gregor samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında kendini saksı olarak buldu. dün işsiz kaldığı için ailesinin de onunla işi bitmişti. o artık içine çiçek dikilecek basit bir saksıydı, işte buydu değeri. ailesi, patronları tarafından posası çıkarılmış kalan kabıyla da ancak saksı olabilmişti.



kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pazarlık işi bana devredilirse 50 liradan alabileceğim hesaptır.
devamını gör...

deja vu nun zıttı olan kelime
ben bu hissi şöyle bir misalle anlatmak istiyorum çocukluğunuzun geçtiği sokaklara tekrar dönersiniz belki heryer aynıdır belki yanınızda olan insanlar bile ama aynı his değildir sanki oraya daha önce hiç gitmemişsiniz hiç o sokaklardan geçmemiş hiç anınız yokmuş yada o anıların yaşandığı yer orası değilmiş gibi hissedersiniz garip bir his kaplar içinizi hah onun adı işte
devamını gör...

lgbt bireylerinin bazı eylemlerde boş yaptığını düşünüyorum.

mesela bir mevzu oluyor hemen mevzuya dalıp amacından saptırıyorlar.

not: beyni olan ne demek istediğimi anlayanlar anladı beni.
beyni olmayanlar portakal atsın küfürleşelim.
devamını gör...

biz çocukken törenler daha uzun süreli oluyordu. biz ölmediysek onlar da ölmezler merak etmeyin.
devamını gör...

(bkz: nefes almaları)
devamını gör...

günaydııııııın sözlük! bol kahveli, çok keyifli bir gün olsun*. yine uyumadan güne başladım*.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

büyük oyuncudur.

özellikle keloğlan filmlerinde oyunculuğunu izledik ustanın, daha sonra okuduğu şiirleri dinledik ama benim için rüştü asyalı demek cyrano de bergerac’taki unutulmaz terası seslendirmesi ile efsane olmuştur:


ya ne yapmak lâzımmış?
sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi,
bir ağaç gövdesini tıpkı sarmaşık gibi,
yerden etekleyerek velinimet sanmak mı?
kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı?
istemem eksik olsun! herkes gibi, koşarak,
yabanın zenginine methiyeler mi yazmak
yoksa nâzırın yüzü gülecek diye bir an
karşısında takla mı atmak lâzım her zaman?
istemem eksik olsun! ricaya mı gitmeli?
kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim?
yahut eğilmekten mi ağrısın ötem berim?
istemem eksik olsun! tazıya tut, tavşana
kaç mı demeli? belki kaz gelir diye bana
tavuk mu göndermeli? yoksa bir fino gibi
susta durmak mıdır ki, acep en münasibi?
istemem eksik olsun! bir kibar salonunda
kucak kucak dolaşıp boy atmak ve sonunda,
marifet şi’re koyup kameri, yıldızları,
aşka getirmek midir, evde kalmış kızları?
istemem eksik olsun! yahut şan olsun diye,
meşhur bir kitapçıya giderek, veresiye
şiir mecmuası mı bastırmalı? istemem
eksik olsun! acaba bulup bir alay sersem
meyhane köşesinde dâhi olmak mı hüner?
istemem eksik olsun! bir tek şiirle yer yer
dolaşıp ta herkesten alkış mı dilenmeli?
istemem eksik olsun! yoksa bir sürü keli
sırma saçlı diyerek göğe mi çıkarmalı?
yoksa ödüm mü kopsun bir allahın aptalı
gazeteye bir tenkid yazacak diye her gün?
yahut sayıklamak mı lâzım: “adım görünsün
aman!” diye şu meşhur mercure ceridesinde
istemem eksik olsun! ve tâ son nefesinde
bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak, bitmek,
şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek,
karşısında zoraki sırıtmak her abusun.
eksik olsun istemem, istemem eksik olsun!
fakat, şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya,
yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya,
gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı
isteyince şapkayı ters giymek, karışanı
olmamak. bir hiç için ya kılıcına veya
kalemine sarılmak ve ancak duya duya
yazmak, sonra da gayet tevazula kendine:
çocuğum! demek, bütün bunları hoş gör yine,
hoş gör bu çiçekleri, hattâ bu kuru dalı,
bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı!
varsın küçücük olsun fütuhatın, fakat bil,
onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.
ara hakkını hattâ kendi nefsinden bile.
velhasıl bir tufeylî zilletiyle
tırmanma! varsın boyun olmazın söğüt kadar,
bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?
kavaklar sıra sıra dikilse de karşına
boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!


istemem eksik olsun
devamını gör...

toplu alanlarda sağa sola yazılması gereken, kamu spotu olması gereken (bkz: yeni görgü kuralı olası şeyler).
devamını gör...

16 yaşında bir çocukla evlenmeye çalışmak bile ekstra iğrenç bir durumken bir de kaçırmak cidden neyin kafası?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

auroraaa’nın avokado tarifi:
1 adet olgun avokado*
1 limon
karabiber, kırmızıbiber, tuz
maydanoz
3-4 adet çeri domates
5-6 adet ceviz içi
avokadoyu püre haline getirin, limonu sıkıp suyunu dökün, maydanozu, domatesi ve cevizleri küçük küçük doğrayın, baharatları ve tuzu da ekleyip karıştırın. kızarmış ekmeğe sürün, üstüne de peynir koyun (hellim çok yakışıyor) veee gömün hehe*
devamını gör...

kayıtlara, ölüm tarihini hesaplayan bilim adamı diye geçen, 1667-1754 yılları arasında yaşamış, fransız istatistikçidir. kumarbazlar için olasılık hesapları yaparak para kazanırken bir yandan da şansın doktrinleri adlı eseri kaleme almış ve olasılık teorisinin de temellerini atmıştır.
ona göre olasılık; en basit şekliyle oyunlarla hatırlanır. ancak eserinin aksine o, şans diye bir şeyin olmadığını, bütün problemin bizim bilmeyişimiz olduğunu iddia etmiştir.

ölümünden kısa süre önce şöyle bir olasılık geliştirmiştir: şayet her gece, bir gece öncesinden 15 dakika daha fazla uyursa ve silsileyi böyle böyle devam etttirirse, 24 saatlik bir uyku süresine ulaşacaktır ve bu 24 saatlik uyku süresi dolduğunda, öleceğini hesaplanmıştır. gerçekten de hesaplamaları doğrultusunda, tam da 24 saatlik uyku süresine ulaştığı gün, ölmüştür.

benim tahminim, bir şeyi ne kadar çok isterseniz ve olacağına inanırsanız o şey o derece kolay ve kısa sürede, gerçek olur. dolayısıyla ölümündeki sır da, bu inanç ve takıntının üzerine düşme halinden kaynaklanmıştır diye düşünüyorum.. .
peki ya değilse?

kim bilir?..
devamını gör...

gösterilen reklamlar her sitede olduğu gibi google adsense tarafından otomatik gösteriliyor. yani çıkan reklam tamamen sizin tarama geçmişinize konumunuza vb. parametlere göre google tarafından belirleniyor. biz herhangi bir marka ile anlaşmadık.
devamını gör...

amerikalı psikiyatrist, psikoterapist ve yazardır. uluslararası sigmund freud-psikoterapi 2009 ödülüne sahiptir. 2000 yılında da the american psychiatric association tarafından oscar pfister ödülüne layık görülmüştür.

1992'de ilk romanı nietzsche ağladığındayayımlandı. kitap oldukça ilgi görmüştür. kitabı bu kadar popüler yapan ise felsefe, edebiyat ve psikiyatriyi harika bir şekilde harmanlamasıdır bence.
yazarın en büyük özelliği ise çok iyi bir okuyucu olması. bu kitap sevgisi onun psikiyatri ile edebiyatı, felsefeyi bir araya getirmesine ve harika eserler vermesini sağlamıştır.

standford üniversitesi'nden emekliye ayrılmış olan yalom, varoluşçu psikoterapinin yaşayan en önemli temsilcisi olarak görülüyor. psikoterapilerde kullandığı yöntemler onu amerika'nın en iyi psikanalistlerinden birisi yaparken, kitaplarında edebiyat,felsefe ve psikiyatri ile kurduğu mükemmel uyum onun edebiyat dünyasında da oldukça iyi bir yer edinmesini sağlamıştır.
devamını gör...


insan ağaçlar, otlar, çiçekler gibi
her bahar yeniden başlasaydı sevmeye
ne güzel olurdu değil mi?
iyi ki hatıralar bir yere gitmiyor...
biz onlara tutunarak unutuyoruz ölümü
biz onlara tutunarak dünyaya inanıyoruz
biz onlara tutunarak yalnızlığı seviyoruz.

şükrü erbaş
[otların uğultusu altında]
devamını gör...

saçmalık ötesi tespit.
öyle bir şey yok arkadaşlar rahat olun. evet televizyonundan okuluna, mahallesinden sokağına erkek dediğin kaba saba olur diye bir laf var. toplumsal cinsiyette normları diyoruz biz buna. işte erkek dediğin ağlamaz, erkek dediğin kibar olmaz vs.
ama açık olalım bunlar magandalığı, nezaketsizliği, ahlaksızlığı, zorbalığı bir halt sananların öpüp başına koyduğu normlar.
evet ne yazık ki kadınlı erkekli var böyle insanlar ama aksi de var.

dünya zorbalardan, vasatlıktan ve nezaketsizlik öven insanlardan ibaret değil.
biz bu vasatlıklarla kavga ettikçe, siz nezaketinizle kalmakta ısrar ettikçe daha huzurlu bir toplum olacağız.

ha bana sorarsanız nezaket, zorbalıktan uzak durmak, saygılı olmak falan bunlar zaten temel insani gereklilikler o ayrı. kadını erkeği yok yani...

neyse uzun lafın kısası kimsenin sizden nefret ettiği yok, kendinizi tribe sokmayın buradan mijozini falan da çıkarmayın.

belki de yüzünüz bataklığa dönüktür ve sadece çamurdur gözlerinize bulaşan.
olur bazen öyle insan nesnel koşulların ürünüdür, bu da öylesine olmaz tabii ama bu başka bir tartışmanın konusu.
velhasıl yüzünüzü göğe çevirirseniz nefretin kaide olmadığını görürsünüz bence.
zira 25 yaşındayım nezaketsizliği çekici bulan ya da kibar erkeklerden nefret eden tek bir kadın bile yok çevremde, mesela yani.
devamını gör...

latince kökenli bir söz. siz böyle çalışıyorsunuz ama kendiniz için değil anlamına gelmektedir. hak ettiğimiz çabaladığımız ve uğruna savaştığımız ödüllerin ve diğer şeylerin başka insanlara verilmesi anlamına geliyor.
devamını gör...

bir james toback filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
orijinal adı exposed olan filmin senaryosunu da yönetmen james toback yazmıştır. filmin başrollerinde tüm zamanların en güzel kadınlarından biri olan, eşsiz güzellik nastassja kinski ve bu filmle sinemaya veda etmiş olan büyük oyuncu rudolf nureyev oynamıştır. filmde ayrıca bugsy filmindeki oyunculuğunu hala unutamadığım harvey keitel ve perdeye her zaman çok yakışan ian mcshane oynamıştır.

her şeyi geride bırakıp model olmak için new york’a kaçan güzeller güzeli elizabeth carson hayallerine kavuşmak için her şeyi göze almıştır. ailesini ve sevgilisini hiçe sayarak kaçan elizabeth amacına da kısa sürede ulaşır ve daha sonra gizemli bir adamla karşılaşınca gerçekleşen rüyaları farklı bir yöne doğru kaymaya başlar.

bu filmi ilk izlediğimde 15-16 yaşlarında idim. özellikle bir keman çalma sahnesi zihnime öyle bir işlemiş ki güzel bir kadın ve keman ikilisi bana o zamandan beri karşı konulmaz geliyor. nastassja kinski’nin güzelliği o zamandan beri hayranlık duyduğum bir büyüdür.

ayrıca filmde nastassja kinski’nin evine yerleşirken dans ettiği o muhteşem sahne herkes tarafından mutlaka izlenmeli ve izletilmelidir.

nastassja kinski
devamını gör...

kronos'la rheia'nın birinci kızı olan hestia, ilk olympos tanrılarının en yaşlı, en anlayışlı, en erdemli ve en cömert olanıydı.
zeus'la hera'nın da kız kardeşidir.
insanlar ve tanrılar arasında büyük bir şeref payı elde eden hestia, poseidon ve apollon'un onunla izdivaç kurma isteğine rağmen kabul etmemiş ve zeus'tan ömür boyunca bakire kalma sözü almıştır.
zeus da bakire kalmasına izin vermiş ve onu koruması altına almıştır.
tabii bunu başarmak çok kolay olmadı hestia için.
bir dionysos şenliğinde, pripaus hestia'yı görüp arzuluyor ve aynı gece hestia uyurken ona tecavüz etmeye kalkışıyor.
tam başarmak üzereyken bir eşek anırıyor ve tanrıçayı uyandırıyor. tanrıça bağırınca, pripaus hemen kaçıyor oradan.
bu olaydan sonra, hestia onuruna düzenlenen şenliklerde, eşekler çiçeklerle donatılıyor.
o da athena gibi her zaman barıştan yana olan bir tanrıça olmuştur.
nedeni her ne olursa olsun herhangi bir çatışmanın içine girmemek için direniyordu.
sevdiğim tanrıçalardan biridir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim