı yoktur ve tanrı bunları iyi kabul ettiği için iyidir demek zorunda kalırız. bu noktada gelen eleştiriler ise ilahi emirlerin keyfi olduğudur. "tanrı x yerine neden y'yi emretmiştir?" sorusunun cevabı sadece "çünkü tanrı öyle istiyor" olacaktır. bu noktada bir de david hume tarafından ortaya atılmış olgu-değer problemi eleştirisi vardır. david hume bulgusunu şöyle açıklar: "şimdiye kadar karşılaştığım bütün ahlak sistemlerinde şuna tanık oldum. ahlakçı, belli bir yere kadar normal bir biçimde akıl yürütmeye koyulmakta fakat sonunda tanrının varlığına veya insani faaliyetlere ilişkin bir dizi yargılara varmaktadır. burada insanı hayrete düşüren bir husus vardır. şöyle ki, varılan sonuçlara ilişkin ifadelerde “…dır” (is) veya “değildir” (is not) gibi yer alması gereken bağlantılar yerine zorunluluk ve ödev bildiren ifadeleri ("meli" veya "malı" takılarıyla ifade edilen fiilleri) görmekteyiz. son derece önemli olan bu değişikliğin nasıl olduğunu açıklamak mümkün değildir. her şeyden önce bu değişiklik yeni bir ilişkiyi dile getirmektedir. bunun bir gerekçesi olmalıdır. bu yeni ilişki, kendisinden tam anlamıyla farklı olan yargılardan nasıl doğmaktadır?" burda anlatılan problem sonucunda olay tamamen tanrı x'i yapmamı istiyor o halde x'i yapmalıyım durumuna dönüşmesidir. yani olgudan değere geçiş söz konusudur. burdaki geçiş ise keyfilik olarak adlandırılmıştır.
şayet ikinci seçeneği kabul edersek, bir şey kendiliğinden iyi olduğu için tanrı ona iyi demiştir olarak kabul ederiz. bu da tanrı'nın iradesinden bağımsız bir iyilik kötülük kavramı ortaya çıkarır. her şeyi tanrı yaratmış olsa da, yarattığı şeylerin iyi ya da kötü olması tanrı'ya bağlı değildir bu görüşe göre. yarattıklarının bazıları kendiliğinden iyi veya kötüdür. bu durum da temellendirmede sorunlar ortaya çıkarır. burda düşünmemiz gereken ise eğer tanrı'nın emirlerinden bağımsız ahlaki kurallar var ise, bu da tanrı'nın hakimiyetinin sınırsız olmadığını ortaya çıkarır. bu da tanrı'dan bağımsız ahlaki kuralların varlığının bir de bu kuralı ortaya koyanlar olacağını gösterir bizlere. teizmin temel argümanlarından birisi tanrısız bir ahlaki düzenin imkansız olduğudur. eğer bu seçeneği kabul edersek, bu da bizleri tanrısız ahlaki kurallarının varlığına ulaştırır.
mesela bir şeyin iyi veya kötü olması tanrı'ya bağlıdır seçeneğini kabul ettikten sonra, tanrı mutlak iyidir, kötü buyurmaz demek de bir mantık hatası ortaya çıkarır. çünkü ilk seçenekte bir şeyin kötü olmasının tanrı'ya bağlı olduğunu kabul etmiştik. diğer seçenekte kötü buyurmaz demek ortaya bir çelişki çıkarır.
iki durumda da mutlak iyinin tanımına ulaşamayız. ilk seçenekte tanrı iyi dediği için iyidir olarak kabul ederiz, ikinci seçenekte ise iyi olduğu için tanrı emretmiştir deriz.
devamını gör...
satın alınan veya sahiplenilen hayvanı umursamamak
küfür etmemek elde değil böyle insanlara.
yaklaşık birkaç ay önce gözünde enfeksiyon olan bir kedi buldum. tedavisini yaptırdım, iyileştirdim ve bir yakınımıza sahiplendirdim. bugün aldığım mesajda köpek sahiplendiklerinden ve kedinin "çok tüy dökmesinden" dolayı kediyi geri vermek istediklerini söylediler. 2. kedilerini de sokağa atmışlar. işleri güçleri şov. 2 fotoğraf çekinip sosyal medyada paylaşmak için hayvan sahipleniyorlar.
benim aklım almıyor. o hayvan sana alıştı seni evi yaptı. senin ne hakkın var hayvanın psikolojisiyle oynamaya?
yaklaşık birkaç ay önce gözünde enfeksiyon olan bir kedi buldum. tedavisini yaptırdım, iyileştirdim ve bir yakınımıza sahiplendirdim. bugün aldığım mesajda köpek sahiplendiklerinden ve kedinin "çok tüy dökmesinden" dolayı kediyi geri vermek istediklerini söylediler. 2. kedilerini de sokağa atmışlar. işleri güçleri şov. 2 fotoğraf çekinip sosyal medyada paylaşmak için hayvan sahipleniyorlar.
benim aklım almıyor. o hayvan sana alıştı seni evi yaptı. senin ne hakkın var hayvanın psikolojisiyle oynamaya?
devamını gör...
idrar yolu enfeksiyonu
idrar yoluna giren bakterilerin sebep olduğu hastalıktır. ilerleyen zamanlarda böbreğe ulaşıp zarar verebilir o yüzden ciddiye alınıp bir ürolojiye gidilmeli.
öldürmeyip süründüren bir hastalıktır. bunun yüzünden kaç gün okula gidemediğimi biliyorum. hayat kalitesini düşürür, enerjinizi sömürür.
ilk başlarda çok rahatsız edici olmadığı için ciddiye almayabilirsiniz ama doktorum zamanla iyice yerleştiğini ve bu sefer kronik enfeksiyona dönüşeceğini söyleyip, uyarıyor. bu yüzden sıkıntı hissettiğiniz zaman ilerlemeden ürolojiye gitmenizi öneririm.
idrarda kan görebilirsiniz.*
idrar sırasında yanma, ağrı yapabilir.
idrar sonrasında da bu ağrılar devam edebilir.*
koku yapabilir.
sürekli idrara çıkma ihtiyacı doğurabilir.
teşhis koyulmadan önce genelde idrar tahlili ve kültürü yapılır. gerekirse böbrek ve mesane ultrasonu çekilir. ve hepsinde mesanenin dolu olması gerekiyor o yüzden ona göre gidiniz yoksa 9493 tane şişe su içip tuvaletinizin gelmesini beklersiniz.
neler idrar yolu enfeksiyonuna sebep olabilir?
havuz, deniz, hamam, sauna gibi ıslak ortamlar, tuvaleti uzun süre tutmak, genital akıntı, genital hijyene dikkat edilmemesi, cinsel ilişki, sık partner değişikliği, yetersiz sıvı alımı ve buna bağlı yetersiz idrar çıkışı, vücut direncinin düşmesine neden olabilecek durumlar; kronik hastalıklar, travmalar; idrar yolu anomalileri, idrar yolu tıkanıklıkları, taş hastalıkları, kateter kullanımı, çeşitli doğum kontrol yöntemleri(diyafram gibi) ve menopoz idrar yolu enfeksiyonu nedenlerindendir.
maydanoz suyu veya limonlu su içebilirsiniz. bunlar hastalığa karşı koruyucu etki yapmaz ama sizin sık idrara çıkmanızı sağlayarak bakteriyi vücuttan atmanıza yardımcı olur.
kızılcık suyunun da enfeksiyonun tekrar etmesini önlediği söyleniyor ama bence işe yaramıyor.
bir de kendinizi olabildiğince sıcak tutunuz efenim.
kaynak: buradan
öldürmeyip süründüren bir hastalıktır. bunun yüzünden kaç gün okula gidemediğimi biliyorum. hayat kalitesini düşürür, enerjinizi sömürür.
ilk başlarda çok rahatsız edici olmadığı için ciddiye almayabilirsiniz ama doktorum zamanla iyice yerleştiğini ve bu sefer kronik enfeksiyona dönüşeceğini söyleyip, uyarıyor. bu yüzden sıkıntı hissettiğiniz zaman ilerlemeden ürolojiye gitmenizi öneririm.
idrarda kan görebilirsiniz.*
idrar sırasında yanma, ağrı yapabilir.
idrar sonrasında da bu ağrılar devam edebilir.*
koku yapabilir.
sürekli idrara çıkma ihtiyacı doğurabilir.
teşhis koyulmadan önce genelde idrar tahlili ve kültürü yapılır. gerekirse böbrek ve mesane ultrasonu çekilir. ve hepsinde mesanenin dolu olması gerekiyor o yüzden ona göre gidiniz yoksa 9493 tane şişe su içip tuvaletinizin gelmesini beklersiniz.
neler idrar yolu enfeksiyonuna sebep olabilir?
havuz, deniz, hamam, sauna gibi ıslak ortamlar, tuvaleti uzun süre tutmak, genital akıntı, genital hijyene dikkat edilmemesi, cinsel ilişki, sık partner değişikliği, yetersiz sıvı alımı ve buna bağlı yetersiz idrar çıkışı, vücut direncinin düşmesine neden olabilecek durumlar; kronik hastalıklar, travmalar; idrar yolu anomalileri, idrar yolu tıkanıklıkları, taş hastalıkları, kateter kullanımı, çeşitli doğum kontrol yöntemleri(diyafram gibi) ve menopoz idrar yolu enfeksiyonu nedenlerindendir.
maydanoz suyu veya limonlu su içebilirsiniz. bunlar hastalığa karşı koruyucu etki yapmaz ama sizin sık idrara çıkmanızı sağlayarak bakteriyi vücuttan atmanıza yardımcı olur.
kızılcık suyunun da enfeksiyonun tekrar etmesini önlediği söyleniyor ama bence işe yaramıyor.
bir de kendinizi olabildiğince sıcak tutunuz efenim.
kaynak: buradan
devamını gör...
gece gelen her şeyi yapabilirim hissi
türlü türlü kararlar almanın zaferi ile rahat ve heyecanlı ve biraz da tamamlanmış olmaya yakın bir hissiyatla uyursunuz. fena mı?
ve o his ertesi günün yenilmişliği ile daha bir ağır çöker omuzlarına insanın. ta ki o şeyler yapılana kadar...
sonra kendinize karşı verdiğiniz savaşı kazanır ve bir komutan edasıyla devam edebilirsiniz yaşamaya... bu da bir seçenek.
ve o his ertesi günün yenilmişliği ile daha bir ağır çöker omuzlarına insanın. ta ki o şeyler yapılana kadar...
sonra kendinize karşı verdiğiniz savaşı kazanır ve bir komutan edasıyla devam edebilirsiniz yaşamaya... bu da bir seçenek.
devamını gör...
tarık bin ziyad
'gemileri yakın' emri ile bilinen komutandır. adı, tuzlu ve tatlı suyun birbirlerine karışmadığı bir boğaza da verilmiştir.
devamını gör...



