diyanet işleri başkanı ali erbaş, ramazan ayı nedeniyle zenginleri 'zekat' vermeye çağırdı. erbaş, türkiye'deki toplam "zekat potansiyeli"ni de açıkladı.
"10 trilyon dolarlık zekat fakirliği bitirir"
islam'daki 'zekat' ibadetine de sözü getiren erbaş, zengin müslümanların ramazan ayında zekat vermeyi teamül haline getirdiği belirterek türkiye ve dünyanın "zekat potansiyeli"ne ilişkin rakamlar paylaştı. "araştırmacıların ifadesine göre insanlar zekatını verse türkiye'de fakir insan kalmaz." diyen erbaş, "türkiye'de 55 milyar dolarlık bir zekat potansiyeli var. dünyadaki zekat potansiyeli 10 trilyon dolar. eğer 10 trilyon dolar zekat verilse dünyada fakir fukara, garip gureba kalmaz. allah-u teala'nın kur'an-ı kerim'de pek çok ayeti kerimede zekatı hemen namazla birlikte anmasının hikmeti de budur. insanları kötülüklerden alıkoyma noktasında namaz ne kadar önemliyse yeryüzünde sosyal dengelerin muhafaza edilmesi noktasında da zekat o kadar önemlidir. bu ramazanda zekat verecek kardeşlerimizin biraz daha cömertçe davranmasını tavsiye ederim." diye konuştu.


t: 55 milyar doların bir kısmı da diyanet'in bütçesinden karşılansın madem, dedirten haber.
kaynak
devamını gör...

ara ara gelir bu kâbuslar,
simsiyah bir gökyüzü vardır çoğunlukla. ayağımda ayakkabım olmadan sokaklarda yürürüm, yerler de ıslaktır; cüzdanı kontrol ederim, o da yerinde yoktur.eve nasıl gideceğim,ne kadar uzağım kim bilir?
bir sessizlik, bir ıssızlık vardır üniversitenin olduğu sokakta.
amfileri görürüm, sınavlara kıl payı yetişmişim.bazen cebir sınavında ter döker, loş koridorda dolaşıp not listelerinde adımı ararım.bir dersten kaldığımı ama o dersi de tekrar alamayacağımı öğrenirim.


kâbuslar böyle çeşitli kombinasyonlarda sürer gider.

yazarken bile gerildim gerçekten.
üniversite hayatı benim için çok da kolay olmadı, günde dört saatim yollarda geçti.her öğrenci gibi ekonomik sıkıntılar yaşadım, veremediğim tek ders için bir dönem kaybettim.türk filmlerinde esas kız bazen hıçkıra hıçkıra ağlar, film bunlar, der geçerdim.onca çabaya rağmen okul uzadığında bu tür ağlamayı da deneyimledim, kendimi tutamıyordum, bir çeşit sinir krizi belki de.

geçti gitti o günler, bana uykudan uyandıran kâbusları miras kaldı.
devamını gör...

“kadınlar baş tacımız, devlete güvenimiz tamdır.” oldu o zaman.
sadece soruyorum: hiç vicdanınız yok mu?

— evet hukuk bi sözleşmeyle gelmeyecek bunu anlamayacak kadar gerizekalı değiliz. ve sözleşmeyi okumayacak kadar da gerizekalı değiliz. olan biteni görmezden gelip “kadınımıza değer veriyoruz devletimize güvenimiz tam” demenin mantığını sorguluyoruz.
devamını gör...

arpacık da denilen apseli göz hastalığının halk dilindeki ismi. gözün iç veya dış kısmında kızarıklık, küçük şişlik, yaşarma ve kaşınmayla ortaya çıkan mikrobik bir hastalıktır. antibiyotik merhemler ve mikrop arındırıcı damlalar ile çabuk geçebilen bir hastalıktır.
devamını gör...

herkesin aklındaki bir soruyu çözmek için bu başlığı açmak zorundaydım.
bu entryi okuyan çoğu türk genci astrolojide bahsedilen kova yani aydınlanma çağına giriş yapacak sayemde erkekler, kadınlara 100 yıl daha yaklaşabilecek medeniyet konusunda.

kadınlar kışın mini etek ve çorap giyince üşümüyor mu diye soran erkeklerimizin olduğunu biliyorum malum kendileri kadınlarla konuşamaz ama sorsan hepsi tam bir don juan, fındık kıran...

kışın giydiğimiz o çoraplar aslında termal olduğu için üşümüyoruz ama erkekler o çoraplara bakarken maddenin arkasını görmeye yani bacaklarımızı görmeye çalıştıklarından ( suphanallah her biri bi süperman sanki) bu ayrıntıyı hiç anlamayacaklar onlar sadece hafızalarını gördüğü görüntüyü nakşedip akşam için stok görüntü atıyorlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

akşama kadar salonda yatıcam sanırım.
devamını gör...

“insanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.”

-hz muhammed (s.a.v)
devamını gör...

(bkz: inanma dayanacak)
devamını gör...

öncelikle bir psikiyatrist'e gidin. kendisini dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunuz olduğuna ikna etmeniz gerekecektir. hastalığı iyice ezberleyin, gerçekten yaşayan kişiler bulun ve dertleşin. doktor ikna olursa ya concerta ya ritalin yazar. raporuda aldınız mı iş tamam. bir daha odaklanma problemi yaşamazsınız. fakat daha farklı bir sorun zamanla gelişebilir. ilaç bağımlılığından nasıl kurtulurum? sorusunun cevabını yine burada arayabilirsiniz.
devamını gör...

savrularak yağan kar anlamına gelmektedir.
devamını gör...

ülkemizin en kıymetli beyinlerinden bilal erdoğan, katıldığı bir programda zekat vermenin dünyadaki yoksulluğun bitişine imkan sağlayacağını ve diyanet vakfının bu konuda güvenilir bir adres olduğunu vurgulamış.
dünyanın en zengin ülkesi değiliz belki ama gönlü en zengin milleti biziz diyen b. erdoğan gerçekten bu eşsiz çözümle yine içimizi umutla doldurmuştur.
arkadaşlar hazırlanın zekat ibanı çok yakında geliyor gibi hissediyorum.
buradan
devamını gör...

anadolu irfanının bir kez daha tüm çıplaklığıyla izlenebildiği davanın ikinci duruşması bugün başladı.

özetle kimse hiçbir şey yapmamış, kendilerine iftira atılıyormuş.

duruşmadan—————
- kılıçdaroğlu’na yumruk atmaya çalışan sanık engin üce, “yumruk savurma niyetim yoktu. iteliyorlar” diye kendini savundu. sanık halis daştan, çelişkili ifade verirken “hiçbir şey hatırlamıyorum, hiçbir şeye katılmadım” dedi.

- daştan chp aracına taş atmadığını söyledi. daştan’a kamera kayıtları izlettirildi. daştan, taş atan kahverengi montlu kişinin kendisi olmadığını ileri sürdü.

- kalabalıkla beraber sürüklenip, bu olayların bize iftira şeklinde atıldığını hatırlıyorum. biz bir şey yapmadık” dedi.

- üce, kılıçdaroğlu’na bilerek yumruk atmadığını ifade ederek, “kalabalıkta yumruk filan yok. zaten iteleniyoruz. sadece itelemeyle alakalı oraya karıştım” dedi. kamera kayıtları izlettirilince kılıçdaroğlu’na yumruk savuran kişinin kendisi olduğunu kabul eden üce...

- ilk duruşmada kılıçdaroğlu’na yumruk atan inek hırsızı osman sarıgünunuttum, çok zaman geçti” demişti.
duruşmadan—————

düzenleme: dava 21 haziran 2021’e ertelendi.

detay ve fazlası.
devamını gör...

şahsen ülke olarak diktatör diye nitelendiriyoruz bizde kendisini, güzel olmuş işçilik sağlam.

ben şahsen bu geert wilders'ın hollanda da iktidara gelmesini çok istiyorum.

orada sol, burada sağ partiye oy veren kanser gurbetçi güruhu'nun, sağ iktidarı ile tanışması açısından.
devamını gör...

bir psikolog olarak hatalı bulduğum önerme.

sigmund freud insanın doğuştan kötü olduğunu savunur, abraham maslow doğuştan iyi olduğunu, john locke ise insan zihninin boş bir levha olduğunu söyler.

üçü de hem haklı hem haksızdır; insan birazcık kötülük, birazcık iyilik, birazcık da boşlukla gelir dünyaya.
devamını gör...

bir erdoğan söylemi. aynen aynen. z kuşağının tek düşündüğü şey kılıçdaroğlu dönemi ssk nasıldı. işsizlik falan umrumuzda değil.

ben şahsen araştırdım biraz. şöyle ki:

kılıçdaroğlu dönemi emeklilik kadınlarda 34, erkeklerde 40'mış. bence çok iyi. şu an ise 70 civarlarında. 70 yaşında birinin çalışması ne kadar mantıklı?

kılıçdaroğlu dönemi ssk açığı 2 milyarmış. şu an ise "34 milyar". aklınız alıyo mu ya?

allahtan kılıçdaroğlu sadece ssk'yı batırmış. zira şu an ülkede batmayan, doğru dürüst işleyen hiç bişey yok.

bence de anlatılsın ya.
devamını gör...

hani bizde ''japonlar yapmış abicim!'' tarzı bir söz vardır ya, hah işte onun öyle olmadığını gösteren örneklerden birisidir. malum bu söz japonlardan çıkan kaliteli işleri anlatmak için kullanılır. japonların bile kendilerine ait böyle bir atasözü yokken biz adamları neredeyse bu cümle ile özetlemiş geçmişiz. geçmişiz geçmesine de istisnalar da kaideyi bozmaz derler bizde. fu-go o istisnalardan bir tanesi. tamam, japon abiler yine işe kafa yormuşlar, yaratıcılık desen yine var, hatta işin içine biraz da tuhaflık katmışlar ama işin başarı ayağı eksik. şimdi mevzu şöyle gelişiyor. amerika ikinci dünya savaşına girmiş lakin adamlara ulaşmak ve onlara kendi topraklarında zarar vermek biraz zor. coğrafya kaderdir diyorlar ya, amerika'nın kaderi de o dönemlerde böyle. coğrafyadan mütevellit şanslı hergeleler. japon abilerin de bu durumdan sebep ziyadesiyle canları sıkkın. ne yaparız ne ederiz de şu pasifik neden illeti geçip amerika'ya zarar veririz diye düşünmeye başlamışlar. en sonunda pasifiğin amerika'ya sunduğu doğal korumayı yine pasifiğin yarattığı hava akımı ile yok etmeye karar vermişler. japon bilim adamlarından birisi; ''bir balon yapacaksın, pasifikte süzülüp gidecek, ucuna bombayı takacaksın, kimseler göremeyecek.'' diye bir şarkı mırıldanmak suretiyle söz konusu buluşa imza atmış. hatta çok sonraları bu şarkıyı manga biraz değiştirerek seslendirdi ama konumuz bu değil.

adamlar kağıttan yapılmış ve patates unu ile yapıştırılmış fu-go bombalarını bir güzel hazırlamışlar. kafada hey şeyi güzelce kurmuşlar. bu bombalar amerika sahillerine ulaşacak, amerikan haklı topuklarını popolarına vurarak kaçacak, halk panik içindeyken bombalar sağda solda patlayacak ve amerika termit bombası tarzındaki bu bombalar sayesinde gerektiği dersi alacaktı. ama kul kuruyor, tanrı gülüyor işte. japonlar bu balonları büyük bir heyecan ve özgüvenle salmışlar amerika'nın üzerine. ama balonlar sadece havada salınmakla yetinmiş. çok azı ulaşmış amerika'ya onlarda beklenen etkiyi doğurmamış. böylece japonlar yine yapmış abicim ama sonuç olarak boş yapmışlar. tabi bu boş yapmanın da şu yönden bir önemi var; bir silah ilk kez kıtalararası bir menzilde denenmiş oldu. bu da herkesin ağzını sulandırdı ve savaş aşığı beyinler bu fikri geliştirip, dünyanın çanına ot tıkamayı bir görev bildi.

fu-go şöyle bir şey;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tanım: japonlar yapmış abicim atasözünün istisnalarından birisini oluşturan, ikinci dünya savaşının sonlarına doğru kullanmış olan, kocaman bir balon. kendisi de balon olmuştur.
devamını gör...

hoblayan robod yabmışlar.
devamını gör...

sanatla uzaktan yakından alakam yoktur.
resme başladım. hadi bakalım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çapa etkisi, karar verme sürecinde ilk aldığımız bilginin doğru olduğuna inanmak ya da ilk aldığımız bilgiye göre sonraki bilgileri değerlendirmek olarak açıklanabilir. bir ayakkabı 500 liraya satışa sunulduğunda siz ona bakıp "sezon sonunda 250'ye düştüğünde alırım" diyorsanız çapanın etkisindesinizdir. aynı ayakkabı 150 liradan 200 liraya çıksaydı asla almazdınız. ama 500 liradan 250 liraya düşmesini dört gözle bekliyoruz. alışveriş sektörünün yaptığı hilelerden birisi.
devamını gör...

kedilet sıvıdır. kesin bilgi yayalım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim