bazı kadınların yemek yapmayı hizmetçilik olarak görmesi
hizmetçilik olarak gören kadın değildir; kadına hizmetçilik yaptığı hissettirilmiştir. bunu da genelde eşleri yapar. eve gelen eş, hal hatır sormadan ‘ne yemek var?’ derse ve kadının duygusal ihtiyaçlarını tatmin etmezse, kadın da haliyle kendini ‘hizmetçi’ olarak görür.
devamını gör...
presesyon
gök cisimlerinin çeşitli nedenlerden dolayı yaptığı yalpalama hareketi.
örneğin dünya, aşağıdaki videoda 1:43'ten itibaren göreceğiniz harekete benzer bir hareket yapar:
bu hareketin 1 tam tur atması için geçen süre 26.000 yıldır. bunun uzun vadedeki sonuçlarından biri, günberi * ve günöte * dönemlerinde mevsimlerin şimdikinin tam tersi şekilde ortaya çıkmasıdır.
hareketin bir başka önemli sonucu ise kutup yıldızı olarak bilinen yıldızın 26.000 yılda bir değişmesidir. bugün polaris olan kutup yıldızı, bundan yaklaşık 13.000 yıl sonra vega olarak geçecek kayıtlara.
***
gezegenler de ya da diğer cisimler de kütle çekim gibi etkiler nedeniyle presesyon yapabilir.
bu hareketi daha iyi anlamak için bkz:

(thumbs.gfycat. com'dan alıntıdır.)
örneğin dünya, aşağıdaki videoda 1:43'ten itibaren göreceğiniz harekete benzer bir hareket yapar:
bu hareketin 1 tam tur atması için geçen süre 26.000 yıldır. bunun uzun vadedeki sonuçlarından biri, günberi * ve günöte * dönemlerinde mevsimlerin şimdikinin tam tersi şekilde ortaya çıkmasıdır.
hareketin bir başka önemli sonucu ise kutup yıldızı olarak bilinen yıldızın 26.000 yılda bir değişmesidir. bugün polaris olan kutup yıldızı, bundan yaklaşık 13.000 yıl sonra vega olarak geçecek kayıtlara.
***
gezegenler de ya da diğer cisimler de kütle çekim gibi etkiler nedeniyle presesyon yapabilir.
bu hareketi daha iyi anlamak için bkz:
(thumbs.gfycat. com'dan alıntıdır.)
devamını gör...
yalmavuz
türk toplumlarının anlatılarında bir tür dev ve cadı karışımı yaratık. insan kanı içtiğinden bahsedilir.
uygurlar arasında yalmavuz, özbeklerde yalmağız, kazaklarda calmavız ve kırgızlarda celmağuz şeklinde adlandırılır.
yedi başlıdır ve yarı insan yarı hayvan olarak tasvir edilmektedir. şekil değiştirme huyu vardır. genelde kurbanlarına ak saçlı bir nine olarak görünür ve onların güvenini kazanır. sonrasında ise cumburlop midesine indirir. kan emicilik en tipik özelliğidir.
abdulhakim mehmet ''çın tömür batur'' çalışmasında yalmavuz şu şekilde anlatılır;
yalmavuz, yaşlı bir nine kılığındadır ve kördür. duman tüten yerde, biçimsiz ve eski bir evde yaşar. ateşin sahibidir ve evine gelen mehtumsula adlı kıza ateş verir. kız onun “yedi başlı canavar” olduğunu anlar. yalmavuz, genç kıza bit ve sirke vererek bunları iki tarafına atarak yürümesini söyler. kız böyle yapınca sirke dökülen yanda dikenler, bit dökülen tarafta çalılar oluşur ve yalmavuz bu yoldan kızın evine varır. mehtumsula’yı saçlarından tavana asar ve onun ayak tabanlarını delip kanını içer. her gün bu şekilde gelir ve kan içer, mehtumsula’yı tehdit eder.
bir başka anlatısında ise şu hikayeye yer verir;
mehtum han adlı bir kız abisinin sözünü dinlemez ve ateş sönünce ateş bulmak için evden çıkar. bir dağ eteğinde yükselen bir duman görür ve ateş alabilmek için oraya gider. orada yaşlı bir nine görür. bu nine bir tencerede ak bit bir tencerede ise gök bit kaynatmaktadır. kız selam verip ninenin evine girer ve fark ettirmeden ateş alıp evine döner. bu nine aslında “yedi başlı yalmavuz”dur ve sık sık insan kanı içip keyif sürer. kızı gizlice takip eder, evine gelir, kıza iki tokat vurup onu bayıltır ve kızın kanını içer. bu anlatıda yalmavuz insan kokusunu alma kabiliyetine de sahiptir.
alimcan inayet ise yalmavuzu şu şekilde anlatmıştır;
yalmavuz ateşe sahiptir.. hilekârdır ve bir şekilde insanların ateşini söndürüp onları kendine muhtaç eder ve kahramanlar canları pahasına ateşi elde edebilmek için yalmavuz ile mücadele ederler. o ise ateş istemek için gelenleri yakalayıp onların kanları içer.
yalmavuz'un fiziksel özelliklerine bakarsak, batının vampir miti ile aralarında ciddi bir benzerlik olduğunu görürüz. -diğer benzerlik için (bkz: albastı)- yalmavuzun uzun sivri dişleri vardır ve bu dişler sayesinde avının kanını emer. şekil değiştiriyor olması da yine vampirlerle ortak özelliğidir.
daha önce albastı (albız) örneğinde de değindiğim üzere, türk mitolojisinde yer alan bu varlıklar dönemsel olarak, batı vampir mitlerinden önce gelir. ayrıca türk mitolojisinde bu özelliği haiz başka yaratıklar da vardır. yani çeşitlilik fazladır. mısır, eski yunan ve roma mitolojilerinde böyle varlıklardan bahsedilse de misal strigae gibi, vampir mitlerinden bahsedilirken türk mitolojisine hiç değinilmemesi cidden enteresandır. oysa bu mitosun kaynak olarak beslendiği en engin pınar türk mitolojisidir.
uygurlar arasında yalmavuz, özbeklerde yalmağız, kazaklarda calmavız ve kırgızlarda celmağuz şeklinde adlandırılır.
yedi başlıdır ve yarı insan yarı hayvan olarak tasvir edilmektedir. şekil değiştirme huyu vardır. genelde kurbanlarına ak saçlı bir nine olarak görünür ve onların güvenini kazanır. sonrasında ise cumburlop midesine indirir. kan emicilik en tipik özelliğidir.
abdulhakim mehmet ''çın tömür batur'' çalışmasında yalmavuz şu şekilde anlatılır;
yalmavuz, yaşlı bir nine kılığındadır ve kördür. duman tüten yerde, biçimsiz ve eski bir evde yaşar. ateşin sahibidir ve evine gelen mehtumsula adlı kıza ateş verir. kız onun “yedi başlı canavar” olduğunu anlar. yalmavuz, genç kıza bit ve sirke vererek bunları iki tarafına atarak yürümesini söyler. kız böyle yapınca sirke dökülen yanda dikenler, bit dökülen tarafta çalılar oluşur ve yalmavuz bu yoldan kızın evine varır. mehtumsula’yı saçlarından tavana asar ve onun ayak tabanlarını delip kanını içer. her gün bu şekilde gelir ve kan içer, mehtumsula’yı tehdit eder.
bir başka anlatısında ise şu hikayeye yer verir;
mehtum han adlı bir kız abisinin sözünü dinlemez ve ateş sönünce ateş bulmak için evden çıkar. bir dağ eteğinde yükselen bir duman görür ve ateş alabilmek için oraya gider. orada yaşlı bir nine görür. bu nine bir tencerede ak bit bir tencerede ise gök bit kaynatmaktadır. kız selam verip ninenin evine girer ve fark ettirmeden ateş alıp evine döner. bu nine aslında “yedi başlı yalmavuz”dur ve sık sık insan kanı içip keyif sürer. kızı gizlice takip eder, evine gelir, kıza iki tokat vurup onu bayıltır ve kızın kanını içer. bu anlatıda yalmavuz insan kokusunu alma kabiliyetine de sahiptir.
alimcan inayet ise yalmavuzu şu şekilde anlatmıştır;
yalmavuz ateşe sahiptir.. hilekârdır ve bir şekilde insanların ateşini söndürüp onları kendine muhtaç eder ve kahramanlar canları pahasına ateşi elde edebilmek için yalmavuz ile mücadele ederler. o ise ateş istemek için gelenleri yakalayıp onların kanları içer.
yalmavuz'un fiziksel özelliklerine bakarsak, batının vampir miti ile aralarında ciddi bir benzerlik olduğunu görürüz. -diğer benzerlik için (bkz: albastı)- yalmavuzun uzun sivri dişleri vardır ve bu dişler sayesinde avının kanını emer. şekil değiştiriyor olması da yine vampirlerle ortak özelliğidir.
daha önce albastı (albız) örneğinde de değindiğim üzere, türk mitolojisinde yer alan bu varlıklar dönemsel olarak, batı vampir mitlerinden önce gelir. ayrıca türk mitolojisinde bu özelliği haiz başka yaratıklar da vardır. yani çeşitlilik fazladır. mısır, eski yunan ve roma mitolojilerinde böyle varlıklardan bahsedilse de misal strigae gibi, vampir mitlerinden bahsedilirken türk mitolojisine hiç değinilmemesi cidden enteresandır. oysa bu mitosun kaynak olarak beslendiği en engin pınar türk mitolojisidir.
devamını gör...
nesimi
alevi-bektaşi geleneğinde yedi ulu ozandan biridir.
devamını gör...
laf ebesi
her daim söyleyecek bir şeyi olan, mümkün mertebe her şeye laf yetiştirebilen, ağzı laf yapan insanlar için söylenen söz dizisi, yakıştırma.
devamını gör...
moderasyon saçmalıkları
entry girmiş olduğum "kişinin kendini değersiz hissettiği anlar" başlığı, "insanının kendini çaresiz hissettiği anlar" başlığı ile birleştirilmiş.
çaresizlik ve değersizliği aynı kefeye koyan, aynı anlamı yüklemeyi başaran kafa sözlük moderasyon ekibine dolu dolu bir alkış istiyorum.
çaresizlik ve değersizliği aynı kefeye koyan, aynı anlamı yüklemeyi başaran kafa sözlük moderasyon ekibine dolu dolu bir alkış istiyorum.
devamını gör...
işlenmiş gıda
yeri geldiginde hayat kurtariciligi yapsa da, genel olarak insan bunyesine faydadan cok zarari bulunan; katki maddelerinin gidalara eklenmesiyle genetiklerinin degismesine, canli vucudunda cesitli hastaliklara sebep olan tuketim urunu. mumkun oldugunca uzak durulmali.
devamını gör...
barış manço
"yaz dostum!
bir dünya ki haklı haksız karışmış. "
ülkemizde yetişen en büyük sanatçıların başında gelir. genel kültürü, aldığı müzik eğitimi, sadece ülkemizde değil farklı ülkelerde yer aldığı projeler ve elbette türk müziğine yaptığı katkılar ile yeri eşsizdir.
2 ocak 1943'te doğmuş ve türkiye'de barış ismini alan ilk insan olmuştur; yani bugün doğum günüdür.
iyi ki doğdun barış abi!
bir dünya ki haklı haksız karışmış. "
ülkemizde yetişen en büyük sanatçıların başında gelir. genel kültürü, aldığı müzik eğitimi, sadece ülkemizde değil farklı ülkelerde yer aldığı projeler ve elbette türk müziğine yaptığı katkılar ile yeri eşsizdir.
2 ocak 1943'te doğmuş ve türkiye'de barış ismini alan ilk insan olmuştur; yani bugün doğum günüdür.
iyi ki doğdun barış abi!
devamını gör...
günün sözü
zaten yalnızlığımızın sebebi, kitaplardaki kahramanları semtimizde bulamayışımız değil miydi ( sebahattin ali )
devamını gör...
zenith oteli
bir oscar coop-phane kitabıdır.
bu kitabın anlatıcısı nanou. o bir kaldırım fahişesi. eskort değil, telekız değil ya da bunlar gibi bir şey değil. tam olarak bir sokak fahişesi. başka bir isimle anılmaktan hoşlanmıyor, neyse o olmak istiyor. ve üzgünüm ama bu konuda çok ısrarcı.
benim ve muhtemelen okumaya başlayan çoğu insanın sandığı gibi kendi hayatını anlatmıyor anlatıcımız. bu işe nasıl ya da neden başladığını anlatmıyor. nasıl acılar çektiğini, bu yaşa gelene kadar başına neler geldiğini de anlatmıyor.
nanou bize, onunla sevişmek için para veren adamların hikayelerini anlatıyor. mobilet düşkünü olan ve 38 yaşında ailesinin bodrumunda yaşayan adamın hikayesinden, bir okulda denetmenlik yapan ve karısı şişman olmasına rağmen onu çok seven adamın hikayesine kadar. ölmek üzere olan köpeğinin acısını şimdiden duyan adamın hikayesinden, başarısız bir yazar ve büyük bir bonzai bahçesine sahip olan adamın hikayesine kadar.
hacimsiz ama çok güçlü bir kitap zenith oteli. bu pis ve bakımsız otelde, otelden çok daha kötü bir halde olan nanou’nun gözünden nanou’nun hikayesi.
bu kitabın anlatıcısı nanou. o bir kaldırım fahişesi. eskort değil, telekız değil ya da bunlar gibi bir şey değil. tam olarak bir sokak fahişesi. başka bir isimle anılmaktan hoşlanmıyor, neyse o olmak istiyor. ve üzgünüm ama bu konuda çok ısrarcı.
benim ve muhtemelen okumaya başlayan çoğu insanın sandığı gibi kendi hayatını anlatmıyor anlatıcımız. bu işe nasıl ya da neden başladığını anlatmıyor. nasıl acılar çektiğini, bu yaşa gelene kadar başına neler geldiğini de anlatmıyor.
nanou bize, onunla sevişmek için para veren adamların hikayelerini anlatıyor. mobilet düşkünü olan ve 38 yaşında ailesinin bodrumunda yaşayan adamın hikayesinden, bir okulda denetmenlik yapan ve karısı şişman olmasına rağmen onu çok seven adamın hikayesine kadar. ölmek üzere olan köpeğinin acısını şimdiden duyan adamın hikayesinden, başarısız bir yazar ve büyük bir bonzai bahçesine sahip olan adamın hikayesine kadar.
hacimsiz ama çok güçlü bir kitap zenith oteli. bu pis ve bakımsız otelde, otelden çok daha kötü bir halde olan nanou’nun gözünden nanou’nun hikayesi.
devamını gör...
babanın ölmesi
evinizin çatısının uçtuğunu düşünün.
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
azra kohen kitapları. hepsi abartıldığı kadar değildir, fıs kitaplardır net.
devamını gör...
pişi
bu sabah uyanir uyanmaz canımın feci çektiği, yağda kızartılmış hamur.
yine youtube da bin tane tarif aradım. hepsi mi maya ile yapılır bu tariflerin. nedense maya ile yapılan tarifler hep gözümü korkutur. dedim maya yerine kabartma tozuna aban whis.
süt yerine yoğurt kullanan da var. ama ben yine tarife sadık kalmayıp süt koyacağım. ortaya ne kadar değişik bir şey çıkabilir ki zaten?
edit: hastanelik olursam bu tanım düzeltilip, pişiye lanet edilecektir. malum şakayı da yapayım o zaman "pisi pisine ölüyorduk".
yine youtube da bin tane tarif aradım. hepsi mi maya ile yapılır bu tariflerin. nedense maya ile yapılan tarifler hep gözümü korkutur. dedim maya yerine kabartma tozuna aban whis.
süt yerine yoğurt kullanan da var. ama ben yine tarife sadık kalmayıp süt koyacağım. ortaya ne kadar değişik bir şey çıkabilir ki zaten?
edit: hastanelik olursam bu tanım düzeltilip, pişiye lanet edilecektir. malum şakayı da yapayım o zaman "pisi pisine ölüyorduk".
devamını gör...
insan neden okumalı sorunsalı
insan katiyen eğitilmez kategorisine girmemek için okumalı, okutmalı, öğrenmeli ve dahi öğretmelidir. insan düşününce insandır, nefes almak insan olmak için yetmemektedir.haddini bilmeyi öğrenmek için şarttır. aksi halde maalesef google mezunu olmamak elde değil. sonra bunlardan nasihat dinleriz. *
devamını gör...
ortaokulda alınan hotmail hesabı
avril lavigne, britney spears ve sınıfım olan 4-b yi harmanladığım msn hesabım. sınıfın ne alakası var hiç bir fikrim yok.
devamını gör...
kişinin kendine vereceği öğüt
ders çalış, ders çalış, ders çalış...
devamını gör...
seviştikten sonra o bireye saygının azalması
bunu mu demek istediniz: seviştikten sonra saygısı azalana saygısı azalmak
hazır olun; "troll başlıkta duyar kasacağım."
sevişilen kişinin insan olduğunu unutma yolunda atılmış büyük(!) adımların sonucu bunlar. karşınızdakini sizi doyuracak bir tabak yemek, sizi kurulayacak bir parça havlu, sizi neşelendirecek bir oyunun kodları gibi görmeyi bırakmamanın getirileri... yoksa götürüleri mi demeliydim?
her şeyi sevişmeye indirgeyen bir türe dönüşmek üzereyiz. hatta dönüştük belki de. sözlük başlıklarının çoğu bile sevişmek, ilişki kurmak, "düşürmek", "yürümek", "götürmek" üzerine. bundan daha da kötü olanı bunun normal olduğunu zannedenler. o eski aşklar, eski evlilikler neden öyle uzun sürüyordu? neden şimdi hemen hemen herkes gelip burada "kadınlar şuna değer vermez", "erkeklerin gözü şundan başkasını görmez" diye ağlıyor? çünkü tek derdimiz yatıp kalkmak oldu. "seks istemek doğaldır" dedik tamam da bir insandan istenen tek şeyin seks olması doğal falan değil.
başlık açan arkadaştan bağımsız olarak ikinci çoğul kişi zamiri kullanarak devam edeceğim:
bomboş ilişkiler kuruyorsunuz. bomboş şeyler arıyorsunuz insanlarda. günün sonunda bulduğunuz da boşluk oluyor sadece. daha çok kadın, daha çok erkek, daha çok seks, daha çok fiziksel tatmin... sonu var mı sanıyorsunuz? ya da bunu ömür boyu umursamadan yaşayabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? bir noktada, şu anda başkalarının görüp size de göstermeye çalıştığı ama sizin görmemek için kafanızı çevirdiğiniz o boşluğun bir tarafınızda patlamayacağını mı düşünüyorsunuz? o kadar büyük bir yanılgı içindesiniz ki bu yanılgıyı size kelimelerle anlatmaya çalışmak yerine, günü geldiğinde yaşayacağınız pişmanlıkla sizi baş başa bırakmak daha tatlı geliyor bana artık. iflah olmuyorsunuz ve laf dinlememekte ısrarcısınız çünkü.
devam edin böyle yaşamaya, durmayın! sevişince de saygınız bitsin o kişiye karşı olan. neden? duyguları vardı, sizinle olmak, sizi yaşamak istedi çünkü. hak etmiyor bu düşünce saygıyı falan. saygıyı hak eden, sizin "amacınıza" ulaşana kadar kırk takla atıp olmadığınız biri gibi davranarak, hatta belki onu sevdiğinizi söyleyerek çapkınlık adı altında yaptığınız omurgasızlık olmalı. evet, saygıyı hak eden biri varsa o da sevişene kadar her yalanı söyleyen sizsiniz. severek sevişenler ölsün, yaşasın sizin gibiler!
duyar mode: off
hazır olun; "troll başlıkta duyar kasacağım."
sevişilen kişinin insan olduğunu unutma yolunda atılmış büyük(!) adımların sonucu bunlar. karşınızdakini sizi doyuracak bir tabak yemek, sizi kurulayacak bir parça havlu, sizi neşelendirecek bir oyunun kodları gibi görmeyi bırakmamanın getirileri... yoksa götürüleri mi demeliydim?
her şeyi sevişmeye indirgeyen bir türe dönüşmek üzereyiz. hatta dönüştük belki de. sözlük başlıklarının çoğu bile sevişmek, ilişki kurmak, "düşürmek", "yürümek", "götürmek" üzerine. bundan daha da kötü olanı bunun normal olduğunu zannedenler. o eski aşklar, eski evlilikler neden öyle uzun sürüyordu? neden şimdi hemen hemen herkes gelip burada "kadınlar şuna değer vermez", "erkeklerin gözü şundan başkasını görmez" diye ağlıyor? çünkü tek derdimiz yatıp kalkmak oldu. "seks istemek doğaldır" dedik tamam da bir insandan istenen tek şeyin seks olması doğal falan değil.
başlık açan arkadaştan bağımsız olarak ikinci çoğul kişi zamiri kullanarak devam edeceğim:
bomboş ilişkiler kuruyorsunuz. bomboş şeyler arıyorsunuz insanlarda. günün sonunda bulduğunuz da boşluk oluyor sadece. daha çok kadın, daha çok erkek, daha çok seks, daha çok fiziksel tatmin... sonu var mı sanıyorsunuz? ya da bunu ömür boyu umursamadan yaşayabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? bir noktada, şu anda başkalarının görüp size de göstermeye çalıştığı ama sizin görmemek için kafanızı çevirdiğiniz o boşluğun bir tarafınızda patlamayacağını mı düşünüyorsunuz? o kadar büyük bir yanılgı içindesiniz ki bu yanılgıyı size kelimelerle anlatmaya çalışmak yerine, günü geldiğinde yaşayacağınız pişmanlıkla sizi baş başa bırakmak daha tatlı geliyor bana artık. iflah olmuyorsunuz ve laf dinlememekte ısrarcısınız çünkü.
devam edin böyle yaşamaya, durmayın! sevişince de saygınız bitsin o kişiye karşı olan. neden? duyguları vardı, sizinle olmak, sizi yaşamak istedi çünkü. hak etmiyor bu düşünce saygıyı falan. saygıyı hak eden, sizin "amacınıza" ulaşana kadar kırk takla atıp olmadığınız biri gibi davranarak, hatta belki onu sevdiğinizi söyleyerek çapkınlık adı altında yaptığınız omurgasızlık olmalı. evet, saygıyı hak eden biri varsa o da sevişene kadar her yalanı söyleyen sizsiniz. severek sevişenler ölsün, yaşasın sizin gibiler!
duyar mode: off
devamını gör...
bugünkü hava durumu
devamını gör...

