sözlüğümüzeee yeni katılmış yazar. çok işe yarar tanımları da var. doktor olduğuna daiirrrr söylentiler varrrrr. o kadar tanımı var hâlâ nasıl yazar olmamışşş. modlar nerdesinizzzz??
devamını gör...

t: sınava birkaç gün önceden çalışmaya başlamak ile sınava son saat çalışmak arasında kendine yer edinen ve en sık başvurulan eylem.

üçü arasından en masum olanıdır. kişiden kişiye değişmekle birlikte adrenalin ve kendine güven orta seviyelerde seyreder. "hallederiz ya, yaparız ya" gibi cümlelerle dosttur; o gün gelince çoğunlukla halledilemez, yapılamaz. istisnalar mevcuttur. genellikle tercihen yapılan bir eylemdir, zorlayıcı unsurlar pek nadirdir. çekici yanlarından biri de budur.
bünye alıştığında kurtulunamaz.
edit: mottomdur.
devamını gör...

işbu entry tıp fakültesini kazanan arkadaşlar için küçük bir rehber niteliğindedir:

- genç hekim adayı meslektaşlarım, ilk yapmanız gereken şey hekimliğin ne olduğunu kavramaktır. ilk derslerinizden birinde en azından bir hocanız hekimin ve hekimliğin arka planını oluşturan fikirlerin neler olduğundan bahsedecektir kendi inisiyatifi ile. tıbbın tarihi dersinden bağımsız olarak dinleyeceğiniz bu nutuğa iyice kulak kabartın.

- iyi bir hekimin aynı zamanda entellektüel bir insan olması gerekir, hekimliğin tarihi ve tıbbın felsefesi gereği bu durum böyle olmalıdır. fakülteye kavuştuğunuzda sizden daha entellektüel ya da daha alt entellektüelitede insanlarla karşılaşabilirsiniz, hatta öyle kişilerle karşılaşacaksınız/karşılaşmalısınız ki hayatınızın seyri değişecek/değişmeli.

- entellektüel bir zevke/okuma alışkanlığına sahip olun. sosyal bilimlerle ve sanatla ilgilenin, hem mesleğinizin sosyal yönü hem de bireysel olarak sosyal yönünüz gelişecektir.

- eğitim hayatınızın bir yerinde en azından bir hocanız ile ders dışında oturup konuşun, ders dışı etkinliklerde karşılaşın. o an konuştuğunuz 15 dakika bile hayatınızı bambaşka noktalara taşıyabilir (muhtemelen taşıyacaktır).

- okul derecesi yapmaya kalkmak çok çok ciddi bir efor gerektirir, bu eforu göze alamıyorsanız baştan bu işe girmeyin, girmişseniz de bırakmayın. ortalamanız sınıfı ucu ucuna geçecek derecede olmamalı. bu yöntemle sınıfı geçen arkadaşlarınız olacak, siz ondan daha yüksek ortalama ile geçerken o size bunun önemsiz olduğundan işin sonunda ikinizin de aynı işi yapacağınızdan vs. bahsedip aklınızı çelmeye çalışacaktır. sakın bunlara kulak asmayın. ortalamanızın iyi olup olmadığına diğer fakültelerdeki gibi harf notuyla karar vermek anlamsızdır, sisteminiz diğer fakültelerden farklıdır çünkü. siz bir şeyler öğrenmiş hissediyorsanız, arkadaşlarınız da size soru soruyorsa, hocalarınızın da sorularını yanıtlayabiliyorsanız ortalamanız da iyi düzeyde demektir.

- 2+1 3+1 diye tabir edilen tıp fakültesi sınav çalışma mantığına düşmeyin. düşecekseniz de şunu bilin ne 2+1 ne de 3+1 ile yeterli yetkinliğe erişemezsiniz. hekim, çalışkan olmak zorundadır. düzenli çalışın, bunu yaptığınızı söylediğinizde arkadaşlarınız sizinle dalga geçebilir önemsemeyin, sınava yaklaştıkça onlar sabahlara kadar ders çalışırken siz yatağınızda mışıl mışıl uyuyacaksınız üstüne bir de daha iyi notlar alacaksınız.

- diğer fakültelerdeki arkadaşlarınız partilere giderken ders çalışmak ağırınıza gidebilir, gitsin de. madem partiye gidemiyorsunuz o halde yaptığınız işin gereklerini tam yerine getirin. aksi halde 2 kat zararda olursunuz.

- tıp okuduğunuzu söylediğinizde insanların büyük çoğunluğundan saygı görürsünüz. tıp okuyan arkadaşların büyük kısmının düştüğü şu hataya sakın düşmeyin: tek başına tıp okumak bir üstünlük göstergesi değildir. insanlar size saygı duyuyorsa bunun esasen sizin bilginize olan saygı olduğunu aklınızdan çıkarmayın, bu saygıyı hak edecek bilgiye sahip olun. bu durumu suistimal etmeyin.

- hekim her bilginin güncelini takip etmek durumundadır, güncel bilgiye yalnızca ingilizce ulaşabilirsiniz bunu unutmayın. bir yaz tatilinizde elinize bir ingilizce kitabı alsanız iyi seviyelere gelirsiniz o tatil bitene kadar. ingilizceyi çat pat söktükten sonra mutlaka ingilizce makaleler, denemeler okumaya başlayın. ingilizce başka, tıp ingilizcesi bambaşkadır unutmayın. ayrıca ingilizcenin gereksiz olduğunu söyleyen ya da yabancı dil sınavını geçebilecek ingilizcenin yeterli olduğunu söyleyenler olacaktır onlara kulak asmayın.

- kırtasiye fotokopilerinden tıp eğitimi alamazsınız, belki sınav geçersiniz ama öğrenemezsiniz. boş zamanlarınızda textbook karıştırın mutlaka.

- öğrenci notlarıyla, slaytlarla tıp öğrenilmez, açık öğretim mantığıyla tıp öğrenilmez. bu işin doğasında usta-çırak ilişkisi vardır. hocanız sizin ustanızdır, eğitimi bizzat ondan alırsınız. derslere mutlaka gidin. derse gitmeyip yatan, sınıf geçen, iyi notlar alan arkadaşlarınız olacaktır, onlara aldanmayın. o notlarda hocalarınızın kendi tecrübeleri asla yazmaz, o tecrübeleri ancak onların ağzından dinleyebilirsiniz. duyacaklarınız da kitaplarda bulamayacağınız şeylerdir, çok kıymetlilerdir.

- mutlaka yapmaktan zevk aldığınız bir sosyal aktiviteniz olsun. oyun oynamanın, halı sahaya gitmenin ya da bira içmenin tek başına bir sosyal aktivite olmadığını bilin. herkesin her gün yaptığı şeylerin ötesinde aktiviteler gerçek sosyal aktivitelerdir: maket yapmak, çiçeklerle ilgilenmek, enstrüman çalmak, resim çizmek, tırmanış/trekking gibi...

- fakülte dışından mutlaka arkadaşlarınız olsun. aynı fakültedeki arkadaşlarınızla aynı ortamda bulunmak ve aynı şeyleri konuşup durmak dünyanın en monoton şeyi olacak bir süre sonra.

- size yaklaşmak isteyen kızlar/erkekler olacaktır, bunların hepsinin sizin kara kaş kara gözünüze gelmediğinin bilincinde olun. hayatınıza her insanı sokmayın.

- tıp fakültesi ağır olabilir fakat kitap okumak için her zaman boş vakit vardır. mutlaka düzenli kitap okuyun, dergi takip edin.

- sınav bittikten sonraki o bir hafta boyunca günde 10 saat uyumayın. sınav haftası boyunca günde 3 saat uyumuş da olsanız bu yorgunluk birkaç günde atılır. zamanınızdan tasarruf edin, kendinize vakit ayırın.

- uykusuz kalmak zorundasınız. düzeniniz kötüyse çok uykusuz kalırsınız düzeniniz iyiyse az uykusuz kalırsınız. her halükarda uykusuz kalırsınız. uykusuz kaldığınıza değecek şekilde çalışın.

- hocalarınızla tartışmayın dememe gerek yoktur herhalde. hocalarınızın büyük kısmı güç zehirlenmesi yaşıyor olacaktır, ona göre davranın.

- fakülte içindeki insanlarla tuhaf olaylara girişmeyin, herkesin ağzına meze olmayın. tıp fakültelerinde böyle olayların daha sık dillendirildiğini bilin.

- önlüğünüze kavuşur kavuşmaz onu her yerde giymeye, kendinizi göstermeye kalkmayın. komik duruma düşmeyin.

- üniversiteler şans kapılarıdır. hiç beklemediğiniz anlarda hiç beklemediğiniz insanlarla tanışabilirsiniz. kendinize denk insanlarla elbette karşılaşacaksınız fakat sizden üstün insanlarla tanışmaya/karşılaşmaya özen gösterin.

- tıp fakültesindeki öğrenci kulüpleri çoğunlukla türlü entrikaların döndüğü saray haremlerinden öteye gitmez. kendinizi onlara fazla kaptırmayın.

- bütün gün ders çalışmayın, spor yapın, sinemaya gidin, arkadaşlarınızla buluşun. sınav bittikten sonra bütün gün odada bilgisayar ya da telefon başında vakit geçirmeyin. saatlerce günlerce dizi film izlemek sizin eğitiminizin misyonuna ters. dizi izleyecekseniz de bu belli saatten öteye geçmesin. sınav bittikten sonra mümkün olduğunca gezmeye çalışın, sosyal aktivitelerinizle ilgilenin, kendinizi tıp dışı alanlarda geliştirin. unutmayın hastane dışına çıktığınızda tıp bilginizin işlevselliği de kaybolur, tıp dersleri dışında ne okumuşsanız siz o insan olursunuz. yani tek bildiğiniz şey hastanın nasıl muayene edileceği, hastaya hangi ilacın yazılacağı olmasın.

- hocalarınızla (en azından göze değen hocalarınızla) iletişim kurmak istiyorsanız en azından felsefe okuyun. kaliteli hocalarınız mutlaka felsefe okumuştur/okuyordur. çünkü mesleğin temelinin "düşünmek, fikir yürütmek" olduğunu bilirler.

- siyasi bir duruş sergilemeyin, siyasi eylemlerde/topluluklarda boy göstermeyin. sizin işiniz bu değil. sonrasında pişman olabileceğinizi asla unutmayın. fakülte içindeki çevrenizin size karşı aldığı tavır da değişecektir zaten böyle durumlarda. tıp fakülteleri içinde siyasi söylemler/duruşlar sevilmez, hoş görülmez. ayrıca siz hiçbir zaman en doğruyu düşünen değilsiniz, sizin gibi düşünmeyen kimse de aptal değil.

- fakülteye başladığınızın ilk zamanlarında çok fazla ve çeşitli insanla karşılaşacaksınız, kısa sürede kalabalık arkadaş grupları oluşacak. burada 20li erkek grubuna düşmeyin, eğitim hayatınız boyu yaptığınız tek şey 11-12 halı sahası olur. her türden insanla tanışmaya çalışın, size uysun ya da uymasın. birkaç ay içinde bu gruplarda küçük değişimler olacak ve hepsi özerk bir hâl alacak isteseniz de bi süre sonra bu gruplara dahil olamayacaksınız. bu süreçte yapmanız gereken tek bir gruba dahil olmak değil birkaç grupla etkileşim halinde olmaktır. farklı gruplar farklı ilgi alanları ve sosyal aktiviteler demektir. kafanıza çok uyan bir grup insanla birarada olmak başta çok keyifli gelebilir fakat bu gruplar ileride mutlaka dağılacak yeni gruplar kurulacaktır unutmayın. bir süre sonra "kadere bak kimler kimlerle beraber" diyeceğiniz arkadaş grupları olacaktır.

- fakülteye ilk gittiğinizde bir sürü güzel/yakışıklı hanım/bey'le karşılaşacaksınız, sakın birine takılıp gitmeyin. böyle ilişkilerin ömrü en fazla 2 ay oluyor bilginize. yok ya takılacağız işte ne ilişkisi diyorsanız da eğitim hayatınızın geri kalan yıllarında o kişiyi ve arkadaşlarını sürekli göreceğinizi unutmayın. hoş durumlar olmayacaktır. üstelik bu kişilerle birlikte nöbet tutmak durumunda kalmanız da ihtimal dahilinde.

- kimseye çok güvenmeyin, fazla özelinizi açmayın. çok yakın arkadaşım dostum dediğiniz kişiler bile size zarar verebilir. üniversitedeki insanların büyük kısmı sadece kendini düşünür, belki birkaçı hariç hiçbiri hayatınızda kalmayacak bunun farkında olun.

- okul/ev/kütüphane üçgeninde hayat sürmeyin. olabildiğince insanla tanışın, hocalarınızla bağlantı kurun. bunlar sizin hem eğitim hayatınızda hem de sonrasında işinize yarayabilir, üniversite network sağlama merkezidir.

- tavuk döner ve tantuniye yaslanmayın midenizde ozon deliği açmayın, sonraki hayatınızda bunun zararlarını mutlaka görürsünüz. marketlerden ve pazardan tane ile meyve sebze alabilirsiniz, bir ya da iki tane portakal/muz/domates almaktan çekinmeyin.

- kişisel tavsiye: arada paranızı biriktirip üst segment restoranlarda yemek yemeye çalışın.

- film, dizi, tiyatro, opera, sergi takip edin. hiç beklemediğiniz bi şeyden çok keyif aldığınızı farkedebilirsiniz.

- anadolu kırsalından gelen arkadaşlar için, istanbul türkçesine kendinizi alıştırın. gereksiz mikromilliyetçilik yapmayın. bilimin belli kuralları vardır, güzel ve düzgün konuşmak da bunlardan biridir. bir diğer konu ise güzel giyinmek bakımlı olmak. siz türkiye'nin seçkin öğrencilerindensiniz, sahip olduğunuz bilgiyi taşıyabilecek şekilde giyinmeye özen gösterin. kıyafetleriniz ve önlüğünüz her daim temiz ve ütülü olsun, bir gün bir hocanız aranızdan birini insanların içinde bu sebepten aşağılayınca anlayacaksınız neden bunun böyle olması gerektiğini. ayrıca elbiseleriniz aşırı niteliklerde olmasın. bunun ne demek olduğunu da hocalarınız size öğretecektir nasılsa.

- okul/hastane yaşamınızda giydiklerinize, saçınıza, sakalınıza, makyajınıza, takılarınıza özen gösterin, aşırılığa kaçmayın. zira icra ettiğiniz meslek buna müsaade etmeyecektir zaten. ondan da önce bizzat hocalarınız buna müsaade etmez;) bu konuyu bir çeşit baskı olarak algılamayın, bilimin gereğidir bu. dünyanın neresine giderseniz gidin bu durum böyledir.

- eğitiminizi tamamlamadan ve hastane dışında kimseye bir tanı-tedavi uygulamayın. zaman içinde size çok fazla şey konusunda danışan olacaktır. ayaküstü tanı da tedavi de mesleğinizin etiğine aykırıdır unutmayın.

- tıp okumak, hekim olmak sizi özgüvenli hissettirecektir nitekim bu sizin hakkınızdır da fakat bu demek değildir ki siz her şeyi biliyorsunuz. bilmediğiniz şey konusunda ahkâm kesmeyin, okuyun öğrenin ya da bilmiyorum demeye alışın.

- saçınız dökülebilir, saçı dökülen arkadaşlarınız olabilir, sakın buradan espri devşirmeye kalkmayın. bu sorunu yaşayan arkadaşlarınızın psikolojisinin sandığınızdan çok daha kötü durumda olması muhtemeldir. onun bu esprilere gülüyor olması bu durumu değiştirmez.

- derslere daha iyi odaklanmak için takviye ilaçlara kesinlikle başvurmayın. bunun ne demek olduğunu ileride anlayacaksınız. unutmayın ritalin eşeği at yapmaz sadece daha hızlı bir eşek yapar;)

- okulun ilk günleri önlüğünüzle güzel bir fotoğrafınız olsun, zaman sandığınızdan çok daha çabuk geçecek;)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir tatlı söz, bir güzel mesaj, bir tatlı tebessüm, sıcacık bir sohbet, bunların hepsi bedava. eksik etmemek lazım.
devamını gör...

“hani insan bazen gökte yabancı bir cisim görür de gözlerine inanamaz ya, yanındakine “benim gördüğümü sen de görüyor musun? ” diye sorar.
ben de seninleyken gözlerime inanamıyordum. kulaklarıma inanamıyordum. vücudumdaki hiçbir hücreye inanamıyordum.
kimseye soramıyordum da “benim gördüğümü sen de görüyor musun? ” diye.
seni unutma fikri bile, sana kavuşma umuduna bağlanıyor içimde.

senden kaçış varsa bile kurtuluş yok şebnem.

artık, su olsam sana doğru akarım,
uçak olsam sana doğru uçarım,
erik olsam sana doğru yuvarlanırım.
bizi ancak aynı banyoda yıkanmak paklar şebnem.

yüreğin derinliklerinden yükselen sesler, kulakta sapıkça bir şey gibi tınlıyor farkındayım.

öpüyorum gözkapaklarını, dizkapaklarını, kalp kapakçıklarını.”

korkma ben varım sf. 297-298 *
devamını gör...

üç silahşörler- temel, dursun ve fadime kekolara karşı
devamını gör...

douglas sirk'in 1955 yapımı aşmış melodramı. sirk'in filmleri yüzeysel olarak bakıldığı zaman senaryo bakımından yalnızca bir defa; ışık kullanımı, karakterlerin jest ve mimikleri, ortaya konan mizansen ve kamera açıları işin içine karıştığında en az dört defa izlenilmek üzere çekilmiştir bana kalırsa. all that heaven allows, gerek kamera açıları gerek sirk'in mise-en-scène'in ustası olduğunu kanıtlayan sahneleri ile bu cümleyi birebir doğrulamaya yeter.

savaş sonrası dönemi amerikan toplum ve kültür yapısını neredeyse klişe denilebilecek bir senaryoya yedirerek eleştirmiştir sirk. yüzeysel olarak bakıldığı zaman burjuva sınıfı ve sıradan insanlar etrafında dönen genel bir çatışma durumu ön plandadır. cary -jane wyman- ve ron -rock hudson- üzerinden verilen bu statü savaşı, insanın doğaya dönüşü ve sıradan insanın basit mutlulukları gibi genel geçer göze parmak detaylar sirk'in gülünç bir oyunundan ibarettir veya bunu onun 'açıkça parmakla gösteriyorsam kötü bir film çekiyorumdur' anlayışına bağlamak da mümkün. filmin bütün ince detayları nesnelerde, çekim açılarında -ki konu sirk ise aynalar her daim işin içinde kendine yer buluyor- karakterlerin ikonik denilebilecek vücut dilinde yatar. açılış sekansından itibaren tamamen bir sembolizm var. yere dökülen yapraklardan merdivenlere, merdivenlerden budanan dallara kadar film boyunca nesnelerin sahne arkasında başka bir hikaye anlatmasını izleriz. yalnızca nesneler üzerinden değil canlı varlıklar -güvercin ve geyik- üzerinden de karakterleri neredeyse ince bir sembolizm ile yansıtıyor sirk. edilgenden etkene, pasif nesneden baskın özneye geçişi muazzam bir örtülü anlatım ile yakalıyor. kadınlığın ve kadın figürünün dönem sinema anlayışından oldukça uzak bir biçimde ifade edildiğini de söylemek gerek. cary'nin bu alttan alta film boyunca dönüşüm sancıları içinde kıvrandığı ve filmin sonunda durduğu nokta sirk'in önünde şapka çıkarmaya yeter. böyle etkili bir mizanseni en son michelangelo antonioni'nin 1962 yapımı l'eclisse'inde görebilmiştim yalnızca.


"well, it's kind of hard to explain. ı guess all of us are looking for security these days. you see, mick thought, well, like a lot of other people, that if he had money and an important position, it would make him secure. then when he met ron, who didn't have either one and didn't seem to need them, he was completely baffled. the answer was so simple it took mick a long time to figure it out."
devamını gör...

ingilizce: ı am ox
almanca: ıch bin ein ochse
arapça: انا ثور
çince: 我是牛
fransızca: je suis un boeuf
hintçe: मैं एक बैल हूं
ispanyolca: soy un buey
italyanca: sono un bue
japonca: 私は牛です
korece: 나는 황소 다
latince: ego bovi
portekizce: eu sou um boi
rusça: я бык
yunanca: είμαι βόδι

sonuç: öküzlük her dilde farklı olsa da
öküz heryerde öküzdür.
devamını gör...

"zorba, bizden kendisine vermek istemediğimiz bir şeyi talep eden kişidir."
- adam phillips
devamını gör...

dağlarında çiçekler açan izmir'e ve izmirli dostlara buradan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
devamını gör...

bu fetişizme sahip kişilerin, favori ve sevdikleri mevsim yaz mevsimidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
en sevdiğim tablolardan birisidir. the swing( l'escarpolette)
rokoko akımının en başarılı örneklerinden birisi olan bu eser jean honore fragonard tarafından yapılmıştır. bu tabloda yasak aşk, burjuva kültürü ögeleri işlenmiştir.dönemini yansıtan gösterişli,zarif ve yumuşak tonda bir eserdir.burjuva sınıfına ait olan bir kadının kocası ve aşığının arasında gidip geldiği anlatılmaktadır.

kadın sırtını kocasına dönerek gizlenen aşığına bakıyor ve önündeki melek (cupid) ise sus işareti yapıyordur.ayakkabısının çıkması ise aşığının onu dikizlemesine izin verdiği anlamına gelir.köpek ise sadakati temsil eder.
renk kullanımları kusursuzdur.kadının giydiği pembe 1700'lerin elbisesi bence resmin en vurucu tarafıdır. çünkü pembe sevginin rengidir. ayrıca bu tablo bana sofia coppola'nın marie antoinette filmini hatırlatmıştır.
devamını gör...

keşke ülkemizin sorunlarına bu kadar duyarlı olabilselerdi. insanlar intihar etmeye başladı. yoksulluk giderek artıyor. işsizlik almış başını yürümüş. ama kimin umrunda. sözde ermeni soykırımını tanıyan filistin daha önemli öyle değil mi? arap seviciler sizi.
devamını gör...

benim ailem ile iletisime geçse birşey kazanamaz zaten. ayrıca geçmişi değil geleceği anlatmalısın zaten 18 yıldır ülkede yönetimdesin seni başka bir parti ile kıyaslamak bile zor.
devamını gör...

ikili ilişkilerin anahtarı olabilecek kadar güzel ve doğru bir cümle. ikili ilişkilerde kırılmamak söz konusu değil elbet birbirimizi kırarız önemli olan gönül almak. yoksa birlikte bir ömür nasıl geçer?
devamını gör...

(bkz: keşke)
devamını gör...

1871 yılından beri faaliyet gösteren enfes kahve üreticisi. eminönü'nden taze çekilmiş kahve kokusu çocukluk anıları canlandıracak kadar yoğun ve güzeldir. günde en az 3 fincan tüketerek, destek olmaktan gocunmadığım bir iki şirketten biridir.
devamını gör...

ankara’da yaşayan tüm yazarlarımıza çok geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim öncelikle. umarım hepinizin sağlığı yerindedir. sanırım deprem biraz uzun sürmüş. can kayıplarının olmamasını diliyorum. tekrardan hepinize çok geçmiş olsun değerli yazarlar.

t: yahşihan bölgesinde deprem olduğu bildirilmiş sanırsam ayrıca 4.6 büyüklüğünde bir deprem olmuş.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim