yazarları bugün mutlu eden olaylar
3 senelik üniversiteli bir işsizken emek verdiğim her denemenin sonuçsuz kalmasıyla birlikte intihar eden yaşıtlarımla empati kurmaya başladığım sırada seneler önce küçük bir yatırım yaptığım ve sonuç almayı hiç ummadığım bir işten biranda düzenli para kazanmaya başladım.
hem de ülke standartlarının üstünde bir para.
babama, anneme, kardeşimlerime, yeğenlerime bir sürü hediyeler aldım.
kendime tek kuruş harcamadım henüz.
çünkü canımı yakan kendi parasızlığım değildi zaten.
bunca sıkıntıdan sonra gerçekten bir işe yaradığını hissetmek çok güzel.
hem de ülke standartlarının üstünde bir para.
babama, anneme, kardeşimlerime, yeğenlerime bir sürü hediyeler aldım.
kendime tek kuruş harcamadım henüz.
çünkü canımı yakan kendi parasızlığım değildi zaten.
bunca sıkıntıdan sonra gerçekten bir işe yaradığını hissetmek çok güzel.
devamını gör...
yazarların yakın gelecekteki hayali
kendi sahnemi açmak. kadıköy’deki oyun atölyesi gibi bir yer olsun istiyorum.
devamını gör...
bugün benim doğum günüm
bir barta kulesi üstünde babamın öldüğü yaştayım diye devam eden şarkı.
devamını gör...
yıl olmuş 2021 insanlar hala
kendilerinde başkasının hayatına karışma hakkı görüyor.
devamını gör...
yeni gelin terörü
kendilerini dirseğe kadar bilezikleri, aşırı karbonhidrat içeren sofraları, binbir çeşit kahve sunumları ve varaklı ev dekorasyonları ile ilk görüşte tanıyabilirsiniz.
devamını gör...
mutluluk
mutluluk hakkında söylenen çok güzel bir hikaye vardır;
--! spoiler !--
bir gün tanrılar kendi aralarında mutluluğun ne kadar güzel, ne kadar parıltılı bir duygu olduğu hakkında konuşuyorlardı. herkes ondan övgüyle bahsediyor, mutluluk ışıltıyla parlıyordu. sonra onu saklamaya karar verdiler, böyle bir güzelliğe herkes ulaşamamalıydı. nereye saklayacaklarına dair konuşmaya başladılar.
poseidon dedi ki; "denizin en dibine gömelim, kimse erişemez."
ardından güneş tanrısı helios dedi ki; güneş'e saklayalım, ulaşılmasın ona."
en güzel karar tanrılar kralı zeus'tan geldi. "mutluluğu," dedi "insanların içine saklayalım. nasıl olsa oraya bakmak akıllarına gelmez."
--! spoiler !--
böylece mutluluk kalplerimizde kalan, aklımıza gelmeyen bir duygu olarak kaldı.
edit: imla.
--! spoiler !--
bir gün tanrılar kendi aralarında mutluluğun ne kadar güzel, ne kadar parıltılı bir duygu olduğu hakkında konuşuyorlardı. herkes ondan övgüyle bahsediyor, mutluluk ışıltıyla parlıyordu. sonra onu saklamaya karar verdiler, böyle bir güzelliğe herkes ulaşamamalıydı. nereye saklayacaklarına dair konuşmaya başladılar.
poseidon dedi ki; "denizin en dibine gömelim, kimse erişemez."
ardından güneş tanrısı helios dedi ki; güneş'e saklayalım, ulaşılmasın ona."
en güzel karar tanrılar kralı zeus'tan geldi. "mutluluğu," dedi "insanların içine saklayalım. nasıl olsa oraya bakmak akıllarına gelmez."
--! spoiler !--
böylece mutluluk kalplerimizde kalan, aklımıza gelmeyen bir duygu olarak kaldı.
edit: imla.
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
gece misafirlikten dönerken uyumuş numarası yapmak ve ailenin seni kucağında taşıması
devamını gör...
normal sözlük'te tanımlarından nefret ettiğiniz yazarlar
dini kullanan bütün yazarlar.
devamını gör...
nba vs euroleague
nba gelmiş geçmiş en iyi basketbol ligidir ,euroleuge ise avrupadaki en iyi takımların buluştuğu lig. sertlik olarak nba her zaman avrupa basketbolundan da serttir . nedeni gayet belli avrupadan draft olup tutunamayan nice oyuncu var halbuki sertliğe alışkın olmaları gerekir ama görüldüğü gibi değil . nba senede 82 maç oynayan bir lig ve her zaman hazır olmalısınız yoksa barınamazsınız .
geçen sezondan güzel bir nba savunma derleme videosu bırakıyorum, iyi seyirler.
geçen sezondan güzel bir nba savunma derleme videosu bırakıyorum, iyi seyirler.
devamını gör...
şiddet gördüğü sevgilisiyle tekrar barışan insan
muhtemelen evlendikleri zaman, "kocam değil mi canım döver de sever de size ne" diyecek olan insandır.
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
benim icin bilyelerim cok kiymetliydi. parkta arkadaslarimla evde abimle oynar dururdum hep. ozel bi torba bile yapmistim bilyelerime. ama sonra bir gun annem koltuklarin altina kacip duruyo diye bilyelerimi alip balkondan asagi atmisti maalesef...
devamını gör...
dünyanın en iyi film serisi
bütün bunlara kill bill serisini eklemezsek ayıp olur dostlar.
devamını gör...
her yazar bir çaylak sahipleniyor
insanın azıcık bitinin kanlandığını görünce olayların nerelere gittiğinin delilidir.
nietzche'nin bu durumu anlatan çok efsane bir sözü vardı ama şimdi hatırlayamadım böylesi bir başlık için google yapamam ama en azından insanların azıcık ayrıcalık tanındığında neler yapabileceğini gözler önüne seren en güzel delillerden biridir.
nietzche'nin bu durumu anlatan çok efsane bir sözü vardı ama şimdi hatırlayamadım böylesi bir başlık için google yapamam ama en azından insanların azıcık ayrıcalık tanındığında neler yapabileceğini gözler önüne seren en güzel delillerden biridir.
devamını gör...
soğansız bibersiz domatessiz ve yumurtasız menemen
ilçe olandır bu, yemek olan değil.
devamını gör...
ssuuddee
(bkz: ne sudeymiş be) dedirten başlık.
devamını gör...
sadri alışık
o konuşur siz ağlar, o konuşur siz güler, o konuşur siz hak verirsiniz. türk sinemasının çok önemli oyuncularından biridir. hele bir sözü var ki ilk duyduğumdan beridir yıllardır hayatımda kullanıyorum.
'' sokak köpeklerine selam vermek, adam olmaya çeyrek var demektir.'' ne zaman kedi, köpek görsem işaret ve orta parmağımı kaşımın üzerine koyarak selam veriyorum.
ne demiş cames bond diyerek söylemeye başladığı atasözleri de bir hayli güzeldir.
'' sokak köpeklerine selam vermek, adam olmaya çeyrek var demektir.'' ne zaman kedi, köpek görsem işaret ve orta parmağımı kaşımın üzerine koyarak selam veriyorum.
ne demiş cames bond diyerek söylemeye başladığı atasözleri de bir hayli güzeldir.
devamını gör...
magna carta
kişisel çıkarların dünyayı nasıl bir hale getirebileceğini gösteren belge.
magna carta olmasaydı belki de şu an hala kölelik sisteminin çok yoğun olduğu bir zamanda yaşıyor olabilirdik. ya da insan hakları bu kadar gelişmiş(?) olmazdı. neden? çünkü devletin(kralın) aslında o kadar da sınırsız yetkileri ol(a)mayacağını ortaya koydu magna carta. peki bu nasıl oldu? derebeyleri çok güçlendiği için kendi kişisel çıkarları doğrultusunda kralla anlaşma yapıyorlar. bakın bence en mühim kısım kişisel çıkar burada. çünkü halkı korumak için, amiyane tabirle babalarının hayrına yapmıyorlar bu sözleşmeyi. halkın işine geliyor orası ayrı, istemsizce iyilik yapmak gibi.
peki dünya şu an nasıl? mesela lgbt hakları neden savunuluyor? sahiden insan hakları için mi yoksa başka bir sebep mi bizi buraya itti?
postmodernizmle birlikte dünyada ciddi bir kırılma gerçekleşti. gerçeklik tamamen parçalandı, her şey öznelleşti ve mevcut tüm iktidarlar kırılganlaştı. çünkü doğru diye bir şey yoksa otorite diye de bir şey olmamalıydı(başka bir entryde detaylandırmak isterim ama bana kalırsa nietzsche’nin 50lerden 60lardan sonra daha fazla ön plana çıkmasının sebebi de net bir şekilde postmodernizden dolayıdır. ha derseniz ki zaten postmodernizmi nietzsche başlattı, ona bir şey diyemem, tavuk yumurta muhabbeti).
şimdi gerçeklik parçalandı dedik, bütün normlar tehlike altına girdi, artık milliyetçi ve otoriter eğilimler yerini daha az otoriter ve çeşitlilik odaklı iktidarlara bıraktı. mesela 1930larda atatürk’ün kayıp kıta için bir grup araştırmacıyı yetkilendirmesi ya da herkes aslında türk mü vs diye araştırma yapılmasının sebebi o sıradaki milliyetçi eğilimlerdi. hatta atatürk’ün türkiyede doğan herkes türktür minvalindeki saçma sözlerinin sebebi de budur. tüm dünyada o sırada milliyetçilik(italya-almanya bariz örneklerdir mesela) “moda”ydı. sonrasında ise çeşitlilik önem kazandı. ne kadar marjinallik varsa ön plana çıktı(hippiler vs). ve bu eğilim gittikçe arttı ve daha da artacak. bu hem kapilalist sistemde ötekileştirilmiş olan tüm etnik ve yönelimsel grupları güçlendiriyor hem de bu grupları kapitalizme entegre ediyor. yani tıpkı magna carta sayesinde “hayrına” halka birtakım güçler veren düzen şimdi de lgbt+’lara haklarını vermeye başladı. ha sebebin bu olması sonucun çok güzel bir şey doğurduğu gerçeğini değiştirmiyor, bu sadece entry’yi okuyanların bazı şeylere “yamuk bakabilmesini” sağlamak için yazdığın bir entry. “ha bir de şöyle düşünelim” diye bakınca yüzeyin altına iniyor ve daha değerli şeylerle karşılaşıyoruz. bu da onlardan biri, bana göre.
magna carta olmasaydı belki de şu an hala kölelik sisteminin çok yoğun olduğu bir zamanda yaşıyor olabilirdik. ya da insan hakları bu kadar gelişmiş(?) olmazdı. neden? çünkü devletin(kralın) aslında o kadar da sınırsız yetkileri ol(a)mayacağını ortaya koydu magna carta. peki bu nasıl oldu? derebeyleri çok güçlendiği için kendi kişisel çıkarları doğrultusunda kralla anlaşma yapıyorlar. bakın bence en mühim kısım kişisel çıkar burada. çünkü halkı korumak için, amiyane tabirle babalarının hayrına yapmıyorlar bu sözleşmeyi. halkın işine geliyor orası ayrı, istemsizce iyilik yapmak gibi.
peki dünya şu an nasıl? mesela lgbt hakları neden savunuluyor? sahiden insan hakları için mi yoksa başka bir sebep mi bizi buraya itti?
postmodernizmle birlikte dünyada ciddi bir kırılma gerçekleşti. gerçeklik tamamen parçalandı, her şey öznelleşti ve mevcut tüm iktidarlar kırılganlaştı. çünkü doğru diye bir şey yoksa otorite diye de bir şey olmamalıydı(başka bir entryde detaylandırmak isterim ama bana kalırsa nietzsche’nin 50lerden 60lardan sonra daha fazla ön plana çıkmasının sebebi de net bir şekilde postmodernizden dolayıdır. ha derseniz ki zaten postmodernizmi nietzsche başlattı, ona bir şey diyemem, tavuk yumurta muhabbeti).
şimdi gerçeklik parçalandı dedik, bütün normlar tehlike altına girdi, artık milliyetçi ve otoriter eğilimler yerini daha az otoriter ve çeşitlilik odaklı iktidarlara bıraktı. mesela 1930larda atatürk’ün kayıp kıta için bir grup araştırmacıyı yetkilendirmesi ya da herkes aslında türk mü vs diye araştırma yapılmasının sebebi o sıradaki milliyetçi eğilimlerdi. hatta atatürk’ün türkiyede doğan herkes türktür minvalindeki saçma sözlerinin sebebi de budur. tüm dünyada o sırada milliyetçilik(italya-almanya bariz örneklerdir mesela) “moda”ydı. sonrasında ise çeşitlilik önem kazandı. ne kadar marjinallik varsa ön plana çıktı(hippiler vs). ve bu eğilim gittikçe arttı ve daha da artacak. bu hem kapilalist sistemde ötekileştirilmiş olan tüm etnik ve yönelimsel grupları güçlendiriyor hem de bu grupları kapitalizme entegre ediyor. yani tıpkı magna carta sayesinde “hayrına” halka birtakım güçler veren düzen şimdi de lgbt+’lara haklarını vermeye başladı. ha sebebin bu olması sonucun çok güzel bir şey doğurduğu gerçeğini değiştirmiyor, bu sadece entry’yi okuyanların bazı şeylere “yamuk bakabilmesini” sağlamak için yazdığın bir entry. “ha bir de şöyle düşünelim” diye bakınca yüzeyin altına iniyor ve daha değerli şeylerle karşılaşıyoruz. bu da onlardan biri, bana göre.
devamını gör...
montreal
montreal'i şener şen'den ve "ben bu yaz nerdeydim?" repliğinden bağımsız düşünemiyorum.
devamını gör...
