koku neden sanallaşamıyor sorunsalı
(bkz: molekül) ve (bkz: partikül)
dolayısıyla önce (bkz: teleportasyon) sorunsalını halletmek lazım.. ki o da yine sanal olmuyor.
yani kısaca (bkz: vuslat mahşere)
dolayısıyla önce (bkz: teleportasyon) sorunsalını halletmek lazım.. ki o da yine sanal olmuyor.
yani kısaca (bkz: vuslat mahşere)
devamını gör...
kobra 1907
yazdığı entrylerde devamlı mevzuyu kürtlere getirip bir de hakaretler düzmüş yazar. tek uçurulmama nedeni alenen küfür etmemesi midir merak ediyorum. çünkü ettiği hakaretler fikir özgürlüğüne girmiyor. düpedüz hakaret içeriyor.
devamını gör...
nasılsın sorusuna düşünmeden verilen iyiyim cevabı
ben bugün hinliğine değil dostluğuna sordum arkadaşıma. ne desin standart iyiyimi yapıştırdı.
- nasılsın?
- kocamdan şiddet gördüm, hastanelik oldum. her yerim mosmor. kolum kırık, yüreğim buruk. eve döndüğümde ise polisler ona uzaklaştırma kararı verip, anahtarlarını alıp rapor tutmuşlar ve kamu davası açmışlar da bunun üzerine eşim pılını pırtını toplayıp, bankadaki son parayı çekip türkiyede tatil yaparken sosyal medyaya fotoğraf atmış gibiyim.
- nasılsın?
- kocamdan şiddet gördüm, hastanelik oldum. her yerim mosmor. kolum kırık, yüreğim buruk. eve döndüğümde ise polisler ona uzaklaştırma kararı verip, anahtarlarını alıp rapor tutmuşlar ve kamu davası açmışlar da bunun üzerine eşim pılını pırtını toplayıp, bankadaki son parayı çekip türkiyede tatil yaparken sosyal medyaya fotoğraf atmış gibiyim.
devamını gör...
yaşı geldiği halde evlenmeyen insan
yaşı gelmek kavramı hangi yaş için geçerli bir onu saptamak lazım, konuya gelecek olursak bir insan istediği yaşta evlenebilir bunda da herhangi bir sıkıntı göremiyorum, toplumun bize dayattığı normlardan kurtulmadığımız sürece biz istediğimiz şeyi yapamayacağız oda ayrı bir konu. eğer özgür bir kişiyseniz istediğiniz zaman istediğiniz kişi ile evlenirsiniz yok bağımlı özgürlük varsa yani özgürlüğünüz etrafınızdakilerin karar vereceği kadarsa veya kişilere bağlı bir özgürlüğünüz varsa üzgünüm siz de etrafınızdakilerin izin verdiği kadar mutlu olabilir, etrafınızdakilerin istediği kişiyle evlenirsiniz.
devamını gör...
türk gencinin ömrünü mahveden üç şey
ucuz ahlakçılık
ebeveynleri tarafından desteklenmemek
zorbalık
ebeveynleri tarafından desteklenmemek
zorbalık
devamını gör...
türkiye'deki en güvenli ulaşım aracı
tabanvay.
devamını gör...
prens
hayatımı mahvetmiş kitap. 16. yüzyılın 2. çeyreğinde göçüp gitmiş adamı 21. yüzyılda savunmakla geçti ömrüm. kitabı üstünkörü okuyan niccolo machiavelli gömüyor hatta daha beteri yanlış anladığı durumu övüyor. kitapta sözü geçen her şey bu kitap yazılmadan çok daha önce uygulanan şeylerdi zaten ki machiavelli de bundan kaynaklı olarak bu çıkarımları yapabilmiştir. ideal olana ulaşmak için gereken şey durum tespiti yapabilmektir ve bu kitap açıkça bir durum tespitidir aslında ve hatta yergi olarak bile kabul edilebilir ki zaten jean-jacques rousseau bu eserin bir yergi olduğunu belirtmiştir. rousseau du contrat social ou principes du droit politique 'de aşağı yukarı şöyle diyor:
"machiavel était un honnête homme et un bon citoyen : mais attaché à la maison de médicis il était forcé dans l’oppression de sa patrie de déguiser son amour pour la liberté. le choix seul de son exécrable héros manifeste assez son intention secrète et l’opposition des maximes de son livre du prince à celles de ses discours sur tite-live et de son histoire de florence démontre que ce profond politique n’a eu jusqu’ici que des lecteurs superficiels ou corrompus. la cour de rome a sévèrement défendu son livre, je le crois bien ; c’est elle qu’il dépeint le plus clairement.
(edition de 1782)
("machiavelli was a proper man and a good citizen; but, being attached to the court of the medici, he could not help veiling his love of liberty in the midst of his country's oppression. the choice of his detestable hero, cesare borgia, clearly enough shows his hidden aim; and the contradiction between the teaching of the prince and that of the discourses on livy and the history of florence shows that this profound political thinker has so far been studied only by superficial or corrupt readers. the court of rome sternly prohibited his book. ı can well believe it; for it is that court it most clearly portrays.")
yani şu şekilde ifade edebiliriz bunu; bu kitap hükümdarlara ders vermek adı altında halkı nasıl yönetildiklerine karşı uyarma amacı güdüyor. machiavelli, bu zulmün altında ezilmiş olan halkı uyandırma çabasında. bu düşünceye sahip olan yalnızca rousseau değil elbette, baruch spinoza, denis diderot, francis bacon ve pek çok isim bu hususta görüşler ortaya koymuştur. hatta şunu da not düşmek gerekir il principe'in anahtar kitaplar yayınevinden çıkan baskısının arka kapağında da özellikle not düşülmüştür bu durum hakkında ve alıntılara yer verilmiştir. bütün bu ironiyi anlamamakta diretmek için kör olmak gerekiyor. esasında okuyan çoğu insanın çok yanlış anladığı bir eser. ki yine toplum sözleşmesinin başka bir bölümünde rousseau prens/hükümdar kitabının cumhuriyetçilerin kitabı olduğuna dair benzer cümleler kullanmıştır:
c’est ce que samuel représentait fortement aux hébreux ; c’est ce que machiavel a fait voir avec évidence. en feignant de donner des leçons aux rois il en a donné de grandes aux peuples. le prince de machiavel est le livre des républicains.
("this is what samuel put strongly before the hebrews, and what machiavelli has clearly shown.
he professed to teach kings; but it was the people he really taught. his prince is the book of republicans.")
eh ama zaten kendisi de il principe'de diyor:
"herkes, seni göründüğün gibi algılar, sadece bazıları gerçekte ne olduğunu tecrübe ederler."
"machiavel était un honnête homme et un bon citoyen : mais attaché à la maison de médicis il était forcé dans l’oppression de sa patrie de déguiser son amour pour la liberté. le choix seul de son exécrable héros manifeste assez son intention secrète et l’opposition des maximes de son livre du prince à celles de ses discours sur tite-live et de son histoire de florence démontre que ce profond politique n’a eu jusqu’ici que des lecteurs superficiels ou corrompus. la cour de rome a sévèrement défendu son livre, je le crois bien ; c’est elle qu’il dépeint le plus clairement.
(edition de 1782)
("machiavelli was a proper man and a good citizen; but, being attached to the court of the medici, he could not help veiling his love of liberty in the midst of his country's oppression. the choice of his detestable hero, cesare borgia, clearly enough shows his hidden aim; and the contradiction between the teaching of the prince and that of the discourses on livy and the history of florence shows that this profound political thinker has so far been studied only by superficial or corrupt readers. the court of rome sternly prohibited his book. ı can well believe it; for it is that court it most clearly portrays.")
yani şu şekilde ifade edebiliriz bunu; bu kitap hükümdarlara ders vermek adı altında halkı nasıl yönetildiklerine karşı uyarma amacı güdüyor. machiavelli, bu zulmün altında ezilmiş olan halkı uyandırma çabasında. bu düşünceye sahip olan yalnızca rousseau değil elbette, baruch spinoza, denis diderot, francis bacon ve pek çok isim bu hususta görüşler ortaya koymuştur. hatta şunu da not düşmek gerekir il principe'in anahtar kitaplar yayınevinden çıkan baskısının arka kapağında da özellikle not düşülmüştür bu durum hakkında ve alıntılara yer verilmiştir. bütün bu ironiyi anlamamakta diretmek için kör olmak gerekiyor. esasında okuyan çoğu insanın çok yanlış anladığı bir eser. ki yine toplum sözleşmesinin başka bir bölümünde rousseau prens/hükümdar kitabının cumhuriyetçilerin kitabı olduğuna dair benzer cümleler kullanmıştır:
c’est ce que samuel représentait fortement aux hébreux ; c’est ce que machiavel a fait voir avec évidence. en feignant de donner des leçons aux rois il en a donné de grandes aux peuples. le prince de machiavel est le livre des républicains.
("this is what samuel put strongly before the hebrews, and what machiavelli has clearly shown.
he professed to teach kings; but it was the people he really taught. his prince is the book of republicans.")
eh ama zaten kendisi de il principe'de diyor:
"herkes, seni göründüğün gibi algılar, sadece bazıları gerçekte ne olduğunu tecrübe ederler."
devamını gör...
hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten
güneşin oğlu filminde haluk bilginer in o mükemmel sesiyle mükemmel okuduğu şiirdir. ben haluk bilgineri severim
devamını gör...
cherophobia
çok fazla mutlu olunca başına bir şey gelmesinden korkmaya, neşeli olmaktan kaçınmaya denir. türkçe de " çerofobi" yani " mutluluk korkusu" olarak da bilinir.
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
(bkz: 8 yaşında hayatın çok zor olması saçmalığı)
(bkz: saman ye diyen kişiye ben tokum sen ye diyen kızın tatlılığı)
(bkz: ayşe'nin hep ağlamasının asıl amacı)
(bkz: kokulu silgisini paylaşan erkek çekiciliği)
(bkz: ali'nin hep ata bakması sorunsalı)
(bkz: kurdele alamayanların aslında çok zeki olması)
(bkz: öğretmenin ödev yapınca deftere attığı yıldız)
not: çok eğlenceli bir başlık.*bayıldım.
(bkz: saman ye diyen kişiye ben tokum sen ye diyen kızın tatlılığı)
(bkz: ayşe'nin hep ağlamasının asıl amacı)
(bkz: kokulu silgisini paylaşan erkek çekiciliği)
(bkz: ali'nin hep ata bakması sorunsalı)
(bkz: kurdele alamayanların aslında çok zeki olması)
(bkz: öğretmenin ödev yapınca deftere attığı yıldız)
not: çok eğlenceli bir başlık.*bayıldım.
devamını gör...
ingilizce öğrenmek
eğitim sistemi ve onun kronikleşmiş sorunlarını bir kenara bırakarak başlıyoruz işe koyulmaya. herhangi bir dili öğrenmek için ciddi bir sebebimiz olmalı. söz konusu ingilizce olduğunda herkesin öyle veya böyle sebepleri vardır. benim açımdan öncelikle hayatım boyunca sadece türkçe konuşan insanlarla muhatap olmaya mecbur kalma fikri çok ürkütücüydü. bundan sonra ise ingilizce okuyabilmek, daha fazla kitaba erişebilmek ve dünyaya açılabilmekti. muhtemelen buradaki çoğu insandan daha kötü bir 12 yıllık ingilizce eğitimi görmüşümdür. hiçbir şey öğrenmedim diyebilirim bu süreçte. 3 yıl kadar önce bir kursa yazılmış bir iki kur gittikten sonra hiçbir şey öğrenmeden ayrılmıştım. aslında hep erteliyordum bu geçtiğimiz süreçte, nasıl olsa öğrenirim filan diyerek boşluyordum meseleyi. sonra işin ciddiyetinin farkına vardım ve 2 yıl önce başladım hakikaten çalışmaya. önce murat kurt'tu galiba ismi tam olarak hatırlamıyorum, gramer kitabını edinip ona çalıştım biraz. gramerin önemli olduğunu biliyordum ama açıkçası gramer çalışmak hem çok sıkıcı hem de ağır ilerleyen bir süreçti. sonra benim asıl öğrenme sürecim başladı. bu asıl öğrenme süreci dediğim şey okuyarak oldu. ilkokul seviyesindeki çocuklara yönelik hazırlanan resimli öyküler vardır, onları okuyarak başladım. eş zamanlı olarak da kelime öğrendim. yani okuma sürecinde öğrendiğim kelimelerin haricinde de günlük 5-10 kelimeyi not defterime yazdım. zamanla 40-50 sayfalık kitaplara geçtim, kadıköy'de filan sahaflara gidip 5 liraya kitaplar alıyordum. bu kitapları okuduktan sonra iki tanesini verip aynı sahaftan yeni bir kitap alıyordum. bu şekilde okuyarak ve adım adım seviye yükselterek ilerledim. bu arada ilave olarak tabii ki altyazılı dizi ve film izliyordum. sevdiğim şarkıları bir deftere yazıp bazılarını ezberliyor ve tekrar tekrar dinliyordum. agatha christie, arthur conan doyle, hemingway, truman capote filan derken şimdi david hume gibi filozofları okuyabilecek durumdayım.
edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
devamını gör...
sen parasını ver ben sana sonra veririm
düzenli olarak yediğim arkadaş kazığıdır.
devamını gör...
olgunluk belirtileri
dur.. diyebilen.. hem kendine hem de bir baskasina..
olgunluğun anasıdır..
olgunluğun anasıdır..
devamını gör...
aydın'da esnafa yapılan 4 lira 63 kuruşluk yardım
rezalettir gülüyoruz ama aslında komik değil.
devamını gör...
ağrı dağı efsanesi
kitabı okuduktan sonra ishak paşa sarayı'na gezmeye giderseniz, gezdiğiniz sadece saray değil yaşar kemal'in romanı da olacaktır.
devamını gör...
depresif ruh hali
bu ruh halindeyseniz; uzak durulması gereken insan olduğunuzu söylerler!!
hep şunu derim: herkesin ruh hastası olduğu bu ülkede ruh hastalarından kaçmak kendinden kaçmaktır.
hep şunu derim: herkesin ruh hastası olduğu bu ülkede ruh hastalarından kaçmak kendinden kaçmaktır.
devamını gör...
elbarto
ukde canavarı. sabahtan beridir bıraktığım ukdeleri doldurmakla meşgul kendileri.
elleri dert görmesin. alkış nerde alkış!
elleri dert görmesin. alkış nerde alkış!
devamını gör...
bildirim ve mesaj butonları çalışmayanlar için alternatif
mesajlar linkine basınca tinder açılıyor.
devamını gör...
doğarken kaç kiloydun sorunsalı
1 kilo 450 gr sözlük evet doğru marketten alınan domates kadar bile değilmişim. hala o hastanede doğan en küçük bebeğim ehe.
devamını gör...
