eğer kişi erkek ise tehlikelidir. baştan uyarayım. evlenmeyi düsünmeyin. neden derseniz; bu tip kişiler annelerin güdümünde bir hayat sürdükleri için özgür karar alma becerileri zayıftır. kendilerini işletime kapatmaları kolaydır. yaşının verdiği olgunluğu taşıyamazlar. bir de sorumluluktan kaçınma ,evlilikten beklentileri geçmiş yaşantıları ile aynıdır. genelde bu tip bireylerin anneleri dominant olduğu için seçtiği kişiler de dominat olduğu gözlenmiştir. haliyle ilerde erkek birey ilişkisinde annesinin güdümünde olacağından kadın ile çatışma yaşaması kaçınılmazdır.o yüzden evlenmeden önce erkeğin annesi ile bağı gözlenmeli ona göre ilerisi düşünülmelidir.

kadınlar içinde benzer durum mevcut biraz farklı olarak yatak odasına kadar evde olanları aktarabilmektedir. haliyle evliliği yöneten kayınvalidedir.

sonuç olarak; karı koca bir ailedir ailedeki sorunu kendileri olmaz ise anca uzmanlar çözmelidir. evin mahremi evde kalmalıdır.
devamını gör...

erik ludwig - lambacı
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

buradan kuzey irlandada busmill kasabasında yer alan 50-60 milyon yıl önce oluşmuş unesco tarafından dünya mirası ilan edilen bazalt sütunlarıdır.
devamını gör...

biz dost biriktiriyoruz sanmıştık, meğer koynumuzda vefasız besliyormuşuz.

nankörsünüz olm, hepinizden takibi çekip girdiğim nickaltıları siliyorum.

bundan sonra alayınıza rest, yalnız doğduk yalnız ölürüz.
devamını gör...

iri yanaklı ya da büyük ağızlı kimselere denir.

giysinin uygun gelmeyip kabarık kalmasına denir.

zurnalarda sipsinin bulunduğu yere takılan yuvarlak plakaya denir.

cricetidae olarak da bilinen kemiricilere denir.
devamını gör...

hymn for the weekend.

çok hoş bir hissi var şarkının. kızıl bir akşamüstünde, arkadaşlarımla içerken, üstü açık bir arabada bağırarak şarkı söyleyerek güneye gidiyormuşum gibi hissediyorum. tam olarak bende yarattığı his bu.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

metrobüsün geldiği an tam da kapının orada durup beklememe rağmen içeri atlayamıyorum. insanlar neredeyse üzerimden zıplıyor, ölümsüzlük iksirini bulmuşlar da kapışıyor gibiler. ya ben... itip kakıyorlar beni ve sonunda ortada öyle kalakalıyorum. hatta bir gün teyzenin biri bana " öyle mıymıntı gibi beklersen giremezsin içeri" dedi. bu otobüs, minibüs için de geçerli bu arada.

bence herkes yapabiliyor bende sıkıntı var.
devamını gör...

yavruyken hasta bir şekilde bahçemize gelip bizi seçmesiyle olan durumdur. iyileşip büyüdükten sonra bizi takmadığı da doğrudur. kafasına göre takılıyor sıpa.
devamını gör...

gustave courbet'in yaralı adam tablosu. git de biraz aşk neymiş öğren.
devamını gör...

alman thrash metal grubu kreator' un 1999 tarihli endorama albümünün açılış şarkısıdır. almanların metaldeki yüz akı gruplarından olan kreator' un sanıyorum en sevilen şarkılarından biridir:

devamını gör...

sovyet topolev tasarım bürosunun ürettiği, dünyanın ilk süpersonik yolcu uçağıdır.
ilk ve tek olarak concorde olarak bilinse de tu-144 daha önce yapılmıştır.

1968 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmiş, toplam 16 adat üretilmiştir. (prototiple toplam 17.)

prototip uçapın yapmış olduğu denemelerde match 2 hızını geçmiş, bu hıza dünyanın ilk ticari taşıma aracı ve dünyanın en hızlı ticari uçağı ünvanını almıştır.

1973 yılında katıldığı paris hava fuarında gösteri uçuşu yaparken keskin menavralar yapmış, kanatlarına aşırı yük binmesi sebebiyle havada parçalanmaya başlamıştır. uçak yerleşim yerine düşüp evlerinde oturan insanların ölümüne de sebep olmuştur.
tanıtıldığı air show da kaza yapması sebebiyle beklenilen ilgiyi hiçbir zaman görmemiştir.

bu kazadan sonra sadece sovyetlerdeki hava yolları bu uçakla ilgilenmeye devam etti. ancak yapılan test uçuşlarının birisinde daha iniş sırasında kaza yaptı, uçağın güvenliği tartışılır hale geldi, uçak da geliştirilmeye devam etti. ilginçtir ki 1996 yılında nasa bu uçakla ilgilenmeye başlayıp, 1 adet satın almıştır.

1999 yılında nasa adına son uçuşunu yapıp emekli olmuştur.

günümüzde üretilen 17 uçağın sadece 7 tanesi tek parça kalmayı başarmış, müzelerde sergilenmektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ayıptır söylemesi diyerek söze başlamak.
devamını gör...

sineklerin beynini kontrol edip onları yüksek bir noktaya tırmandıran sonra da su bombası gibi patlatan parazitik bir mantar türü.

kelimenin anlamı latince "böcek yok eden" anlamına gelir.

çocukken çok sık şahit olduğum bir sırdı bu. genelde pencere camında ölü bir sinek ve etrafında beyaz bir leke olurdu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu sırrı çözmem lazımdı. acaba kendi kendine ölen bu sineklerin etrafındaki o bulutsu şey neydi? çocukken google da yok... benim teorim; sineğin mikroskopik bir şeyler tarafından öldürüldüğü, sinek öldükten sonra da bu mikroorganizmaların sineği terketmeye çalıştıkları ama fazla uzağa gidemeden kuruyup kaldıklarıydı. bir kaç ay önce google'da bir arama yaptım. "cloud around a dead fly on the window" yazdım, görsellere baktım. bir kaç sayfa sonra bingo! karşıma yukarıdaki görsel çıktı. onlarca yıllık sırrı çözmüştüm. inanın ne kadar mutlu olduğumu bilemezsiniz. çünkü bu sır hakkında türkçe hiç bir yazı yok. zaten bu parazitik mantarın türkçe adı da yok. (konuyla alakasız ama düşünsenize, elinizde bir alet var ve içinde sonsuz bilgi var. neyi merak ediyorsanız yazarsınız ve karşınıza bilgi gelir. gerçi bilimle alakalı türkçe bir şey bulamazsınız. hayal edin ya! akıllı telefonu newton'a anlattığınızı... "newton abi bak bu akıllı telefon. bunda dünyadaki bütün kitaplara ve bilgilere erişebilirsin. ama biz bunu magazin için kullanıyoruz." adam felç geçirirdi herhalde. elimizde sonsuz bir bilgi kaynağı var ama biz soru sormuyoruz. ne kadar acı.)

bu paraziti kapan sinek artık bir zombiye dönüşüyor. beyni kontrol eden parazit sineği yüksek bir noktaya çıkarıyor. sinek dilini zemine yapıştırıyor. kanatlarını iyice açıp o şekilde orada ölüyor. sinek ölürken bu mantar sineğin yağ dokusunu ve beynini sindirmeye başlıyor. sineğin vücudundaki bütün küçük delikleri de tıkayan mantar sindirim sonrası açığa çıkan basınçla sineği resmen patlatıyor. sineğin vücut deliklerinden çıkan sıvı haldeki spor'un hızı saatte 40km gibi inanılmaz bir hız.

biyolojiye bayılıyorum!
devamını gör...

dışarıda yemek yemeye gidince kola yerine ayran söylediğin o an.

(bkz: o an)
devamını gör...

"ölüler yaşayanlardan daha çok çiçek alır, çünkü pişmanlık minnetten daha güçlüdür."

anne frank'in hatıra defteri
devamını gör...

ağrı dağın eteğinde uçan güvercin olmaya soyunmuş olan ibrahim tatlıses, bu sırra yıllar önce erişmiş. şarkının remix versiyonunu daha dikkatli dinleyince, bu ulvi bilgiye ulaşabiliyoruz.
buradan
laydizzz and centilmeneeee mınaaa haaa
are you readyyyyy???
one two three forrroooooo

arkadaşlar, yıllardır bodrum sahillerinde eskitilmeyen nadir şarkılardandır. ben bu şarkıyı her duyduğumda kendimce sorgulardım;
''yahuuu serdar verken demet varken hatta bülent serttaş varken neden ibo'nun bu şarkısı eskimiyor kiiii?''
turistlere verilen subliminalmiş meğersem*. atalarınız oradan gelme amma bugün sizler sadece eteklerinde uçabilecek güvercin olmayı hayal edebilirsiniz.
popülist ve partiler arası geçiş ile ünlü mr. sayan, ağrı dağını ışıklandırma işlemini bitirmiş, sıra başka dağlarda bulunan parçaları çalmaya gelmiş*. allah yüzümüze bakmış, bu adam izmir belediye başkanı olmamış. düşünsenize rakiii bizim, baklava bizim ve hatta ege denizi bizimdir gibi sahiplenmelere başlardı. ege denizinin muhtelif yerlerine ışıklandırma sistemleri kurdurup, denizin kırmızı görünmesini sağlardı ve ay-yıldız yansıtmasını da asla atlamazdı*
başarılarının devamını dilerim.....
devamını gör...

sayın yazarı yeni fark ettim ve paylaşımlarını da eksik bırakmadan okuyacağım. sağolsun bu arada beğenilerini de eksik etmemiş. sözlüğe değer kattığı belli. keyifli yazmaları olsun.
devamını gör...

"işte meydan, işte can" kısmını amanın nasıl sevdiğim; duman grubunun yine, kendilerine has tarzlarıyla söylediği seni kendime sakladım şarkısında geçen söz grubu. meraklısı için, buyrun efenim:
devamını gör...

alber camus'nün başyapıtı olan kitap. camus bu kitabında da aslında varoluşçu felsefe ve kendi felsefesini bizlere roman yoluyla anlatmıştır. camus yaşamın çok fazla ciddiye alındığından ötürü varoluşsal sancılar çekildiğini, yaşamın da intiharın da absürd olduğunu bir çok eserinde bizlere anlatmaya çalışmıştır. bu kitapta kahramanımız meursault adında bir fransız'dır. hayatı umursamayan, kayıtsız, işiyle evi arasında yaşayan, apartmanındaki komşularına bile kayıtsız bir adamdır. o kadar umursamazdı ki annesinin ölümünden bahsederken: bugün annem öldü belki de dün, bilmiyorum. diye bahsederer. sıkılıyordur. bir gün hiç alakası olmayan bir durumda bir cinayete karışır ve cezayir'li bir arap'ı öldürür. sonrasındaki yargı süreci inanılmazdır. idamla yargılanır. hakim cinayetten çok annesinin ölümüne ve yaşamına kayıtsızlığına odaklanır. o ki sanki cinayet işlemesi değil de bu umursamazlığı yargılanır mahkemede. bu sebeple idam karşıtlığı çerçevesinde de değerlendirilmiştir yayınlandığı dönemde. varoluşçu felsefeye ilgi duyanların yabancı'yı ve camus'nün diğer kitaplarını -özellikle sisfos söyleni- mutlaka okumalarını öneririm. kitapta kendisine bile yabancı olan bir adamın hayat karşısında ne kadar yabancı olabileceğini ne kadar yabancılaşabileceğini göreceksiniz.
ülkemizde zeki demirkubuz kitaptan etkilenerek ve esinlenerek "yazgı" filmini yapmıştır. zeki demirkubuz da varoluşçu felsefeden çok etkilenen yönetmenlerimizden.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim